Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: kongre
İstanbul’da şiddet üzerine bir kongre…İstanbul’da şiddet üzerine bir kongre…

Uluslararası Farklı Şiddet Boyutları ve Toplumsal AlgıKongresi’nin ikincisi İstanbul’da gerçekleşti. Zeytinburnu’ndaki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ait Polis Eğitim ve Kongre Merkezi’ndeki kongrenin açılış konuşmaları Prof. Dr. Şengül Hamlemitoğlu, Prof. Dr. Yavuz Taşkıran ve Prof. Dr. Sait Keleş tarafından yapıldı. Hamlemitoğlu, şiddetin her türlüsünü kısa cümlelerle anlattı. Keleş, şiddetin önlenmesinde anne ve ailenin öneminden söz etti. Taşkıran, spor, medya ve yaşamdaki şiddetin gerçek örneklerinden bir kesit sundu. Açılış konuşmalarını özetlemek gerekirse; “Bir canlı türü var ki, hem kendisine hem de her şeye zarar verebiliyor o da insanın ta kendisidir…” diyebiliriz. Kongreye, cansız bedeni kıyıya vurmuş çocuk fotoğrafı damgasını vurdu. Savaş veya neyse, onun sonucu olarak insanlar yüzyıllardır kendi ülkelerini terk ediyorlar. Eskiden bari toprak kazanmak, ganimet ele geçirmek, ülkeyi genişletmek gibi amaçlarla yapılan savaşların yerini şimdi yeni sistematik bir yapı aldı. Ülkeler ya da iki ülke, başkalarının baskısı veya kendilerinin iş bilmezliği nedeni ile savaş ortamlarına sürükleniyor. Olan, her zamanki gibi zavallı ve sefil halka oluyor. Zaten güç yaşam koşulları altında kıvranan bu kesim savaş başlangıcı veya gerilim ortamlarında canlarını kurtarmak için huzursuzluk yaşamalarından itibaren bitmek tükenmek bilmeyen çileye başlıyorlar. Kıyılarımıza kadargelen, adalara ulaşamayan, tren istasyonlarından atılan, yolda yürüyen, kendilerine ülke arayan bu insanlar için Avrupa Yönetimi her zaman olduğu gibi yine sınıfta kalmıştır. Almanların Yahudilere yaptıklarını unuttuk gittik. İspanya’dan gelenleri bağrımıza basmıştık. Şimdi Suriyelilerin dilenmesine göz yumuyoruz. Belki de ülkeden gitsinler diye gizlice destek veriyoruz! Almanya’da bir spor kulübünün (Bayern München) mülteciler için özel kamp hazırlayacağını okudum. Sanıyorum biraz da spor içerikli bir yapı peşinde olacaklar. Bakın, yine çok önemli sosyal sorunun çözümünde spor önemli bir anahtar rolü üstlenmiş durumda. Her konuda hazır olabilmek için çeşitli yollar denemeye gerek yok. Birincisi her çocuğa izcilik yaptırmak. İzcilik, günlük hayatta çeşitli sorunlarla başa çıkabilmek için en yararlı sistemlerden biridir. Üstelik doğada yaşayabilme, beraber başarma, hayatı idame ettirebilme gibi özellikleri kazandırdığından çok daha anlamlı bir yaşam biçimidir. Bugün, yaşamında başarı hikayeleri bulunan çoğu insanın geçmişte izcilik yaptığını göreceksiniz. Şiddet, kökeni çok farklı boyutlara uzanmış bir toplumsal beladır. Bunu önleyebilmenin birinci yolu insanların ve ülkelerin üretime inanmalarıdır. Tüketici, yok edici olma yerine üretici ve verimlilik üzerine odaklanabilmek önemli bir adımdır. Aile oluşumu ve şekli toplumsal yapının güçlenmesinde belirleyicidir. Erken evlilikler, sınırsız tüketim alışkanlıkları, minimalize edilememiş yaşamların sonu hüsrandır. Aklımızı iyi kullanabilmeye ihtiyacımız var!

Ah nerede eski fuarlar...Ah nerede eski fuarlar...

28 Ağustos 2015 Cuma günü, “öğlen saatlerinde”, önceki yıl da olduğu gibi, bu yıl da; açılış saatinin öne alınma değişikliği halka duyurulamadığı için halkın katılma olanağı bulamadığı,,”sadece protokolun ve basınınkatıldığı” sessiz ve buruk bir törenle, açılış kurdelası kesilen “84’nci İzmir Enternasyonal Fuarı”mız, bu akşam10 günlük süresini tamamlayarak kapanıyor. Şayet hala fuara gidemedinizse; mutlaka gidiniz. İzmir Fuarımızı geziniz. Özellikle; bu yıl ki konseptine uygun olarak yapılan katılımlarla renklenmiş fuardaki “eğitim-öğrenim kurumlarının” sergi alanlarını, Ege ve İzmir Belediyelerinin tanıtım sunumlarını ve özellikle fuarın konuk kenti olarak kendisine ayrılmış sunum alanında, maketleriyle, görsel sunumlarıyla ve balmumu heykelleriyle, muhteşem görünümlü, küçük bir daha yaratmış, ’nin sergilemesini zevkle, keyifle gezip, görünüz. Ben; bu yıl da Kültürpark içinde düzenlenmiş fuarımızı önceki yılların fuarına göre, organizasyon anlamında, daha düzenli ve daha iyi planlanmış buldum. Ayrıca; gürültü ve görüntü kirliliği olmayan bir fuar yaşadım. Bu yıl önceki yıllarda fuarın her yerinde dağınık olarak gördüğümüz; etrafa ızgara ve yağ kokuları saçan, işporta görünümlü yiyecek-içecek noktaları yoktu. Bu tür yerler, daha düzenli, daha derli toplu ve “bacalı” şekilde yerleştirilmişlerdi… Karadeniz Federasyonu’nun katılım alanlarında bile, bu yıl daha düzenli ve daha gürültüsüz bir fuar sunumu gerçekleştirildi. İzmir Fuarında bu yıl daha gezilecek ve beğenilecek çok güzel görüntüler var. Bu akşam özellikle, Kaskatlı Havuz karşısında ki; asırlık fuar efsanesi TARİŞ’in ÜZÜM ŞIRASI sunum ve satış noktasını son kez mutlaka ziyaret edip, efsanevi fuar şırasından içiniz. İlginç kuru üzüm çeşitlerinden alınız. 84’ncü İzmir Fuarımızı, yazımın son bölümünde, bir kez daha yeniden değerlendireceğim, ÇARŞAMBA GÜNÜ <<9 EYLÜL KURTULUŞ BAYRAMINI>> KUTLAYACAĞIZ… Yüce Atatürk’ün Sevr ve Mondros dayatmalarından sonra kutsal başkaldırısı ile İzmir’in 15 Mayıs 1919’da ki işgali üzerine, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan başlayan ve 9 Eylül 1922 günü İzmir’de sonuçlanan, “Anadolu İhtilali”nin ve “Milli Kurtuluş Zaferi”nin 93’ncü yıldönümünü kutlamak Bana göre; onur ve gururların en büyüğüdür. Gerçek bir “İzmir Şehidi Torunu” olarak; Milli Mücadeleyi İzmir’in Kurtuluş zaferi ile sonlandıran Yüce Atatürk’e ve dava arkadaşlarına minnet ve şükran borçluyum. “Mustafa Kemal’in Askerleri” denilen Süvari ve Piyade birliklerimizin 26 Ağustos’dan 9 Eylül’e, tam 15 günde Afyon’dan İzmir’e varışları hiç de kolay olmamıştır. Kuvvayi Milliyesi ile Efe ve Zeybekleri ile düzenli bir ordu yaratmış Gazi Mustafa Kemal Paşa,“Dünya Harpler Tarihi”ne geçmiş ve Dünya “Harp Akademileri”nde ders olarak okutulan emsaliz ve müstesna bir başarının kahramanıdır. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştır. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılmıştır. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurmuştur. Böylece ;“memleketin yönetimi doğrudan doğruya halkın iradesine” verilmiştir. Milli Mücadele’nin merkezi, artık Ankara olmuştur. Yurdun durumunu TBMM ile değerlendiren ve kurtuluş çarelerini arayan Atatürk, "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğunu ve parçalanamayacağı görüşünden hareketle, işgalci emperyalist ittifakla savaş kararını almıştır. Oluşturulan kuvvayi milliyeci düzenli ordularla savaşa girilmiştir. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanılmıştır. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları kazanılmıştır. Yunanlılara ard arda büyük darbeler indirilmiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal, ordularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini vermiştir. Türk Askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uymuştur. ”23 Ağustos - 12 Eylül 1921” tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk kez toprak kazanmaya başlamıştır. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "Gazi" ünvanı ve "Mareşal" rütbesi verilmiştir. 26 Ağustos sabahı başlatılan Büyük Taarruzun 30 Ağustos’ta başarıyla sonuçlanmasından sonra 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz emperyalist düşmandan temizlenmiştir. Düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, “26 - 30 Ağustos arasında, Zafer Haftası” olarak zaten kutluyoruz… Ancak 9 Eylül’ler Milli Zaferimizin İzmir’de taçlandırıldığı ve İzmir’den tüm Dünyaya ilan edildiği günün adıdır. 9 Eylül Kutsal Zaferimizin 93’nci Yıldönümü, kutlu ve mutlu olsun. İŞTE; KATILIP İZLEMENİZİ DİLEDİĞİM; 9 EYLÜL ETKİNLİKLERİ: 3 gün sonra; Çarşamba sabahından itibaren, Güzel İzmir’imizin her tarafında kutlayacağımız 9 Eylül 1922 Kurtuluş Bayramı, Türk ulusunu yok etmek isteyen emperyalist güçlere karşı; kadınıyla çocuğuyla, ordusuyla topyekûn kazanılan bir savaşın ve ulusal benliğimizin kurtarıldığı kutsal bir tarihi günün adıdır. Emperyalizm’e karşı, tüm 3’ncü Dünya Uluslarının örnek aldıkları ilk ve öncü bir “Zafer Destanı”nın İzmir’de sonuçlandığı gündür. Bu yıl da İzmir’de “9 Eylül Kurtuluş Bayramı” coşkulu bir programla kutlanacak. “İzmir 68’liler Platformu”nun çağrısıyla toplanan İzmirli “Demokratik Sivil Kitle Örgütleri”, 9 Eylül Sabahı Saat: 08.30’dan itibaren, Kemalpaşa Bel Kahvede başlayacakları etkinlikleri gün boyu sürdürecekler. Mutlaka katılımınızı dilediğim; Yürüyüş ve Miting için; Hepimiz; Saat: 18.30’dan itibaren Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde ki Tansaş&Migros önünden başlayacak <> yürüyüşüne de katılacağız… Yürüyüş sonrası toplanacağımız; Cumhuriyet Meydanı’nda ki mitingde de aktif görev alacağız… Sancar Maruflu olarak Bana gelince; Ben bu yıl da 9 Eylül 2015 Çarşamba sabahı Saat: 09.00’dan itibaren önce Konak Meydanı Hükümet Önü’nde, Süvarilerimizin Nal Seslerinden çıkan kıvılcımları izleyerek, şanlı Ay Yıldızlı Türk Bayrağımızın Hükümet Konağı Balkonu’na çekildiğini göreceğim ve Süvarilerimizi alkışlayacağım. Saat: 10.00’dan itibaren ise; İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda olacağım. Kahraman TSK’mizi ve Tören Resmi Geçidini keyifle izleyeceğim. Daha sonra da; İzmirli Sivil Demokratik Kitle Örgütleri olarak, Efe Babamız Merhum Şeref Üsküp’ün önderliğinde 57 yıldır, her yıl 9 Eylüllerde düzenlediğimiz; “Kemeraltı’nda Efe ve Zeybeklerin Buluşmaları Etkinliklerine” katılacağım. Saat:13.30’dan itibaren 57 yıldan beri yaşadığımız ve bu yıl da yaşayacağımız; Kemeraltı’nın, 2’nci Beyler Sokak’da ki “Üsküp Ailesi”nin ’nin önünde; İzmir’imize, Türkiye’nin ve Ege’nin dört bir tarafından gelmiş “Efe ve Zeybek Kültürü” temsilcileri olan ve otantik efe ve zeybek giysileriyle ve yaşantılarıyla sürekli yaşatan dostlarımla buluşacağım. 93 Yıllık Kurtuluş Coşkusunu bu kuvvacı dostlarımla paylaşacağım. Onlarla birlikte bu yıl da; Oynayacağım. Arzu eden herkesi, Bizlerle birlikte olmaya beklerim. Akşam ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu’nun “9 Eylül Kurtuluş Bayramı kutlamaları” ile ilgili çağrıları ve davetleri var. Bu davetleri de değerlendireceğim. Eski yıllarda İzmir’de “9 Eylül Kurtuluş Zaferi”, İzmir Enternasyonal Fuarları’nın da açık olduğu süreç içinde coşku ve heyecanla kutlanırdı. Her yıl, 20 Ağustos’larda açılan ve 20 Eylül’lerde kapanan o görkemli 30 günlük fuarlarda; 26-30 Ağustos Zafer kutlamaları ile “9 Eylül Kurtuluş Günü kutlamaları” şölenler ve festivaller şeklinde görkemli ve renkli program güzellikleriyle yaşanırdı. Maalesef bu yıl fuar takvimin denk düşmemesi nedeniyle 9 Eylül Kutlamaları fuar sürecinin dışında kutlanacak… <<84’ncü İZMİR ENTERNASYONAL FUARI>> DEĞERLENDİRMEM: Tekrar; 84’ncü İzmir Enternasyonal Fuarı’na bir dönüş yapıyorum. Bu yıl; 28 Ağustos 2015 günü kapılarını, konseptiyle açan ve 70’in üzerinde yabancı ülke temsilcilerinin katılımlarıyla ve 2000 civarında yerli ve yabancı firmaların katılımlarıyla düzenlenen, ancak; çok sönük bir Açılış Töreni ile tüm dünyaya kapılarını açan “84’nci İzmir Enternasyonal Fuarı” mız, 6 Eylül akşamı olan bu akşam itibarıyla 10 günlük süresini tamamlayarak sona erecek. 1958 yılından beri tam 57 yıldır Açılış Törenlerinde ki coşkuyu ve heyecanı mutlaka yaşadığım, ancak son iki yıldır, açılış saatlerinde ki değişiklikler, halkla paylaşılmadığı ve halkımızın bilgilendirilmemesi nedeniyle halktan uzak ve kopuk törenler yapıldı. Bu nedenle coşkusuz ve buruk açılış törenlerini yaşadık. “İzmir Enternasyonal Fuarı”, kendine özgü özellikleri olan farklı, ilginç ve ayrıcalıklı bir fuarcılık örneğidir. Dünya fuarları içinde çok özel bir konuma ve itibara sahiptir. İzmir Enternasyonal Fuarı, çok ciddi anlamda bir “halka kaynaşma” ve “halkla bütünleşme” etkinliğidir. Sadece Ege’nin ve İzmir’in değil, tüm Türkiye’nin en önemli Cumhuriyet organizasyonudur. Dünyanın hiçbir ülkesinde İzmir Enternasyonal Fuarı’nın düzenlendiği Kültürpark’ın bir benzeri yoktur. İzmir’i seven herkes İzmir Fuarı’nı Sevmelidir. Ona evladı gibi sahip çıkmalıdır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yeni Cumhuriyet Türkiye’sini kurarken ilk kez İzmir’de başlattığı çağdaş atılımlar, özellikle 17 Şubat 1923 tarihinde yaşanılan “1923 İzmir İktisat Kongresi”, günümüzün Türk Fuarcılığını doğurmuştur. Türk Ulusu ve İzmirliler, İzmir Fuarı’yla övünmeli ve fuarına sahip çıkmalıdır. 1932'de şimdiki Fuarın kurulduğu ve istilacı düşmanın 9 Eylül’de kaçarken yakıp yıkarak harabeye çevirdiği yangın alanı denilen yaklaşık 985 Bin metrekarelik Kültürpark alanını; İzmir’in Efsane Belediye Başkanı Dr. Behçet Uz ve arkadaşları, "Siz Bu enkazı, 40 yılda ancak kaldırabilirsiniz" diyenleri utandırırcasına 23 ay gibi kısa bir sürede tertemiz yaptırmayı başarmıştır. Tonlarca enkazı gece gündüz taşıyan arabaların atlarından 168 tanesi ölünce; Dr. Behçet Uz, Kültürpark’ın Yapımında Ölen Atlar İçin Prof. Heykeltraş Şadi Çalık’a bir Anıt dahi yaptırmıştır. Dünya genelinde yapılmış ilk “Hayvan Dostu ve Hayvan Sevgisi Anıtı”, da eski hayvanat bahçesi alanı içinde korunmaktadır. Bu anıt; hepimizin onurudur. “Geleceğin Fuarcılığı, kesinlikle ve bir an önce EXPO anlayışıyla, Gaziemir’de ki olarak anılan yeni yerinde geliştirilmelidir.” görüşünü destekliyorum. Destekleyeceğim. Doğal zenginlileriyle ve kültürel temeliyle yepyeni bir “Kültürpark Alanı” ise mevcut şimdiki yerinde yeniden geliştirilerek yaratılmalıdır. Bizim gibi; 1950’li, 1960’lı, 1970’li, 1980’li ve 1990’lı yılların Fuarlarını Kültürpark’ta yaşamış olanların; Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosunda sahne alan Ankara Devlet Tiyatrolarını ve İstanbul Şehir Tiyatro’larını, Lüküs Hayat Opereti’ni, Buz Revüleri’ni, Enternasyonal Sirkleri, Akrobasi Sanatçıları’nı, Pala Halit Lakaplı Halit Karabilgin’in Palmiyeler Gazinosu Akşamlarını, Necdet Yazar’ın ve Osman Kavran’ın Behiye Aksoy’lu,Tanju Okan’lı,Ayla Dikmen’li Göl Gazinosu gecelerini,Bornova’lı Nuri Yalçuk’un İbrahim Tatlıses’li,Bülent Ersoy’lu Lunapark Gazinosu Akşamlarını, Saffet Kuyaş’ın Mogambo da ki, Ali Ulutanır’ın Kübana da ki doyumsuz;Zeki Müren’li,Gönül Yazar’lı, Bülent Ersoy’lu,Nükhet Duru’lu ve de Haşmet Uslu’lu Fuar Geceleri’ni, Cemal ve Atalay Noyaner’in oldukça renkli sanatçılardan oluşan Akasyalar Bahçesi’nde ki görkemli Akşam Sefalarını, İbrahim Nurbige’nin Atış Poligonu Gazinosu’ndaki Özdemir Hazar’lı Sohbetlerini ,Egemen Bostancı patentli programlarla renklenen Ekici-Över Gazinosu’nu, Zeki Müren,Emel Sayın’lı ve Osman Yağmurdereli’li Manolya Eğlence Bahçesini,Müzeyyen Senar’lı Zeynep-Beşir Öğe’lerin Çamlık Senar Bahçesi’ni, Devlet ve Kent Protokoluna çalışan Park Restoran’ı, Hüseyin Türkmenoğlu’nun kaliteli Ada Gazinosunu, Paraşüt Kule Gazinosu’nu, Fethi Işık’ın Ferdi Özbeğen’li Kervansaray’ını, Zait Örel’in Coşkun Sabah’lı Golf Restoranı’nı,Safiye Ayla’lı Ayla-Mehtap Bahçesini unutmaları mümkün değildir. Ahh Nerede O Eski Fuarlar... İzmir’li Sevgili Hemşehrilerime Sağlık - şans – başarı ve mutluluklar diliyorum…

Geleceğin Elektrik ve Elektronik Mühendisleri İzmir Üniversitesi’nde...Geleceğin Elektrik ve Elektronik Mühendisleri İzmir Üniversitesi’nde...

Dünyanın teknik anlamdaki en saygın ve en büyük mühendislik topluluğu olan IEEE’nin (Elektrik Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) Türkiye şubesinde her sene gerçekleştirilen IEEE Türkiye Öğrenci ve Genç Profesyoneller Kongresi’nin 13’cüsü bu yıl İzmir Üniversitesi ev sahipliğinde yapılmaya başlandı.Yaklaşık 40 üniversiteden 280 genç mühendis adayının katıldığı kongrenin açılışı İzmir Özel Fatih Koleji Kültür Merkezi’nde yapıldı. Açılışa İzmir Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı ve İzmir Genç İşadamları Derneği Başkanı Selim Doğanata, Öğrenci Topluluğu Danışmanı ve Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emrah Orhun, İzmir Üniversitesi IEEE Öğrenci Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yavuz ve IEEE Türkiye Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Başak Yüksel ile IEEE Türkiye Öğrenci Temsilcisi Ayhan Epik Türkiye’nin dört bir yanından gelen IEEE üyeleri katıldı. Açılış konuşmasını yapan İzmir Üniversitesi IEEE Öğrenci Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yavuz, Türkiye’de toplan 26 bin üyesi bulunan ve Elektrik, Elektronik, Bilgisayar, Otomasyon, Telekomünikasyon ile diğer birçok alanda mühendislik teori ve uygulamalarının gelişimi için çalışan IEEE’nin 13’üncü kongresinin geleceğin mühendisleri için önemli bir tanışma olanağı sunduğuna dikkat çekti. Yavuz’un ardından söz alan Prof. Dr. Emrah Orhun ise öğrenci yıllarından bu yana IEEE içinde bulunduğunu belirterek sözlerine başladı ve Bugün Türkiye ve yabancı ülkelerde pek çok Bilgisayar ve Yazılım Mühendisliği müfredatını belirleyen IEEE’nin lisans öğrenciliği ve öğretim üyeliği dönemince önemli kaynaklara ulaşmasını sağlayan örgüt olduğunu ifade etti. Bununla birlikte IEEE’nin, mühendisliğin pek çok alanı için de düzenlediği konferanslar ile mesleki gelişime hizmet ettiğine değinen Orhun, “IEEE’nin tüm mühendislik hizmetlerinin kamu yararına olması gerekliliği etik ilkesi akademik hayatımda yol gösterici oldu. Ayrıca 2009 yılından bu yana (İnsanlık için teknolojiyi ilerletme) sloganın IEEE logosunda yer alması bence tüm mühendisler için önemli bir hedefin altını çiziyor. Hepimizin sadece teknoloji üretmek için değil, insanlığa hizmet etmek için bir araya geliyor olması gelecek için çok ümit verici” diye konuştu. Orhun’un ardından söz alan Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı ve İGİD Başkanı Selim Doğanata ise güncel ve çağın ötesindeki teknolojiler hakkında bilgi edinme ve geleceğin mühendisleri arasında iletişim ağı oluşturma gibi fırsatlara zemin hazırlayan kongreye ev sahipliği yapmaktan duydukları mutluluğu dile getirdi. Bilim ve teknolojinin gelişimini değerlendirdiği konuşmasında Doğanata, tarih boyunca üretilen verilerin yüzde 90’ının son 2 yılda gerçekleştiğine dikkat çekerek, bu hazinenin insanlığın geleceğine dair önemli ipuçları vereceğini söyledi. Uzmanların ilgili verinin ancak yüzde 1’ini analiz edebildiğini ifade eden Doğanata, bu bakımdan bilim ve teknoloji adaptasyonuna daha çok önem vermek gerektiğini vurguladı. IEEE Türkiye Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Başak Yüksel ise konuşmasında, IEEE’nin düzenlenecek organizasyonlar, konferans ve kongreler için öğrencilere verdiği destekler hakkında bilgi verdi.

Ağustos hüzünleri ve 84 yıllık İEFAğustos hüzünleri ve 84 yıllık İEF

Ağustos Ayına da acılarla, hüzünlerle girdik. Bir türlü durmak bilmeyen Şehit cenazelerinin yanı sıra ard arda çok önemli değerlerimizi de yitirdik ve toprağa verdik. Türkiye’mizde “Halkla İlişkiler ve İletişim Biliminin” Kurucusu Prof. Dr. Alaeddin Asna’yı İstanbul’da toprağa verdik. Dünyaca ünlü, Türkiyemizin medarı iftiharı Ressam, Fotograf Sanatçısı, Yazar, Şair ve Gazeteci, İnsanlık Ustası Fikret Otyam’ı yitirdik ve toprağa verdik. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı da yapmış, İzmir Noterler Odası’nın kurucu Başkanı, eski İzmir 15’nci Noteri, iyiliksever ve hayırsever değerimiz, başarılı hukukçu Esat Fero’yu da yitirdik ve toprağa verdik. Ağustos ölümleri bitmek bilmiyor. İzmir’lilerin çok sevdikleri değerlerimizden, çok yönlü bir kültür ve sanat adamı ve insanlık ustası olan Tarık Dursun Kakınç’ı da maalesef yitirdik ve toprağa verdik. Tarık Dursun K. Gerçek anlamda bir İzmir servdalısıydı. Karşıyakalıydı. Son yıllarını Foça’da yaşadı. Karşıyaka sahilinde ki evinde öldü. Türkiye’de Sinema sanatının da öncüsüydü. Yüzlerce eserinden bazıları yabancı dillere de çevrildi. Geçtiğimiz haftanın başında 15’nci ölüm yıl gününde Gültepe’de andığımız 68 kuşağının dervrimci ve halkçı önderlerinden Aydın Erten’in anma törenine yüzlerce kişi katıldı. Aydın Erten’in adına bir “Yerel Yönetim Bilim Akademisi” açılması istendi. Belediyelerimizin düzenledikleri festivaller, şenlikler şehit ölümleri nedeniyle eğlence yönü olmadan, mütevazi etkinliklerle sürdürülüyor. Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce’nin davetiyle Bugün Ben de ’ndeyim. Juri Üyesi olarak Payamlı’lı bardacık ureticilerine Ben de destek vereceğim. Sizleri de beklerim. Sadece Ege’nin ve İzmir’in değil, tüm Türkiye’nin en önemli organizasyonu; İzmir Enternasyonal Fuarı, Evrensel kimliğiyle bu yıl 84’ncü kez yine Kültürpark’ta düzenleniyor. 28 Ağustos 2015 Cuma günü Saat:18.00’de Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda açılacak olan ve 6 Eylül akşamı kapanacak olan vazgeçilmez Cumhuriyet değerimiz Fuarımızda bu yıl, “Eğitim” teması işlenecek. Onur Konuğu kentimiz ise; son yılların en çok gelişen ve aşama kaydeden modern kenti, Yılmaz Büyükerşan’ın “Eskişehir ilimiz” olacak. Partner Ülke ise “Türkmenistan Cumhuriyeti ” olacak. Fuarda bu yıl, Atatürk Cumhuriyetiyle birlikte gelişen ve değişen eğitim konusu çok geniş anlamda işlenecek. Resmi öğrenim kurumları, Üniversiteler, Orta ve ilk öğretim, vakıf ve özel öğrenim kurumları kendilerini tanıtacaklar. Halen uygulanan ve uygulanacak olan öğrenim ve eğitim sistemleri esas alınarak bu alanda faaliyet gösteren öğrenim kurumları, eğitim araç ve gereçleri üreticileri ile ithal eden firmalar ve kuruluşlar ile Sivil Toplum Örgütleri, Milli Eğitimin ve İZFAŞ Fuarcılık’ın denetim sorumluluğunda; spesifik etkinlikler düzenleyecekler. Panel, Seminer, Toplantı ve Forumlarda yeni ve çağdaş eğitim-öğretim yöntemleri gündeme getirilecek, araştırılacak ve tartışılacak. 28 Ağustos’dan 6 Eylül gecesine kadar tam 10 gün ekonomik, sosyal ve nostaljik anlamda 12 ana başlıktan oluşan olağanüstü ve rengarenk etkinlikler yaşanacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile İZFAŞ Yönetimi ve çalışanları ayrıcalıklı ve renkli bir fuar için aylardan beri çalışmalarını aralıksız sürdürüyorlar. Bu yıl ki tek eksikliğimiz; “9 Eylül İzmir’in Kurtuluş Bayramı” nın Fuarla birlikte yaşanılmayacak oluşudur. Dünya’da ve Avrupa’da en az 100 yıllık geçmişe sahip; Fuar ve Sergicilik kavramı, Türkiye’de ilk kez “1923 İzmir İktisat Kongresi” sırasında açılan “Yerli Malları Sergisi” yle kendisini göstermiştir. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yeni Cumhuriyet Türkiye’sini kurarken başlattığı bu çağdaş atılım sayesinde günümüzün Türk Fuarcılığı doğmuş ve gelişmiştir. İzmir Enternasyonal Fuarı, Dünya genelinde en eski fuarlardan biridir. Merkezi Paris’te bulunan UFI’nin de 83 yıllık üyesidir. UFI’ye kabul edilen ilk ve tek Türkiye Fuarıdır. Son yıllarda Sergicilik ve Fuarcılık, Türkiye’de de olağanüstü gelişmeler göstermiştir. Ulusumuzun kalkınma sembolü olan İzmir Fuarı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında henüz emeklemekte olan yerli imalatçı ve tüccarlarımıza çalışma ve moral azmi kazandırmıştır. Türk Ulusu ve İzmir’liler, İzmir Fuarı’yla övünmelidir. Özellikle Dr. Behçet Uz , tam 83 yıl önce 1932'de şimdiki Fuarın kurulduğu ve istilacı emperyalist düşmanın yakıp yıkarak harabeye çevirdiği yangın alanı denilen şimdiki Kültürpark alanını; "Bu enkazı siz 40 yılda ancak kaldırabilirsiniz" diyenleri utandırırcasına 23 ay gibi kısa bir sürede tertemiz yaptırmayı başarmıştır. Dr. Behçet Uz’a, Kültürpark alanında ki enkazın temizlenmesinde; Yol Müteahhidi Bayburt’lu Niyazi(Ersoy) ile İtfaiye Kumandanı Konyalı Uzun İbrahim(Günay) Yardım etmişlerdir. Tonlarca enkazı gece gündüz taşıyan arabaların atlarından 168 tanesi ölünce Dr. Behçet Uz, Kültürpark’ın Yapımında Ölen Atlar İçin, yakın dostu Heykeltraş Şadi Çalık’a bir Anıt dahi yaptırmıştır. Şu anda eski Hayvanat Bahçesi alanında bulunan bu kıymetli “Anıt Çeşme’nin gerçek yeri Basmane 9 Eylül Kapısı girişinde, şimdiki Behçet Uz Heykeli’nin bulunduğu yerin yanındaydı. Birileri 1963 yılında oradan kaldırmış, o zamanki Hayvanat Bahçesi’ne götürüp koydurmuş! Şimdi de bu önemli Anıt’ın hiç ilgisi olmayan Sasalı’da ki Doğal Yaşam Parkı’na götürülmesinin endişesi içindeyim. İnşallah böyle bir yanlışlık yapılmaz. Bu “Anıt Çeşme” Kültürpark’ın Yapımında ölen atların anısına yapılmıştır. Dünyanın ilk “Hayvan Dostu Anıtı” olan bu anıt, Kültürpark’ta daha güvenli bir yerde korunmalıdır. İlk kez 1923 İzmir İktisat Kongresi'nin beraberinde ihracatçı Şerif Remzi (Reyend) Bey'in İzmir'in Konak semtindeki incir-üzüm işletmesinde Yerli Mallar Sergisi adıyla açılan, sonra 1927 yılına kadar Mithatpaşa Sanatlar Mektebi'nde devam eden, 1929’dan itibaren 6 kez de Pasaport'taki Gazi Heykeli'nin arkasında; şimdiki Büyük Efes Oteli'nin bulunduğu alanda İzmir Dokuz Eylül Panayırı adıyla açılan İzmir Beynelmilel Fuarı, gerçek kimliğini, 84 yıl önce, Dr. Behçet Uz ve arkadaşlarının İzmir'e kazandırdıkları Kültürpark içinde ki düzenlenmesiyle bulmuştur. 20 Ağustos 1936’da görkemli bir törenle açılan ilk Kültürpark’ın ve İzmir Beynelmilel Fuarı’nın Açılış Töreni’ne Başvekil İsmet İnönü, Mareşal Fevzi Çakmak ile birlikte Kabine ve Parlamento üyeleri de katılmışlardı. Churchill’in İngiltere’si, Hitler’in Almanya’sı ile Stalin’in Sovyet Rusya’sı ise Kültürpark’da ki bu fuarın ilk katılımcı yabancı ülkeleriydi. Milli Panayır'dan Beynelmilel (Enternasyonal) Fuar'a geçilen harekette; Belediye Reisi Dr. Behçet Salih Uz Bey’in, Vali Kazım Dirik Paşa'nın, Mıntıka Ticaret Reisi Cemal Ziya Bey'in, Ticaret Bakanlığı Komiseri Suat Şakir Bey'in, sonradan İzmir Belediye Reisi Olan Belediye Daimi Encümen Azası Reşat Leblebicioğlu'nun, Kültürpark’ın Fikir Babası Belediye Reis Vekili Suad Yurtkoru'nun, Türk Ofis Raportörü Rahmi Zallak'ın, Orman Baş Mühendisi Ali Cevat Ziya Bey’in, Belediye Başmühendisi Cahit Çeçen'in Ve Belediye Baştabibi Dr.Ali Büket İle Gazeteci - Yazar Adnan Bilget'in (Eski Milletvekili Tunç Bilget’in Babası) üstün hizmetlerini hiç unutulmamalıdır. Onları daima rahmet ve sevgiyle anmalıyız. İzmir Fuarı'nın 20'nci yüzyıldan İz Bırakmış Bir Türk Gurur Abidesi olmasını sağlayanlar; milli mücadele sonrasında; savaştan yeni çıkmış yorgun Türkiye'mizin Kalkındığını ve Geliştiğini dosta, düşmana enternasyonal bir pencereden göstermişlerdir. 2015 yılı, 84’ncü İzmir Enternasyonal Fuarı Açılış Töreni heyecanını Ben şahsen bu yılda Lozan Meydanı’nda yaşamak isterdim. İzmir Fuarı’nın açılış törenleri, her zaman Fuarın Dokuz Eylül Kapısı önünde ya da Lozan Kapısı önünde yapılmalıdır. Halk, Açılış heyecanını yaşamalıdır. İzmir Enternasyonal Fuarları, geleneklerimize uygun olarak Gaziemir’de ki yeni fuar alanında değil de Kültürpark’ta düzenlenmelidir. Kültürpark; Kültür ve Sanat Tesisleriyle, Doğal Zenginlikleri ile Göl ve Havuzları ile, Lunaparkları ve Botanik Bahçeleri ile, Spor Tesisleri, Müzeleri ve Kütüphaneleri ile yeniden tanzim edilmelidir. Halkımızın; Çay Bahçelerinde, Semaver ve Nargile Köşelerinde ve müstesna yeme-içme noktalarında yılın 12 ayı dinlenebilecekleri gerçekten bir “Kültürpark Alanı” varlığını korumalıdır. Bizim gibi; 1950’li, 1960’lı, 1970’li, 1980’li ve 1990’lı yılların Fuarlarını Kültürpark’ta yaşayanların, Safiye Ayla’ları, Zeki Müren’leri, Müzeyyen Senar’ları, Ferdi Özbeğen’i, Nüket Duru’yu, Hamiyet Yüceses’i, Emel Sayın’ı, Ayla Dikmen’i, Neşe Can’ları, Tanju Okan’ları, Gönül Yazar’ları, Yıldız-Ahmet Gazi Ayhan’ları, İsmail Dümbüllü’leri, Muammmer Karaca’ları, Muzaffer Hepgüler’leri, Nejat Uygur’ları, Ulvi Uraz’ı, Avni Dilligil’i, Aziz Basmacı’yı, Suna Pekuysal’ı, İstanbul Şehir Tiyatro’larını, Lüküs Hayat Opereti’ni, Buz Revüleri’ni, Enternasyonal Sirkleri, Akrobasi Sanatçıları’nı, Pala Halit Lakaplı Halit Karabilgin’in Palmiyeler Gazinosu Akşamlarını, Necdet Yazar’ın Göl Gazinosu gecelerini, Saffet Kuyaş’ın Mogambo da ki, Ali Ulutanır’ın Kübana da ki doyumsuz Haşmet Uslu’lu Fuar Geceleri’ni, Cemal ve Atalay Noyaner’in Akasyalar Bahçesi’nde ki Akşam Sefalarını, Özdemir Hazar’ın İzmir Sohbetlerini unutmaları mümkün değildir. Ahh Nerede O Eski Fuarlar... O Fuarlarda Bülbüller öterdi... 13 gün sonra; 28 Ağustos 2015 Cuma Akşamı kapılarını evrensel dünyaya 84. kez açacak olan İzmir Enternasyonal Fuarı’mız için yapılan hazırlıkların başarılı geçmesini diliyorum. Halkla bütünleşecek nostaljisi bol bir Fuar diliyorum.

Acar’dan rest: Ya biz, ya onlar…Acar’dan rest: Ya biz, ya onlar…

Karşıyaka Spor Kulübü futbol şube yöneticisi, Erdal Acar’ın yeğeni Devrim Acar rest çekti: “Ya biz, ya yönetim…” Acar, "Ali Erten daha başkan seçilmeden 1 milyon 300 bin transfer yasağını için para yatırdık, basketbol için prim yatırırken her şey hukukiydi şimdi mi değil. Bizim kulübe yaptığımız bütün ödemeler bağıştır. Ne bir reklam, ne bir sponsorluk sözleşmesi yoktur. Erdal bey bunu altını defalarca çizdi. Hala bizi sponsor olarak nitelendirmeye çalışıyorlar. Biz buraya geldiğimizde kongre yapılacaktı. Camianın ileri gelenlerinin yönlendirmesiyle Ali Erten'i destekleme kararı aldık. Genel kurul öncesi Ali Erten bizi defalarca arayıp, desteğimizi yazılı ve görel basında açıklamamızı ve bunun seçim öncesi kendisi için çok büyük bir güç olacağını belirtti. Erdal Acar, Ali Erten'i desteklemeseydi başkan olamazdı. Biz burada takıma yıldızları alıyoruz. Gençlerbirliği'ne 200 bin liralık kulüp çeki veremedikleri için hocamızın çok istediği Tayfur Bingöl'ü kaçırdık. Biz burada olmasak bu kadro kurulamazdı. Bizim Karşıyaka taraftarına sözümüz var. Herkese ve her şeye rağmen bu takımın başında duracağız. Taraftar bize, "Biz sizi istemiyoruz" dediği ana kadar biz buradayız. Bu yönetiminde bir kaç kişi dışında Ali Erten ve ekibi ile kılıçlar çekilmişti. Maça sayılı saatler kala bu açıklamalarına anlam veremiyoruz" dedi. Devrim Acar, şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanı ziyaretinden önce bir yönetici bana, (Ufuk hocanın parası 30 dakikaya yatmıyorsa, Ufuk hoca saraya girmiyor) diye mesaj çekiyor. Bende 300 bin doları hesabına yolluyorum. Buna çanak tutan yönetici nasıl Karşıyakalı olur. Basketbolda yaşanan başarı muazzam bir başarıdır. Biz her zaman teknik ekip, oyuncular, yönetim ve sponsoru bu başarıdan dolayı kutladık. Ancak final zamanı verdiğimiz prim motivasyonu ile ufakta bir teşekküre hak ettiğimize inanıyoruz. Yönetim, bunlardan alacaklarımızı aldık hadi artık gidin diye düşünüyorlar. İstedikleri gibi at koşturmak istiyorlar, yok öyle bir dünya. Biz parayı verelim sonra siz oturun başkanlık koltuğunda. Her şeyin bir bedeli var. Ben olsam Ali Erten yerinde istifa ederim.”

Karşıyaka, Erdal Acar ile ipleri koparıyor mu?Karşıyaka, Erdal Acar ile ipleri koparıyor mu?

Karşıyaka'da Ali Erten başkanlığındaki yönetimle, mayıs ayından bu yana kulübe yaklaşık 8.5 milyon TL karşılıksız kaynak aktaran ve tüm borçları kapatıp takımı Süper Lig'e çıkaracağını açıklayan İstanbullu işadamı Erdal Acar arasındaki bağlar kopma noktasına geldi. Erdal Acar'la bir süredir ödemeler ve transfer yetkisi konularında sorun yaşayan yeşil kırmızılı yönetim, kulübün resmi sosyal medya hesaplarından açıklama yayınlayarak, işadamını demeçlerinde dikkatli olmaya ve halen imzalanmayan resmi sponsorluk sözleşmesine imza atmaya davet etti. Karşıyaka Spor Kulübü Yönetim Kurulu bu konuda Acarlar İnşaat ile ilgili açıklama yayınladı. Açıklama şöyle: Kulübümüzün saygıdeğer üyelerine , gerek Acarlar İnşaat şirketi ile olan süreci ve gerekse yönetimimizin diğer faaliyetlerini daima açıklık ilkesi çerçevesinde yürüteceğimize dair söz verdik. Bu sözümüzün gereği olarak gelinen aşamada bu açıklamanın yapılması zorunluluğumuz doğmuştur. 1. Acarlar İnşaat Şirketi bugüne kadar kulübümüze , 8.574.000.-TL toplam kaynak sağlamıştır. Öncelikle bu destek için Karşıyaka Spor Kulübü olarak kendilerine teşekkür ederiz. 2. Acarlar İnşaat Şirketi, bir bütün olarak Karşıyaka Spor Kulübünün değil, yalnızca profesyonel futbol takımımızın sponsorudur . 3. Basketbol takımımızın Türkiye şampiyonluğu ve Euroleague hedefine ulaşması, koçundan oyuncusuna, yönetiminden sponsoruna kadar uzun senelere dayanan sistematik ve planlı çalışmanın sonucudur. Şampiyonluk; taraftarı, sporcusu, teknik kadrosu , yönetimi ve sponsoru ile kolektif bir başarı hikayesidir. Bu büyük başarının tek başına sahiplenilmesi gibi söylemler yaralayıcıdır. Bu konuda emek, para ve zaman harcayanlara gereken saygının gösterilmesi, yönetimimizin en hassas olduğu konuların başında gelmektedir. Yanı sıra Euroleague’e kabul aşamasında basketbol şubemizin olağanüstü etkileyici çalışma ve sunumu, “Devlet Garanti Mektubu” veren Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve sayın milletvekillerimizin ve “Finansman Garanti Mektubu” veren Sayın Yaşar Ailesinin çabası ve emeği her türlü teşekkürü hak etmektedir. 4. Yönetimimiz, göreve gelirken şampiyon takım hedefi yerine öncelikli misyonunu tesisleşme olarak belirlemiştir ve bu konuda verdiği sözleri harfiyen yerine getirmektedir. Henüz daha 70 günlük yönetim görevimiz içerisinde bu konuda yapılanlar bellidir. Şu anda ise yönetimimiz, takımımızı sahaya çıkartabilmek adına inanılmaz bir mücadele vermektedir. 5. Futbol sponsorumuz olan Acarlar İnşaat Şirketi ile yapılan başlangıç görüşmelerinde, kulübümüzün azami 6 milyon TL rakamı üstlenebileceği ve bunun yönetimimizce karşılanacağı, bunun üzerinde yapılacak futbol bütçesinin sponsora ait olduğu, 6 milyon TL yi aşan borçlanmalar olur ise sponsorumuzca kulübümüze teminat mektubu verileceği mutabık kalınan bir noktadır. Bu mutabakat gereği halen yerine getirilmemiştir. 6. Maddi olarak zor durumda olan kulübümüzün, yeni ve daha büyük borçlanmalara gitmemesi için de azami dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir. Yönetimimiz, hiçbir şekilde borcun üstüne yeni borç ekleyen bir yönetim olmayacaktır. Bu konu , yönetimimizin kırmızı çizgisidir. Bir taraftan borçlar ödenirken diğer taraftan daha büyük ve yeni borçlar yapılmaması konusundaki direncimiz ve kararlılığımız devam edecektir. Bu durumda , şampiyonluk hedefi koyan futbol sponsorumuzun, bunun maddi karşılığını kulübümüzü borçlandırmadan hazırlaması ve gereğini yapması doğaldır. 7. Karşıyaka Spor Kulübümüz, 103 yıllık tarihi içerisinde kökleşmiş gelenekleri, saygı ve sevgi değerleri ile bugüne kadar gelmiştir. Bu değerleri yaşatmak ve çocuklarımıza aktarmak hepimizin asli görevidir. Yönetimsel görevler gelip geçicidir. Önemli olan iyi izler ve hizmetler bırakmaktır. Kulübümüzde, bugüne kadar onlarca yönetim ve binlerce yönetici gelip geçmiş, bunlar arasında kulübü uğruna büyük maddi ve manevi kayıpları göze almış saygıdeğer büyüklerimiz vardır. Tarihimiz, mütevazi yöneticilerimizin fedakarlıkları ile doludur. Geleneklerimiz ve bize öğretilen kulüp kültürümüz, “hizmetini yap, takdir edilsin” üzerine kuruludur. Kulübümüze uzun seneler, çok büyük kaynaklar aktaran kurumlarca bile, daima bu kurala uyulmuş, hiç kimse veya hiçbir kurum , kendini kulübün kurumsal kimliğinin önünde görmemiştir. 103 yıllık kulüp tarihimizde bunun tek bir örneği bile yoktur. 8. Tesisleşme, yetki ve görevlendirmeler, takımlarımızın prim sistemleri v.s. gibi konular yönetimsel faaliyetlerdir ve bu görevler kongrede seçilmiş yönetim kurulu tarafından yerine getirilmektedir. Yönetimsel faaliyetlere müdahale edilmesi, kabul görmüş genel sponsor-kulüp ilişkisine aykırıdır ve kabul edilebilir değildir. 9. Gerek mali ve gerek idari sorumluluklarımız gereği olarak, Acarlar İnşaat Şirketi ile Kulübümüz arasındaki ilişkinin resmi sözleşme kapsamında yürütülmesi gerekliliği defalarca belirtilmiş, ancak bugüne kadar bu konuda bir ilerleme kaydedilememiştir. Kapsamı ve resmi çerçevesi belli olmayan böyle bir ilişkinin hem idari , hem de resmi ve yasal anlamda sürdürülebilir olamayacağı açıktır. Bu konuda yönetim kurulumuzca karar alınmış ve gereği için Hukuk Kurulumuza görev verilmiştir. Acarlar İnşaat Şirketi ile bundan sonraki tüm çalışmalarımız, ancak resmi sponsorluk sözleşmesi kapsamında olabilecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. KARŞIYAKA SPOR KULÜBÜ YÖNETİM KURULU

Karşıyaka’ya 15 milyonluk prim şoku!Karşıyaka’ya 15 milyonluk prim şoku!

Basketbol takımına vaat ettiği 500 bin dolar şampiyonluk primi, futbol takımının 1.7 milyon TL tutarındaki transfer peşinatları ve transfer yasağının kalkması için gereken 400 bin TL'yi ödemesi beklenen, şu ana kadar 7.5 milyon TL'si nakit olmak 13 milyon TL karşılıksız yardımda bulunduğu belirtilen İstanbullu işadamı Erdal Acar, futbol takımının ilk yarıyı lider bitirmeleri halinde teknik heyet ve futbolculara 15 milyon dolar prim dağıtacağını açıkladı. Çiğli Selçuk Yaşar Tesisleri'ne gelerek Teknik Direktör Cüneyt Dumlupınar ve futbolcularla görüşen Acar, takımın birinci devre sonunda zirvede yer alması halinde kişi başı 500'er bin dolar ödül vereceğini duyurdu. Erdal Acar, primden 25 kişilik futbolcu kadrosu ile teknik heyetin yararlanacağını bildirdi. Kulübün son kongrede 38 milyon TL olarak açıklanan toplam borcundan bile fazla olan ilk yarı primine yöneticiler soğukkanlı yaklaştı. Kendi aralarında rakamın inandırıcı olup olmadığını tartışan ve takım üzerinde olumsuz etki yaratmasından çekinen yönetim bu konuda pazartesi gününe kadar açıklama yapmama kararı aldı. Yönetim, daha önce tüm borcu sıfırlayıp takımı Süper Lig'e çıkaracağını açıklayan Acar'ın basketbol takımına vaat ettiği 500 bin dolar şampiyonluk primi, futbol takımının 1.7 milyon TL tutarındaki transfer peşinatları ve transfer yasağının kalkması için gereken 400 bin TL'yi ödemesini bekliyor.

Bostanlı Vapur İskelesi’ne “Kırmızı Bayrak”…Bostanlı Vapur İskelesi’ne “Kırmızı Bayrak”…

Engellilerin yaşamını kolaylaştıran mekân ve araçlara yönelik olarak Türkiye’de sadece İzmir’de dağıtılan “Kırmızı Bayrak” Bostanlı İskelesi de takıldı… Kırmızı bayrağın göndere çekilmesi nedeniyle Bostanlı İskelesi’nde düzenlenen törende, iskele içine ENGELSİZMİR’in teşekkür plaketi de çakıldı. Törene İZDENİZ Genel Müdürü Salih Aslan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Dairesi Başkanı Dr.Aytuğ Balcıoğlu, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Serpil Keskin, ENGELSİZMİR 2013 Kongresi Başkanı Doç.Dr.Levent Köstem, İzmir Kent Konseyi Genel Sekreteri Prof. Dr. Gülgün Erdoğan Tosun, İzmir Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Başkanı Zeki Buzgan ve İZDENİZ çalışanları katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Dairesi Başkanı Aytuğ Balcıoğlu, Kırmızı Bayrak uygulamasının ENGELSİZMİR 2013 Kongresi’nin en önemli kazanımlarından biri olduğunu hatırlatarak, engellilerin kamusal alanlara erişebilirliğinin artmasının önemini vurguladı. Balcıoğlu, İzmir’deki tüm kurum ve kuruluşlara uygulamaya katılarak kırmızı bayraklarını dalgalandırma çağrısında bulundu. İZDENİZ Genel Müdürü Salih Aslan ise şunları söyledi: “8 iskele arasında gemilerimiz çalışırken engelli yolcularımızı da düşünmek durumundaydık. Katamaran tipi 15 yeni yolcu gemimizin 5’i hizmete başladı. Bu gemilerde hem bedensel, hem görme hem de duyma engelliler için her türlü ulaşım kolaylığı söz konusu. Arabalı vapurlarımızın ilki Ekim’de gelecek. Bu gemimizde de çift asansörümüz olacak. Engelli vatandaşlarımıza en iyi şekilde seyahat etme hakkını vermek zorundayız. Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, Bostanlı İskelesi’nin ardından diğer iskelelerde de “Kırmızı Bayrakların” yerini alacağını söyledi. Törene katılan Buca Engelliler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Kamuran Parıltı ise bu uygulamayı yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Aziz Kocaoğlu’na teşekkür eti. Parıltı, “Ben evimden çıkarak bu iskeleye ‘engelsiz’ bir şekilde geldim. Otobüse ve vapura çok rahat bir şekilde bindim. O kadar rahattı ki, çok mutlu oldum. İzmirli olmak bir ayrıcılıktır” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Kırmızı Bayrak” alan diğer kurum ve kuruluşları arasında İzmir Metro A.Ş, Engelli Hizmetleri Şube Müdürlüğü engelli hizmet araçları, ESHOT Genel Müdürlüğü’ne bağlı otobüsler ve Ulaşım Daire Başkanlığı’na bağlı üst geçitler ile Grand Plaza Genel Müdürlüğü’ne bağlı kafe ve restoranlar da bulunuyor. Kırmızı Bayrak komisyonu Engellilerin kent içindeki yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmaları teşvik amacıyla başlatılan uygulamada, kırmızı bayraklar, farklı kurum temsilcilerinin yer aldığı bir komisyon tarafından veriliyor. Kırmızı Bayrak Komisyonu’nda İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi, İzmir Kent Konseyi, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası, İzmir Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliği temsilcileri ile ortopedik, görme ve işitme engelliler ile ilgili faaliyet gösteren dernek temsilcileri yer alıyor. Kırmızı Bayrak nasıl alınıyor? “Kırmızı Bayrak” almak için İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Daire Başkanlığı’na yazılı olarak başvuru yapılır. Komisyonu üyeleri arasından belirlenen Denetleme Komitesi, hazırlanan tespit formları ile birlikte yerinde denetleme yapar ve raporunu Komisyona sunar. Komisyon; tespit formunda aranan erişilebilirlik özeliklerinin niteliğine ve sayısına göre talebi yapan kuruma “Kırmızı Bayrak” verilip verilmeyeceğine karar verir. Olumlu verilen karar; İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin onayından sonra kesinleşir ve ilgili kuruma “Kırmızı Bayrak” verilir. İşte gurur tablosu İzmir’de Kırmızı Bayrak almaya layık görülen kurum ve kuruluşlar şöyle; İzmir Metro A. Ş (3 Yıldız), Torbalı Belediyesi-Suyun Başı Mesire Alanı (2 yıldız), Torbalı Belediyesi-Engelsiz Yaşam Parkı (3 Yıldız), Bayraklı Belediyesi Engelli Hizmet aracı (3 yıldız), Karşıyaka Belediyesi Hizmet binası (1 yıldız), Park Bornova Outlet Center (2 yıldız), Farklı Cafe Restoran (1 yıldız), Buca Hasanağa Bahçesi (1 yıldız), Bergama Doğa Koleji Hizmet binası (1 yıldız), Balçova 4 No’lu Nusret Fişek Aile Sağlığı Merkezi Hizmet Binası (2 yıldız), İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler ve Engelli Hizmetleri Şube Müdürlüğü Engelli Hizmet araçları (2 yıldız), Bayraklı Kent Koleji ve Sosyal Destek Merkezi (1 yıldız), İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’ne bağlı otobüsler (5 model-3 yıldız) ve (3 model-2 yıldız), İzmir Büyükşehir Belediyesi Grand Plaza Genel Müdürlüğü’ne bağlı kafe ve restoranlar (İnciraltı Kafeteryası 2 yıldız, Tarihi Havagazı Fabrikası 1 yıldız, Aşık Veysel Rekreasyon Alanı Buz Pisti içerisinde yer alan Kafeterya 2 yıldız, Eşrefpaşa Hastanesi içerisinde yer alan Kafeterya 1 yıldız, Doğal Yaşam Parkı Kuğulu Kafe 1 yıldız, Doğal Yaşam Parkı Develi Kafe 1 yıldız, Yasemin Kafe ve Restoran 1 yıldız), Forum Bornova (2 yıldız) ve Ege Üniversitesi Kütüphanesi (1 yıldız), DEÜ Uzaktan Eğitim ve Araştırma merkezi (3 yıldız), Gaziemir Çağdaş Yaşam Nuriye Akman Anaokulu (2 yıldız), Tire Belgin –Atilla Çallıoğlu Fen Lisesi (2 yıldız), Koçtaş Yapı Marketleri Tic. A.Ş Bornova Şubesi (3 yıldız), Renaissance İzmir Otel (3 yıldız), İZDENİZ A.Ş Genel Müdürlüğü Bostanlı Vapur İskelesi (2 yıldız), Karşıyaka Vapur İskelesi (2 yıldız), Konak Vapur İskelesi (2 yıldız), Üçkuyular Vapur İskelesi (2 yldız), Pasaport Vapur İskelesi (1 yıldız), Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi (2 yıldız). Yıldızlar neyi temsil ediyor? “Kırmızı Bayrak”, 1, 2 ve 3 yıldızlı olmak üzere üç kategoride veriliyor. 1 yıldız erişilebilirlik konusunda Teknik Şartname’de belirtilen kriterlerin en az yüzde 60’ını, 2 yıldız en az yüzde 75’ini sağlayan, 3 yıldız ise belirtilen kriterlerin en az yüzde 90’ını sağlayan kamuya açık faaliyet gösteren açık veya kapalı mekânlara ile ulaşım araçlarına verilen “Kırmızı Bayrak”ı temsil ediyor.

Dedikodusuz politika olmaz ki!..Dedikodusuz politika olmaz ki!..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “ Vallahi bıktım, dedikodudan bıktım” dedi. *** Sayın Genel Başkan; Dedikodudan bıkmayınız. Yaşamımızın parçası olarak kabul ediniz. Her sabah yenilerini bekleyin. Her akşam nasıl şekil değiştirdiğini izleyin. Dedikodu, toplumumuzun vazgeçilmezidir. “Gıybet, çekiştirme, laf taşıma” gibi isimlendiririz. Ne denirse densin, bizim gibi memleketlerde milli spordur, ananedir, gelenektir. *** Kolaydır. Maliyetsizdir. Zevklidir. Söyleyeni rahatlatır. Dinleyeni ferahlatır. Seveni sırıttırır. Çoluk çocuk herkesi eğlendirir. Temelinde yalan da olabilir… Gerçek de. Hangisi vardır diye araştırmayacaksınız. Hoşunuza gider, gitmez hemen yorum da yapmayacaksınız. Dedikoduyu ağzına alan da dedikoducudur. Yaftası hemen boynuna yapıştırılır. *** Değerli Devlet Büyüğümüz; Dedikodu adı üzerindedir. “Dedi” ve “Kodu” Birileri bir şeyler söyler, konuşur. Kişi veya olaylar hakkında kafasındakini yakıştırır, kondurur. Birileri söyler… Diğerleri duyar… Ötekiler inanır… Berikiler yayar. Yıldırımı kıskandıran hızla, mahalleyi sallar. Kaynağı anonimdir. Yani, herkesindir. *** Sayın Kılıçdaroğlu; Takdir edersiniz ki… Kültürel gelişimi tamamlanamamış… Eğitimi kalıplaşmış.. Ortak aklı becerememiş… Bencilliği zenginleşmiş… Kişisel çıkar, beklentilerin yarıştığı toplumlarda dedikodu yaşamın rengidir. Gelişmiş ülkelerde dedikodu için, “ Üretimi azaltır, zaman kaybıdır, güven ve moral düşmanıdır, duygulara zarar, gruplaşmalara yarardır” derler. Bu olgular, onların meseledir. Kusura bakmasınlar bizi bozar *** Siyaset lideri; Bilirsiniz ki… Politikanın özünde dedikodu vardır. Birileri, “o dedi, bu dedi” der… Diğerleri işine geldiğine yakıştırır. Kongreler, kurultaylar… Listeler, seçimler hep bu dedikodularla biçimlenir. Her şeyi, her yönüyle bilme, görme, öğrenme şansı olmadığından… Kulak dedikodularına prim verilir. Doğru-yanlış işler bağlanır. En yoğun siz yaşamışsınızdır. Bürokratlıktan, liderliğe… Birçok politikacı tanıdınız, seçtiniz, seçtirdiniz. Hiç mi… Dedikodu içine düşmediniz. Dedikoduya kulak asmadınız? *** Sağduyulu Genel Başkan; Bu nedenle dedikodudan bıkmayınız. Bıktığınızı yeminle söylemeyiniz. Dedikodunun biri bitmeden, diğeri başlar. Bakın ne diyorlar? CHP erken seçime giderse… Kılıçdaroğlu’nun istifası istenecek *** Taze dedikodu bu!

Yaşamın ve sağlığın vazgeçilmez unsuru su, Fuar İzmir’de ele alınacakYaşamın ve sağlığın vazgeçilmez unsuru su, Fuar İzmir’de ele alınacak

Türkiye’nin dört bir yanından ve pek çok ülkeden konusunda uzman değerli bilim insanları, kamu ve özel sektörün yöneticileri, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, su ve kanalizasyon idareleri, bu alanda faaliyet gösteren firmalar ve akademisyenler Uluslararası Sürdürülebilir Su Yönetimi Kongresi için 8 Ekim’de İzmir’e geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ ve İZSU Genel Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenecek Uluslararası Sürdürülebilir Su Yönetimi Kongresi, 08 – 10 Ekim 2015 tarihlerinde Fuar İzmir’de gerçekleştirilecek. Kongrenin başkanlığı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından yürütülecek. Öte yandan Uluslararası Sürdürülebilir Su Yönetimi Kongresi ile eş zamanlı olarak Kent Expo - Şehircilik ve Kent İhtiyaçları Fuarı 3. kez İZFAŞ tarafından gerçekleştiriliyor. Su yönetiminin küresel, bölgesel ve bireysel boyutlarının ele alınacağı kongrede; su kaynakları, su tasarrufu, sel sularının kontrolü/yönetimi, geri kullanım, su stratejileri, sürdürülebilir altyapı ve kamu hizmetleri, enerji verimliliği konularına yer verilecek. Ayrıca, etkinliğin ikinci günü kongreye davetli olan Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdareleri Genel Müdürlerinin (ESKİ, İSKİ, İSU, MUSKİ) katılımı ile su yönetimine İdarelerin yaklaşımı ve farklı bakış açılarının tartışılacağı bir panel de gerçekleştirilecek. Bu kongre ile su yönetiminde yetkili kurumların, su kaynaklarının belirlenmesi, geliştirilmesi, işletilmesi, bakımı ve korunması, yönetim kademelerindeki sorunların belirlenmesi, tartışılması ve çözüm yöntemlerinin araştırılması konularında elde ettikleri deneyim, bilgi ve çözüm birikimlerini paylaşacakları, ortak değerlendirme ve çözüm önerilerini sunacakları bir platform oluşturulması hedeflenmektedir. Kongrede sunum yapmak isteyen katılımcıların öncelikle bildiri özetleri ile başvuru yapmaları ve bildiri tam metinlerini 27 Ağustos 2015 tarihine kadar http://www.izmirsukongresi.org adresi üzerinden online olarak yüklemeleri gerekiyor.

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top