Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: chp
Süt Üreticileri Anıt Kabir'de...Süt Üreticileri Anıt Kabir'de...

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay Tire Süt Kooperatifi üyesi üreticilerle birlikte Atatürk’ün huzuruna çıktı. Anıtkabir’de bini aşkın üretici ile birlikte olan Balbay, “ Gerçek ekonomi tarımsal üretimdir. Köylü bize Atatürk’ün mirasıdır. Onu hak ettiği en yüce yere koyacağız” dedi. Cuma gece yarısı 25 otobüsle Tire’den yola çıkan Tire Süt Kooperatifi üyesi üreticiler sabahın erken saatlerinde Ankara’ya ulaştılar. Üreticileri Ankara’da CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay karşıladı. Saat 08.30 sıralarında Anıtkabir’in önüne gelen üreticiler saat 09.00’dan itibaren aslanlı yoldan hep birlikte yürüyerek Anıtkabir’e çıktılar. Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük öncülüğünde Atatürk’ün mozolesine çelenk koyan üreticiler daha sonra anı defterine Atatürk’ün çiftçiler ile ilgili sözlerini anımsattılar ve bugün ki yalnızlıklarını ve içinde bulundukları durumu dile getirdiler. Balbay üreticilerle birlikte mozoleye yürüyüşten sonra Anıtkabir’in müze bölümünü gezdi, üretici aileleriyle sohbet etti. Dünya’da buğday ihracatında birinci ülkenin ABD olduğunu Süt ürünleri üretiminde ise rekorun AB üyelerinde bulunduğunu anımsatan Balbay şunları söyledi: “Batı dünyası sanayileşme çağını aştı. Tarımın en gerçek üretim olduğunu gördü. Pek çok Avrupa ülkesi sanayi yatırımlarını 3’ncü dünya ülkelerine aktarıp kirliliği orada bırakıyor kendi topraklarını temiz tutup tarımsal üretim yapıyor. Biz dünya’nın en bereketli ovalarına sahibiz ama yeterince değerlendiremiyoruz. Bu konuda ki yüz aklarımızdan biri Tire Üretici Kooperatifidir. Örgütlü gücün her şey olduğunu kanıtlayan Tire’li köylüler burada günde yüzlerce ton süt üretip bölgeye ve Türkiye’ye hitap ediyorlar. İktidarımızda Tire örneğini tüm Türkiye’ye yayacağız. İzmir Büyükşehir Belediyemizin Kırsal Kalkınma projesini daha büyük ölçekli hale getireceğiz” dedi. Öğle saatlerine kadar üreticilerle Anıtkabir’in bahçesinde olan Balbay Küçük Menderes ovasının dünyada PO Ovasınından sonra ki en verimli topraklara sahip olduğunu belirterek bu bölgeyi tehtid eden altın madeni aramasının öteki kirliliklerin önüne geçmek için her şeyi yapacaklarını vurguladı. Üreticiler kendilerini yalnız bırakmadıkları için Balbay’a teşekkür ettiler ve 1 Kasım seçim sürecinde başarılar dilediler. Balbay’da onlara, “ Başarı sadece benim ya da bizim değil hepimizin olacak. 1 Kasım’da üreten kazanacak, emek diyen kazanacak bu toprakların hakkını vermek için en samimi söylemlere sahip parti olan CHP kazanacak” dedi.

Kamil Hoca tarihe geçer mi?Kamil Hoca tarihe geçer mi?

Merak edilen konuyu… CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Bursa’da açıkladı: “ Önseçimle belirlenen aday listesi 1 Kasım seçiminde değişmeyecek” Yani… Parti sandığından çıkan aynı isimler kalacak. *** Ancak… Hangi önseçim listesi? 20 Nisan’dan önceki liste mi? Sonraki mi? Öncesinde Atilla Sertel 6. Sıra adayıydı. Yüksek Seçim Kurulu kararıyla düşünüldü. Yerine Prof. Dr Kamil Okyay Sındır getirildi. Kamil hoca seçildi, TBMM’de yemini etti. *** Bundan sonrası… Parti büyüklerinin kararı. Sertel mi, Sındır mı? *** Her iki isimden birbirinden değerli. Geçmişleri belli, kişilikleri ortada. Hangisi derseniz? Her ikisi de. *** İçten, yalın, tarafsız… Kafamdaki düşünceyi paylaşayım. Bornova eski belediye başkanı, bugünün milletvekili Kamil Okyay Sındır, Atilla Sertel’in ardından çıktı. Malum sürpriz kararla… Yerine geçti. Herkes saygı gösterdi, “adaletin kestiği parmak” diye kabul edildi. Sertel’in üzüntüsü kadar, Sındır’ın mutluluğu yaşandı. Adaletin tecellisi, Yüce Mahkeme’nin hala masasında. *** İzmir milletvekili Sındır, bugün hangi düşüncededir bilinmez ama… Kendine yakışan bir jesti sunmalıdır. Politikacı kaderini belirleyen parti kurmaylarına; “ Mümkünse ben değil, Sertel aday gösterilmelidir” teklifini götürmeli… Siyaset tarihimizde örnek olmalıdır. Bilinen kişiliğiyle ayakta alkışlanacak… Sadece parti tabanında değil tüm seçmen katmanlarında takdir görecektir. *** Böylesi bir jest; siyaset ahlakını, hakka saygıyı, egoizmden uzak kalmayı sergileyecektir. Belki de… 7 Haziran’da bölgede 6 milletvekili çıkaran CHP’nin oylarını ve vekil sayısını artıracaktır, kendisi bir daha çıkacaktır. Ki, bu konuda iddialıyım. Gerçek siyasetçinin seçimi değil, geleceği düşündüğünü de ortaya koyacaktır. *** Tarihe geçmek… Savaşlar, şampiyonluklar kazanmakla değil… İnsanoğlu’nun özlem duyduğu huy ve güzellikleri yaşatmakla oluyor. Bazen bir kelime… Bazen bir hareketle!

İnsanın ürkmesi hayvan ürkmesine  benzemez...İnsanın ürkmesi hayvan ürkmesine benzemez...

Bir arkadaşım yaşadığımız toplumsal travmayı; “İnsanın ürkmesi, hayvan ürkmesine benzemez” diye tanımladı. “Barış nedir?” sorusunun yanıtını “sözlükler” ve “Çok Bilmiş Profesör Ulu Google” şöyle açıklıyor: “Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç.” Türkiye’de kimilerinin “Barış Süreci” adını verdiği, üniter bütünlüğün bozulması yolunda atılan adımları, yukarıdaki tanım doğrultusunda, sanki Türkiye bir savaştaymış da, savaşı sona erdiren bir anlaşma imzalanmış da hoşgörü ortamı oluşturuluyormuş gibi anlamak gerekiyor. Türkiye bir savaş içinde değildir. Başkaldıran, asi ve bölücü terör örgütünün saldırısı karşısındadır. “Barış Süreci”, Amerika’nın “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında, Türkiye’de bir bölünmeye yol açacak, önce eyalet sistemi, yerel bağımsızlık gibi isteklerin ardından bir Kürt Devleti kurulması girişiminin görünmeyen yüzüdür. Bu ifadeyi kabullenmek, ülkemizde bir “savaş” olduğunu kabul etmektir. Bunu kabullenmek, buna destek vermek ise, PKK’nın başı bebek katili Apo dâhil diğerlerinin de, “savaş esiri” durumuna getirilerek salıverilmesini isteyecekleri günlere gelineceğini bilmemektir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Türkiye'nin barışa ihtiyacı olduğunu belirterek, "Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi biz de barış sürecini destekliyoruz" demişti. Tarihi Havagazı Fabrikası'nda düzenlenen İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu toplantısının basına açık kısmında konuşan Kocaoğlu, kentin kanaat önderleriyle hareket edilmesi halinde Türkiye'nin ihtiyacı olan barışa katkıda bulunulacağını söylüyordu. "Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi biz de barış sürecini destekliyoruz" diyen Kocaoğlu, barışın kalıcı ve sürdürülebilir olması için toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğine inandığını, bunun sağlanması için her türlü desteği verdiklerini açıklıyordu. Başkanın açıklamasından anlaşıldığına göre ben, “Barış Süreci” denilen, bu katil terör örgütü başını, aklama, salıverme operasyonuna destek vermediğime göre, onun ifade ettiği, “Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları” arasında değildim. Şimdi de CHP Genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu’nun Elazığ ve Tunceli mitinglerinde, “AKP’nin ‘Barış süreci’ olarak adlandırdığı ‘ Açılım’a sahip çıktığını yazıyor. “AKP giderse barış süreci ne olacak? Diye soranlar olduğuna değinen Kılıçdaroğlu; “Dersim’den sesleniyorum. Barış Süreci kimsenin tekelinde değildir.Bu ülkede barış sağlanacaksa,bunu yapacak olan parti CHP’dir.Herkes çok iyi bilsin bunu.Bu ülkede barış Süreci durmaz “ dediğini yazıyor gazeteler. Tunceli yerine DERSİM denilmesini anlamadığım gibi AKP’nin politikasına sahip çıkmaya çalışmayı da anlamıyorum bir türlü. Bir kesime hoş görünmeye çalışılırken CHP’nin gerçek sahipleri hayretle izliyor olanları. Birileri Özerklikten söz ederken bunun ne anlama geldiğini kavrayamıyoruz. Bense Ürküyorum, benim gibi bu yaşananlardan toplumun büyük bir kesimi Ürküyor. Öte yandan arkadaşımın söylediği söz aklıma geliyor: “İnsanın ürkmesi, hayvan ürkmesine benzemez”

Cevat Gök ölümsüzleşti…Cevat Gök ölümsüzleşti…

İzmir futbolunun efsane isimlerinden Cevat Gök, Karşıyaka Belediyesi tarafından yaptırılan büst ile ölümsüzleştirildi. Cevat Baba'yı, büstün açılış töreninde, sevenleri yalnız bırakmadı. Adı İzmir ve Karşıyaka ile özdeşleşen efsaneleri yaşarken ölümsüzleştirmek için çalışmalar yapan Karşıyaka Belediyesi, spor camiasının önemli isimleri arasında gösterilen 87 yaşındaki Cevat Gök'ün büstünü açtı. Alaybey'deki Tahir Bor Parkı içinde oluşturulan Cevat Baba büstü, kalabalık ve coşkulu bir törenle açıldı. Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Onursal Üyesi de olan Cevat Gök, Başkan Akpınar'a rozet ve bayrak hediye etti. Açılışa, Gök'ün ailesi ve Başkan Hüseyin Mutlu Akpınar'ın yanı sıra; CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, İlçe Başkanı Mustafa Özuslu, eski başkanlar Nevzat Çobanoğlu ve Kemal Baysak, Futbol Antrenörleri Derneği, KASİAD, Karşıyaka Spor Adamları Derneği, ile spor ve siyaset dünyasından davetliler, muhtarlar ve meclis üyeleri katıldı. İsmi kent ile özdeşleşen ve topluma mal olan isimleri yaşadıkları süreçte onurlandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, "Cevat Babamızın yaşamı, sporculuğu, İzmir ve Karşıyaka bağlılığı, daha da önemlisi centilmenlik tavrı ve çağrısı, hepimize örnek olmalıdır. Vefa, saygı, sevgi ve bağlılık, bir Karşıyaka ve Karşıyakalılık erdemidir. Bu sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Yaşayan değerlerimize vefa göstermekte geç kalmak istemiyoruz. İyi ki bizimsin, iyi ki Karşıyaka'dasın Cevat Baba" dedi. Cevat Gök ise "Benim için böyle bir büstü açmanızdan, bu sıcakta beni yalnız bırakmamak adına yanımda olmanızdan onur duydum, mutluluk duydum. Başta Başkan Akpınar olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Karşıyaka farklıdır ve Karşıyaka sevgisi her şeyden üstündür. Bunu bir kez daha gördüm, yaşadım. Allah razı olsun" diye konuştu.

AKP'li-Ak Partili...AKP'li-Ak Partili...

Yazılışı veya söylenişi… İkisi de aynı çatıyı işaret ediyor: Adalet ve Kalkınma Partisi. Kurulduğu ilk yıllarda herkes AKP derdi. Sonraki yıllarda “Ak” kelimesi özellikle telaffuz ettirildi. Ve hatta… Partiyi AKP olarak seslendiren “öteki”, AK Parti diyenler “bizimki” oldu. Dolayısıyla… AKP diyenler kaybetti. AK Parti diyenler kazandı. Bahtları, önleri açıldı. Hala kazanmaya da devam ediyorlar. Akıllı işadamı, öğretim üyesi, müdürler, memurlar hep AK parti diye üstüne basa basa vurguluyor. AKP diyenler nedense bir azizlik yaşıyor. Tayini çıkıyor, emekliliği isteniyor. Velhasıl keyfi kayboluyor. *** Sokaktaki biri AKP diyorsa… Biliniz ki, hükümet, saray, başbakan, cumhurbaşkanı karşıtıdır. Ağzını yayarak AKP (A Ke Pe) diye konuşanın rengi, tavrı bellidir. Seçimde attığı oy da. Bir AK partili, AKP diyenden hoşlanmaz, muhabbetinde bulunmaz. Mahalledeki bakkal, berber, manav, kasap… AKP kısaltılmışını kullanıyorsa, mutlak muhalefettendir. Oyunu CHP, MHP, HDP veya diğer bir partiye vermiştir. *** Bir AK Partili göremezsiniz ki… AKP diye dili sürçsün. Ne espride kullanır, ne de karşısındaki tahrik eyleminde. *** Milli Eğitim eski Bakanı Nimet Baş (eski soyadı Çubukçu), AKP- AK partili çizgisini gayet net şöyle açıkladı: “AK partililer siyasetçi, AKP’lilerin kumaşında gram siyaset yok. AKP’liler çözüm üretmez. AKP’liler çatışma dili kullanır. Parti içinde ön plana çıkan, siyaset dışında bazı isimler var, onlar AKP’li. Değerlendirmeleri yanlış, gerçekçi değil. AKP’liler, Türkiye’nin koalisyona ihtiyacı olduğunu görmüyorlar. AK partililer daha sağlıklı değerlendiriyorlar” *** Milli Eğitim eski bakanından anlıyoruz ki… Partide her kim ki, ortak hükümet kurulmasını istemiyor, o AKP’li. Gönlü ortaklıktan yana, o AK partili. *** Kayıtlı üyeler karar versin. Kim AKP’li. Kim AK Partili!

Bir istifanın masum analizi!Bir istifanın masum analizi!

CHP. Partinin genel sekreteri. Partinin milletvekili. *** İlki… Cumhuriyet tarihimizin en eski, köklü siyasi partisi. İkincisi… Partinin ikinci adamı, çatı altındaki uçan kuştan sorumlu. Oteki… Partinin seçimde aday listesine konulan ve seçilince TBMM üyesi olarak görev yapan kişi. *** Tek başına iktidar mutluluğunu 1946 yılında yaşayan, 69 yıldır sevdasını çeken CHP, aşırı demokratik yapısından iç huzuru bir türlü bulamıyor. Parti meclisi, merkez yönetim kurulu, başkanlık kurmayları kademe kademe ama… Her milletvekilinin ruhu bağımsız. Seçilinceye kadar ılımlı… Sandıktan çıktıktan sonra başına buyruk. *** Partinin kurultayda en çok oyu toplayan… Söylemi, eylemi değişik, eski imam-müftü milletvekili İhsan Özkes, aniden istifayı bastı. Memleket yangın yerine düşmüş… Hükümet kurulmamış… İçti-dışta kavga gürültü devam ederken… Geçmişte parti içi yaşananları hatırladı. Bir yıl önce Üsküdar belediye başkan adaylığı sırasında atılan kazıkları, kurulan tuzakları, ayak oyunlarını falan sıraladı, bugünkü CHP’yi bir güzel kalayladı. *** Canlı yayında, millete döktü içini, CHP’yi anlattı: “ Partinin büyümesine engel olan, ‘az olsun, benim olsun’ anlayışı… Günü kurtarmaya çalışan yönetim tarzı… Sevgi-saygı eksikliği… Parti içi disiplinsizlik… Heyecan duyulmayan… İçe dönük mücadeleyle yetinen… Dağınık, herkesin ayrı telden çaldığı… Kişi çıkarının, ülke çıkarının önüne geçtiği… Mevcut durumu muhafazaya çalışan… Vs, vs” *** Kavgada söylenmeyecekleri… Muhalefetin bile bu kadar bindirmediği lafları, nezaketiyle millete arz etti. *** CHP’nin bir koltuğu gitti. Parti lideri yorum yapmadı. Partinin ikinci adamı Gürsel Tekin, “ İstifayı işleme koymuyorum” dedi. Aile içi mesele olduğunu… Aile içi çözeceklerini söyledi. Aile için meselenin basın toplantısıyla sağır sultana bile duyurulduğu, sokakta konuşulduğunu bildiği halde. *** Din adamı İhsan Özkes, aile içi meseleyi, eski ailesine bildirdi: “Kararım öyle oldu –bitti ile rastgele alınmış karar değil” CHP’nin aile pardon parti meclisi de hocamızın üzerine bir daha gitmedi. *** Bu tabloya göre, sizce hangisi doğrudur? A- Bugünkü CHP’nin kurumsal saygınlığı tartışılmaz. B- Partinin ikinci adamı, vekiller üzerinde etkilidir, istifadan vazgeçirecektir. C- Müftü vekil,”hata yaptım” diye geri dönecektir. D- Kemal Kılıçdaroğlu, sessiz kalmakla memleketi düşünmüş, partiyi güçlendirmiştir. E- Hepsi F- Hiçbiri. *** Cevabınızı saklayın. Erken seçimde rehber olur!

Halk Mahkemesi gibi meclis...Halk Mahkemesi gibi meclis...

Menderes; eski adı Cumaovası. İzmir merkezinde, mahallesi gibi. İnsanları mazbut, toprağı bereketli. Siyaseti huzursuz. Uyuşma, uzlaşma, anlaşma hak getire. Belediye Başkanı, Ak Parti’de. Meclis çoğunluğu CHP’de. Durum böyle olunca… Başkan istediğini yapamıyor. Yeri dar, yeni dar misali. *** Meclisin 25 üyesi var. 14 CHP, 9 AKP. Başkanın oyu dengeye yetmiyor. Muhalefet istediği kararı geçiriyor… İstemediğini kilitliyor. İlçeye hastane, spor sahaları falan yapılacak… Belediye bütçesi yetersiz olduğundan… Araziler, Sağlık Bakanlığı, Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne verilmek istenir. Meclisten izin çıkmaz. Tahsisli olursa, yatırımları diğer kamu kurumları üslenecek. Başkan ısrarla diretiyor, meclis inatla direniyor. *** Sonunda iş kavgaya dönüştü. Belediye Başkanı Bülent Soylu, muhalif üyelerini suçladı. “Hepsi ihanet içindeler…” ‘Vicdanları kurumuş’ ilanıyla, Allah’a havale ettiğini söyledi. “ Böyle siyaset mi yapılır?” isyanıyla… *** CHP İzmir Başkanı, üyeleri adına açıklama yaptı: “ Başka işle uğraşsın… Temizlik falan… Zaten hasbelkader başkan seçildi” Cevap gecikir mi? Başkan soylu, lafı yapıştırdı: “ İl başkanının bildiği tek şey, CHP’li belediyelere mobilya satmak” Partinin başkanı masa-sandalye satan şirket sahibi. Gel de kalk altından! Daha karşı cevap gelmedi. Belki de iddialar incelemeye değer! *** Önümüzdeki günlerde… Bu kavga büyür, dallanır. Gelelim esas meseleye. Belediye Başkanı, meclis toplantısını ilçe meydanında yapma kararı aldı. Halk toplansın… Üyeler konuşsun… Tartışmalar yapılsın… Doğru veya yanlışı seçmen belirlesin. Önümüzdeki ayın ilk haftası… Halk mahkemesi gibi belediye meclisi meydanda gerçekleşecek. *** İzmir’de bir ilk olacak Böyle toplantı hukuken mümkün. Belediye çalışma yönetmeliğinin… 7. maddesi imkan veriyor: “ Meclis toplantı salonu dışında yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda, toplantıda 3 gün önce, belediye sınırları içinde olmak kaydığı başkanın belirlediği yerde yapılır” Zorunluluk koşuluna da bir şekil-şart yaratılır. *** Atışmalar politik cilve değilse… Laftan geri dönülmezse… Önümüzdeki ayın ilk haftasında… Menderes meydanında meclisin sahnesi kurulacak. İsteyen tiyatro gibi seyreder. Düşünür, yargılar, kararını verir. Hatta gülebilir. Hatırlatalım. Alkış, tezahürat adaba, usule aykırı. *** Ben de izlemek istiyorum. Gelişmiş demokrasimiz adına!

Siyasete ara verdi, klip çekmeye başladı...Siyasete ara verdi, klip çekmeye başladı...

CHP İzmir 2. bölgeden milletvekilliği aday adayı olan Karşıyakalı sanatçı Turabi Değerli, "Biz Düş Yaratıcılarıyız" albümünün klibini çekiyor. CHP İzmir 2. bölgeden milletvekilliği aday adayı olan Karşıyakalı sanatçı Turabi Değerli "Biz Düş Yaratıcılarıyız" albümünün klibinin çekimleri için Bostanlı Sahili'ni tercih etti. Yunus Durmaz ve ekibi tarafından yapılan çekimler üç gün sürdü. Albüme adını veren, söz ve bestesini Turabi Değerli'nin yaptığı "Biz Düş Yaratıcılarıyız" şarkısı için hazırlanan klipte çocuklar ve vatandaşlar da gönüllü rol aldı. İddialı bir çıkış için hazırlıklar yaptığını belirten Değerli, "Sanatçı kimliğimle birikimlerimi ülkem için daha aktif kullanabilmek için CHP'den milletvekili aday adayı oldum ancak aday olamadım. Yıllardır hazırladığım şarkıları halkımızla paylaşmaya başlıyorum. Kendi bestelerimden oluşan albümümdeki şarkı için klip çekimlerimizi tamamlamak üzereyiz. Profesyonel bir ekiple çalışıyoruz. Daha önce hazırladıkları belgesellerle ödüller alan Yunus Durmaz ve ekibi, halka dokunan, halkla iç içe çekimler yaptı. Kurgusuyla birlikte farklı bir klip hazırladık. Çekimlerimizin bir kısmını Karşıyaka Belediyesi Ahmet Priştina Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdik. Destek olan herkese teşekkür ediyorum" dedi. TURABİ DEĞERLİ KİMDİR? Ege Üniversitesi Devlet Türk Konservatuarı'ndan 1990 yılında mezun olan Turabi Değerli yurt içi ve yurt dışında pek çok konserler verdi. Tiyatro oyun müzikleri de besteleyen Değerli, Celal Bayar Üniversitesi'nde "sanatçı öğretim görevlisi" olarak hizmet etti. 17 adet kitabı yayınlandı. 2009 yılında Karşıyaka'da Turabi Değerli Müzik Akademisi'ni kurdu. "Biz Düş Yaratıcılarıyız" ve "Seslenişler" isimli iki albümü bulunuyor.

Dedikodusuz politika olmaz ki!..Dedikodusuz politika olmaz ki!..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “ Vallahi bıktım, dedikodudan bıktım” dedi. *** Sayın Genel Başkan; Dedikodudan bıkmayınız. Yaşamımızın parçası olarak kabul ediniz. Her sabah yenilerini bekleyin. Her akşam nasıl şekil değiştirdiğini izleyin. Dedikodu, toplumumuzun vazgeçilmezidir. “Gıybet, çekiştirme, laf taşıma” gibi isimlendiririz. Ne denirse densin, bizim gibi memleketlerde milli spordur, ananedir, gelenektir. *** Kolaydır. Maliyetsizdir. Zevklidir. Söyleyeni rahatlatır. Dinleyeni ferahlatır. Seveni sırıttırır. Çoluk çocuk herkesi eğlendirir. Temelinde yalan da olabilir… Gerçek de. Hangisi vardır diye araştırmayacaksınız. Hoşunuza gider, gitmez hemen yorum da yapmayacaksınız. Dedikoduyu ağzına alan da dedikoducudur. Yaftası hemen boynuna yapıştırılır. *** Değerli Devlet Büyüğümüz; Dedikodu adı üzerindedir. “Dedi” ve “Kodu” Birileri bir şeyler söyler, konuşur. Kişi veya olaylar hakkında kafasındakini yakıştırır, kondurur. Birileri söyler… Diğerleri duyar… Ötekiler inanır… Berikiler yayar. Yıldırımı kıskandıran hızla, mahalleyi sallar. Kaynağı anonimdir. Yani, herkesindir. *** Sayın Kılıçdaroğlu; Takdir edersiniz ki… Kültürel gelişimi tamamlanamamış… Eğitimi kalıplaşmış.. Ortak aklı becerememiş… Bencilliği zenginleşmiş… Kişisel çıkar, beklentilerin yarıştığı toplumlarda dedikodu yaşamın rengidir. Gelişmiş ülkelerde dedikodu için, “ Üretimi azaltır, zaman kaybıdır, güven ve moral düşmanıdır, duygulara zarar, gruplaşmalara yarardır” derler. Bu olgular, onların meseledir. Kusura bakmasınlar bizi bozar *** Siyaset lideri; Bilirsiniz ki… Politikanın özünde dedikodu vardır. Birileri, “o dedi, bu dedi” der… Diğerleri işine geldiğine yakıştırır. Kongreler, kurultaylar… Listeler, seçimler hep bu dedikodularla biçimlenir. Her şeyi, her yönüyle bilme, görme, öğrenme şansı olmadığından… Kulak dedikodularına prim verilir. Doğru-yanlış işler bağlanır. En yoğun siz yaşamışsınızdır. Bürokratlıktan, liderliğe… Birçok politikacı tanıdınız, seçtiniz, seçtirdiniz. Hiç mi… Dedikodu içine düşmediniz. Dedikoduya kulak asmadınız? *** Sağduyulu Genel Başkan; Bu nedenle dedikodudan bıkmayınız. Bıktığınızı yeminle söylemeyiniz. Dedikodunun biri bitmeden, diğeri başlar. Bakın ne diyorlar? CHP erken seçime giderse… Kılıçdaroğlu’nun istifası istenecek *** Taze dedikodu bu!

Akpınar: Spora siyaset bulaştırmamak gerekir…Akpınar: Spora siyaset bulaştırmamak gerekir…

Türkiye Basketbol Ligi’nde 28 yıl sonra şampiyon olan Pınar Karşıyaka kafilesi, geçtiğimiz pazartesi günü işadamı Erdal Acar'ın özel uçağı ile Ankara'ya gitmişti. Kafile, önce AK Parti Genel Merkezi'ni ziyaret etti. Buradan Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Nükhet Hotar ile buluştu ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na geçerek Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Kafilede, Ak Parti Milletvekillerin yanı sıra, AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Emrun Sulayıcı, Ak Parti eski İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş , KSK eski yöneticilerinden Nazım Torbaoğlu, Erdal Acar da yer aldı. Karşıyaka taraftarları, takımın sosyal medya hesaplarına ziyaretle ilgili tepki gösterirken, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar da, ziyaret için davet almadığını belirtti. Akpınar bu nedenle de, Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Ali Erten’e tepki gösterdi. Spor kulüplerinin herhangi bir cinsin, siyasal görüşün, farklı tercihlerin toplandığı yerler olmadığını aktaran Akpınar, “Sporu siyasete bulaştırmamak gerekiyor. Bunlar yanlış işlerdir” dedi. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, belediye meclis toplantısında ziyarete tepkisini dile getirdi. Karşıyaka Kulüp Başkanı Ali Erten’e tepki gösteren Akpınar, “Spor kulüpleri herhangi bir cinsin, herhangi bir siyasal görüşün farklı tercihlerin toplandığı yerler değildir. Spor kulüpleri ve sanat, siyasetin üstünde olan dallardır. Sporu, siyasete bulaştırmamak gerekiyor. Bunlar yanlış işlerdir. Kulüp başkanımızdan şunu isterdim; AK Parti İl Başkan Yardımcısı varsa CHP’nin, MHP’nin ve diğer partilerin de il başkan yardımcıları da olması gerekirdir. Bu kentin belediye başkanı davet edilmediyse madem, diğer partilerin il başkan yardımcıları da olması gerekirdi. Bende konuyu üzülerek takip ediliyorum. Umarım arkadaşlar konuyu düzeltir. 103 yıllık spor kulübü hiç kimsenin olmamıştır. Kulübümüz kimselere de peşkeş çekilmemiştir. Yöneticilerin daha dikkatli olması gerektiğine inanıyorum” dedi. ÇAĞATAY: ŞAMPİYONLUK SİYASİ AMAÇ İÇİN KULLANILDI Meclis toplantısında söz alan CHP’li Meclis üyesi Yücel Çağatay, Pınar Karşıyaka’nın 28 yıl sonra gelen şampiyonluğunun siyasi amaçla kullanıldığını belirterek, “Pınar Karşıyaka Basketbol takımımızın şampiyon olması hepimizi çok gururlandırdı. Ancak bir spor adamı olarak son günlerde bu kupanın siyasi amaçla kullanıldığını gözlemliyorum. Bu konuda gerçekten üzülüyorum. Karşıyaka Spor Kulübü armasında ay-yıldız taşıma onuru verilmiş Türkiye’deki, üç kulüpten birisidir. Fakat Karşıyaka Spor Kulübü siyasetin içerisine hiç bu kadar girmemişti. Şampiyonluk kupası elden ele dolaşıyor ve siyasi parti genel merkezlerine götürülüyor. Bu kadar olmasına içim kan ağlıyor’’ diye konuştu.

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top