Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: trabzon
Alsancak Stadı kaderine terk edildi...Alsancak Stadı kaderine terk edildi...

1959 yılında Türkiye 1. Ligi, şimdilerin Süper Ligi’nde ilk maça ev sahipliği yapan Alsancak Stadı, adeta kaderine terk edildi. Yetkililerin 2015-2016 futbol sezonuna yetişeceği yönünde açıklamalar yaptığı tarihi stat için herhangi bir somut adım atılmadı. 21 Şubat 1959’da İzmirspor’un Beykoz 1908’i konuk ettiği karşılaşmayla Süper Lig’in ilk resmi maçının oynandığı, aynı maçın 11. dakikasında İzmirspor forması giyen Özcan Altuğ’un ilk resmi golü ağlara gönderdiği İzmir Alsancak Stadı mazisini arıyor. 6 Ağustos 2014’te yapılan depreme dayanıklılık testinde, olumsuz sonuç çıkması nedeniyle 20 Ağustos 2014 tarihinde alınan kararla kapatılan tarihi stat için 2015 yılının Mart ayında Gençlik Hizmetleri ve Spor Genel Müdürlüğü'ne talimat gönderen Gençlik ve Spor Bakanlığı, yıkım işlemlerinin başlamasını istemişti. Yıkımın ardından yeni projenin inşasına başlanacağı ve Alsancak Stadı’nın yeni haliyle 2015-2016 futbol sezonuna yetiştirileceği bildirilirken, o günden sonra tarihi stadın yüzüne bakan olmadı. İzmir Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Ali Osman Tatlısu, 2015 yılının Nisan ayında yaptığı açıklamada, stadın yıkımına başlanacağını ve tesisin 2015-2016 sezonun ikinci yarısında maçların tekrardan oynanmasına uygun hale geleceğini söylemesine rağmen, yenileme çalışması için herhangi bir adım atılmadı. 23 Mayıs 1976'da, Trabzonspor’un Anadolu’nun ilk şampiyonu olarak çıktığı Alsancak Stadı hakkında açıklama yapmaktan kaçınan Tatlısu, gerekçe olarak ise Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın herhangi bir röportaj için kendisine izin vermediğini söyledi.

Homeros Kısa Öykü Yarışması sonuçlandıHomeros Kısa Öykü Yarışması sonuçlandı

Bornova Belediyesi’nin Türk Edebiyatı’na yeni yapıtlar kazandırmak amacıyla, bu yıl dördüncüsünü düzenlediği Homeros Kısa Öykü Yarışması sonuçlandı. Bornova Belediyesi Nikah Sarayında düzenlenen törenle yarışmada ilk üçe giren eserlerin sahiplerine ödülleri dağıtıldı. İlyada ve Odesa destanlarının ünlü ozanı olan ve Bornova’da yaşadığı bilinen Homeros adına düzenlenen kısa öykü yarışmasının sonuçları açıklandı. 479 eserin başvurduğu, 273 eserin kurallar gereği elendiği yarışmanın birincisi İzmir’den ‘Miran’ rumuzluyla katılan ‘Küf Kokuyor Çocukluğum’ adlı öykünün yazarı Meltem Şaylı oldu. Yarışmada ikincilik ödülünün sahibi isi ‘Beşik’ rumuzuyla yarışmaya Trabzon’dan katılan ‘Toprak, Balık, Mezar ve Ateşböcekleri’ isimli öykünün yazarı Erkan Özkara olurken, üçüncülük ödülü ise ‘Nisan’ rumuzuyla Hakkari’den katılan Dilvin Kayran’ın ‘Mavi’nin Yeşil Gözleri’ adlı esere verildi. Yarışmaya ‘Serçe’ rumuzuyla İstanbul’dan katılan Büşra Anlayışlıoğlu’nun ‘Aşiyan’ adlı öyküsü de Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye’nin her yerinden katılım oldu Yarışmanın bu yıl ayrı bir önemi olduğunu belirten juri üyelerinden Bornova Belediyesi Sanat Danışmanı Ümit Tunçağ, ‘Hakkari’den Trabzon’a kadar ülkenin dört bir yanından katılımcımız oldu. Bu sevindirici ve gurur verici bir olay. Kazananlarla birlikte tüm katılımcılarımızı kutlarım’ dedi. Gülmece ve Çocuk kitapları yazarı Muzaffer İzgü, Yazar-Şair Hüseyin Yurttaş, EÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nerin Yayın, Dil Derneği İzmir Temsilcisi yazar Yunus Bekir Yurdakul ve Bornova Belediyesi Kültür Sanat Danışmanı olan yapımcı ve sunucu Ümit Tunçağ'dan oluşan jüri yayınlanmaya değer eseri de belirledi. O eserler ve sahipleri: Tahta Bavul İçinde Büyükada-Tülin Acar Sahibini Rüzgardan Soran Solgun Gömlek-Sencer Başat Özgürlüğe Kaçış- Ahu Ünsal Batum Baharını Yitirmiş Bir Kasımpatı-Ece İrem Dinç Benim Adım Eşek- İlhan Erdem Sumru- Handan Altıparmak Özdel Hektor’un Öcü-Neslihan Özmaya Köstekli Saat-İbrahim Şaşma Kışlar-Mehmet Şimşek Canı Soluğundadır İnsanın-Hilal Tüzün Kareli Kağıt-Akın Yakan

Şampiyonlara selam olsunŞampiyonlara selam olsun

Son ay içerisinde leyleği havada da görmedik ama yurt içi ve dışında geziler birbiri ardına gelince programlarda, yazılar da aksadı… Yunanistan, Gürcistan, Ankara, İstanbul derken bir de Karadeniz yaylaları eklenince, siz diyeceksiniz “bol bol gezdiniz…” Biz de cevap vereceğiz: “Yorulduk ama…” Ülkemizin adeta bir “cennet” olduğunu tekrar tekrar haykırarak söylemek gerekiyor. Biz bu toprakların ve tarihimizdeki izlerimizin kıymetini de bilmiyor ve “iş işten geçtikten sonra”, “ahlar” ve “vahlar” çekiyoruz… Hasta denecek kadar fanatik Karşıyaka sevdalısı, uğruna cezalar bile alan Escan’ın sahiplerinden Uğur ve eşi Seda Hasbahçeli ‘nin önerisi, patronu Esma Yolcu’nun önderliğindeki “Karadeniz Turu”nda gerçekten görülen yerler insanın içini açıyor, yöredeki insanlardan gördüğü ilgi yorgunluğunu gideriyor… Aksaklıklar yok mu? Olmazsa da, olmaz… Onlar nazar boncuğu! Rehber Mustafa Şener’in bilgi ve birikimiyle tatlı sohbeti geziye renk kattı… Kaptan Ercan, host Sercan yol boyu neşe kaynağımız oldu… Esma Hanım ise, bir aksamanın meydana gelmemesi için “dört dönüp” durdu… Escan ve Esma Hanım bu turizm işini iyi biliyor… Ne de olsa Karşıyakalı… İçimiz dışımız spor olduğundan gittiğimiz her yerde dikkat ettiğim en önemli yerler spor tesisleriydi. Trabzon, Samsun, Ordu, Giresun Karadeniz’in bakanların nimetlerinden fazlasıyla yararlanmış. Biz halen “oraya mı, buraya mı yapılsın?” diye kavga ederken, Karadeniz spor tesisleriyle donatılmış… Yeni hükümet kurulacak, acaba diyorum her şey bir yana da, İzmir’in stada ve spor tesislerine kavuşması için Gençlik ve Spor Bakanı İzmir milletvekili mi olmalı?.. Bekleyelim. Gelecek günler “siyaset arenası” neleri gösterecek… Kimler er meydanına çıkacak ve nasıl bir hükümet oluşturulacak? Biz seyahatteyken, gözümüz kulağımız Pınar Karşıyaka-Anadolu Efes TBL Final Serisindeydi… Maç saati TV nerede, biz oradaydık!.. TV başında hop oturup, hop kalktık. Her basket sonrası da, hep beraber “Kaf Sin Kaf” çektik… Giresun’da araçtan iner inmez koşarak gittiğim resepsiyondaki görevliye TV salonunu sorduğumda, “Öndeyiz… Kazanacağız…” dediğinde şaşırdım. “Karşıyakalısın?” diye sordum. “Yok. Ben buralıyım ama Galatasaray taraftarıyım. Fener’i yendiniz ya… Karşıyaka’yı tutuyoruz…” demez mi?.. Maç bitti, Pınar Karşıyaka kazanmıştı, resepsiyondaki görevli “Kaf Kaf Kaf… Sin, Sin,Sin!..” diye bize de eşlik etti… Giresun’da TV’den izlediğim maçtan sonra maçtan sonra 2-1’lik öne geçişle “Bu iş bitti…” dediğimde, Trabzon’da yine TV’den heyecanla seyrettiğim 4. Maçın sonundaki zafer, şampiyonluğun müjdecisiydi… Anadolu Efes gibi bir basketbol devi önünde 16 sayıdan geriden gelmek sadece Pınar Karşıyaka’ya mahsus olmalıydı… Bu da inanmışlığın ve “ekip ruhu”nun eseriydi… Yeşil kırmızılı camiaya çıkmaz bir yola girmişti… Yolun sonunda; 28 yıl sonra elde edilecek bir şampiyonluk görülüyordu… Tek yön… Geriye dönüş imkansız!.. Ah doktorum, ah!.. Nice kalpler dayanmaz biliyorum ama; rezervasyonu yapmama karşın izni verecektin de, şu maçı Abdi İpekçi de seyredecektim… Ameliyat sonrası “stresten uzak yaşa…” sözleri… “Daha çok şampiyonluklar göreceksin, TV’ye devam…” önerisiyle yine hapsolduk, salonun ortasına!.. Perperoğlu’nun ilk periyottaki peş peşe sayılarıyla “Zor maç olacak” derken… Kaf-Kaf yine aldı sazı eline… Oh be!.. Ne stresi… “Güle oynaya…” şampiyonluk geldi Karşıyaka’ya… Karşıyaka’nın şampiyonluğuna Trabzon’da, Giresun’da, Rize’de 2800 rakımlı Yaylabaşı’nda, Ayder Yaylası’nda inanmış dostların kulaklarını çınlatıyorum şimdi… “Şampiyonluk size de kutlu olsun!..” “İlk şampiyonluk” sevincini yaşadıktan tam 28 yıl sonra yine şampiyonluk yazısı yazmak… Ne mutlu!.. Pınar Karşıyaka’nın zafere imza atması gerçekten “ekip ruhu”, inanılmaz “arkadaşlık” ve “istikrar” sonucunda oluştu… Mutlu Altuğ’un şube başkanlığıyla birlikte “hamleler zinciri”ne her geçen yıl, bir yeni halka eklendi. Yönetim Kuruluna ve şube yönetimlerine yepyeni isimler katıldı, takımda oyuncular, teknik kadroda menajer ve asistan coachlar değişti ama; zihniyet asla değişmedi!.. İşte başarının en önemli noktası da burasıydı… “Birlik, beraberlik…” Kulüp Başkanı, Şube Başkanı, yönetimler kim olursa olsun, asla “istikrar ve disiplin”den taviz vermedi. Verdikleri: “Sorumluluk ve yetki” oldu… Herkes doğru bildiği işi yapınca da, bugünlere gelindi… Taraftar Derneği, Çarşı Grubu, Taner Ütüklerli, Okan Kırmacı, Altar Toker “Tribünlerdeki pırlantalar”ın liderleri… Gerçekten Karşıyaka Taraftarı her biri birer pırlanta… Yüreklerindeki “Kaf Kaf aşkı” ile takımlarını desteklerken oyuncularına da şevk ve cesaret verip “kazanma ruhu” aşılıyorlardı… Ne mutlu KSK’ye, böylesine bir kitleye sahip… Bunun kıymetini, hiç kuşkusuz çok iyi biliyor… 12. Adam takımına da saygısında kusur etmiyor… Şampiyonlukta emeği geçen Şube Başkanları Tamer Ustaoğlu, Turgay Büyükkarcı, kulüp başkanları Fatih Diziz, Ali Erten ve oyuncular ile Ufuk Sarıca ve ekibi… Ufuk Sarıca için ne yazmalı… Ben burada nokta koyuyorum. Karşıyaka ve “Türk Basketbol Tarihi” onu elbette altın harflerle yazacak…” Tebrikler şampiyon… Tebrikler emeği geçenlere… Tebrikler Pınar Karşıyaka…

Seferihisar Spor Briçte Ege şampiyonu... Seferihisar Spor Briçte Ege şampiyonu...

Türkiye Briç Federasyonu tarafından düzenlenen Ege Bölge Kulüpler Arası Briç turnuvasında Seferihisar Spor Briç Takımı şampiyon oldu. İzmir’in Tire ilçesinde başlayan eleme turlarının ardından Bornova’da devam eden Play-Off eşleşmelerinde mücadele eden Seferihisar Spor, tüm maçlarını kazanarak Ege Bölgesi şampiyonu oldu ve Ağustos ayında Trabzon’da gerçekleşecek Türkiye şampiyonasına katılmaya hak kazandı. 22 Takımın mücadele ettiği Ege Bölgesi şampiyonasında, Cengiz Sayısız, Ayhan Türk, Bülent Aslan, İbrahim Mumcuoğlu, Naci Yüksel ve Cemal Narin Seferihisar Spor adına yarışan oyuncular oldu. Turnuvanın en değerli oyuncuları Seferihisar Spor’dan Cengiz Sayısız ve Ayhan Türk seçildi. Seferihisar’ın 227 puanla şampiyon olduğu turnuvada Tire ikinci, Şirinyer üçüncü, Altay dördüncü, Karşıyaka beşinci, Söke altıncı, Aydın yedinci oldu. Şampiyon Seferihisar Spor’un takım kaptanı Cengiz Sayısız, turnuva dönüşünde Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’i şampiyonluk kupasıyla ziyaret ederek, takıma verdiği destek nedeniyle teşekkür etti. Başkan Soyer; Seferihisar’ın Briç takımının şampiyonluğundan gurur duyduğunu belirttiği konuşmasında; “Briç camiası farklı bir camiadır. Bu camiada adımızın şampiyon olarak geçmesi bizleri çok mutlu ediyor. Ama tabi ki hedef daha tamamlanmadı. Şimdi takımımızdan beklentimiz ağustos ayında Türkiye şampiyonluğu, ardından da uluslararası başarılar. Tüm takıma üstün başarıları nedeniyle teşekkür ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum” dedi. Takım Kaptanı Cengiz Sayısız; “Takım olarak 12 yıldır birlikte oynuyoruz. 2004 yılından beri turnuvalara katılıyoruz. Bu yıl ilk kez İzmir şampiyonu olduk ve ardından Ege Bölgesi şampiyonu olduk. Bu turnuvada tüm maçlarımızı kazandık. Şimdi hedefimiz Türkşye şampiyonluğu ve ardından Seferihisar formasıyla yurtdışında mücadele etmek. Briç’in popülaritesi her geçen gün artıyor. Futboldan sonra en popüler 3 spordan biri olduğunu düşünüyorum. Avrupa’da birçok okulda ders olarak eğitimi veriliyor. Türkiye’de de üniversitelerde seçmeli ders olarak okutulmaya başlandı. Briç camiası da geniş ve üst düzey bir camia. Seferihisar’ın çok iyi bir tanıtımını yaptığımızı düşünüyorum. Belediye Başkanımız Tunç Soyer’e de takımımıza verdiği destek için minnettarız” dedi. Seferihisar Spor, 22-26 Ağustos tarihlerinde Trabzon’da Türkiye şampiyonu olabilmek için mücadele edecek. BRİÇ Briç, elli iki kartlık standart iskambil destesiyle oynanan bir iskambil oyunudur. Turnuva briç versiyonu, şansın etkisini en aza indirmesi ve zihni yetenekleri bilmesi nedeniyle diğer iskambil oyunlarından çok satranca benzetilir.

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top