Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: gazeteciler
Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması sonuçlandıBarış Selçuk Gazetecilik Yarışması sonuçlandı

1994 yılında göreve giderken geçirdiği trafik kazası sonucu yaşama veda eden gazeteci Barış Selçuk’un anısını yaşatmak ve genç gazetecileri teşvik etmek amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 16.’sını düzenlediği Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması sonuçlandı. Seçici Kurul, 2 Eylül 2015 tarihinde İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen, Gazeteci-Yazar Melih Aşık, Gazeteci –Yazar Öcal Uluç, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, NTV İzmir Temsilcisi Merih Ak, Foto Muhabiri Fatih Sarıbaş, Foto Muhabiri Aykut Fırat ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet Ural'ın katılımıyla toplandı. Jüri Başkanlığını Melih Aşık’ın yaptığı değerlendirme toplantısında, Ulusal Haber, İzmir Kent Haberi, Haber Fotoğrafı ve İzmir Kent TV haberi dallarında birincilik ödülleri ve Hande Mumcu Özendirme ödülleri belirlendi. Yarışmada yer alan haber, fotoğraflar ve televizyon haberlerini dikkatle inceleyen jürinin belirlediği ödüller, 15 Eylül tarihinde Kültürpark/İzmir Sanat’ta düzenlenen törenle sahiplerini bulacak. İşte ödül kazanan gazeteciler Seçici Kurul toplantısı sonucu ödül alan eserler şöyle belirlendi: “İzmir Kent Haberi” dalında Habertürk’ten Mehmet İnmez’in “Çürüyen Milyarlar” haberi birinci oldu. Bu dalda Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü “Tarihi Kilise Ahır Oldu” İhlas Haber Ajansı’ndan Atakan Şen kazandı. “İzmir Kent TV Haberi” dalında Kanaltürk'ten Şeyda Burcu İkiz - Bülent Yıldız'ın "Ölüm Yolculuğuna Çıkacaklardı” haberi birinciliğe layık görüldü. Bu dalda Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü Doğan Haber Ajansı’ndan Taylan Yıldırım-Mücahit Bektaş, “Köpeğini Minibüse Zincirleyip Sürükledi” başlıklı haberiyle kazandı. “Ulusal Haber” dalında Hürriyet Gazetesi'nden Nurettin Kurt'un “Makam Aracı 1 Milyon TL” haberi birinciliğe layık görüldü. Bu dalda Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü Habertürk Gazetesi’nden Mehmet İnmez’in “Laptop Karşılığında Bebek” haberi aldı. “Haber Fotoğrafı” dalında Doğan Haber Ajansı Erzurum Bölge Müdürlüğü’nden Sedat Budak’ın "Sen Yanma Kardeşim” fotoğrafı birinciliğe değer görüldü. Bu dalda Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü ise "Üç Kişilik Eyleme 4 Göz Altı” başlıklı haberde yayınlanan fotoğrafıyla Dokuz Eylül Gazetesi’nden Mehmet Emin Al kazandı.

İGC Onursal Başkanı İsmail Sivri ölümünün 8. yılında anıldıİGC Onursal Başkanı İsmail Sivri ölümünün 8. yılında anıldı

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne 14 yıl başkan olarak hizmet veren Türkiye Gazeteciler Federasyonu Kurucu Başkanı ve İGC Onursal Başkanı, gazeteci-yazar İsmail Sivri, ölümünün 8’nci yılında Alsancak'taki heykeli başında meslektaşları, dostları ve ailesi tarafından anıldı. İsmail Sivri’nin heykeli başında gerçekleştirilen anma törenine, İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Misket Dikmen, İGC Başkan Yardımcısı Murat Attila, Genel Sekreter Fahrettin Dokak, Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Gürel, Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Yılmaz, İGC eski Başkanı Atila Sertel, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dim, Anadolu Spor Gazetecileri Derneği (ASGD) Genel Başkanı İbrahim Erdoğan, Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Halil Hüner, İzmir Sevenleri Platformu Başkanı Sancar Maruflu, İzmir 68'liler Platformu Başkanı Okan Yüksel, Gazeteci Erdal İzgi, İsmail Sivri’nin kızı Hikmet Gökmen, oğlu Talat Sivri, gazeteci dostları ve sevenleri katıldı. "ÖĞRETMEN GİBİYDİ" Törende konuşan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen, İsmail Sivri'nin hep iyiliklerle, tebessümle hatırlanacak bir isim olduğunu belirterek, "Yaşamı boyunca hep bir öğretmen gibiydi. Büyük küçük herkes ondan çok şey öğrenirdi. Yaşamını yitirdikten sonra 8 yıllık süreçte Cemiyet olarak adını yaşatmak için çalışmalar yaptık. İsmail Sivri Çocuk Öyküleri yarışmamız, İzmir'den çıkarak tüm Türkiye'ye maloldu. Onu her zaman saygı ve minnetle anacağız" dedi. "DOĞRULUK TİMSALİ" Daha sonra söz alan İGC eski Başkanı Atila Sertel de, Cemiyet'e uzun yıllar hizmet veren İsmail Sivri'nin Federasyon kurulurken de büyük fedekarlıklar yaptığını söyledi. Dönemlerin ve koltukların geçici olduğunu belirten Sertel, "İsmail abi o koltukları yücelten bir insandı. Doğruluk timsali örnek bir isimdi. Şikayetçiler, ihbarcılar her zaman kötü anılırlar ve silinip giderler ancak İsmail Sivri gibi doğruluğun, dürüstlüğün, namusluluğun timsali olanlar öldükten sonra da yaşarlar. Her zaman iyilik ve güzelliklerle anılırlar" diye konuştu. Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şubesi Başkanı Halil Hüner de, İsmail Sivri'nin İzmirli gazeteciler için "sevgi tutkalı" olduğunu söyledi. Törende, İsmail Sivri'nin arkadaşı Şevki Figen, kızı Hikmet Gökmen, TGF Genel Başkan Yardımcısı ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Ali Dim, ASGD Genel Başkanı İbrahim Erdoğan, İzmir'i Sevenler Platformu Başkanı Sancar Maruflu, Gazeteci-Yazar Erdal İzgi, İzmir 68'liler Platformu Başkanı Okan Yüksel ve Gözlem Gazetesi Kurucu Başkanı Çetin Gürel de söz alarak duygularını paylaştı. Konuşmaların ardından İsmail Sivri’nin heykeline kırmızı karanfil bırakıldı.

İsmail Sivriİsmail Sivri

Çok ender görülür. Bir insanda akıl ile zekânın birlikte olması Allah vergisidir. Bu verginin üzerine sevgi, saygı, hoşgörü ve iyi niyeti koyma farklı bir yapının becerisidir. İnsanoğlunun her türlü yozlaşmaya eğilim gösterdiği bir dönemde, böylesine bütünselliği bulmakta ise ayrı bir şanstır. Ben, İzmir, Türkiye ve insanlık böyle bir değeri, şansı yıllar önce kaybettik. Hocamı, arkadaşımı, babamı, başkanımı, tanımaktan onur, sevmekten gurur duyduğum insanı. İSMAİL SİVRİ’yi. *** Gazetecilik mesleğimin başında “yaşam pınarı” insanı tanıma fırsatını buldum. Kendine özgü esprileriyle düşündüren, düşündürürken mesajları almayı ilk kez O’nun yanında öğrendim. Cemiyet yönetiminde gencecik üye iken, hızlı karar verme, ileriye yönelik planlamalara o yıllarda tanık oldum. “Ceketimi sırtımdan çalsalar, karakolun tersine yürürüm” cümlesini yine ilk kez O’nun ağzından duydum. İşadamlarının, politikacıların ve hatta başbakanların “Siz uygun görürseniz neden olmasın” şeklindeki kişiye inanç ve güven derinliğini yine o dönemde anlamaya çalıştım. Sözlerini ders, bilgeliğini öğretmen, insanlara yaklaşımını “hayatta kazanabileceğim en büyük servet” olarak kabul ettim. *** Sadece ben değil, onlar, yüzler, binler O’nu hep böyle tanıdı. Kalp yarasının merhemi olur mu? Evet, isteyene oldu. Kimi zaman fikriyle, kimi zaman cebindeki son kuruşuyla. Çünkü o insan İSMAİL SİVRİ idi. Türk Basını’nın onurlu kalemi, gazetecilerin ak saçlı hocası, dost ve yakınlarının ağabeyi, babası, dedesi. *** Bugün yok. Özlemi yüreklerimizde. Sevgisi, hoşgörüsü, iyi niyeti, vericiliği ve diğer değerleriyle gitti. Zekâsı hep konuşulacak, aklı hep takdir görecek. “Acaba ben güzelliklerinin ne kadarını alabildim?” diye soruyorum. Koca bir sıfır. Çünkü ne doyabildim, ne de “çırağın olabilir miyim?” diyemedim. Zaten okyanusa kim sahip olabilmiş ki? Güzel ve bilge insan nur içinde yatsın, mekânı hep cennet olsun. Ben ömrümün yettiği kadar senin çırağın olmaya çalışacağım. *** Yıllar geçiyor, İsmail Sivri’nin değeri her gün büyüyor. Nasıl bir görüş ufkuna sahipmiş ki… Dikkat çektiği her konu, bugün karşımıza ulusal sorun olarak karşımıza geliyor. Gazetecilik ve gazeteciler… Meslek ilkesi, ahlakı, dik duruşuyla demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak kalmasını istiyordu. Yaşasaydı bugünleri, ömrünü adadığı basının ne durumda olduğunu… Gülümserdi. İçi ağlayarak!

İsmail Sivri’siz geçen 8 yıl…İsmail Sivri’siz geçen 8 yıl…

Geride bıraktığımız Temmuz’un son haftasının başında; önce Cumhuriyet Meydanı’nda ki “İzmir Gazi Heykeli”nin 83. yıldönümünü, son terör şehitlerimiz için, saygı duruşunda bulunarak, hüzünle kutladık. “İzmir Gazeteciler Cemiyeti”nin 69., “9 Eylül Gazetesi”nin 3. yıldönümlerini de, son şehit acılarımız nedeniyle sakin, sessiz bir tören ortamında, anlamlı konuşmaların yapıldığı ve doğru mesajların verildiği bir kutlama ile yaşadık. Perşembe günü ise; 9. hasret yıldönümünde emsalsiz kadın hakları savunucumuz ve kadınlarımızın haklarına sahip çıkmalarının ilk öncüsü, gerçek kadın önderi ve lideri, çok yönlü Sanatçı –Gazeteci -Yazar Duygu Asena’yı andık. Duygu Asena’yı andığımız, aynı gün, 4 yıl önce yitirdiğimiz İzmir Barosu’nun unutulmaz Başkanlarından, emsalsiz hukuk adamı, yazar ve düşün adamı Av. Cengiz İlhan’ı, Karşıyaka Soğuk kuyu Kabristanında andık. Bugün 2 Ağustos. 8 yıl önce Bugün, 2 Ağustos 2007 günü İzmir’lilerin en çok sevdiği isimlerden Gazeteci-Yazar İsmail Sivri’yi yitirmiştik. Bugünün Pazar’a rastlaması nedeniyle İsmail Sivri’mizi, Yarın; 3 Ağustos Pazartesi Sabahı, Saat: 11.00’de Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerindeki Anıt Heykeli’nin önünde anacağız. Aynı tören esnasında 6 yıl önce 3 Ağustos’da yitirdiğimiz İzmir’li Kadın Önderi Marika Korsini ile 21 yıl önce 5 Ağustos’da yitirdiğimiz İzmir’li Gazeteci -Yazar Barış Selçuk için de saygı duruşunda bulunacağız. Şimdi İsmail Sivri’yi tanımayanlara tanıtmak istiyorum; Kendisini sevenler tarafından yaşadığı günlerde “Reis ül Muharririn”(Gazeteci ve Yazarların Başkanı) unvanıyla anılan İsmail Sivri, babamdan sonra sevdiğim ve değer verdiğim iki isimden biriydi. Sık sık yansıttığım gibi; diğer isim ise Mazhar Zorlu’dur. Her ikisinin de ortak özelliği kendilerinden önce daima halklarını düşünmüş olmalarıdır. Düşünmek ile de kalmayıp her fırsatta “toplum için bir şeyler yapabilmiş” olmaları ve bu özellikleriyle hiç unutulmamalarıdır. Evet bu değerlerimiz; yaşamları boyunca sayfalara sığmayacak hizmet ve eserlere imza atmışlardır. 15 Ocak 1927 tarihinde Kırkağaç’ta doğan ve 80 yaşındayken yitirdiğimiz İsmail Sivri, tam 60 yıllık aktif gazeteciydi. İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olmuş, kendisini çok iyi yetiştirmiş, Türk Basın ve Yayın hayatının en büyük ustalarıyla çalışarak; mesleğinin sırlarını Nazım Hikmet, Falih Rıfkı Atay, Zekeriya Serter, Sedat Simavi, Orhan Seyfi Orhon, Orhan Kemal, Burhan Felek, Ali Naci Karacan, Bedii Faik, Sabahattin Ali, Vala Nurettin, Refii Cevad Ulunay, Cevat Şakir, İsmet Kültür, Asım Kültür, Behzat Bilgin, Şevket Bilgin, Kemal Ilıcak gibi emsalsiz değerlerden öğrenmişti. Türkiye’nin en önemli olaylarını aktif gazeteci olarak İstanbul’un Babiali’sinde yaşamış ve yazmıştı. 1948 yılından itibaren Dr. Hasan Sukuti Tükel’in ilgisiyle İzmir Anadolu Gazetesi’nde stajer muhabir olarak başladığı aktif gazetecilik yaşamını İstanbul’da sırasıyla; Yenisabah, Dünya, Son Telgraf, Vatan, Tercüman, Havadis ve Milliyet gazetelerinde sürdürmüştü. Basının mutfağından yetişmiş bir gazeteci olarak gazetecilik mesleğinde yapmadığı iş kalmamıştı. Onun için en büyük mutluluk İzmir’e yerleşmek ve çok sevdiği Milliyet’de çalışmaktı. 1960 yılından itibaren, tam 19 yıl İzmir’de Milliyet Gazetesinin İzmir Temsilciliğini başarıyla yürüttü. İzmir’de emsalsiz dostluklar edindi. Herkesin sevgilisi oldu.1979 yılında kendi isteğiyle emekli oldu. Tercüman Gazetesi’nde ve TRT ’de üst düzey görevler aldı. Ağabey dediğim İsmail Sivri’nin en önemli özelliği, çok başarılı bir Sivil Toplum önderi olmasıydı. 1957 yılında üye olduğu “İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği”nde; Süleyman Ferid Eczacıbaşı, Mazhar Zorlu, Dr.Behçet Uz, Reşat Leblebicioğlu, Enver Saatçıgil, Hasan İkbal, Şerif Remzi Reyend, Feyzi Kaya, Osman Kibar, İhsan Alyanak, Emine Dizgin, Nuri Savaş, Nermin Arpacıoğlu gibi ünlü İzmirlilerle tam 50 yıl İzmir’li fakirler için hizmet üretti. “İzmir’i Sevenler Platformu”nun ve “Türk Başarı Ödülleri Kurulu”nun da kurucularından oldu. Tam 16 yıl İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde Başkan olarak meslektaşları için Basın Mesleğinin çağdaşlaşması için emsalsiz hizmetler üretti. İzmir Gazeteciler Cemiyeti ile İzmir’i Sevenler Platformu’nun Onursal Başkanı da olan İsmail Sivri, İZFAK kısa adıyla anılan 1947’de kurulmuş “İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği”ninde Denetleme Kurulu Başkanı’ydı. Benim bildiğim 100’ün üzerinde ödülü vardı. Bu ödüllerden en önemli olanı sadece 23 kişiye verilen ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in elinden aldığı, ‘”Dr.Behçet Uz 20.Yüzyıldan İz Bırakan Başarılı Toplum Önderi Ödülü”dür. İsmail Sivri ile Biz Baba Dostu’yduk. İsmail Sivri’nin Babası Ahmed Talad Bey rahmetli Babamın çok iyi dostuydu. İsmail Ağabey ile Lise’de okuduğu, 50 ‘li yıllarda Ben, henüz çocukken tanışmıştım. Yedek Subay elbisesiyle Karşıyaka’ da ki evimize sık sık geldiğini ve birlikte kahvaltı yaptığımız günleri çok iyi hatırlarım. O yıllarda Celal Bayar Cumhurreisi, Adnan Menderes ise Başvekil’di. İsmail Sivri’nin çok sevdiği Manisa’lı Dr. Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu ise Sağlık Vekiliydi. Benim gibi şu anda yaşı 55 - 65 olan pek çok gazetecinin Hocası da olan İsmail Sivri, E.Ü Gazetecilik ve Halkla İlişkiler (İletişim) Fakültesi’nde 11 yıl süreyle öğretim üyeliği de yaptı ve 3 ciltten oluşan ‘’Gazeteciliğin Temeli ve Uygulama Teknikleri’’ kitaplarını yazdı. İsmail Sivri, bildiği her şeyi öğrencileriyle ve çevresiyle paylaşan mükemmel bir eğitimciydi. Özellikle çocuklarla çok kolay diyalog kurardı. “Çocukla çocuk, büyükle büyük” olmasını çok iyi bilirdi. Bu nedenle yazdığı çocuk kitapları, çocuklar tarafından zevkle okunmuştur. 1968 yılında İstanbul’da Yüksek Eğitime başladığım yıl, memur çocuğu olmam nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntılarım vardı. Okul masraflarımı karşılayamıyordum. Telefonla derdimi İsmail Ağabey’e anlatmıştım. Bir baktım ki; İsmail Ağabey sadece benim için gece otobüs yolculuğu yaparak İzmir’den İstanbul’a gelmiş... Beni elimden tutup, Milliyet Gazetesine götürmüştü. Beni, Abdi İpekçi ile tanıştırdı. Benim Milliyet Gazetesinde geceleri çalışmak üzere Polis ve Adliye Muhabiri olarak işe başlamamı sağladı. Bir süre sonra yine onun tavassutuyla Milliyet’in ünlü magazin yazarı Ümit Deniz’in yanında Magazin Muhabirliğine başladım. İsmail Sivri’nin sayesinde Gazeteciliği öğrendim. Onun sayesinde 45 Yıl çalıştığım Halkla İlişkiler Mesleğine yöneldim. Beni Burhan Felek’le, Şükrü Gülesin’le, Altan Erbulak’la , Haldun Taner’le, Ercüment Karacan’la, Prof. Dr. Alaeddin Asna ile, Betül Mardin’le, İbrahim Çamlı’yla, Mehmet Turaç’la, Hasan Pulur’la, Cüneyd Koryürek’le, Namık Sevik’le, Turgut Atakol’la , İslam Çupi’yle ve sayısız ünlü isimle İsmail Ağabey tanıştırmıştı. İsmail Ağabey’in iyi bir “Stratejil İletişimci ve Halkla İlişkilerci” olmamda çok büyük rolü vardır. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştığım yıllarda da en büyük desteği ondan gördüm. 1983 yılında Türkiye’nin İkinci Halkla İlişkiler Firması olarak açtığım; HİSDAŞ’ın kişilik kazanmasında bana verdiği desteği asla unutamam.Vefalı, Dost, İyi Yürekli, Hayırsever, Yardımsever, Hoşgörülü, Sempatik, Güler yüzlü, Sevecen bir kişi olan İsmail Sivri, herkesin dostuydu. Ayırım yapmadan tüm insanları severdi. Dayanışmacı ve paylaşımcıydı. Toplumun her kesimiyle iyi ve sıcak ilişkiler içindeydi. 4’üncü Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’den itibaren Türkiye’nin tüm Cumhurbaşkanlarıyla dost olmuştu. İsmet İnönü ve Celal Bayar kendisine ismiyle hitap ederdi. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Mesut Yılmaz başta olmak üzere Türkiye’nin tüm Başbakanlarıyla yakın ve dost ilişkiler içindeydi. Süleyman Demirel’e, Bülent Ecevit’e, Turgut Özal’a ve Erdal İnönü’ye Danışmanlık dahi yapmıştı. Yaşamı boyunca Kendisi ve Ailesi için hiç kimseden hiçbir şey istemedi. Ancak; İsmail Sivri, mağdurlar ve yardıma muhtaçlar için her şeyi herkesten isteme cesaretine sahipti. Garibanların ve Düşkünlerin iyilik meleğiydi. TRT’de Yönetim Kurulu Üyesi olmuştu. TRT’den verilen bir “huzur hakkı ücreti”vardı. Bu ücreti doğrudan doğruya Başkanı olduğum, “İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği”ne yatırttırırdı. O parayla burslarını üstlendiği 3 Yüksek Okul Öğrencisi öğrenimlerini tamamladılar ve şu anda hayata atıldılar. Ayrıca; her ay 18-20 Ailenin yiyecek - İçecek ve mutfak masraflarını karşılardı. İsmail Sivri’nin hiç ayırım yapmadan insanlık için verdiği hizmetleri çok yakından izlemiş bir kişiyim. Onu bu özellikleriyle de her zaman minnet ve şükranla anıyorum. 20’nin üzerinde kitap yazan İsmail Ağabey’in; ‘’ Yeşil Pancurlu Ev ’’ deki öykülerinin bir bölümü film senaryosu dahi yapılmıştır. Çok sevdiği çocuklar ve gençler için yazdığı; Test Soruları, Türkiye Okullar Rehberi ve Üniversite Yılları kitapları ideal başvuru kitaplarıdır. İsmail Sivri’nin İzmir’deki en iyi dostları Mazhar Zorlu ile Haşmet Uslu’ydu. Üçü bir araya geldikleri zaman muhteşem bir üçlü oluştururlardı. Neşe ve Coşku ortaya çıkardı. Espri Kültürünün bütün inceliklerini ortaya dökerlerdi. Hele onlara Şükrü Gülesin, Altan Erbulak, Arif Kayıra, Abdurrahman Özener, Tekin Çullu, Şevki Figen, Esin Özgener, Rıdvan Burteçin, Özdemir Arnas ve Namık Sevik de katıldı mı; Muhteşem bir neşe ve coşku tablosu ortaya çıkardı. Bu grup, Rahmi Koç’un, Erol Simavi’nin ve Abdi İpekçi’nin de katılmasıyla İstanbul’da da bir araya gelirlerdi. İsmail Sivri; Mazhar Zorlu’nun evlatları Kemal Zorlu ile Nafiz Zorlu’nun da öz amcaları gibiydi. İsmail Ağabey; Mazhar Zorlu’nun ve Haşmet Uslu’nun ailelerinin her zaman en yakın dostu olmuştur. Çocukları çok iyi tanıyan ve çocuklara onların anladığı dille eğitici kitaplar yazan İsmail Sivri’nin; ‘’ Yürekli Kaplumbağa ’’, ‘’ Karınca Dostlar ’’,’’Atatürk Çocukları Çok Severdi ’’ kitapları ile 12 ciltlik ‘’ Atatürk Tarihi ’’ kitapları sık sık yeni baskıları yapılan ve en çok okunan kitaplarıdır. İsmail Ağabey’le sık sık konuşur, çok sık bir araya gelirdik. Özellikle Erdal İzgi ile birlikte güzel ve anlamlı sohbetlerimiz olurdu. Osmanlı Türk Mutfağına çok düşkündü. Kilosu yoktu ama yemek yemeyi severdi. Köfte hastasıydı. Köfte yemeye bayılırdı. İzmir’in tüm ünlü köftecilerini tanırdı. Günay Şimşek’in Kaymaklı Ekmek Kadayıfını pek severdi. Yaz aylarında Koruk ve Karadut Şerbetlerine bayılırdı. Kırkağaç’lı olması nedeniyle Kırkağaç Kavununu çok sever ve herkese mutlaka yedirirdi. Ünlü Kırkağaç’lı Şair Eşref’in ve Neyzen Tevfik’in bütün şiirlerini ezbere bilirdi. Kendisine özgü bir yazı yazma tekniğinin ve üslubunun sahibiydi. Her şeyi çok iyi değerlendiren, pozitif yönleri çok olan, Türkiye’yi ve Türk insanını çok seven, özellikle şehitler için gözyaşı döken, mağdurların, yoksulların ve fakirlerin durumlarına çok üzülen bir kişiydi. Bazen onlar için ağlardı. Gerektiğinde sevinç gözyaşları dökmesini de bilirdi. İstiklal Marşımızı zevkle söylerdi. Cebinde mutlaka Atatürk ve Türk Bayrağı resmi taşırdı. Yakasından Atatürk Rozetini çıkarmazdı. O gerçek bir vatanperverdi. Yaşamı boyunca hiçbir siyasi Parti’nin müptelası olmamıştır. Partiler üstü, tarafsız bir kişiydi. Atatürk Cumhuriyeti ilkeleri konusunda taraftı. Sivriliği hiç olmamış “Sivri” soyadlı müstesna bir kişilikti. Olağanüstü bir dosttu İsmail Ağabey. Yüce Allah; 50 yıllık eşi Aysel Hanım’a, Babasının adını taşıyan oğlu Talat’a ve Annesinin adını taşıyan kızı Hikmet’e ve çok sevdiği ağabeyi Emekli Hakim Av. Yılmaz Sivri’ye sabırlar versin. İsmail Sivri’nin ölümü hepimiz için telafisiz ve tesellisiz bir acı olmuştur. Hepimizin onu çok arıyoruz. Hepimizin bir kez daha Başı sağ olsun. Sekiz yıl nasıl geçti hiç anlayamadım. İsmail Ağabey’i bu 8 yıl içinde daima hep aradım. Onu çok özledim. Öldüğüne hala inanamıyorum. Sanki bir seyahata gitmiş, oradaymış gibi olmasını arzuladım istedim. Kendimi hep böyle kandırdım. Ama maalesef gerçek bu değil. İsmail Ağabey’de; Gidip te dönemeyenler arasında yaşıyor. İsmail Sivri’nin birlikte çalıştığı Sivil Toplum Örgütleri, geçen yıllar içinde onu hiç unutmadılar. Adına yarışmalar düzenlediler, ödüller verdiler. İsmail Sivri adına verilen burslarla öğrenciler okuyor. Onun adına yoksullar sevindiriliyor. Konak’ın eski Belediye Başkanı Sn. A. Muzaffer Tunçağ’ın İsmail Sivri’nin son otuz yılını geçirdiği, Mahmut Esat Bozkurt Caddesinin girişindeki parka İsmail Sivri’nin Anıt Heykeli’ni yaptırmasını ve Bizlere 7 yıldır orada tören düzenleme onurunu yaşatmasını mutlulukla karşıladık. Sağolsun, Varolsun. İsmail Sivri, İzmirliler için unutulması çok zor olan bir değerler bütünüdür. O tam anlamıyla bir Cumhuriyet çocuğudur. Atatürk Cumhuriyeti’ne yürekten bağlı gerçek bir İzmirli’dir. Işıklar içinde yatsın Ruhu Şad Olsun...

Binaenaleyh Demirel!..Binaenaleyh Demirel!..

“Çoban Sülü”, “Barajlar Kralı”, “Kurtar Bizi Baba”, “Fötr Şapka”, “Binaenaleyh” ile yarım asır siyaset yaptı…Yıllarca solun düşmanı oldu! “Bizde sosyalist geçinen, komünisttir” dedi, “Solculuk yokken Türkiye rahattı” şeklinde konuştu; “Komünistler Moskova’ya” onun zamanında tavan yapan(!) slogan oldu… Deniz Gezmiş, “Süleyman Demirel’in Anayasa’yı ihlaline, despotizmine ve ülkeyi ABD’ye satmasına ses çıkartılmadı. Ve meydanlarda bunlara karşı bizler dövüşmek zorunda kaldık, bizler kurşunlandık. Ve sonunda idam isteği ile buraya getirildik” savunmasını yaptı 43 yıl önce. O gençlerin idamına; TBMM’de iki eliyle el kaldırdı Demirel!.. Dönemin bazı CHP’lileri de imza koydu idamlara (!) “Edebiyatın Kaptanı” da “O mahur beste çalar/Müjganla ben ağlaşırız”ı yazdı Denizler’e… Yedi kez iktidar koltuğuna oturdu!.. Faşistlerin işlediği cinayetlerin ardından (Maraş Katliamı-1978) “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” özlü (!) deyişi, “Yeğen/Yiyen/Yahya”; “Sunta/Hayali İhracat”, 70’li yıllar muhalefetinin de, Uğur Mumcu’nun da hedefiydi. “Teokratik rejim olmaz deyip de peşinden Müslüman görüntülüsün” yazıvermişti ona yıllar önce Necip Fazıl da! MC’ler (Milliyetçi Cephe), onun şahaserleri (!) arasında yer almıştı. O günlerde Asker izin verse -belki de- diktatör olur muydu ne??? Yasaklandı birara… Siyasete küsmezdi; varolmayı bilirdi her dem! Son devrinde -nasılsa- “oluverdi demokrat” Süleyman Demirel! Aziz Nesin de deyivermişti; “Süleyman Bey her darbede biraz sola kaydı, birkaç darbe daha görse bizi geçecek!” *** Siyasette akılda kalan bazı sözler sarf etti. “Süleyman Demirel İncileri” denirdi onlara; -Yollar yürümekle aşınmaz! -GAP’ı kimseye gap diye gaptırtmam. -Benzin vardı şeker vardı, şerbet yapıp biz mi içtik? Mizahçıların “en çok kullandığı” siyasiydi… Gazetecilerle arası iyiydi. Davacı olduğu, tehdit ettiği, işinden attırdığı, “terörist” yaptığı olmamıştı hiç! Bir anı; 12 Adalar sorunu sözkonusudur “Komşu” ile… Hükümet toplanmıştır, açıklama yapmaktadır. Meslektaşımız sorar: - Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi’nin Yunan Gölü olduğunu savunuyor, cevabınız? Demirel yanıtı: - Ege bir Türk gölü değildir, Ege bir Yunan gölü de değildir. Binaenaleyh Ege bir göl değildir! Bir tane daha…Yaşadığım bire bir; yıl 1987… ANAP iktidar. Yasakların kaldırılması için Süleyman Demirel İzmir’deydi. GÜNAYDIN Gazetesi adına izliyorum. Torbalı Meydanı’nda konuşmasını bitirdi. Koruması Hayri Bey; yanına, püsküllü poşili bir kişiyi getirdi. Vatandaş mektup verdi Demirel’e. Zarfa da sadece “Uğur Dündar’a verilecek” yazmıştı.. Demirel’in yorumu şöyleydi: “Çocuklar! Ahali sıkıntı içinde. Bizi de yeterince çare müessesesi olarak görmüyor… Bu hadiseden ders çıkarmamız lazım. Vatandaş sorununun çözümünü bile Uğur Dündar’dan bekliyor” *** Bir siyasi pozisyondan diğerine -ustalıkla ve seri- geçen, Klasik Türk politikacısıydı. İzahını da “Dün dündür bugün bugündür” ile yapardı.. Şapkasız gitti! Günümüzün siyaset(çis)ine yol(lar) açarak!..

Süleyman Alasya'nın adı parkta yaşatılacak...Süleyman Alasya'nın adı parkta yaşatılacak...

İzmir'de, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden spor yazarı ve gazeteci Süleyman Alasya'nın adı, doğup büyüdüğü Kahramanlar Semti'ndeki bir parkta yaşatılacak. Konak Belediyesi'nin Haziran ayı olağan meclis toplantısı, Belediye Başkanı Sema Pekdaş yönetiminde gerçekleşti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu'nda yapılan ve gündeme ilişkin konuların oylandığı toplantıda, hayatını kaybeden spor yazarı ve gazeteci Süleyman Alasya'nın adının doğup büyüdüğü Kahramanlar Semti'ndeki bir parka verilmesi konusunda hazırlanan önerge de görüşüldü. Başkan Pekdaş, Süleyman Alasya'nın İzmirli'lerin çok yakından tanıdığı bir isim olduğunu belirterek, "Süleyman Alasya hem spor çevrelerinin hem gazetecilerin hem de İzmir kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir isimdir. Bir yıl önce kendisini kaybettik. Bunun üzerine gazeteci arkadaşları Süleyman Alasya'nın isminin yaşatılmasını, bir parka adının verilmesini bizden talep etti. Bir araştırma yaptık ve Kahramanlar'da Süleyman Alasya'nın spor yaptığı, yürüyüş yaptığı 1421 sokak yanı parkını belirledik. O parkın yanında Türkiye'nin önemli spor adamlarından Nevzat Güzelırmak'ın da adının yer aldığı başka bir park var. Hem Nevzat Güzelırmak'ın hem de Süleyman Alasya'nın isimleri bir arada yaşasınlar istiyoruz" dedi. Yapılan oylama sonunda, 1421 sokak yanı parkının adı oy birliğiyle 'Süleyman Alasya Parkı' olarak değiştirildi. -

Gazeteciysen boyun eğmeyeceksinGazeteciysen boyun eğmeyeceksin

Türkiye’de gazetecilik hiçbir zaman kolay iş olmadı. Gazetecilikten başka işi olmamış, haberi namusu gibi gören gazeteciler; her zaman baskı, zulüm, hapis gördü. Eski’sinde de.Yeni’sinde de! Yeni Türkiye’de son dönemde -özellikle- H(iç)Türkiye’de Güvenlik Paketi’nden sonra muhalif, iktidar karşıtı -sayıları az da olsa- gazeteler, tv’ler ile emekçileri üzerinde baskılar -çağdaş ülkelerin de-dikkatini çekecek noktaya gelmiştir. Son günlerde Birgün Gazetesi yöneticileri ve çalışanları gözaltına alındı, haklarında dava açıldı. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın makam odasında şehit edildiği gün sosyal medyadan yapılan paylaşımlarla ilgili açılan soruşturmada aralarında Pelin Batu, Ceyda Karan, Mirgün Cabas ve Banu Güven’in de bulunduğu 10 gazeteci, ‘’terör örgütü propagandası yaptıkları’ iddiasıyla ifade vermeye çağrıldı. Gazeteciler; tweetler ile “terör örgütü propagandası yapmakla’’ suçlanıyor. Son olarak da MİT TIR’ları hakkındaki fotoğraflı haber nedeniyle Cumhuriyet’e açılan soruşturma. Ve en tepeden Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a “Bedelini öder, peşini bırakmam!’’ Hedef alınan hep iktidar karşıtı gazete, gazeteciler! *** İnsan hakları ihlalleri, tutuklu gazeteci sayısı, kadın cinayetlerinde Dünya 1’ncisi. Çocuk işçiliği, taciz ve tecavüzlerinde 2. yolsuzluklar, gelir dağılımı adaletsizliğinde Dünya 3.sü bir Yeni Türkiye. İleri Demokrasilisi’nden (!) Kitaba bomba gazeteciye, terörist muamelesinin yapıldığı! *** Halkın haber alma özgürlüğü yok sayıldığı. “Fıtrat’’ a literatürümüzde “Güzide’’ yer bulunduğu. Aynı zamanda fiilen Başkanlık Sistemi’ni hayata geçirmiş. EşBaşbakan. Dışişleri/İçişleri Bakanı -yargıç-savcı-belediye başkanı- rektör-BaşGenel Yayın Yönetmeni(!) Cumhurbaşkanı’na sahip bir ülkeyiz. Bu baskı, sansür, soruşturmalar, gözaltılar; gazete/gazeteciyi sindirmez! Gabo sözü ile’”Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır.’’ Kamuoyunu adına görev yapar ve bilgilendirir toplumu. Öyle muktedire ‘’Bal Gibisin-Sıcakkanlısın’’ da demez! Palto tutmaz! Tutsa tutsa kafa tutar! Gazeteciysen boyun eğmeyeceksin! Boyun eğeceksen gazeteciyim demeyeceksin!..

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top