Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: baskani
Samsun Ragbi Kulübü Başkanı Taşkın, TRF'yi topa tuttu...Samsun Ragbi Kulübü Başkanı Taşkın, TRF'yi topa tuttu...

Türkiye Ragbi Federasyonu Yönetimi ilklere imza atma misyonundan taviz vermiyor. Yıllardır görevde olan ve icraatlarıyla akıl tutulmasına sebep olan, dahi Başkan Şahin Kömürcü önderliğindeki TRF, yine adından söz ettirmeyi başardı. Kayseri İli Yahyalı İlçesinde 12-14 Haziran tarihlerinde Federasyon tarafından düzenlenenen Kadınlar Ragbi Şampiyonası'nda muazzam uygulamalarına yenilerini eklediler. Ve Ragbi branşının gelişmesi açısından ufkumuzu açtılar. Ne kadar teşekkür etsek azdır. Her ilden bir takımın katılma prensibi bunlardan ilki. Bir diğeri ise son iki sezonun Şampiyonunu (Bostanlı Spor Kulübü) "Teknik Kurul Kararı" bahanesiyle şampiyonaya dahil etmemek. 1919 Samsun Ragbi Spor Kulübü ise sponsor tarafından reddedilmiş. "İşlerine gelen takımları davet ettiler" demek haddimize mi? Tabi ki evet. Çünkü yapılan usulsüz uygulamalar karşısındaki had çerçevemizi belirlemek gibi bir hakkımız var. O halde söyleyeyim. Keyfi davrandılar ve canları kimi istiyorsa o takımları şampiyonaya aldılar, diğerlerini çeşitli bahanelerle ve yönetmeliğe aykırı davranarak dışarıda bıraktılar. Yıllardır sporun içindeyim ve "Her İlden Tek Takım" prensibiyle ilk kez karşılaşıyorum. Bu, özel bir turnuva değil ki. Türkiye Ragbi Federasyonu'nun organize ettiği resmi lig organizasyonu ve her takımın katılma hakkı var. Kabul edilemez bir uygulama. Bahsettiğim durumlar suç teşkil ediyor tabi ki, ancak biri var ki, yenilir yutulur cinsten değil. İncelenmesi ve cezalandırılması gereken bir atraksiyonda da bulundu, çok bilgili, doğru, dürüst TRF Yönetimi. Kısaca şöyle anlatayım... 1919 Samsun Ragbi Spor Kulübü lige kabul edilmiyor. Buna X diyelim. Olimpia Samsun Ragbi Kulübü kabul görüyor. Bu da Y olsun. Normal şartlarda X kulübünün lisanslı sporcuları, kulüp tarafından "ilişiksiz belgesi" imzalanmadan başka kulübe lisanslanamaz. Bu şahsi bir fikir değil, mevzuat böyle diyor. Ama ne oldu? Federasyon, X kulübüne sormaksızın sporculara Y kulübü adına lisans çıkardı. Sonra ne oldu? Y kulübü bu sporcularla şampiyonaya katıldı ve Türkiye ikincisi oldu. Tüm yapılanların ise bir sebebi var. TRF Başkanı Şahin Kömürcü, Aralık ayında yapılan ve kıl payıyla aklandığı Mali Genel Kurul'da kendisine oy vermeyen takımları yıldırmaya, cezalandırmaya çalışıyor. Her ilden istediği takımı alarak da, muhtemel bir seçimde kendisine bu illerden oy çıkmasını sağlamak istiyor. "Türkiye'de spor neden gelişmiyor" sorusuna cevap arayanlar için bilgilendirici olmuştur sanırım. Yarışmaya fırsat verilmezse gelişmek mümkün değil. Her şey açık ve net şekilde ortada. Türkiye Ragbi Federasyonu Yönetimi kamu yararı gözetmeksizin kanunsuz faaliyetlerine devam ediyor. Eminim ki konunun muhatabı merciler bu konuda inceleme başlatacaklardır. Unutmadan, TRF Yönetimi benim için "Federasyon aleyhine konuşmaktan" yeni bir soruşturma açacaktır muhakkak. Malum, en hassas oldukları konu bu. Varsın açılsın, umurumda bile değil. Mehmet TAŞKIN 1919 Samsun Ragbi Spor Kulübü Başkanı

Behçet Uz'dan Tanju Okan'a...Behçet Uz'dan Tanju Okan'a...

Müthiş bir hafta yaşadık. Sanki dört mevsimi birarada gördük. Ceviz büyüklüğündeki dolu yağışı ekili topraklarımıza ve çiçek açmış meyve agaclarimiza ciddi zararlar verdi. Sadece Izmir`de değil. Tum Turkiyemizde oldukça karışık meteorolojik değerler kaydediliyor. En çok tarımla uğraşan ciftcilerimizin ve fakir fukara halkımızın uğradıkları zararlara üzülüyorum. Geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. 19 Mayıs günü, Izmirimizin çok önemli değerlerinden olan, Kimya Yuksek Muhendisi, Tariş eski genel müdürü, 40 yıllık dostum, iyi yürekli, tertemiz bir kişilik olan, Ahmet Cetinbudaklar Kardeşimin toprağa verilmesinin acısını yaşadım. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum... Sevgili Okuyucularım. 3 haftadır yazılarımı tedavimin başarıyla sürdürüldüğü Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi`nden yaziyorum. Bugün itibarıyla tam 27 gündür hastanedeyim. Kalp-damar cerrahisinden Prof. Dr. Erdem Silistreli hocamızın koordinasyonunda Plastik Cerrahi Yara Tedavisi Merkezi Baskani Prof. Dr. Ali Barutçu`nun, Enfeksiyon Hastalıkları bölümünden Dr. Sema Alp hocamızın ve ekibinin, ayrıca bulgularımı ciddiyetle izleyen merkez laboratuarının ilgi ve destekleriyle tedavimde olumlu gelişmeler kaydediliyor... Hepsine şükran borçluyum. Ali Barutçu`nun bilimsel sorumluluğundaki Plastik Cerrahi Yara Tedavi Merkezinde, venoz yetmezliğim nedeniyle yaraların bulunduğu sol ayağıma yepyeni bir yara tedavi sistemi uygulanıyor. Türkiye`nin en modern ve en modern hastanesi olan D.E.U. Hastanesi, oldukça büyük ve güncel sorumlulukları çok olan bir hizmet alanı. Hastanenin teknik, bilimsel ve idari yonetimi, her gün, her sabah yeniden başlayan çok büyük bir organizasyonu yürütüyorlar. Her ikiside Karsiyaka`dan tanıdığım Başhekim Prof.Dr.Mehmet Refik Mas Hocamla, Başmüdür Tevfik Eser kardesim çok iyi bir yardımcı yönetici kadrosuyla 24 saat ayaktalar. Durmadan çalışıyorlar. Her yerde olduğu gibi, Dokuz Eylül Üniversitesi`nin de hasta bakımı hizmetlerinin yükünü genç doktorlar, genç hemsirelerimiz ve genç yardımcı hizmetliler grubu çekiyor... Bu amaçla Ben, tedavimle yakından ilgilenen Yard.Doç. Dr. Tuğra Gencpinar`a, Azeri Dr. Agil Allahverdiyev`e, Dr. Baris Kemahli`ya, Dr. Gulsah Bayer Çetin`e, Dr.Necat Suleymanof`a, Dr. Deniz Şerefli`ye, Dr. Gökmen Akkaya`ya, Dr. Çağatay Bilen`e ve Kalp-Damar Cerrahisi`nin fedakâr ve çalışkan hemsirelerinin şahsında, sorumlu hemşire Serap Kaya`ya teşekkürler ediyorum. Ziyaret yasağına rağmen,engelleri aşıp gelen dostlarıma, Beni telefonla ve Facebook mesajlarıyla arayıp, şifa dileyen , DUALARIYLA iyi niyetlerini gösteren, tüm Dostlarıma, herkese teşekkürler ediyorum. Hafta içinde, 19 Mayıs`da 29’ncü ölüm yıldönümünde rahmet ve sevgiyle andığımız İzmir’i yeniden yaratmak için hasta öz kızını bile ihmal edip, yitiren adam Dr. Behçet Uz’la, dün 23 Mayıs Cumartesi Urla’da 19`ncu ölüm yıldönümünde andığımız, Türk Hafif Müziği’nin emsalsiz sesi Tanju Okan, anılması ve unutturulmaması gereken değerlerdir. Dr. Behçet Uz’la ilgili Facebookta yayinladigim yazılarıma yanıt veren Izmirliler, kenti yönetenleri Dr. Behçet Uz’a şikayet ederek,yarattığı eserlerini koruyamadıklarını söylemişlerdir. Şu anda İzmir’de yol, bulvar ve cadde anlamında ayakta kalabilmiş ve İzmir’lilerce kullanılmakta olan ne varsa Dr. Behçet Uz döneminden kalmadır. Dr. Behçet Uz’dan sonra gelen kent yöneticileri onun yaptıklarını sadece makyaja tabi tutmakla yetinmişlerdir. Kalıcı olması gereken bazı eserleri ise yok edilmiştir. Şayet; Dr. Behçet Uz hayatta olsaydı. Şimdiki İzmir’de özellikle bazı ilçelerdeki plansız yapılaşmayı görüp kahrolurdu. Dr.Behçet Uz, Kültürpark’ın bir halk parkı alanı olarak geliştirilmesini Fuarın ise başka bir yere taşındırılmasını istiyordu. Çok şükür bu rüya gerçekleşti. Gaziemir`de kuruldu. Ancak; günümüzde Kültürpark`ta kalan sergi yeri adı altında yapılan dev binalardan, en çok şikayet eden o olurdu. İyi ki yapılanları görmedi. O her zaman planlı ve programlı bir kentsel kalkınmadan yanaydı. Yeşil ve ağaçlandırılmış bir İzmir Şehri istiyordu. Maalesef günümüzde Dr. Behçet Uz’un istemediği ne varsa yapılmıştır. “İzmir’in Dr. Behçet Uz’cu ve Habitatçı Kent Kimliği”, yok edilmiştir. Maalesef Dr. Behçet Uz’un İzmir’e kazandırdığı pek çok eserin, şu anda yerinde yeller esmektedir. Gelinen bu durumun şimdiki yöneticilerle ilgisi yoktur. En az 40 yıldan beri bu erozyon devam etmektedir. 29’ncu ölüm yıldönümünde İzmir’de Dr. Behçet Uz’un kemiklerini sızlatan bir İzmir tablosu görülmektedir. Tek tesellimiz ise; Dr. Behçet Uz’un sürekli hizmet veren eserlerinden, İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği’nin, Veremle Mücadele Cemiyeti’nin, Kanser Araştırma ve Koruma Vakfı’nın, Huzurevlerinin , Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin, Yamanlar Tesislerinin, Kızılay`ın, Yesilay`ın, Çocuk Esirgeme Kurumu çocuk bakimevlerinin, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nin ve Ataorman olarak anılan, İzmir Atatürk Ormanı’nın ayrica Inciralti`nın yaşatılmakta ve kollanmakta olmasıdır. Dün Çok sevdiği ve yaşama veda ederek, gömüldüğü Urla`da, 19`ncu ölüm yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anılan, emsalsiz ses ve müzik sanatçımız Tanju Okan, şayet hayatta olsaydı; bugünkü müzik anlayışının çarpıklaşmasından fevkalade rahatsız olurdu... Popüler müziğin hızla yaygınlaştığı, kaliteden ziyade anlamsız nağmeler ile tutarsız bestelerin liste başlarına oturduğu günümüz Türkiye’sinin bu günlerini Allah’tan Tanju Okan teneffüs etmiyor. Yaşamıyla, kavgalarıyla, doğa sevgisiyle, müziğiyle “Urla’lı Tanju Okan”, müzik tarihinin “ilkleri”ne girmiştir. Uzun süren bir rahatsızlık döneminden sonra, 19 yıl önce 23 Mayıs 1996 tarihinde geride bıraktığı şarkılarıyla aramızdan ayrılmıştır. Dario Moreno’nun “Deniz ve Mehtap”, kendisinin “Urlam, Kalbi Kırık Serseri, Kadınım, Nerdesin” gibi eserleri Tanju Okan’sız kalmıştır. Atmışlardan Doksanlı yılların sonlarına kadar şarkılarıyla ve yaşam tarzıyla olağanüstü bir sanatçı olan Tanju Okan’ı, çok sevdiği Urla’sından ancak ölüm ayırabilmiştir. Müzik dünyasında sönmeyen bir meşale olan Tanju Okan’ın asla unutulmayacağını ve daha uzun yıllar kişiliğiyle ve şarkılarıyla hep anılacağına inanıyorum. Tanju Okan`ın doğum yıl günü olan 27 Ağustos`da çok özel bir Tanju Okan etkinliği düzenleyeceğiz. İnşallah Tanju Okan’ın satılan evini yeni sahibinden satın alıp Urla Belediyesi’nin öncülüğünde birde; “Tanju Okan Kültür Evi”ni de Urla’ya kazandırabiliriz. Ölümler üzerine konuşmak zordur. Hele gerisinde kalıcı izler bırakmış; insanlar için daha da zordur... Yaşamını İzmir’e ve Türkiye’ye adamış, yarattığı eserleriyle kalıcılaşmış bir Dr. Behçet Uz ile; Yaşamını; “Çocukluğum, Benim Halkım, Öyle Sarhoş Olsam ki, Çal Çingene” gibi halka mal olmuş şarkılarıyla kalıcılaştırmış Tanju Okan’da kirlenmemiş bir aşkın tadını, saflığını, velhasıl insana özgü her şeyi hissedebilmek mümkündür. Yükselen değerlerin girdabında sürüklenen bugünün insanları için; Dr. Behçet Uz’dan da, Tanju Okan’dan da çok şeyler öğrenilmesi mümkündür. Yeter ki bu değerleri hiç unutmayalım... Her zaman yaşatalım... Dr. Behçet Uz’un da, Tanju Okan’ın da Ruhları şad olsun...

Güzel İzmirliler...Güzel İzmirliler...

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi`nin Kalp Damar Cerrahisi Bölümü, Benim degerlendirmelerime göre Hastanenin manzarası en güzel olan tarafına bakıyor. 18 günden beri tedavim için zorunlu istirahatte bulunduğum 2`nci kattaki odamın penceresi yemyeşil doğa güzelliklerine sahip Balçova ve Narlidere tepelerine bakıyor. bilmem bilirmisiniz? hastanelerde güne çok erken saatlerde başlanır. Her sabah saat 06.00`dan itibaren mor, sarı, yeşil, kırmızı, beyaz karışımı bahar renkleriyle mimozalarla, leylaklarla kucaklaşmanın ve muhteşem Mayısb görüntülerinin keyfini sürüyorum. Daha ilerde daha detaylı anlatacağım. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi sanki koskoca bir şehir gibi... Başhekim Prof. Dr. Mehmet Refik Mas`dan öğrendiğim kadarıyla sadece kış aylarında 5000`in üzerinde kaliteli bir personel kadrosu çalıştırılıyor... Gerçekten burası Türkiyenin en kaliteli üniversite hastanesi olmanın koşullarına sahip. Prof. Dr. Erdem Silistreli`nin, Prof. Dr. Ali Barutçu`nun, Yard.Doç.Dr. Tuğra Gencpinar`ın ve Azeri Dr. Agil Allahverdiye`nin ilgili ve şefkatli bakimlariyla. Hepsi birbirinden kaliteli fedakâr HEMŞIRE ordusunun ve vefakar-çalışkan < idari ve yardımcı hizmetler ekiplerinin > emsalsiz katkılarıyla zor ve ızdırapli günleri aşıp, inşallah şifa bularak hastaneden ayrılacağım. Kollektif çalışma anlayışıyla, DEU Hastanesinin Kalp DamarCerrahisi-Enfeksiyon ve Plastik Cerrahi Bölümleri koordineli bir çalışma anlayışıyla iyiliğim için çalışıyorlar. Şimdiden DEU Hastanesi yöneticilerine ve çalışanlarına teşekkürler ediyorum . Izmir’imizde Mayıs ayları daima canlı ve dinamik yaşanır. Öğretim yılı sonrası olması nedeniyle; elbette ki okullarda yıl sonu etkinlikleri, mezuniyet şenlikleri, Üniversite Şenlikleri, belediyelerimizin bahar şenlikleri, demokratik sivil kitle örgütlerinin kermesleri, sergi etkinlikleri, “anneler günü kermesleri”, bahar gezileri, açık alanlarda çim konserleri daha pek çok etkinliler yaşanır ve yaşanıyor. Tabii, 7 Haziran`da yapılacak olan Genel Seçimler nedeniyle Siyasi Partilerin propaganda çalışmaları da kentimizde zorunlu bir hareketlilik yarattı... Bilmiyorum neden? Bu seçimlerde halkımızda bir durgunluk var.. Şahsen Ben, daha önceki seçimlerde gördüğüm coşku ve heyecanı bu genel seçimlerde göremiyorum... Halkimizda bir durgunluk, kararsızlık var. Inşallah herkes sandıklara gider, oylarını kullanır.. Katılımı yüksek bir seçim olur .... İster inanın, isterseniz inanmayın? Büyük Dayım Milli Mücadele Kahramanı Albay Fehmi Yasıtlı’nın yaşam notlarına göre; Türkiye’nin ilk 1 Mayıs’ı da 110 yıl önce 1905 yılında, imalathanelerin, atölyelerin bolca olduğu, bu nedenle amele pazarlarının ve kıraathanelerinin de çok olduğu Basmane, Altınpark’da kutlanılmıştır. Evet; Türkiye’nin en önemli olayları Mayıs ayı içinde ve özellikle İzmir’de yaşanılmıştır. 96 yıl önce 15 Mayıs 1919 günü şayet emperyalist düşman İzmir’i işgal etmeseydi, belki de Gazi Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan deniz yoluyla Samsun’a hareketini bu kadar önceye almayacaktı. Belki de Samsun’a 19 Mayıs’da değil de; daha ilerki bir günde çıkacaktı. 9500 yıllık olduğu iddia edilen, ancak 7000 yıllık tarihi bilimsel anlamda bilinen “Güzel İzmir”imizde, tarihi boyunca özellikle bahar aylarında sayısız olaylar yaşanmıştır. Ben o kadar gerilere gitmeyeceğim. Ben kısa zamanda yaşanmışları ve yaşanılacakları anlatacağım. 42 yıl öncesinde olduğu gibi bu yıl da, 6 Mayıs Safak vakti’nde, “İzmir’li 68’liler” olarak, 43 yıl önce yurtsever oldukları için ve Türkiye’mizi yok etmek isteyen emperyalizme karşı çıktıkları için uyduruk mahkemelerin verdikleri, yasa dışı kararlarla astırtılan Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı Buca’da bulunan Türkiye’nin ilk “Üç Fidanlar Anıtı” önünde bu yıl da andık. Saat:05.23’de Deniz Gezmiş’in yaşama veda ettiği anı, saygı duruşlarımızla yaşadık. Etkinliğimize destek veren; Buca Belediyesi’ne, Buca Belediye Baskanı Levent Priştina`ya, Buca eski Belediye Başkanı Ercan Tatı’ya, DİSK Bölge Temsilciliğine, Demokratik Sivil Kitle Örgütleri mensuplarına, katılan yüzlerce yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İzmir’in en kara günü olan 15 Mayıs 1919’un, 96’inci yıldönümünü de anlamına uygun olarak andık. Şehit Gazeteci Hasan Tahsin’i(Osman Nevres’i), Şehit Sarıkışla Komutanı Miralay Süleyman Fethi Bey’i ve Dedem Darendeli Halim Çavuş’un da içinde olduğu binlerce “İzmir şehidimizi” rahmet ve özlemle yad ettik. Çok sevdiğim iki insanı; Mazhar Zorlu ile Tekin Çullu’yu her Mayıs ayında ard arda anmak kaderimi bu yılda yaşarken, Enis Berki ve Necdet Karar gibi dostlarımı da, Mayıs’ın ilk günlerinde anmayı bu yil da sürdürdüm. 7 Mayıs Çarşamba günü,14 yıl önce piyanosunun başında, kendisini izlemeye gelen yüzlerce sanatseverinin önünde yaşama veda eden “Şopen” adıyla anılan emsalsiz sanatçı “Şopen Necdet” (Karar)’ı da anildi.10 Mayıs Pazar günü, 5’ncü özlem yıl gününde, Tekin Cullu ile 4`ncü özlem yıl gününde Enis Berki`yi maalesef bu yil hastanede dualarla anmak zorunda kaldım. Ancak; Ramazan ayına 2 gün kala 15 - 16 Haziran günleri se; Alsancak, 1479 sokak’da, N: 8, TEV İş Merkezi’nde ki “İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği” önünde; Mazhar Zorlu, Tekin Çullu, Enis Berki ve Necdet Karar için lokma döktürteceğiz, ayrıca en az 2500 aileye de Ramazan nedeniyle yardım kolileri de dağıtacağız. Ben, çok Sevdiğim ve önem verdiğim pek çok degerimi hep Mayıs aylarında kaybettim. Maalesef, çok yeni ilaveler de oldu.. Geçtiğimiz haftanın sonunda ard arda 40 yıllık 2 dostumu:-) Aşçılar Kralı, Büyük Efes Oteli`nin efsanevi Baş Aşçısı Nevzat Peker ile Türk Tiyatrosunun ve sanat yaşamımızın en değerli isimlerinden Zeki Alasya`yi yitirmiş olmanın derin acisı içindeyim. Her ikisiyle de ortak anilarimiz var. Gelecek yazılarımda ozel olarak anlatacağım. Bu arada çok taze bir haber olarak da, Izmir Büyükşehir Belediyesi Idari Işler Amiri Dostum CAVIT AKIN`in ölüm haberiyle sarsilmam oldu. CAVIT AKIN`ı bugün ikindi namazında ilahiyat Camiinden ugurlayacagiz... Yine yoğun Anma etkinlikleri olan bir haftanın içindeyiz... 19 Mayıs Atatürk`ü Anma ve Gençlik Spor Bayramıni kutlayacağız... 20 Mayıs günü ise Izmir`in efsane Belediye Baskani Dr. Behçet Uz`u 29`ncü ölüm yilgununde anacagiz... 23 Mayıs Cumartesi günü ise 19`ncu ölüm yil gununde Urla ve Izmir Aşığı ses ve müzik yıldızımız Tanju Okan`i 19`ncu kez sesiyle ve eserleriyle anacagiz... Yine 21 Mayıs günü; 5`ncü hasret yıl gününde canım arkadaşım, Araştırmacı-iletişim uzmani - yazar Erhan Göksel`i ve 18`nci ölüm yil gununde de; yazar, gazeteci ve yayıncı dostum, düşün adami Mustafa Ekmekçi`yi anacagiz.. Hepsinin ruhları şad olsun. 5 yıl önce;10 Mayıs’da Tekin Çullu’nun ani ve sürpriz ölümü, hepimizde şok etkisi bırakmıştı. 7 Mayıs günü sabah saatlerinde beni arayıp benim için düzenlenen “Vefa ve Sevgi Gecesi”ne çok arzu ettiği halde katılamayacağını söylemiş ve hastalığıyla ilgili acı gerçeği ilk kez açıklayarak bana ve dostlarına veda etmişti. 2 gün sonra da Prof. Dr. Erdem Tunçbay’dan inanılmaz haberi almıştım. İzmir Çarşamba Grubu’nun da müdavimi olan; Tekin Çullu`yu Gönül Dostluğuyla, fikirleriyle, enerjisiyle, açık yürekliliğiyle, , zekasiyla,tevazusuyla, ,gülümsemesiyle, prensipli ve ciddi yaşamıyla, Dünyaya Hoşgörülü Bakışıyla, Hoş sohbetleriyle, kaliteli, ince zarif ve nezaketli davranışlariyla, kendine özgü giyimiyle, saç, baş, bıyık tarzıyla, Onu Tekin Çullu yapan her şeyiyle, tüm değerleriyle çok özlüyoruz. 11 yıl önce 14 Mayıs 2004 günü hayata veda eden; Cumhuriyet Türkiye’sinin kendi kendini yetiştirmiş en başarılı işadamlarından, kazancını her zaman halkıyla paylaşmış hayırsever insan, kültür-sanat ve spor camialarımızın hamisi, İzmir’i Sevenler Platformu’nu oluşturan 32 sivil toplum örgütünün Onursal Başkanı, Kuvayi Milliye Mefkuresinin 21’inci yüzyıldaki en başarılı temsilcilerinden, Atatürkçülük anlayışını yaşamıyla bütünleştirmiş Cumhuriyet Beyefendisi, Kemalist İşadamı Mazhar Zorlu’yu, “İzmiri Sevenler Platformu”(İZSEV)’in ve Mazhar Zorlu Ailesi’nin hazırladıkları programla ve çeşitli etkinliklerle bu yil da andik. Maalesef hastaneden izin alamadigim için bu yıl çok arzu etmeme rağmen anma. törenlerine katılamadım. Ciddi bir tedavi görmesine rağmen Mazhar Zorlu`yu anma törenine katılan Gazeteci-Yazar Okan Yüksel Kardeşime teşekkürlerimi arzediyorum.... Mazhar Zorlu’yu zaman geçtikçe çok farklı yönleriyle keşfetmeyi sürdürüyoruz... Mazhar Bey, İzmir’in kültür ve sanat yönüyle İstanbul’dan geri kalmaması için çok çaba harcamıştır. Altmışlı ve yetmişli yıllarda Kordonboyu’nda ki “Bergama Restoran”ı yemekli bir Müzikhol olarak hizmete açmasının nedeni; İzmir’de bir “sosyal canlılık” yaratmaktı. Mazhar Zorlu bu rüyasını gerçekleştirmiş ve başarılı olmuştur. Mazhar Zorlu sayesinde “Türk sanat ve pop müziğinin” en ünlü sanatçıları, ünlü “Bergama Restoran Geceleri”ne renk katmışlardır. Münir Nurettin Selçuk, Zeki Müren, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Gönül Yazar, Rüştü Şardağ, Nigar Ulueren, Hamiyet Yüceses, Samime Senay, Kutlu Payaslı, Serap Mutlu Akbulut, Behiye Aksoy, Recep Birgit, İsmet Yazar, Şükran Ay, Emel Sayın, Yıldırım Gürses, Coşkun Erdem, Erol Sayan, Mustafa Kandıralı, Yılmaz Yüksel, Kaya Bekat, Arif Sami Toker gibi pek çok Türk Sanat Müziği Sanatçılarının yanı sıra; Sezen Cumhur Önal, Alpay, Dario Moreno, Tanju Okan, Ali Kocatepe, Fecri Ebcioğlu, Melih Kibar, Garo Mafyan, Onna Tunç, Necdet Karar, Ferdi Özbeğen, Coşkun Sabah, Ayten Alpman, Erol Evgin, Ertan Anapa, Yaşar Güvenir ve Şevket Uğurluer gibi pop ve enstrümantal müziğin emsalsiz sanatçıları da “Bergama Restoran gecelerini” renklendirmişlerdir... Ayrıca Şelale Uzgur ve Sezen Aksu gibi o günlerin yeni sanatçıları da Mazhar Zorlu’nun destek ve himayesinde ün yapmışlardır. Tanınmışlardır. Gönlü ve kalbi zengin Mazhar Zorlu’nun, “Bergama Restoranı”nda; Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Rahmi Koç, Can Kıraç, İnan Kıraç, Burhan Felek, Bedii Faik, Erol Simavi, Ercüment Karacan, Haldun Simavi, Üzeyir Garih, Asil Nadir, Dr. Nejat Eczacıbaşı, İshak Alaton, Abdi İpekçi, İsmail Cem, Kemal Ilıcak, Güneri Cıvaoğlu, Şükrü Gülesin, Nezih Demirkent, Namık Sevik ve Altan Erbulak gibi İstanbul’lu ünlü işadamı ve gazetecilerin yanı sıra; İsmet İnönü, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal, Kaya Erdem, İsmet Sezgin, İhsan Sabri Çağlayangil, Prof. Turan Güneş, Turan Feyzioğlu, Ferruh Bozbeyli, Kasım Gülek, Nihat Erim, Ekrem Ceyhun, Nuri Bayar, Aydın Yalçın, Yalım Erez gibi ünlü politikacılar da Bergama Gecelerinde ağırlanmışlardır. Haşmet Uslu, Arif Kayıra, Abdurrahman Özener, Abdürrahim Özer, Melih Özakad, Tahir Türetken, Rıdvan Burteçin, Muhittin Ekiz, Prof. Orhan Cura, Hayri Yorgancıoğlu, Erdoğan Tözge, Esin Özgener, Zeki Kadayıfçı, Dr. Bekir Urfalı, Dr. Saim Gökhan, Macit Günay gibi çoğunu yitirdiğimiz dostları da sofralarının değişmezleriydi. Tam bir gönül adamı olan Mazhar Zorlu’nun edebiyat ve kültür dünyasından da her görüşten dostları vardı. Herkesle barışık bir insandı. Özellikle kızı Nihan Zorlu’yu çok küçük yaşlarda kaybedince kültüre ve sanata daha fazla zaman ayırır olmuştu. Mazhar Zorlu’nun da, Tekin Çullu’nun da, Enis Berki’nin de, Necdet Karar’ın da, Nevzat Peker`in de, Cavit Akın`in da da yerlerinin doldurulması güçtür. Olağanüstü farklı kişilikler olduklarını ve onların değerlerini zaman geçtikçe, onları ayrıcalıklı yönlriyle keşfettikçe daha iyi anlıyoruz. ANLAYACAĞIZ.... Hepsinin Ruhları Şad olsun. Nur içinde yatsınlar. Onları özlemle anıp, daima seveceğiz.

Beşiktaş'ın efsane başkanı Süleyman Seba'nın heykeli Bornova'da...Beşiktaş'ın efsane başkanı Süleyman Seba'nın heykeli Bornova'da...

Beşiktaş'ın efsane başkanı Süleyman Seba, İzmir Bornova'daki Büyük Park'ta ölümsüzleşti. Bornova Belediyesi, 13 Ağustos 2014 tarihinde 88 yaşında hayata gözlerini yuman Seba'nın heykelini diktirdi. Heykelin açılışını Süper Lig'deki Akhisar Belediyespor deplasmanı için kente gelen Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi yaptı. Ahmet Nuri Çebi, Seba'yı "Beşiktaş'ın lideri" olduğunu belirterek, "Süleyman Seba başkanımız duruşuyla, davranış ve asaletiyle tüm Türkiye'nin kalbini fethetti. Beşiktaşlı duruşunu bizlere en iyi o gösterdi. Seba'nın Türk futboluna kazandırmak için uğraştığı, mütevazılık, dostluk, efendilik ve dürüstlük gibi ilkeler her zaman ışığımız olacaktır" ifadelerini kullandı. Bornova Belediye Başkanı Olgun Atilla ise, açılışta Bornova'nın sporun ve sporcunun dostu olduğunu ifade ederek, "Süleyman Seba yaptıklarıyla, söyledikleriyle hepimizin gönlünde taht kurdu. Seba'yı Bornova'da ölümsüzleştirdiğimiz için çok mutluyuz. Tük halkımız Seba heykeline gözü gibi bakacaktır" dedi. Açılışa katılanlar bank üzerinde otururken tasvir edilen Seba'nın heykeli önünde hatıra fotoğrafı çektirdi. Bornova Belediyesi, engelliler için Büyük Park'ta yapılan salıncağın da açılışını gerçekleştirdi. Özel olarak dizayn edilen salıncaklarda tüm engelli çocukların eğlenceli vakit geçireceğini söyleyen Beşiktaş 2'nci Başkanı Ahmet Nur Çebi, "Beşiktaş camiası olarak her kesime karşı duyarlılığımız ön planda olacak" dedi. Bornova Belediye Başkanı Olgun Atilla destekleri için siyah-beyazlılara teşekkür ederek ilçede 10 noktada engelli salıncağı kurulduğunu bildirdi. Beşiktaş 2. Başkanı ve Futbol Şube Sorumlusu Ahmet Nur Çebi, Mudanya feribotunda Akhisar Belediyespor deplasmanına giden bir grup Beşiktaşlı taraftarların saldırısına uğrayan Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu'na yapılanları tasvip etmediğini söyledi. Olayın neden kaynaklandığını bilmediğini ifade eden Çebi, "Türk sporunda şiddet istemiyoruz. Emre'ye yapılanları tasvip etmiyoruz. Ama sporcular ve yöneticiler demeç verirken çok dikkatli olacaklar. Kimseyi tahrik edecek davranışlarda bulunmayacaklar. Emre ve Fenerbahçe camiasına geçmiş olsun" dedi. Beşiktaş'ta sezon sonu sözleşmesi sona erecek Atiba Hutchinson, siyah-beyazlılarla nikah tazelemeye hazırlanıyor. Ahmet Nur Çebi Kanadalı orta saha oyuncusuyla görüşmelerin olumlu gittiği bilgisini verdi. Atiba ile henüz sözleşme imzalamadıklarını ifade eden Çebi, "Atiba bizim futbolcumuz. Görüşmelerimiz sürüyor ve her şey olumlu gidiyor" diye konuştu.

Göztepe Başkanı Mehmet Sepil: Süper Lige çıkıp, şirketi halka açacağım...Göztepe Başkanı Mehmet Sepil: Süper Lige çıkıp, şirketi halka açacağım...

Göztepe Başkanı Mehmet Sepil, en büyük hayalinin Göztepe'yi Spor Toto Süper Lig'e çıkartarak halka açmak olduğunu söyledi. Başkan Sepil, yaşanan Karşıyaka, Altay, Göztepe rekabetini ise "faydasız" olarak yorumladı. Ege Genç İşadamları Derneği'nin (EGİAD) 71. Ege Toplantısı'nın konuğu olan Göztepe Başkanı Mehmet Sepil, gönül verdiği sarı-kırmızılı kulüp ile ilgili hayallerini anlattı. Çocukluğunu Göztepe'nin kulüp binasının yanında geçirdiği için ve Göztepeli olduğu için sarı-kırmızılı kulübü devraldığını anlatan Başkan Mehmet Sepil, "Hiçbir ticari hesabım yok. Bu hem benim için hem de Göztepe için avantaj. Hayalimizi de ilk gün söyledik. Göztepe, benim çocukluk devrimde çok başarılı bir kulüptü. İzmir'de değilken kendimi Göztepe'ye sadık hissetmedim. Buradan gittiğimde Göztepe kalbimdeydi. Ben de Galatasaray'la Beşiktaş'la ilgilenmeye başladım ama hayatımdan Göztepe özlemi hiç gitmedi. Hatta bu benim için bir iddia haline geldi. İmkanım olunca da Göztepe'yle birlikte bir şeyler yapmaya karar verdim" dedi. Kendisini çok şanslı hissettiğini söyleyen Başkan Sepil, "Göztepe gibi bir camiayı bulması çok zordur. Son maçlarda bunu gösterdik. Sezon başında yeni bir yönetimle başlıyorsunuz ama sezon sonunda 40 bin seyirci geliyor. Bence önümüz açık. Hedefimizi baştan koyduk, eski Göztepe'yi geri getirmek istiyoruz. Sadece Türkiye için değil tekrar uluslararası bir takım olabilmek istiyoruz. Kolay bir yol değil ama benim yapmak istediğim bu. Hayalim sadece orada bitmiyor. Göztepe'yi sadece başarılı yapmak yetmez, aynı zamanda kendi ayakları üzerinde duran bir kulüp haline getirmek lazım" diye konuştu.

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top