Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: alsancak
Sistem varsa…Sistem varsa…

Futbolda maçlar başladı. Sıra salon sporlarındaki heyecana gelecek… Futbolda olmayan “süper lig” temsilcilerimizin basketbol, voleybol ve hentbol de bulunması salonların daha da renkli geçmesini sağlayacak. Basketbol ve voleybolda “en üst ligde” şampiyonluk yaşayan Pınar Karşıyaka basketbol ile Arkas erkek voleybol takımları gibi “şampiyonluk sevinci” ile süper lige yükselen Göztepe erkek hentbol takımı bulundukları liglerde “İzmir’in nazar boncukları…” “Futbolla yatıp kalkan” İzmirlilerin “fanatik tutku”suna hayran kalmamak elde değil ancak, yaşadıkları kentin değerlerine de sahip çıkmaları çok ama çok önemli… Karşıyaka, Göztepe, Altınordu, Altay, İzmirspor, Yeşilova, Ülküspor gibi “Türk Spor Tarihi”ne çeşitli spor branşlarıyla damgasını vuran ve başarılarının izleri asla silinmeyecek kadar derinliklerde olan bu kulüplerimize acaba yeteri kadar maddi manevi destek olabiliyor muyuz? Zaman zaman bu kulüplerimizi iş dünyasında basamak yapan ve bir yerlere gelince de geçmişini unutanlar… Bazı sebeplerden başkanlığını üstlendiği kulüpteki görevini bıraktıktan sonra bırakın semtine uğramayı, adına bile ağzına almayan kişilerin sevgisi “kulüp aşkı?” mı, yoksa “ballı bir duygusallık” mı? Futbolla yatıp, futbolla kalkıyoruz ama, stadımız yok!.. Olsa bile seyirci yok… En üst liglerin en büyük geliri olan forma reklamı yok… Kalıcı gelirler yok… Sistem yok… Yok oğlu yok!.. Sistem nerede var? Mehmet Özkan’ın futbol şubesini alarak AŞ yapmasıyla Altınordu’da başladı… Taşlar yavaş yavaş değil, birden yerine oturdu. Sebebi de Mehmet Özkan’ın yedi/yirmidört AŞ’ye, daha doğrusu parasına sahip çıkmasıyla oluştu… “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var” sözü tam Özkan için. Gerçekten işini iyi yapıyor. Altınordu bugünkü tablosunu değiştirmediği an, çok kısa zamanda “Ege futbolu” üst ve alt yapılarında “Bir Numara” olur. Göztepe AŞ olduktan sonra yaşadığı çalkantılı dönemlerin ardından 3. Kez el değiştirdikten sonra camia-profesyoneller işbirliği ile bir sistem oluşturmaya başladı. Bu da kısmen başarıyı getirdi. Özellikle de taraftarın sesine kulak veren AŞ yönetimi, hentbolde, yelkende başarının zirvesine doğru hızla yol aldı… Gelelim diğer kulüplerimize… Aynı güzelliklerden söz edebilecek miyiz? Karşıyaka’da basketbolun renkleri doruğa ulaştı… “Basketbol diye yazılır, Karşıyaka diye okunur” sözü boşuna söylenmiyor… Basketbolun başarısındaki en büyük etken “sistem.” Bunu da yaratan sponsor Yaşar Holding… Şube yönetimleri de sisteme akıllarını ekleyince, zafer kaçınılmaz oldu… Üstteki başarı altta kadar indi mi? Ne yazık ki hayır!.. Demek “sistemin önemli parçası” olması için oraya da el atmak gerekli. Arkas’ın İzmir voleyboluna getirdiği şaşaadan ne kadar söz etsek azdır. Arkas Ailesinin fertlerinin holdinglerinin parçası gibi görüp, şirketi gibi yönetince şampiyonluk peş peşe geldi. Alt yapılar da keza aynı şekilde… Sadece erkek değil, bayan voleybolu da başarıyı yakaladı… Tesislerin yanında yüzme, yelken işin kaymağıydı!.. Geride bıraktığımız yıl, İzmir’e gelen şampiyonluklar futbolda Göztepe ve Konak Belediyespor (bayan) basketbolda Pınar Karşıyaka, voleybolda Arkas, BAL, hentbolde Göztepe, ragbide Bostanlıspor, sutopunda Esti, Tekerlekli Sandalye Basketbolda Buca Belediyespor, Amputede İzmir Büyükşehir Belediyespor takımlarıyla geldi… Okçuluk, judo, tekvando başta olmak üzere de pek çok amatör branşta bireysel şampiyonluklar İzmir’i taçlandırdı. Futbola dönecek olursak, tek derdimiz stat olmasa da en büyük dert bu… Atatürk Stadı, Alsancak Stadı tadilata girdi!.. Durdular, durdular tam ligler başlayacak adeta “Yangından mal kaçırır gibi” yıkıma,yapıma başladılar… İnşallah bitince eskisini mumla aramayız! Daha derinliklere girip de, öküz altında buzağı aramanın sırası değil şimdi… Bizim derdimiz, İzmir Sporu, Ege Sporu… Her şeyin güzelliklerle olmasını ve başköşeye de; “fair play tablosu”nun asılmasını arzuluyoruz. Spor güzel… Ama nasıl? “Dostluk, arkadaşlık, sevgi, saygı ve barış” olunca!.. Maç başlar ve biter… Ama dostluklar ömür boyu sürer… İşte bunu sağlamalıyız!..

Şehrimde yabancıyım...Şehrimde yabancıyım...

Abartmıyorum. Kızgınlık, öfke duygularıma yenik düşüp, içimdeki isyanı dışa vurmuyorum. İçten, yalın, net şekilde… Şehrim İzmir’i artık tanıyamaz hale geldiğimi ikrar ediyorum. Yani… Saklamayarak söylüyorum. *** Şehrin merkezini turlayan fani olarak ifade ediyorum ki… İzmir eskisi gibi değil. Endişe, karmaşa, panik yumak olmuş.. Tedirginlik bazı semtlerin üzerine çökmüş. Basmane, Kadifekale, Kemeraltı ve Alsancak… Çoğu kişilerde aynı düşünce: “ Başımıza neler gelecek? *** Gün geçmiyor ki… Şehrin bir noktasında… Bomba ihbarı yapılmasın… Canlı bomba dolaşıyor dedikodusu yayılmasın… Gazete, tv’lerde “ Bomba paniği yaşandı” haberi olmasın. *** Merak ettim. Hepimizin akıl hocası, hafızamızın dörtte üçü Google kutusuna başvurdum. “ İzmir Bomba 2015” diye yazdım. 2 milyon 20 bin sonuç aldım. Dün akşamdan başlamak üzere, geriye dönük yılın ilk gününe kadar. İnanmayan yazar dener, bakar, görür. *** Çarşıda, adliyede, karakolda, kahvehanede, otobüste, meydanda ve hatta camide… Mutlaka cana, mala kast edecek bir bomba söylentisi var. Alo polis 155’e soracağım. Bu kez yorgun kafama yeni işler çıkaracağım. *** Tarihi Basmane Garı önünde durun… Bakın sağınıza, solunuza… Yerde yatan binlerce kadın, çocuk. Saçılmış çantalar… Rastgele atılmış su şişeleri, ekmek parçaları. *** Yürüyün denize doğru… Sakallı, terlikli lisanını çözemediğim insan grupları. Şaşkın bakışlarla, telaşla hedefsiz yürüyor. Çoğunun elinde paket, torba veya sırtında basit çanta. Acaba hangisi canlı bomba? *** Kemeraltı’nın ara sokaklarına dalın. Boş, terk edilmiş eski yapıların önleri tutulmuş... Karanlık çökünce içeri doluşacaklar. Esnaf sinirine dizgin vurmuş vaziyette. Bir sivri akıllı, “Canlı bomba dolaşıyormuş” kafalamasını yapıyor… Herkes inanıyor. Çarşının o bölgesi bir anda boşalıyor. Polis ne yapsın? İzin yok, istirahat yok, evine hasret. Huzurunu soran da yok! *** O güzelim Konak Meydanı. Mülteciler ağaçların altını yayılmışlar. Yolda tanıdık arıyorsunuz… Bulamıyorsunuz. Dil ayrı, tip ayrı, kültür ayrı. *** Düşünüyorum… Meydandaki Vilayet Konağı’nın penceresinden, şehrimin valisi hiç bakıyor mu? Şehrinde yabancılaşan benim duygularımı paylaşıyor mu? Yoksa… Tayinini mi bekliyor… Emekliliğini mi düşünüyor? *** En büyük mülki amir valim bir gün gidecek. Ben kalacağım. Şehrimin yabancısı olmaktan… Beni kim kurtaracak?

İGC Onursal Başkanı İsmail Sivri ölümünün 8. yılında anıldıİGC Onursal Başkanı İsmail Sivri ölümünün 8. yılında anıldı

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne 14 yıl başkan olarak hizmet veren Türkiye Gazeteciler Federasyonu Kurucu Başkanı ve İGC Onursal Başkanı, gazeteci-yazar İsmail Sivri, ölümünün 8’nci yılında Alsancak'taki heykeli başında meslektaşları, dostları ve ailesi tarafından anıldı. İsmail Sivri’nin heykeli başında gerçekleştirilen anma törenine, İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Misket Dikmen, İGC Başkan Yardımcısı Murat Attila, Genel Sekreter Fahrettin Dokak, Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Gürel, Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Yılmaz, İGC eski Başkanı Atila Sertel, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dim, Anadolu Spor Gazetecileri Derneği (ASGD) Genel Başkanı İbrahim Erdoğan, Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Halil Hüner, İzmir Sevenleri Platformu Başkanı Sancar Maruflu, İzmir 68'liler Platformu Başkanı Okan Yüksel, Gazeteci Erdal İzgi, İsmail Sivri’nin kızı Hikmet Gökmen, oğlu Talat Sivri, gazeteci dostları ve sevenleri katıldı. "ÖĞRETMEN GİBİYDİ" Törende konuşan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen, İsmail Sivri'nin hep iyiliklerle, tebessümle hatırlanacak bir isim olduğunu belirterek, "Yaşamı boyunca hep bir öğretmen gibiydi. Büyük küçük herkes ondan çok şey öğrenirdi. Yaşamını yitirdikten sonra 8 yıllık süreçte Cemiyet olarak adını yaşatmak için çalışmalar yaptık. İsmail Sivri Çocuk Öyküleri yarışmamız, İzmir'den çıkarak tüm Türkiye'ye maloldu. Onu her zaman saygı ve minnetle anacağız" dedi. "DOĞRULUK TİMSALİ" Daha sonra söz alan İGC eski Başkanı Atila Sertel de, Cemiyet'e uzun yıllar hizmet veren İsmail Sivri'nin Federasyon kurulurken de büyük fedekarlıklar yaptığını söyledi. Dönemlerin ve koltukların geçici olduğunu belirten Sertel, "İsmail abi o koltukları yücelten bir insandı. Doğruluk timsali örnek bir isimdi. Şikayetçiler, ihbarcılar her zaman kötü anılırlar ve silinip giderler ancak İsmail Sivri gibi doğruluğun, dürüstlüğün, namusluluğun timsali olanlar öldükten sonra da yaşarlar. Her zaman iyilik ve güzelliklerle anılırlar" diye konuştu. Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şubesi Başkanı Halil Hüner de, İsmail Sivri'nin İzmirli gazeteciler için "sevgi tutkalı" olduğunu söyledi. Törende, İsmail Sivri'nin arkadaşı Şevki Figen, kızı Hikmet Gökmen, TGF Genel Başkan Yardımcısı ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Ali Dim, ASGD Genel Başkanı İbrahim Erdoğan, İzmir'i Sevenler Platformu Başkanı Sancar Maruflu, Gazeteci-Yazar Erdal İzgi, İzmir 68'liler Platformu Başkanı Okan Yüksel ve Gözlem Gazetesi Kurucu Başkanı Çetin Gürel de söz alarak duygularını paylaştı. Konuşmaların ardından İsmail Sivri’nin heykeline kırmızı karanfil bırakıldı.

Karşıyaka Şövalyesi: Erol Baş...Karşıyaka Şövalyesi: Erol Baş...

45 yıl önce..4 Nisandır..Pazar'dır.. Alsancak Stadı'nın kömür tozu karışımlı zemininde, Teknik Direktör Arif Dökel’in Karşıyaka’sı 1-0 Adanaspor’u yenmiş, şampiyonluk turu atmaktadır. Protokol Tribünü’nde Başkan Ali Ulvi Kiremitçiler’İn sevinç gözyaşları sel olmuştur. Kaptanlık pazubendini takan Erol Baş, yanında kaleciler Ekrem(Güçsav) ve Erden, Bedri, Erdinç, Saim, Gode Cengiz, Günay, K.Atilla, K.Uğur, Burhan, Ceyhan, B.Uğur, Tevfik ile.. Menacer Bodoz Süleyman santrada diz çökmüş, ellerini göğe kaldırmıştır. Stat; ''KafSinKaf..KafSinKaf'' diye inlemektedir. Yeşil-Kırmızılı tribünler coşmuştur bir kere.. O gün Alsancak İskelesi'nden ''Efes'' Vapuru, şampiyonluk düdükleriyle yol almıştır Karşıyaka'ya... Kaptan ve Yol Arkadaşları, omuzlarda iskeleden İstasyon’a kadar taşınmıştır. Gazetelerin başlıkları; ertesi gün ‘’Vapur Döndü!’’ diye atılmıştır… xxx Okan Yüksel Usta; ''Bin Yıllık Dostu'' Erol Baş'ı şöyle dillendirir: ''Yeşil dalında kırmızı güldü O..Yüreğime yerleştirdiklerimden. Sadece Karşıyaka'da doğduğu için Karşıyakalı değildir Erol Baş, dağların ve nehirlerin türküsünü söyleyen bir Karşıyakalı gibi Karşıyakalı'dır. Erol Baş görünümüyle, düşünsel yapısıyla, mert kişiliğiyle hala bir delikanlı, bir şövalye gibidir. 1955'te Asım Ligi'nde 4 yıl şampiyon olan Aksoy takımında başlayan Erol Baş'ın futbol öyküsü, Cevat Gök ve Osman Aydemir'in ileri görüşlülüğüyle, ölümüne aşık olduğu yeşil- kırmızılı renkleri kuşandığında, 'Yıldız türküleri, yıldızdan türküler' söylediği gibi zirvelere ulaşmıştır. 9 yılı kaptanlık olmak üzere, 15 yıl formayı kuşanan Erol Baş'ın yaşamında, bir türkünün kekiğinde tütmüştür Karşıyaka sevdası...'' xxx O günlerin gazetelerinde; ''5'' numarayı giyen Kaptan Erol’a; Beşiktaş, Galatasaray ve Göztepe'ce yapılan transfer teklifleri yer almıştır. Erol Baş’ın ‘’Sevdası Terketmemiştir’’ KafKaf’ı… Futbolu bıraktıktan sonra çok sevdiği kulübüne; kah menacer, kah transfer komitesi başkanı, genel kaptan olarak her kademede hizmet vermiştir. xxx Karşıyaka..Kordelio.. ''Halikarnas Balıkçısı''nın manevi oğlu Prof.Şadan Gökovalı'ya göre İzmir'in en ''şakrak'' köşelerinden.. Erdoğan Çokduru'nun ''Bitkilerin Aşkı''na da konu olmuş Karşıyaka: ''Güzelyalı'dan bir okaliptüs/ Bir palmiyeye vurulmuş Karşıyaka'dan/ Gelgelelim arada koskoca deniz/ Ah palmiye, ah okaliptüs.'' Karşıyaka'nın da Milli Mücadelede kafa tutanların futbol takımı KafSinKaf.. 103 yıllık armasında Mustafa Kemal'in talimatıyla Ay-Yıldız taşıyan armada! O armadanın da kupalar kaldıran, zafer şarkıları söyleyen ‘’Mitolojiden Fırlamış Yakışıklısı’’ Erol Baş. Bir Güzel Adam… Usta'nın ''Karşıyaka Şövalyesi''! Yeşil-Kırmızı ile ‘’göğe mızraklarla’’ saldırdığı Ahmet Tuna, Gode, Moto Özcan, Suat Gürbüzer gibi.. 10 yıl önce; ‘’Ölüm son söz değildir’’ deyip ‘’ belki de yorgunluk gidermeye’’ gitti!.. xxx Seni Ozan Gazeteci Erdal İrfan​'ın ''Mavi'' şiiri ile -ayağa kalkarak-selamlıyorum Kaptan!: Gece mavi. Türküler mavi, Gözlerin mavi, Ben maviye düşmüş bir mülteci... Masmavi bir gecede Mavi türkülerin Masmavi ezgilerinde,

Atatürk Stadı bakımda, çim ihalesi de yapıldı...Atatürk Stadı bakımda, çim ihalesi de yapıldı...

1971'de Akdeniz Oyunları için inşa edilen İzmir Atatürk Stadı'nda yenileme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Tarihi statta çalışmalar tüm hızıyla devam ederken, yetkililer stadın yeni sezona yetişeceğini açıkladı. 51 bin 295 kişilik kapasitesiyle Türkiye'nin en büyük üçüncü stadyumu konumundaki emektar stat, yenileme çalışmaları için 2009 yılından bu yana ödenek beklerken, İzmir takımlarının maçlarını oynayacak stat bulamaması nedeniyle 2014-2015 sezonu sonunda tadilat başladı. Geçtiğimiz yıllarda özellikle yağmurlu ve fırtınalı havalarda kapalı tribünün çatısından kopan ahşap parçaların tribüne düşmeye başlaması büyük tepki uyandırmış bu da İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nü harekete geçirmişti. En son Universiade 2005 oyunları için tadilattan geçirilen dev stadyum, Alsancak Stadı'nın da kapalı olması nedeniyle İzmir takımlarının mecburi tercihi konumunda. Bu nedenle yıpranan zemin, komple değişecek. Kapalı tribünün çatısı ise baştan aşağı değişecek. Çürüyen ahşap çatının söküm işlemi devam ederken, çelik konstrüksiyon kullanılarak yeni çatı yapılacak ve bu çatı kapalı tribünün üzerini tamamen örtecek. İzmir Atatürk Stadı'nın en büyük sorunlarından biri olan aydınlatma sistemi de yenilenecek. Bu doğrultuda, eskiyen ve işlevini yerine getiremez hale gelen aydınlatmalar yenileriyle değiştirilecek. Stadın inşa edildiği zamandan beri el değmeyen skorbordu da değişecek. Basın mensuplarının daha rahat görev yapabilmeleri için revizyon edilecek olan basın tribününün yanı sıra takım otobüslerinin yanaştığı sporcu girişlerinin üzeri de kapandı. Rakip takım taraftarlarının sporculara ve takım otobüslerine herhangi bir zarar vermelerini önlemek amacıyla yapılan çalışmada, sporcu girişlerine üzeri kapalı otobüs park alanı oluşturuldu. Çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini söyleyen yetkililer, stadın yeni sezona yetiştirileceğini kaydetti. İzmir Atatürk Stadı'nın zemin ihalesi yapıldı. Çim zemini tümüyle değiştirecek ihaleyi İzmirli Ege Peyzaj firması kazandı. Gençlik Hizmetleri ve Spor Genel Müdürlüğü'yle firma arasında imzalanan protokol doğrultusunda iş teslimi, önümüzdeki hafta yapılacak ve çalışmalar hemen başlayacak. Kış aylarında balçık tarlasına dönen zemin tamamen kaldırılacak, drenaj sistemi de değişecek. Kapalı tribün çatısındaki yenileme çalışmalarının sürdüğü dev tesis eylül ayının sonlarına doğru hazır duruma gelecek. Öte yandan depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yaklaşık 1 yıldır kapalı olan ve yenileneceği açıklanan Alsancak Stadı'nın yıkım ihalesi de tekrarlanacak

Alsancak Stadı kaderine terk edildi...Alsancak Stadı kaderine terk edildi...

1959 yılında Türkiye 1. Ligi, şimdilerin Süper Ligi’nde ilk maça ev sahipliği yapan Alsancak Stadı, adeta kaderine terk edildi. Yetkililerin 2015-2016 futbol sezonuna yetişeceği yönünde açıklamalar yaptığı tarihi stat için herhangi bir somut adım atılmadı. 21 Şubat 1959’da İzmirspor’un Beykoz 1908’i konuk ettiği karşılaşmayla Süper Lig’in ilk resmi maçının oynandığı, aynı maçın 11. dakikasında İzmirspor forması giyen Özcan Altuğ’un ilk resmi golü ağlara gönderdiği İzmir Alsancak Stadı mazisini arıyor. 6 Ağustos 2014’te yapılan depreme dayanıklılık testinde, olumsuz sonuç çıkması nedeniyle 20 Ağustos 2014 tarihinde alınan kararla kapatılan tarihi stat için 2015 yılının Mart ayında Gençlik Hizmetleri ve Spor Genel Müdürlüğü'ne talimat gönderen Gençlik ve Spor Bakanlığı, yıkım işlemlerinin başlamasını istemişti. Yıkımın ardından yeni projenin inşasına başlanacağı ve Alsancak Stadı’nın yeni haliyle 2015-2016 futbol sezonuna yetiştirileceği bildirilirken, o günden sonra tarihi stadın yüzüne bakan olmadı. İzmir Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Ali Osman Tatlısu, 2015 yılının Nisan ayında yaptığı açıklamada, stadın yıkımına başlanacağını ve tesisin 2015-2016 sezonun ikinci yarısında maçların tekrardan oynanmasına uygun hale geleceğini söylemesine rağmen, yenileme çalışması için herhangi bir adım atılmadı. 23 Mayıs 1976'da, Trabzonspor’un Anadolu’nun ilk şampiyonu olarak çıktığı Alsancak Stadı hakkında açıklama yapmaktan kaçınan Tatlısu, gerekçe olarak ise Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın herhangi bir röportaj için kendisine izin vermediğini söyledi.

Taçlanan esintiler…Taçlanan esintiler…

Çılgın yakıcı ve terletici temmuz sıcakları nihayet başladı. Temmuz sıcaklarına rağmen; fakirin, fukaranın ve mağdurların; İzmirli hayırseverler tarafından sevindirildiği, bereketli ve hayırlı bir Ramazan ayı geçiriyoruz. Sayılı günler çabucak geçiyor. Bugün Ramazanın 18’nci günü. Kaldı geriye 11 gün. İzmir’den tüm Batı Anadolu’ya yayılmış yüzyılları aşan yardımlaşma ve dayanışma kültürümüz sayesinde hali vakti yerinde olan Müslüman Hemşerilerimiz, hiçbir ayırım yapmadan hemşerilerini kollayarak kutsal vecibelerini yerine getiriyorlar. Fitre ve zekâtlarını ve gönül zenginlilerinden çıkan müstesna katkılarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorlar. İzmir’imizin ayrıcalıklı bir kent olduğunu, bazılarının iddialarının aksine, “insanlarının ilim ve irfan kalitesi anlamında öncü ve önder özelliklere sahip olduklarını” değişik vesilelerle görüp yaşıyorum ve çok mutlu oluyorum. Benim de 45 yıldır yönetiminde olduğum, İzmir’in 68 yıllık ecdat yadigarı hayır ve hizmet kurumu; İZFAK kısa adıyla anılan İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneğimizin “67’nci geleneksel mevlidi şerifi” de mükemmel şekilde gerçekleşti. İzfak’ın Atatürk ve cumhuriyet değerleri olan arkadaşları için, İzmir’in valileri, belediye başkanları, komutanları, kent yöneticileri, İzfak’ın kurucularının, başkanlarının, yöneticilerinin ve bağışçılarının ruhları için her yıl ramazan ayında okuttuğumuz Mevlid, geleneksel olarak 67 yıldır, her Ramazan’ın 3’ncü Cuma Günlerinde okutturuluyor. 3 Temmuz Cuma günü Alsancak 1479 sokak No:8 TEV İş Merkezi’nde ki İZFAK Mazhar Zorlu Salonu’nda İzmirli İlahiyat Duayeni, Başimam, Hacı Hafız Lütfü Görmez Hocamızın yönetiminde bu yıl Kazım Hocamızın da katılımıyla renklenen mevlüdümüz bu yılda yoğun ilgi gördü. 68 yıldan beri fakir, fukara ve mağdurlara hizmette bulunan İzmir’in en ciddi fakir, fukara dostu, hayır ve hizmet kurumlarından olan İzfak, Ramazan’ın ilk günü başlattığı yardımlarını 1600 Aileye ulaştırdı. Bağış ve yardımlar yapıldıkça dağıtımlar da sürdürülüyor. Sürdürülecek. Bayram öncesi 14 Temmuz’da yapılacak yardımlarla 3000 Aileyi aşacağımızı umuyorum. Ramazan aylarında fitre adı verilen yardımı kendisini ve ailesini geçindirebilen her müslüman yapmalıdır. Öğrenmek isteyenleri bilgilendiriyorum. 2015 yılının Fitre miktarı, diyanet işleri yönetimi tarafından kişi başına en az 11.50 TL olarak belirlenmiştir. 4 kişilik bir Ailenin 50 Lira vermesi yeterlidir. Yılda bir kez verilmesi takdir edilmiş fitrelerin kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayabilen herkesçe verilmesi gereklidir. İsteyenler daha fazlasını verebilirler. Fitrenizin ödenmesi konusuyla ilgili daha ayrıntılı bilgileri Derneğimiz İZFAK’ın; 0232 464 35 75 ile 0530 513 42 64 no lu telefonlarını arayarak öğrenebilir ve sorununuzu çözebilirsiniz. SİVAS UTANÇ KATLİAMINI UNUTMADIK. 20’nci HASRET YILINDA AZİZ NESİN’i ANIYORUZ…. Temmuz ayı da İzmir ve İzmirliler için oldukça hareketli bir aydır. Temmuz ayında ülkenin çeşitli kentlerinde ve İzmir’de yaşanmış acılarımız çoktur. 2 Temmuz’da Sivas’da yaşanılan Madımak utanç katliamını nasıl unutabiliriz? 22 yıl önce yanan Sivas’ın ateşi hala sönmedi. Katliamcılar serbest geziyorlar. Yargılanmadılar. Madımak’ın utanç müzesi yapılmasını bekliyoruz. 22 yıl önce Sivas Madımak Katliamından kurtarılan Dünyaca ünlü mizah yazarımız ve düşün adamımız Aziz Nesin’i ise bu utanç katliamından 2 yıl sonra, 5 Temmuz’u 6 Temmuz’a bağlayan sabaha karşı 1995 yılında Çeşme Alaçatı’da Merhum Başkanımız Ahmet Piriştina’nın evinde yitirmiştik. Evet tam 20 yıl oldu. Enternasyonal Yazarımız Aziz Nesin’i 20’nci ölüm yıldönümünde rahmetle anıyorum. KARŞIYAKA DELİKANLISI, ’YI ANIYORUZ… 7 yıl önce 6 Temmuz 2008 günü yitirdiğimiz, “Karşıyaka Delikanlısı” olarak tanıdığımız, EGE BÖLGESİ SANAYİ ODASI’nın en başarılı Başkanlarından, İZMİR ATATÜRK ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ’nin kurucusu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapmış, İzmir Milletvekili olmuş, EGE SERBEST BÖLGESİ – ESBAŞ’a önemli hizmetler vermiş, KSK’li Basketbol Yıldızımız ve Yöneticimiz Ersin Faralyalı’yı 7 yıl önce bir 6 Temmuz’da İstanbul’da tedavi edilmekte olduğu hastanede mendebur kanser yüzünden yitirmiştik. Ersin Faralyalı’nın kabrini 6 Temmuz Pazartesi günü Saat: 16.00’da ziyaret edeceğiz. MAGANDA CİNAYETLERİNİ, 12 YIL ÖNCE YENİ FOÇA’DA YİTİRDİĞİMİZ, ’UN ŞAHSINDA PROTESTO EDİYORUZ… 12 yıl önce 2003’ün 7 Temmuzunda ise, Yeni Foça’da bir maganda cinayeti işlendi. İskoçya’lı Baba’dan olma, Karşıyaka’lı Özlem Eşsizhan’dan doğma 2,5 yaşında ki Ali Star Gramasson aralarında didişen magandalardan birisinin kurşunlarının hedefi oldu. Belki küçük Ali Star’ı yitirdik. Çok Üzüldük.Ancak; EŞSİZHAN AİLESİNİN öncülüğünde Türkiye genelinde; MAGANDA KÜLTÜRÜNE ve BİREYSEL SİLAHLANMAYA karşı çok başarılı bir mücadele başlatıldı. Adalet Bakanlığı kayıtlarına göre bireysel silahlanmada “Yüzde 51” azalma, Maganda kurşunu ile ölümlerde ise “Yüzde 78” azalma sağlandı. Küçük Ali Star’ı hasretle, rahmetle anıyoruz. Herkesi; 17 Eylül 2015 Perşembe günü, İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda düzenleyeceğimiz 12’nci BİREYSEL SİLAHLANMAYA TEPKİ GÜNÜNDE buluşmaya çağırıyoruz. ERGUN GÖKSAN ile ATALAY NOYANER’i ANIYORUZ… 20 yıl önce 10 Temmuz 1995 günü İzmir’de yitirdiğimiz, Türk ve İzmir turizminin öncü, önder ve lider isimlerinden, İzmir’de İletişim- Halkla İlişkiler ve Gazetecilik eğitimini ilk kez başlatmış değerlerimizden, Doç. Dr. Ergun Göksan Hocamızı hasret, sevgi ve rahmetle Anıyoruz. 5 yıl önce 11 Temmuz 2000 tarihinde de İzmir’de modern müzikhol ve gazino kültürünün öncülerinden, fuar ve Kültürpark Sevdalısı, canım Arkadaşım Atalay Noyaner’i kaybetmiştik. Atalay Noyaner’i, Perşembe günü Narlıdere sırtlarından İzmir’i ve İzmir’lileri seyrettiği kabrinin başında, ziyaret ederek anacağız. 93’NCÜ YILDÖNÜMÜNDE, KUTLARKEN, ALPARSLAN IŞIKLI HOCAMIZI DA ANACAĞIZ… 24 Temmuz Cuma günü ise Lozan Barış Antlaşması’nın 92’nci yıldönümünü, Saat: 11.30’da “İzmir Dr. Behçet Uz Kültürparkı”nda ki, Lozan Kapısı iç girişindeki “Atatürk İnönü Lozan Anıt Heykeli”nin önünde görkemli ve geniş katılımlı bir törenle anarak, kutlayacağız. Her 24 Temmuz’larda düzenlediğimiz etkinlikte, “Atatürk’e, İsmet İnönü’ye ve Lozan Delegasyonuna” da teşekkür edilecek. Saygı Duruşunun ardından hep birlikte istiklal Marşımızı okuyacağız. Temsilci Kurumlar da konuşmalarını yapacaklar. Törene herkes sadece Türk Bayrağı ile katılabilecek. 2 yıl önce 13 Temmuz 2013 günü Prof. Dr. Alparslan Işıklı’yı Seferihisar’da geçirdiği bir kalp kirizi sonunda 73 yaşında kaybetmiştik… Soyadı olan “Işıklı” sözcüğü gibi yaşamı süresince Vatanına ve Türk Halkına Bilim Işıltıları saçmış, çok değerli bir Atatürk Cumhuriyetçisi olan Prof. Dr. Alparslan Işıklı Hocamızı rahmetle anıyoruz. Seferihisar’da ki Yazlık evinin olduğu Site’de girdiği denizde tansiyon düşmesinin neden olduğu kalp krizi sonunda kaybetmenin acısını yaşamıştık. ALPASLAN IŞIKLI HOCAMIZI da 24 Temmuz Lozan Antlaşması Töreni esnasında anacağız. ALİ FUAT İÇSEL ÜSTADIMIZA SAYGILARIMIZ SUNUYORUZ… 26 Temmuz Pazar günü de İzmir’in en başarılı ve çok yönlü sanat ve cemiyet adamlarından, Tercüman-Rehber, Ressam, Yazar ve şair Ali Fuat İçsel’i Ailesi ve Sevenleriyle birlikte, adını taşıyan parkta bir araya gelip anacağız. İZMİR GAZİ HEYKELİ 83 YAŞINDA…. İzmir’imizin simge ve sembol yapıtlarının en başında gelen ve Atatürk’ün yapılanlar içinde en çok beğendiğini ve en anlamlısı olduğunu sık sık ifade ettiği İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda ki Gazi Heykeli’nin ise 83’nci yıldönümünü de 27 Temmuz Pazartesi günü kutlayacağız. Gazi Heykeli’nin açılışının yapıldığı 27 Temmuz 1932 tarihi aynı zamanda İzmir’de ilk planlı şehircilik atılımının da başlatıldığı günün yıldönümüdür. İzmir’de o günlerin Belediye Başkanı Dr. Behçet Uz’dur. İzmir’i külleriyle ele alıp yeniden yaratan Dr. Behçet Uz, Gazi Heykeli ile birlikte İzmir’e ilk çağdaş ve modern şehircilik planlamasını da getirtip, başlatmıştır. İzmir’e sayısız güzellikler kazandırmış Dr. Behçet Uz’u ve İzmir Gazi Heykeli’nin yapımcısı İtalyan Heykeltraş Pietro Connenico’yu rahmet ve sevgiyle yad ediyoruz. 21 Temmuz Salı günü 10’ncu ölüm yıldönümünde, Karşıyaka’nın K.S.K.’de oynamış ve “efsane” sözcüğünü hak etmiş 2 futbol yıldızı olan “Koca Kaptan Erol Baş” ile “Suat Gürbüzer”i, Karşıyaka Soğukkuyu’da ki kabirlerinin başında ilgililerin ve sporcu arkadaşlarının katılımlarıyla anmanın onurunu ve gururunu yaşayacağız. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bostanlıspor Aikido Okulu açılıyor…Bostanlıspor Aikido Okulu açılıyor…

Bostanlıspor’un “spor okulları projesi” kapsamında yer alan Aikido Spor Okulu 1 Temmuz’da başlayacak. Aikido 4. Dan antrenör Tolga Akyel ve 2. Dan antrenör Hüsniye Akyel yönetiminde Bostanlıspor Gode Cengiz Spor Tesislerinde pazartesi ve Çarşamba günleri saat 10.00-11.00, 15.00-16.00, Alsancak İzmir AES Tesislerinde de Salı, Perşembe günleri saat 10.00-11.00 ve 15.00-16.00 arası yapılacak olan “Bostanlıspor Aikido Spor Okulu” çalışmalarına kayıtların devam ettiğini ve ayrıntılı bilgiyi 0-544-7351912 numaralı telefondan alabileceklerini ifade eden Bostanlıspor Spor Okulları Koordinatörü Ümit Şenuyar, “10 spor branşında açtığpımız spor okullarımız tamamen alt yapıya yönelik eğitinm faaliyeti vermektedir. Temel spor eğitimi, spor ahlakı ve fair playin ön planda tutulduğu spor okullarımızın en yenisi olan Japon savaş savunma ve zihin sporu olan aikidoyu tüm yaş gruplarına öneriyoruz. 7 yaşından başlayarak 77 yaşına kadar herkesin bu sporu yapabileceğini ifade etmek istiyorum. Bostanlıspor olarak yaş grupları ve yetişkinler olarak gruplar halinde yapacağımız eğitim çalışmalarına herkesi bekliyoruz” dedi. Şenuyar, ailelerin de bu sporu yapabileceğini belirterek, şöyle dedi: “Baba, anne, çocuklar hep birlikte aikido sporu yapabilirler. Spor Okullarımızın yanı sıra gece eğitimi de verebileceğiz. Önemli olan spor yapabilmek. Başlangıç bitirmenin yarısıdır. Herkesi geleceğin doğru adresi olarak yorumlanan Bostanlıspor’a spor yapmaya bekliyoruz.”

İzmir kadını kafaya koydu mu yapar!İzmir kadını kafaya koydu mu yapar!

Havası, suyu, toprağından mıdır bilinmez… İzmir kadını farklıdır. “ Ne kadar kaldı?” diye sorgulamayın… İzmir’de doğmak değil… Baskın olan İzmir’de kadın olmak hissidir. *** İzmirli kadın her şeyden önce… Özgürdür. Özgüveni ruhundadır. Onun için çift ayağı üzerine sağlam basar. Tire’de güneşin altında pamuk çapalayan… Menemen’de yol kenarında çömlek satan… Dikili’nin dağ köyünde keçi sağan… Kemalpaşa’da kiraz toplayan… Karaburun’da balık ağı çeken… Alsancak’ta bayrak sallayan… İzmir kadını, cumhuriyetin aydınlık simgesidir. *** Başları diktir. Kendinden emin, hafif sallantılı, alımlı yürüyüşüyle dik duruşunu süsler. Çözümcü akıl verir, dosttur sırtınızı sıvazlar, yeri geldi mi erkeklerle zeybek oynar. Yaptı mı, hepsini tam yapar. Kızdı mı, voltaları attı mı, bir efe gibi dayılanır. Lafını esirgemez. Küfür etmez, hakarette bulunmaz. Sözü gediğine, adamın yüreğine oturtur. Bu yüzden İzmirli kadın dendi mi, herkes şöyle bir durur. *** Hayat gibi akarlar. Kendine inananı, hayatın içine alırlar. Sanatta, edebiyatta, bilimde, sporda, podyumda, sahnede, siyasette, ilklerde, özellerde İzmir kadını hep vardır. Çoğu Latife Hanım’dır. *** Geniş bakar, yüksek sesle düşünür. Yüreğiyle konuşur, ıvırıp-kıvırmadan, oryantale dalmadan ne istediğini yüze karşı okur. Karşılığında faturayı cezalı ödemeye hazırdır. *** İşte, İzmir’in kadınları… Bugün, İzmir’de tek yumruk oluyorlar. Tüm üyeleri erkek Anayasa Mahkemesi’nin, “İmam nikâhını serbest bırakan”… Kadını hiçleştiren… Çocuk istismarına çanak açan… Doğan bebekleri kimliksiz bırakan… Ülkeyi geri götürecek bu karara tepkileri için bir araya geliyorlar. *** İzmir’den ses verecekler. İzmir’den Kars’a, Iğdır’a, Bayburt’a, Mersin’e, Tekirdağ’a, 80 vilayete seslenecekler; “ Resmi nikâhı yok ettirmeyin… İmam nikâhıyla çok eşliliğin önünü açtırmayın” *** Hareketin lideri, Türkiye’nin Kadından sorumlu ilk Devlet Bakanı, tarihimizin ilk kadın çevre ve turizm bakanı… Türk Kadınlar Konseyi ve Uluslar arası Kadınlar Dayanışma Dernekleri Genel Başkanı. İzmirli Işılay Saygın. *** Yüksek Mahkeme’nin seçim öncesi çıkardığı kararı… Tekrir-i müzakere (yeniden görüşme) isteyecekler. Yani, kesinleşmiş olsa da... Tekrar masaya yatırılmasını dile getirecekler. Olmadı… Dünyayı ayağa kaldıracaklar. Hükümet arayışındaki partilere de “Olmazsa olmazımızdır” diyecekler. *** Gerisini erkek olanlar düşünsün!

Güzel İzmirliler...Güzel İzmirliler...

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi`nin Kalp Damar Cerrahisi Bölümü, Benim degerlendirmelerime göre Hastanenin manzarası en güzel olan tarafına bakıyor. 18 günden beri tedavim için zorunlu istirahatte bulunduğum 2`nci kattaki odamın penceresi yemyeşil doğa güzelliklerine sahip Balçova ve Narlidere tepelerine bakıyor. bilmem bilirmisiniz? hastanelerde güne çok erken saatlerde başlanır. Her sabah saat 06.00`dan itibaren mor, sarı, yeşil, kırmızı, beyaz karışımı bahar renkleriyle mimozalarla, leylaklarla kucaklaşmanın ve muhteşem Mayısb görüntülerinin keyfini sürüyorum. Daha ilerde daha detaylı anlatacağım. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi sanki koskoca bir şehir gibi... Başhekim Prof. Dr. Mehmet Refik Mas`dan öğrendiğim kadarıyla sadece kış aylarında 5000`in üzerinde kaliteli bir personel kadrosu çalıştırılıyor... Gerçekten burası Türkiyenin en kaliteli üniversite hastanesi olmanın koşullarına sahip. Prof. Dr. Erdem Silistreli`nin, Prof. Dr. Ali Barutçu`nun, Yard.Doç.Dr. Tuğra Gencpinar`ın ve Azeri Dr. Agil Allahverdiye`nin ilgili ve şefkatli bakimlariyla. Hepsi birbirinden kaliteli fedakâr HEMŞIRE ordusunun ve vefakar-çalışkan < idari ve yardımcı hizmetler ekiplerinin > emsalsiz katkılarıyla zor ve ızdırapli günleri aşıp, inşallah şifa bularak hastaneden ayrılacağım. Kollektif çalışma anlayışıyla, DEU Hastanesinin Kalp DamarCerrahisi-Enfeksiyon ve Plastik Cerrahi Bölümleri koordineli bir çalışma anlayışıyla iyiliğim için çalışıyorlar. Şimdiden DEU Hastanesi yöneticilerine ve çalışanlarına teşekkürler ediyorum . Izmir’imizde Mayıs ayları daima canlı ve dinamik yaşanır. Öğretim yılı sonrası olması nedeniyle; elbette ki okullarda yıl sonu etkinlikleri, mezuniyet şenlikleri, Üniversite Şenlikleri, belediyelerimizin bahar şenlikleri, demokratik sivil kitle örgütlerinin kermesleri, sergi etkinlikleri, “anneler günü kermesleri”, bahar gezileri, açık alanlarda çim konserleri daha pek çok etkinliler yaşanır ve yaşanıyor. Tabii, 7 Haziran`da yapılacak olan Genel Seçimler nedeniyle Siyasi Partilerin propaganda çalışmaları da kentimizde zorunlu bir hareketlilik yarattı... Bilmiyorum neden? Bu seçimlerde halkımızda bir durgunluk var.. Şahsen Ben, daha önceki seçimlerde gördüğüm coşku ve heyecanı bu genel seçimlerde göremiyorum... Halkimizda bir durgunluk, kararsızlık var. Inşallah herkes sandıklara gider, oylarını kullanır.. Katılımı yüksek bir seçim olur .... İster inanın, isterseniz inanmayın? Büyük Dayım Milli Mücadele Kahramanı Albay Fehmi Yasıtlı’nın yaşam notlarına göre; Türkiye’nin ilk 1 Mayıs’ı da 110 yıl önce 1905 yılında, imalathanelerin, atölyelerin bolca olduğu, bu nedenle amele pazarlarının ve kıraathanelerinin de çok olduğu Basmane, Altınpark’da kutlanılmıştır. Evet; Türkiye’nin en önemli olayları Mayıs ayı içinde ve özellikle İzmir’de yaşanılmıştır. 96 yıl önce 15 Mayıs 1919 günü şayet emperyalist düşman İzmir’i işgal etmeseydi, belki de Gazi Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan deniz yoluyla Samsun’a hareketini bu kadar önceye almayacaktı. Belki de Samsun’a 19 Mayıs’da değil de; daha ilerki bir günde çıkacaktı. 9500 yıllık olduğu iddia edilen, ancak 7000 yıllık tarihi bilimsel anlamda bilinen “Güzel İzmir”imizde, tarihi boyunca özellikle bahar aylarında sayısız olaylar yaşanmıştır. Ben o kadar gerilere gitmeyeceğim. Ben kısa zamanda yaşanmışları ve yaşanılacakları anlatacağım. 42 yıl öncesinde olduğu gibi bu yıl da, 6 Mayıs Safak vakti’nde, “İzmir’li 68’liler” olarak, 43 yıl önce yurtsever oldukları için ve Türkiye’mizi yok etmek isteyen emperyalizme karşı çıktıkları için uyduruk mahkemelerin verdikleri, yasa dışı kararlarla astırtılan Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı Buca’da bulunan Türkiye’nin ilk “Üç Fidanlar Anıtı” önünde bu yıl da andık. Saat:05.23’de Deniz Gezmiş’in yaşama veda ettiği anı, saygı duruşlarımızla yaşadık. Etkinliğimize destek veren; Buca Belediyesi’ne, Buca Belediye Baskanı Levent Priştina`ya, Buca eski Belediye Başkanı Ercan Tatı’ya, DİSK Bölge Temsilciliğine, Demokratik Sivil Kitle Örgütleri mensuplarına, katılan yüzlerce yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İzmir’in en kara günü olan 15 Mayıs 1919’un, 96’inci yıldönümünü de anlamına uygun olarak andık. Şehit Gazeteci Hasan Tahsin’i(Osman Nevres’i), Şehit Sarıkışla Komutanı Miralay Süleyman Fethi Bey’i ve Dedem Darendeli Halim Çavuş’un da içinde olduğu binlerce “İzmir şehidimizi” rahmet ve özlemle yad ettik. Çok sevdiğim iki insanı; Mazhar Zorlu ile Tekin Çullu’yu her Mayıs ayında ard arda anmak kaderimi bu yılda yaşarken, Enis Berki ve Necdet Karar gibi dostlarımı da, Mayıs’ın ilk günlerinde anmayı bu yil da sürdürdüm. 7 Mayıs Çarşamba günü,14 yıl önce piyanosunun başında, kendisini izlemeye gelen yüzlerce sanatseverinin önünde yaşama veda eden “Şopen” adıyla anılan emsalsiz sanatçı “Şopen Necdet” (Karar)’ı da anildi.10 Mayıs Pazar günü, 5’ncü özlem yıl gününde, Tekin Cullu ile 4`ncü özlem yıl gününde Enis Berki`yi maalesef bu yil hastanede dualarla anmak zorunda kaldım. Ancak; Ramazan ayına 2 gün kala 15 - 16 Haziran günleri se; Alsancak, 1479 sokak’da, N: 8, TEV İş Merkezi’nde ki “İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği” önünde; Mazhar Zorlu, Tekin Çullu, Enis Berki ve Necdet Karar için lokma döktürteceğiz, ayrıca en az 2500 aileye de Ramazan nedeniyle yardım kolileri de dağıtacağız. Ben, çok Sevdiğim ve önem verdiğim pek çok degerimi hep Mayıs aylarında kaybettim. Maalesef, çok yeni ilaveler de oldu.. Geçtiğimiz haftanın sonunda ard arda 40 yıllık 2 dostumu:-) Aşçılar Kralı, Büyük Efes Oteli`nin efsanevi Baş Aşçısı Nevzat Peker ile Türk Tiyatrosunun ve sanat yaşamımızın en değerli isimlerinden Zeki Alasya`yi yitirmiş olmanın derin acisı içindeyim. Her ikisiyle de ortak anilarimiz var. Gelecek yazılarımda ozel olarak anlatacağım. Bu arada çok taze bir haber olarak da, Izmir Büyükşehir Belediyesi Idari Işler Amiri Dostum CAVIT AKIN`in ölüm haberiyle sarsilmam oldu. CAVIT AKIN`ı bugün ikindi namazında ilahiyat Camiinden ugurlayacagiz... Yine yoğun Anma etkinlikleri olan bir haftanın içindeyiz... 19 Mayıs Atatürk`ü Anma ve Gençlik Spor Bayramıni kutlayacağız... 20 Mayıs günü ise Izmir`in efsane Belediye Baskani Dr. Behçet Uz`u 29`ncü ölüm yilgununde anacagiz... 23 Mayıs Cumartesi günü ise 19`ncu ölüm yil gununde Urla ve Izmir Aşığı ses ve müzik yıldızımız Tanju Okan`i 19`ncu kez sesiyle ve eserleriyle anacagiz... Yine 21 Mayıs günü; 5`ncü hasret yıl gününde canım arkadaşım, Araştırmacı-iletişim uzmani - yazar Erhan Göksel`i ve 18`nci ölüm yil gununde de; yazar, gazeteci ve yayıncı dostum, düşün adami Mustafa Ekmekçi`yi anacagiz.. Hepsinin ruhları şad olsun. 5 yıl önce;10 Mayıs’da Tekin Çullu’nun ani ve sürpriz ölümü, hepimizde şok etkisi bırakmıştı. 7 Mayıs günü sabah saatlerinde beni arayıp benim için düzenlenen “Vefa ve Sevgi Gecesi”ne çok arzu ettiği halde katılamayacağını söylemiş ve hastalığıyla ilgili acı gerçeği ilk kez açıklayarak bana ve dostlarına veda etmişti. 2 gün sonra da Prof. Dr. Erdem Tunçbay’dan inanılmaz haberi almıştım. İzmir Çarşamba Grubu’nun da müdavimi olan; Tekin Çullu`yu Gönül Dostluğuyla, fikirleriyle, enerjisiyle, açık yürekliliğiyle, , zekasiyla,tevazusuyla, ,gülümsemesiyle, prensipli ve ciddi yaşamıyla, Dünyaya Hoşgörülü Bakışıyla, Hoş sohbetleriyle, kaliteli, ince zarif ve nezaketli davranışlariyla, kendine özgü giyimiyle, saç, baş, bıyık tarzıyla, Onu Tekin Çullu yapan her şeyiyle, tüm değerleriyle çok özlüyoruz. 11 yıl önce 14 Mayıs 2004 günü hayata veda eden; Cumhuriyet Türkiye’sinin kendi kendini yetiştirmiş en başarılı işadamlarından, kazancını her zaman halkıyla paylaşmış hayırsever insan, kültür-sanat ve spor camialarımızın hamisi, İzmir’i Sevenler Platformu’nu oluşturan 32 sivil toplum örgütünün Onursal Başkanı, Kuvayi Milliye Mefkuresinin 21’inci yüzyıldaki en başarılı temsilcilerinden, Atatürkçülük anlayışını yaşamıyla bütünleştirmiş Cumhuriyet Beyefendisi, Kemalist İşadamı Mazhar Zorlu’yu, “İzmiri Sevenler Platformu”(İZSEV)’in ve Mazhar Zorlu Ailesi’nin hazırladıkları programla ve çeşitli etkinliklerle bu yil da andik. Maalesef hastaneden izin alamadigim için bu yıl çok arzu etmeme rağmen anma. törenlerine katılamadım. Ciddi bir tedavi görmesine rağmen Mazhar Zorlu`yu anma törenine katılan Gazeteci-Yazar Okan Yüksel Kardeşime teşekkürlerimi arzediyorum.... Mazhar Zorlu’yu zaman geçtikçe çok farklı yönleriyle keşfetmeyi sürdürüyoruz... Mazhar Bey, İzmir’in kültür ve sanat yönüyle İstanbul’dan geri kalmaması için çok çaba harcamıştır. Altmışlı ve yetmişli yıllarda Kordonboyu’nda ki “Bergama Restoran”ı yemekli bir Müzikhol olarak hizmete açmasının nedeni; İzmir’de bir “sosyal canlılık” yaratmaktı. Mazhar Zorlu bu rüyasını gerçekleştirmiş ve başarılı olmuştur. Mazhar Zorlu sayesinde “Türk sanat ve pop müziğinin” en ünlü sanatçıları, ünlü “Bergama Restoran Geceleri”ne renk katmışlardır. Münir Nurettin Selçuk, Zeki Müren, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Gönül Yazar, Rüştü Şardağ, Nigar Ulueren, Hamiyet Yüceses, Samime Senay, Kutlu Payaslı, Serap Mutlu Akbulut, Behiye Aksoy, Recep Birgit, İsmet Yazar, Şükran Ay, Emel Sayın, Yıldırım Gürses, Coşkun Erdem, Erol Sayan, Mustafa Kandıralı, Yılmaz Yüksel, Kaya Bekat, Arif Sami Toker gibi pek çok Türk Sanat Müziği Sanatçılarının yanı sıra; Sezen Cumhur Önal, Alpay, Dario Moreno, Tanju Okan, Ali Kocatepe, Fecri Ebcioğlu, Melih Kibar, Garo Mafyan, Onna Tunç, Necdet Karar, Ferdi Özbeğen, Coşkun Sabah, Ayten Alpman, Erol Evgin, Ertan Anapa, Yaşar Güvenir ve Şevket Uğurluer gibi pop ve enstrümantal müziğin emsalsiz sanatçıları da “Bergama Restoran gecelerini” renklendirmişlerdir... Ayrıca Şelale Uzgur ve Sezen Aksu gibi o günlerin yeni sanatçıları da Mazhar Zorlu’nun destek ve himayesinde ün yapmışlardır. Tanınmışlardır. Gönlü ve kalbi zengin Mazhar Zorlu’nun, “Bergama Restoranı”nda; Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Rahmi Koç, Can Kıraç, İnan Kıraç, Burhan Felek, Bedii Faik, Erol Simavi, Ercüment Karacan, Haldun Simavi, Üzeyir Garih, Asil Nadir, Dr. Nejat Eczacıbaşı, İshak Alaton, Abdi İpekçi, İsmail Cem, Kemal Ilıcak, Güneri Cıvaoğlu, Şükrü Gülesin, Nezih Demirkent, Namık Sevik ve Altan Erbulak gibi İstanbul’lu ünlü işadamı ve gazetecilerin yanı sıra; İsmet İnönü, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal, Kaya Erdem, İsmet Sezgin, İhsan Sabri Çağlayangil, Prof. Turan Güneş, Turan Feyzioğlu, Ferruh Bozbeyli, Kasım Gülek, Nihat Erim, Ekrem Ceyhun, Nuri Bayar, Aydın Yalçın, Yalım Erez gibi ünlü politikacılar da Bergama Gecelerinde ağırlanmışlardır. Haşmet Uslu, Arif Kayıra, Abdurrahman Özener, Abdürrahim Özer, Melih Özakad, Tahir Türetken, Rıdvan Burteçin, Muhittin Ekiz, Prof. Orhan Cura, Hayri Yorgancıoğlu, Erdoğan Tözge, Esin Özgener, Zeki Kadayıfçı, Dr. Bekir Urfalı, Dr. Saim Gökhan, Macit Günay gibi çoğunu yitirdiğimiz dostları da sofralarının değişmezleriydi. Tam bir gönül adamı olan Mazhar Zorlu’nun edebiyat ve kültür dünyasından da her görüşten dostları vardı. Herkesle barışık bir insandı. Özellikle kızı Nihan Zorlu’yu çok küçük yaşlarda kaybedince kültüre ve sanata daha fazla zaman ayırır olmuştu. Mazhar Zorlu’nun da, Tekin Çullu’nun da, Enis Berki’nin de, Necdet Karar’ın da, Nevzat Peker`in de, Cavit Akın`in da da yerlerinin doldurulması güçtür. Olağanüstü farklı kişilikler olduklarını ve onların değerlerini zaman geçtikçe, onları ayrıcalıklı yönlriyle keşfettikçe daha iyi anlıyoruz. ANLAYACAĞIZ.... Hepsinin Ruhları Şad olsun. Nur içinde yatsınlar. Onları özlemle anıp, daima seveceğiz.

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top