Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: chp
AKP'li-Ak Partili...AKP'li-Ak Partili...

Yazılışı veya söylenişi… İkisi de aynı çatıyı işaret ediyor: Adalet ve Kalkınma Partisi. Kurulduğu ilk yıllarda herkes AKP derdi. Sonraki yıllarda “Ak” kelimesi özellikle telaffuz ettirildi. Ve hatta… Partiyi AKP olarak seslendiren “öteki”, AK Parti diyenler “bizimki” oldu. Dolayısıyla… AKP diyenler kaybetti. AK Parti diyenler kazandı. Bahtları, önleri açıldı. Hala kazanmaya da devam ediyorlar. Akıllı işadamı, öğretim üyesi, müdürler, memurlar hep AK parti diye üstüne basa basa vurguluyor. AKP diyenler nedense bir azizlik yaşıyor. Tayini çıkıyor, emekliliği isteniyor. Velhasıl keyfi kayboluyor. *** Sokaktaki biri AKP diyorsa… Biliniz ki, hükümet, saray, başbakan, cumhurbaşkanı karşıtıdır. Ağzını yayarak AKP (A Ke Pe) diye konuşanın rengi, tavrı bellidir. Seçimde attığı oy da. Bir AK partili, AKP diyenden hoşlanmaz, muhabbetinde bulunmaz. Mahalledeki bakkal, berber, manav, kasap… AKP kısaltılmışını kullanıyorsa, mutlak muhalefettendir. Oyunu CHP, MHP, HDP veya diğer bir partiye vermiştir. *** Bir AK Partili göremezsiniz ki… AKP diye dili sürçsün. Ne espride kullanır, ne de karşısındaki tahrik eyleminde. *** Milli Eğitim eski Bakanı Nimet Baş (eski soyadı Çubukçu), AKP- AK partili çizgisini gayet net şöyle açıkladı: “AK partililer siyasetçi, AKP’lilerin kumaşında gram siyaset yok. AKP’liler çözüm üretmez. AKP’liler çatışma dili kullanır. Parti içinde ön plana çıkan, siyaset dışında bazı isimler var, onlar AKP’li. Değerlendirmeleri yanlış, gerçekçi değil. AKP’liler, Türkiye’nin koalisyona ihtiyacı olduğunu görmüyorlar. AK partililer daha sağlıklı değerlendiriyorlar” *** Milli Eğitim eski bakanından anlıyoruz ki… Partide her kim ki, ortak hükümet kurulmasını istemiyor, o AKP’li. Gönlü ortaklıktan yana, o AK partili. *** Kayıtlı üyeler karar versin. Kim AKP’li. Kim AK Partili!

Bir istifanın masum analizi!Bir istifanın masum analizi!

CHP. Partinin genel sekreteri. Partinin milletvekili. *** İlki… Cumhuriyet tarihimizin en eski, köklü siyasi partisi. İkincisi… Partinin ikinci adamı, çatı altındaki uçan kuştan sorumlu. Oteki… Partinin seçimde aday listesine konulan ve seçilince TBMM üyesi olarak görev yapan kişi. *** Tek başına iktidar mutluluğunu 1946 yılında yaşayan, 69 yıldır sevdasını çeken CHP, aşırı demokratik yapısından iç huzuru bir türlü bulamıyor. Parti meclisi, merkez yönetim kurulu, başkanlık kurmayları kademe kademe ama… Her milletvekilinin ruhu bağımsız. Seçilinceye kadar ılımlı… Sandıktan çıktıktan sonra başına buyruk. *** Partinin kurultayda en çok oyu toplayan… Söylemi, eylemi değişik, eski imam-müftü milletvekili İhsan Özkes, aniden istifayı bastı. Memleket yangın yerine düşmüş… Hükümet kurulmamış… İçti-dışta kavga gürültü devam ederken… Geçmişte parti içi yaşananları hatırladı. Bir yıl önce Üsküdar belediye başkan adaylığı sırasında atılan kazıkları, kurulan tuzakları, ayak oyunlarını falan sıraladı, bugünkü CHP’yi bir güzel kalayladı. *** Canlı yayında, millete döktü içini, CHP’yi anlattı: “ Partinin büyümesine engel olan, ‘az olsun, benim olsun’ anlayışı… Günü kurtarmaya çalışan yönetim tarzı… Sevgi-saygı eksikliği… Parti içi disiplinsizlik… Heyecan duyulmayan… İçe dönük mücadeleyle yetinen… Dağınık, herkesin ayrı telden çaldığı… Kişi çıkarının, ülke çıkarının önüne geçtiği… Mevcut durumu muhafazaya çalışan… Vs, vs” *** Kavgada söylenmeyecekleri… Muhalefetin bile bu kadar bindirmediği lafları, nezaketiyle millete arz etti. *** CHP’nin bir koltuğu gitti. Parti lideri yorum yapmadı. Partinin ikinci adamı Gürsel Tekin, “ İstifayı işleme koymuyorum” dedi. Aile içi mesele olduğunu… Aile içi çözeceklerini söyledi. Aile için meselenin basın toplantısıyla sağır sultana bile duyurulduğu, sokakta konuşulduğunu bildiği halde. *** Din adamı İhsan Özkes, aile içi meseleyi, eski ailesine bildirdi: “Kararım öyle oldu –bitti ile rastgele alınmış karar değil” CHP’nin aile pardon parti meclisi de hocamızın üzerine bir daha gitmedi. *** Bu tabloya göre, sizce hangisi doğrudur? A- Bugünkü CHP’nin kurumsal saygınlığı tartışılmaz. B- Partinin ikinci adamı, vekiller üzerinde etkilidir, istifadan vazgeçirecektir. C- Müftü vekil,”hata yaptım” diye geri dönecektir. D- Kemal Kılıçdaroğlu, sessiz kalmakla memleketi düşünmüş, partiyi güçlendirmiştir. E- Hepsi F- Hiçbiri. *** Cevabınızı saklayın. Erken seçimde rehber olur!

Halk Mahkemesi gibi meclis...Halk Mahkemesi gibi meclis...

Menderes; eski adı Cumaovası. İzmir merkezinde, mahallesi gibi. İnsanları mazbut, toprağı bereketli. Siyaseti huzursuz. Uyuşma, uzlaşma, anlaşma hak getire. Belediye Başkanı, Ak Parti’de. Meclis çoğunluğu CHP’de. Durum böyle olunca… Başkan istediğini yapamıyor. Yeri dar, yeni dar misali. *** Meclisin 25 üyesi var. 14 CHP, 9 AKP. Başkanın oyu dengeye yetmiyor. Muhalefet istediği kararı geçiriyor… İstemediğini kilitliyor. İlçeye hastane, spor sahaları falan yapılacak… Belediye bütçesi yetersiz olduğundan… Araziler, Sağlık Bakanlığı, Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne verilmek istenir. Meclisten izin çıkmaz. Tahsisli olursa, yatırımları diğer kamu kurumları üslenecek. Başkan ısrarla diretiyor, meclis inatla direniyor. *** Sonunda iş kavgaya dönüştü. Belediye Başkanı Bülent Soylu, muhalif üyelerini suçladı. “Hepsi ihanet içindeler…” ‘Vicdanları kurumuş’ ilanıyla, Allah’a havale ettiğini söyledi. “ Böyle siyaset mi yapılır?” isyanıyla… *** CHP İzmir Başkanı, üyeleri adına açıklama yaptı: “ Başka işle uğraşsın… Temizlik falan… Zaten hasbelkader başkan seçildi” Cevap gecikir mi? Başkan soylu, lafı yapıştırdı: “ İl başkanının bildiği tek şey, CHP’li belediyelere mobilya satmak” Partinin başkanı masa-sandalye satan şirket sahibi. Gel de kalk altından! Daha karşı cevap gelmedi. Belki de iddialar incelemeye değer! *** Önümüzdeki günlerde… Bu kavga büyür, dallanır. Gelelim esas meseleye. Belediye Başkanı, meclis toplantısını ilçe meydanında yapma kararı aldı. Halk toplansın… Üyeler konuşsun… Tartışmalar yapılsın… Doğru veya yanlışı seçmen belirlesin. Önümüzdeki ayın ilk haftası… Halk mahkemesi gibi belediye meclisi meydanda gerçekleşecek. *** İzmir’de bir ilk olacak Böyle toplantı hukuken mümkün. Belediye çalışma yönetmeliğinin… 7. maddesi imkan veriyor: “ Meclis toplantı salonu dışında yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda, toplantıda 3 gün önce, belediye sınırları içinde olmak kaydığı başkanın belirlediği yerde yapılır” Zorunluluk koşuluna da bir şekil-şart yaratılır. *** Atışmalar politik cilve değilse… Laftan geri dönülmezse… Önümüzdeki ayın ilk haftasında… Menderes meydanında meclisin sahnesi kurulacak. İsteyen tiyatro gibi seyreder. Düşünür, yargılar, kararını verir. Hatta gülebilir. Hatırlatalım. Alkış, tezahürat adaba, usule aykırı. *** Ben de izlemek istiyorum. Gelişmiş demokrasimiz adına!

Siyasete ara verdi, klip çekmeye başladı...Siyasete ara verdi, klip çekmeye başladı...

CHP İzmir 2. bölgeden milletvekilliği aday adayı olan Karşıyakalı sanatçı Turabi Değerli, "Biz Düş Yaratıcılarıyız" albümünün klibini çekiyor. CHP İzmir 2. bölgeden milletvekilliği aday adayı olan Karşıyakalı sanatçı Turabi Değerli "Biz Düş Yaratıcılarıyız" albümünün klibinin çekimleri için Bostanlı Sahili'ni tercih etti. Yunus Durmaz ve ekibi tarafından yapılan çekimler üç gün sürdü. Albüme adını veren, söz ve bestesini Turabi Değerli'nin yaptığı "Biz Düş Yaratıcılarıyız" şarkısı için hazırlanan klipte çocuklar ve vatandaşlar da gönüllü rol aldı. İddialı bir çıkış için hazırlıklar yaptığını belirten Değerli, "Sanatçı kimliğimle birikimlerimi ülkem için daha aktif kullanabilmek için CHP'den milletvekili aday adayı oldum ancak aday olamadım. Yıllardır hazırladığım şarkıları halkımızla paylaşmaya başlıyorum. Kendi bestelerimden oluşan albümümdeki şarkı için klip çekimlerimizi tamamlamak üzereyiz. Profesyonel bir ekiple çalışıyoruz. Daha önce hazırladıkları belgesellerle ödüller alan Yunus Durmaz ve ekibi, halka dokunan, halkla iç içe çekimler yaptı. Kurgusuyla birlikte farklı bir klip hazırladık. Çekimlerimizin bir kısmını Karşıyaka Belediyesi Ahmet Priştina Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdik. Destek olan herkese teşekkür ediyorum" dedi. TURABİ DEĞERLİ KİMDİR? Ege Üniversitesi Devlet Türk Konservatuarı'ndan 1990 yılında mezun olan Turabi Değerli yurt içi ve yurt dışında pek çok konserler verdi. Tiyatro oyun müzikleri de besteleyen Değerli, Celal Bayar Üniversitesi'nde "sanatçı öğretim görevlisi" olarak hizmet etti. 17 adet kitabı yayınlandı. 2009 yılında Karşıyaka'da Turabi Değerli Müzik Akademisi'ni kurdu. "Biz Düş Yaratıcılarıyız" ve "Seslenişler" isimli iki albümü bulunuyor.

Dedikodusuz politika olmaz ki!..Dedikodusuz politika olmaz ki!..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “ Vallahi bıktım, dedikodudan bıktım” dedi. *** Sayın Genel Başkan; Dedikodudan bıkmayınız. Yaşamımızın parçası olarak kabul ediniz. Her sabah yenilerini bekleyin. Her akşam nasıl şekil değiştirdiğini izleyin. Dedikodu, toplumumuzun vazgeçilmezidir. “Gıybet, çekiştirme, laf taşıma” gibi isimlendiririz. Ne denirse densin, bizim gibi memleketlerde milli spordur, ananedir, gelenektir. *** Kolaydır. Maliyetsizdir. Zevklidir. Söyleyeni rahatlatır. Dinleyeni ferahlatır. Seveni sırıttırır. Çoluk çocuk herkesi eğlendirir. Temelinde yalan da olabilir… Gerçek de. Hangisi vardır diye araştırmayacaksınız. Hoşunuza gider, gitmez hemen yorum da yapmayacaksınız. Dedikoduyu ağzına alan da dedikoducudur. Yaftası hemen boynuna yapıştırılır. *** Değerli Devlet Büyüğümüz; Dedikodu adı üzerindedir. “Dedi” ve “Kodu” Birileri bir şeyler söyler, konuşur. Kişi veya olaylar hakkında kafasındakini yakıştırır, kondurur. Birileri söyler… Diğerleri duyar… Ötekiler inanır… Berikiler yayar. Yıldırımı kıskandıran hızla, mahalleyi sallar. Kaynağı anonimdir. Yani, herkesindir. *** Sayın Kılıçdaroğlu; Takdir edersiniz ki… Kültürel gelişimi tamamlanamamış… Eğitimi kalıplaşmış.. Ortak aklı becerememiş… Bencilliği zenginleşmiş… Kişisel çıkar, beklentilerin yarıştığı toplumlarda dedikodu yaşamın rengidir. Gelişmiş ülkelerde dedikodu için, “ Üretimi azaltır, zaman kaybıdır, güven ve moral düşmanıdır, duygulara zarar, gruplaşmalara yarardır” derler. Bu olgular, onların meseledir. Kusura bakmasınlar bizi bozar *** Siyaset lideri; Bilirsiniz ki… Politikanın özünde dedikodu vardır. Birileri, “o dedi, bu dedi” der… Diğerleri işine geldiğine yakıştırır. Kongreler, kurultaylar… Listeler, seçimler hep bu dedikodularla biçimlenir. Her şeyi, her yönüyle bilme, görme, öğrenme şansı olmadığından… Kulak dedikodularına prim verilir. Doğru-yanlış işler bağlanır. En yoğun siz yaşamışsınızdır. Bürokratlıktan, liderliğe… Birçok politikacı tanıdınız, seçtiniz, seçtirdiniz. Hiç mi… Dedikodu içine düşmediniz. Dedikoduya kulak asmadınız? *** Sağduyulu Genel Başkan; Bu nedenle dedikodudan bıkmayınız. Bıktığınızı yeminle söylemeyiniz. Dedikodunun biri bitmeden, diğeri başlar. Bakın ne diyorlar? CHP erken seçime giderse… Kılıçdaroğlu’nun istifası istenecek *** Taze dedikodu bu!

Akpınar: Spora siyaset bulaştırmamak gerekir…Akpınar: Spora siyaset bulaştırmamak gerekir…

Türkiye Basketbol Ligi’nde 28 yıl sonra şampiyon olan Pınar Karşıyaka kafilesi, geçtiğimiz pazartesi günü işadamı Erdal Acar'ın özel uçağı ile Ankara'ya gitmişti. Kafile, önce AK Parti Genel Merkezi'ni ziyaret etti. Buradan Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Nükhet Hotar ile buluştu ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na geçerek Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Kafilede, Ak Parti Milletvekillerin yanı sıra, AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Emrun Sulayıcı, Ak Parti eski İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş , KSK eski yöneticilerinden Nazım Torbaoğlu, Erdal Acar da yer aldı. Karşıyaka taraftarları, takımın sosyal medya hesaplarına ziyaretle ilgili tepki gösterirken, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar da, ziyaret için davet almadığını belirtti. Akpınar bu nedenle de, Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Ali Erten’e tepki gösterdi. Spor kulüplerinin herhangi bir cinsin, siyasal görüşün, farklı tercihlerin toplandığı yerler olmadığını aktaran Akpınar, “Sporu siyasete bulaştırmamak gerekiyor. Bunlar yanlış işlerdir” dedi. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, belediye meclis toplantısında ziyarete tepkisini dile getirdi. Karşıyaka Kulüp Başkanı Ali Erten’e tepki gösteren Akpınar, “Spor kulüpleri herhangi bir cinsin, herhangi bir siyasal görüşün farklı tercihlerin toplandığı yerler değildir. Spor kulüpleri ve sanat, siyasetin üstünde olan dallardır. Sporu, siyasete bulaştırmamak gerekiyor. Bunlar yanlış işlerdir. Kulüp başkanımızdan şunu isterdim; AK Parti İl Başkan Yardımcısı varsa CHP’nin, MHP’nin ve diğer partilerin de il başkan yardımcıları da olması gerekirdir. Bu kentin belediye başkanı davet edilmediyse madem, diğer partilerin il başkan yardımcıları da olması gerekirdi. Bende konuyu üzülerek takip ediliyorum. Umarım arkadaşlar konuyu düzeltir. 103 yıllık spor kulübü hiç kimsenin olmamıştır. Kulübümüz kimselere de peşkeş çekilmemiştir. Yöneticilerin daha dikkatli olması gerektiğine inanıyorum” dedi. ÇAĞATAY: ŞAMPİYONLUK SİYASİ AMAÇ İÇİN KULLANILDI Meclis toplantısında söz alan CHP’li Meclis üyesi Yücel Çağatay, Pınar Karşıyaka’nın 28 yıl sonra gelen şampiyonluğunun siyasi amaçla kullanıldığını belirterek, “Pınar Karşıyaka Basketbol takımımızın şampiyon olması hepimizi çok gururlandırdı. Ancak bir spor adamı olarak son günlerde bu kupanın siyasi amaçla kullanıldığını gözlemliyorum. Bu konuda gerçekten üzülüyorum. Karşıyaka Spor Kulübü armasında ay-yıldız taşıma onuru verilmiş Türkiye’deki, üç kulüpten birisidir. Fakat Karşıyaka Spor Kulübü siyasetin içerisine hiç bu kadar girmemişti. Şampiyonluk kupası elden ele dolaşıyor ve siyasi parti genel merkezlerine götürülüyor. Bu kadar olmasına içim kan ağlıyor’’ diye konuştu.

Yeni vekilin durumu, eski seçmenin kararı...Yeni vekilin durumu, eski seçmenin kararı...

Milletin sandık mesajını anlamayan muhalefet liderleri, son anda büyük sürpriz yapmazlarsa… Erken seçim ufukta görünüyor. Koalisyon turlarına başlamadan yeniden seçimi konuşmak erken ama… Çarşı-pazar, meyhane-kahvehane’de “ Koalisyonu beceremeyecekler, sandığı bir daha önümüze koyacaklar” muhabbeti hâkim. *** Yeniden seçim olursa… Bugünkü sonuçlar alınır mı? Umutsuzluk, kızgınlıkla… Karamsarlık, öfke ile karışmış vaziyette. Duygu ile mantık çarpışırsa hayırlı sonuç çıkar mı? O hesap! *** Diyelim ki… Erken seçim kararı alındı. Yeni seçilen, çiçeği burnunda vekillerimiz ne olacak? Erken seçim kararına kazan kaldırırlar mı… “ Partimiz ne emrederse o” olgunluğunu mu gösterirler? CHP’de Genel Başkan, bu konuda “ Değişiklik yapılmayacak, özellikle ön seçimle gelenler değiştirilmeyecek” talimatını verse de… Bu oyunun adı politikadır. Aynı saat içinde her şey ters yüz olur. Gerekçesine de bir kulp bulunur. *** Gözlemliyorum ki… Yeni seçilen vekiller huzursuz. Ağız tadıyla, TBMM’nin üyesi olmanın zevkine varamadı. Meclis başkanlığı seçiminde talimatla oy verdiler. Neden böyle yaptıklarını, evdekilere bile anlatmakta güçlük çektiler. Talimatın özgürlüğü yoktur ki. Tak emredilecek, şak yapılacak! *** 7 Haziran’da seçilen 550 vekilin, 369’u sıfır kilometre. Yemin ettiler, rozet taktılar, şanslı olanlar odalarını kaptılar. Maaşı da 15 Temmuz’da peşin üç aylık alacaklar. Özlük haklarında her ne kadar “ Süper emeklilik” görünse de… Hala tereddütler yaşanıyor. Hatta… Meclis toplanırsa, garanti olsun iç tüzük değişikliğini düşünenler bile var. “ Seçilmiş vekiller yeminden sonra tüm özlük haklarını kazanırlar” maddesini geçirip, rahatlayacaklar. *** Sonrası siyasi kader. Ayak oyunlarına gelmezse… Yeniden listeye yazılabilir… Yarım mutluluklarını tamamlarlar. Olmadı… “ Demokrasi yolunda kendimizi feda ettik” övüncüyle gezerler. Üç- beş aylık vekillik hikâyesini anlatırlar. *** Önümüzdeki günler bulanık, karanlık. Ne, neyi getirir, doğurur? Siyaset tezgâhtarları… Televizyon cambazları… Anket kalpazanları… Seçim avantasının kurnazları bir yandan atıyor, tutuyor. Liderler ise burnundan kıl aldırmıyor. *** Kararlı görünen, sokaktaki seçmen. O burnundan soluyor. Ne yapacağını ise şimdiden biliyor. Seçim sandığı… Hele bir önüne konsun!

Konfederasyonlar Kraliçesi!Konfederasyonlar Kraliçesi!

Adı; Nezaket Emine Atasoy. Tanımayan, bilmeyenler olabilir. İzmir Kalkınma Ajansı’nın geçen hafta genel kurulunda adaylığıyla yine ismini duyurdu. Seçimde sonuncu oldu. Kişi mi, İzmir’i kaybetti, tartışılır! *** Nezaket Emine Hanım… 2008 yılında Türkiye Hizmet Gönüllüleri Konfederasyonunu kurdu. İzmir’in bir iş hanı bürosunda, tüzel kişiliğin Genel Başkanı ilan edildi. Amaç; her türlü gönüllü hizmetleri desteklemek. *** Dernekler Kanunu’na göre; Üç oda aynı amaçla bir araya gelirse federasyon… 3 federasyon toplanırsa konfederasyon oluyor. Aslında o kadar kolay değil. Nezaket Hanım azmiyle her şeyi aşıyor olmalı ki… Üç yıl sonra… Türkiye Konfederasyonlar Topluluğu Genel Başkanı olarak karşımıza çıktı. Bu kez amaç; Meslekleri örgütlemek, memuru kollamak, sanatçıyı korumak, genç ve kadınları yetkili kılmak vs… Sürücü kursları, eczane teknisyenleri, Kırım Tatarları federasyonları desteklemiş, konfederasyona dönüşerek genel başkan olmuş. *** Genel Başkan Atasoy, aslen Kastamonulu. O tarihte, İzmir’den il genel meclis üyeliğine aday oldu. Tutmadı, gösterilmedi. 2011 genel seçimlerine İzmir’den AKP aday adayı olarak başvurdu. Yoklamada, 35. sırada kaldı. Aynı seçimde Kuşadası’ndaki eşi Kamber Atasoy da, Aydın’da CHP’nin milletvekili aday adaylığına soyundu. Ön seçimi aşamadı. *** Genel Başkan Emine Hanım, o günlerin Başbakanı R.T Erdoğan’ın annesi rahmetli Tenzile Erdoğan’ın ölüm günü 7 Ekim’i “ Dünya Yaşlı Hakları Günü” olarak ilan edilmesini istedi. Kabul görmedi. Ardından İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) başkanlığına ilk kez adaylığını koydu. Oy çıkmadı. *** Emine Nezaket Hanım… Son olarak, Türkiye Sanayici İşkadınları ve İşadamları Konfederasyonu Genel Başkanı olarak kendini açıkladı. Her siyasi partiye eşit mesafede olarak tanıttı. Bu konfederasyonun amacı; Türkiye’nin ithalat-ihracatı artırmak. Bir diğer hedefi; iş dünyasında kadın-erkek eşitliğini sağlamak. *** Şimdi sıkı durun. Konfederasyon yönetiminde genel başkan tam yetkili. Aldığı kararlara, tüm teşkilatlar kayıtsız-şartsız uymak zorunda. Kuruluşta genel başkandan başka etkili-yetkili birey yoktur. Resmi sitesinde aynen böyle yazıyor. 2012’de olduğu gibi 2015’de de oy birliğiyle seçilmiş. Tek itiraz olmamış. *** Ve Nezaket Hanım’ın konfederasyonunda 100 yönetim kurulu üyesi varmış. TC’nin 81 vilayeti ve dünya ülkelerinde 2 bin yöneticisi bulunuyormuş. Arap-Afrika kıtası falan 100 bin sanayici üye kayıtlıymış. **** Koca konfederasyonların Genel Başkan’ı… Geçen hafta İzmir Kalkınma Ajansı’na yeniden aday oldu. Sondan birinci sırada kaldı! *** İzmir böyle! Dünyaya yayılmış örgütün genel başkanının kıymetini bilmiyor… Bir ajansa bile başkan seçmiyor… Kalkınma hayali kuruyor! Olur mu ya?

Binaenaleyh Demirel!..Binaenaleyh Demirel!..

“Çoban Sülü”, “Barajlar Kralı”, “Kurtar Bizi Baba”, “Fötr Şapka”, “Binaenaleyh” ile yarım asır siyaset yaptı…Yıllarca solun düşmanı oldu! “Bizde sosyalist geçinen, komünisttir” dedi, “Solculuk yokken Türkiye rahattı” şeklinde konuştu; “Komünistler Moskova’ya” onun zamanında tavan yapan(!) slogan oldu… Deniz Gezmiş, “Süleyman Demirel’in Anayasa’yı ihlaline, despotizmine ve ülkeyi ABD’ye satmasına ses çıkartılmadı. Ve meydanlarda bunlara karşı bizler dövüşmek zorunda kaldık, bizler kurşunlandık. Ve sonunda idam isteği ile buraya getirildik” savunmasını yaptı 43 yıl önce. O gençlerin idamına; TBMM’de iki eliyle el kaldırdı Demirel!.. Dönemin bazı CHP’lileri de imza koydu idamlara (!) “Edebiyatın Kaptanı” da “O mahur beste çalar/Müjganla ben ağlaşırız”ı yazdı Denizler’e… Yedi kez iktidar koltuğuna oturdu!.. Faşistlerin işlediği cinayetlerin ardından (Maraş Katliamı-1978) “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” özlü (!) deyişi, “Yeğen/Yiyen/Yahya”; “Sunta/Hayali İhracat”, 70’li yıllar muhalefetinin de, Uğur Mumcu’nun da hedefiydi. “Teokratik rejim olmaz deyip de peşinden Müslüman görüntülüsün” yazıvermişti ona yıllar önce Necip Fazıl da! MC’ler (Milliyetçi Cephe), onun şahaserleri (!) arasında yer almıştı. O günlerde Asker izin verse -belki de- diktatör olur muydu ne??? Yasaklandı birara… Siyasete küsmezdi; varolmayı bilirdi her dem! Son devrinde -nasılsa- “oluverdi demokrat” Süleyman Demirel! Aziz Nesin de deyivermişti; “Süleyman Bey her darbede biraz sola kaydı, birkaç darbe daha görse bizi geçecek!” *** Siyasette akılda kalan bazı sözler sarf etti. “Süleyman Demirel İncileri” denirdi onlara; -Yollar yürümekle aşınmaz! -GAP’ı kimseye gap diye gaptırtmam. -Benzin vardı şeker vardı, şerbet yapıp biz mi içtik? Mizahçıların “en çok kullandığı” siyasiydi… Gazetecilerle arası iyiydi. Davacı olduğu, tehdit ettiği, işinden attırdığı, “terörist” yaptığı olmamıştı hiç! Bir anı; 12 Adalar sorunu sözkonusudur “Komşu” ile… Hükümet toplanmıştır, açıklama yapmaktadır. Meslektaşımız sorar: - Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi’nin Yunan Gölü olduğunu savunuyor, cevabınız? Demirel yanıtı: - Ege bir Türk gölü değildir, Ege bir Yunan gölü de değildir. Binaenaleyh Ege bir göl değildir! Bir tane daha…Yaşadığım bire bir; yıl 1987… ANAP iktidar. Yasakların kaldırılması için Süleyman Demirel İzmir’deydi. GÜNAYDIN Gazetesi adına izliyorum. Torbalı Meydanı’nda konuşmasını bitirdi. Koruması Hayri Bey; yanına, püsküllü poşili bir kişiyi getirdi. Vatandaş mektup verdi Demirel’e. Zarfa da sadece “Uğur Dündar’a verilecek” yazmıştı.. Demirel’in yorumu şöyleydi: “Çocuklar! Ahali sıkıntı içinde. Bizi de yeterince çare müessesesi olarak görmüyor… Bu hadiseden ders çıkarmamız lazım. Vatandaş sorununun çözümünü bile Uğur Dündar’dan bekliyor” *** Bir siyasi pozisyondan diğerine -ustalıkla ve seri- geçen, Klasik Türk politikacısıydı. İzahını da “Dün dündür bugün bugündür” ile yapardı.. Şapkasız gitti! Günümüzün siyaset(çis)ine yol(lar) açarak!..

Olmadı Atilla...Olmadı Atilla...

“İster içgüdü… İster altıncı his… İster güçlü sezgi… İster içime doğan… İster Devaju… Demiş olayım. Adaletin değişmez terazisi varsa… Atilla Sertel, yerine geri dönecek, TBMM rozetini takacaktır” *** CHP İzmir’de ön seçime girerek bileğinin hakkıyla oy alarak seçilebilir 6.b sıraya yerleşen Atilla Sertel için bu kadar iddialı yazmıştım. Yüksek Seçim Kurulu’nun adaylıktan düşürme kararı eksik bilgi, belgelere dayanıyordu. Hukukçularla savunmasını hazırladı. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurusunu yaptı. Raportörler, başvuruyu olumlu değerlendirerek görüşü genel kurula sunuldu. Ancak… Yüksek Mahkeme’nin gündemine giremedi. “ Süresi belli ve kısıtlı” olmasına rağmen, görüşme sırasına konulmadı. Geçen hafta sonu bir umuttu. Dosyası incelense belki yeniden adaydı. Bitti. *** Artık geriye dönüş yok. 30 yıldır inatla, hırsla, azimle verilen siyasi mücadele, bu dönem böyle kapandı. Sertel, sandığa girecek listeye dönemedi. İddiam da havada kaldı! *** Atilla üzülmemeli. Böyle kayıp, aslında büyük kazançtır. Tarihe geçen hakkındaki bu karar… Torunlarına bırakacağı onur anısıdır. Yaşamın adaleti var ise- ki var- bir gün hakkını yeniden verecektir. *** Üzüntü veren, düşündüren mesele... Yalnız kalmasıdır. “ Milletvekilliği kesin” döneminde alkış tutanların… Buhar misali kaybolmasıdır. *** Ama… Politikanın fıtratında, özünde bu döneklik vardır. Adaletsizliğin ötesinde… İnsanı çürüten acıdır!

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top