Kimse Duymasın

SON DAKİKA

Aranan Kelime: turkiye
Türkiye’nin Milli Spor ArşiviTürkiye’nin Milli Spor Arşivi

Sporun geliştiği, toplumun bir parçası olarak kabul edilen ülkelerde her konuda olduğugibi ülkenin ve ülkelerin sporu konusunda da bir kütüphane çalışması ve bir arşiv çalışması vardır. Ülkemizde 1800’ün sonlarında başlayan batılı spor hareketleri ile ilgili fazla bir arşiv ve tarihsel çalışmayı göremiyoruz. Özellikle1950’ler sonrası Eşref Şefik sonra onu izleyenler Haluk San,Halit Kıvanç,Tevfik Ünsi, Cem Atabeyoğlu, yakın tarihte ise Ali Gümüş (Özellikle güreş), Doğan Yıldız, Mehmet Durupınar “SPOR TARİHİ” ve arşiv çalışması yaptılar. Bence, artık görev Gençlik ve Spor Bakanlığına düşüyor. Bakanlık ilk olarak spor tarihi departmanı kurmalı ve burada eğitimli, yabancı dil bilen bir ekibi görevlendirmelidir. Ekibin ilk işi başta milli kütüphane olmak üzere; Türkiye’deki tüm spor kurumları, kulüpleri ile birebir temas ederek onlardada bir arşiv bölümü kurdurmalı ve ellerindeki malzemeleri kopyalamalıdır. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin bir “SPOR ARŞİVİ” tesis edilmeli, yapılacak yayınlar bu arşiv esas alınarak yapılmalıdır. Göreve geldiğinden bu yana pozitif çalışmalara imza atan Bakan Akif Çağatay Kılıç böyle bir çalışmaya başlatırsa “Türk Spor Tarihi”nde onurlu bir yerin sahibi olacaktır. Aksi takdirde Türk sporunda başarılar da, hatalar da tozlu raflarda kalacak, gelecek nesillere ciddi belgeler ulaşamayacaktır. Bir ülkenin en önemli varlığı tarihidir. Bununda gerçeklere dayanan belgelerden oluşması şarttır.

Kurutulmuş ürünlerde Türkiye lider...Kurutulmuş ürünlerde Türkiye lider...

Kurutulmuş ürünlerin uluslararası ticaretinde esas alınan kalite standartlarının belirlenmesinde otorite kuruluş konumundaki Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonunun (BM/AEK), Kuru ve Kurutulmuş Ürünler Uzmanlar Çalışma Grubu Toplantısı, İzmir'de başladı. Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım, 5 gün sürecek toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde, farklı iklime sahip bölgelerinde çok çeşitli kuru ve kurutulmuş ürün yetiştirme imkanına sahip olduğunu kaydetti. Özellikle kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, ve fındık söz konusu olduğunda, 'Türkiye Markası'nın daha da belirgin şekilde ortaya çıktığını dile getiren Yıldırım, dünya fındık üretiminin yüzde 70'inin, kuru incir üretiminin ise yüzde 56'sının buradan karşılandığını anlattı. Yıldırım, kuru üzümde dünya üretiminin yaklaşık dörtte birinin Türkiye'de yapıldığını, bütün dünyada ithal edilen kuru kayısıların ise yüzde 81'inin Türkiye menşeli olduğunu ifade etti. Yıldırım, "Ekonomi Bakanlığı olarak, Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki haklı itibarının korunması ve bunun sürdürülebilir kılınması adına BM/AEK'nın çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Nitekim Bakanlığımız Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü, ihracatta ve ithalatta kalite standartlarının uygulanması ve tarım ürünlerinin kalite kontrollerini düzenlemekle görevli olan birimimizdir ve bu toplantıya da Bakanlığımız adına katkı sağlayacaklardır" diye konuştu. Ekonomi Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürü Mehmet Karabay ise ürünlerin uluslararası kalite standartlarının belirlendiği bu toplantının normalde her yıl İsviçre'nin Cenevre şehrinde yapıldığını anlatarak, "Uzmanlar Çalışma Grubu Toplantısı, bu yıl ilk kez Ekonomi Bakanlığının girişimiyle Türkiye'de düzenleniyor. Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (BM/AEK) Kuru ve Kurutulmuş Ürünler Uzmanlar Çalışma Grubu kararlarının küresel piyasalarda çok etkili oluyor" ifadelerini kullandı. KURU MEYVE İHRACATININ YÜZDE 62'Sİ EGE'DEN Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Başkanı Sabri Ünlütürk de Ege Bölgesi'nin yıllık gerçekleştirdiği 18 milyar dolar ihracatın yüzde 25'ini tarım ürünlerinin oluşturduğuna dikkati çekerek, fındık dışında 1,5 milyar dolara ulaşan Türkiye kuru ve kabuklu meyve ihracatının yüzde 62'sinin Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini dile getirdi. Ünlütürk, son yıllarda dünyada sağlıklı tüketim talebinin arttığına işaret ederek, "Kuru meyve ürünlerimizin çeşitlendirilmesi ve üretim hacminin artırılmasının yanında, üreticilerin zirai ilaç kalıntısı içermeyen daha sağlıklı ve kaliteli ürün üretmelerini sağlamak amacıyla çalışmalar yapıyoruz. Ülkemiz kuru meyve sektöründe dünyanın en gelişmiş teknolojik ve hijyenik altyapı ve şartlarını taşıyan işletmelere sahip. Ayrıca, ürünlerimizle ilgili Ar-Ge çalışmaları yürütmekte olan araştırma istasyonlarımız da uzun yıllardır faaliyet gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. ABD, Şili, Güney Afrika, ve Almanya gibi yaklaşık 20 ülkeden 60'tan fazla delegenin katıldığı toplantı, 3 Temmuz'a kadar sürecek. Toplantıda, kuru ve kurutulmuş ürünlerin üretiminde, ihracatında ve ithalatında önemli paya sahip ülkelerden gelen delegelerin yanı sıra Uluslararası Kabuklu ve Kuru Meyve Konseyi (INC) ile Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) temsilcileri de bulunuyor.

Türkiye Açık Su Yüzme Şampiyonası, Foça’da yapıldıTürkiye Açık Su Yüzme Şampiyonası, Foça’da yapıldı

Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlama etkinlikleri kapsamında Türkiye Açık Su Yüzme Şampiyonası, Foça'da yapıldı. Türkiye Yüzme Federasyonu (TYF), İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi işbirliği ve Foça Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen yarışlar için Foça Leon Otel önündeki Mersinaki Koyu'nda yüzme parkuru oluşturuldu. İzmir Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, Foça Yelken İhtisas Kulübü ve Foça Dalış Merkezi’nin de destek olduğu 4. TYF-DTO İzmir Açık Su Yüzme Türkiye Şampiyonası'na 47'si bayan, 91'i erkek olmak üzere toplam 138 sporcu katıldı. Bayanlar 2500 metre serbest, erkekler 2500 metre serbest, bayanlar 5000 metre serbest ve erkekler 5000 metre serbest kategorilerinde yapılan yarışlarda, yüzücüler kıyasıya ama centilmence yarıştılar. Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı ve İzmir Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanları Şube Müdürlüğü birimleri de yarışların denizden emniyetini sağladı. Şampiyonanın en büyük sürprizi ise Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım oldu. Yıldırım, erkekler 2500 metre serbest kategorisinde yarışmaya katıldı. Yarışmada 15-25 yaşları arası bayanlar 5000 metre kategorisinde en iyi dereceyi, Fenerbahçe Spor Kulübü'nden Nilay Erkal 1 saat 1 dakika 49 saniye ile yaptı. 17-18 yaş arası erkekler 5000 metre kategorisinde ise en iyi derecenin sahibi, 1 saat 1dakika 32 saniye ile yine FenerbahçeSpor Kulübü'nden Kubilay Alpoldu. DERECEYE GİRENLERE 65 MADALYA Yüzme yarışlarının tamamlanmasının ardından şampiyonada çeşitli yaş kategorilerinde ilk üçe giren sporculara, 65 madalya verildi. Ödül törenine İMEAK DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk veYönetim Kurulu Üyesi Mihri Çelik, Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız, Foça Belediye Başkan Vekili Bahar Öztürk, Türkiye Yüzme Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Yrd.Doç.Dr. Nevzat Mutlutürk, TYF Başhakem Ömer Akgül, İMEAK DTO İzmir Şube Müdürü Halil Hatipoğlu ve TYF yetkilileri katıldı. Törende konuşan İMEAK DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, 'Denizci Millet, Denizci Ülke' hedefini ilke edinmiş denizciler olarak, yüzme başta olmak üzere deniz sporlarını Türk insanına daha fazla sevdirmeyi amaçladıklarını söyledi. Şampiyonaya destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Öztürk, "Yarışmada dereceye giren sporcuları ve yarışmaya katılan tüm sporcuları tebrik ediyorum. Hedef dereceye girmek olsa da, bu zorlu parkuru tamamlamak da büyük başarıdır. Biz özellikle yüzme sporunu gençlere benimsetmeyi hedefliyoruz. Bu sene genç sporcularımızın yarışmaya katılımı, doğru yolda olduğumuzu da gösteriyor" dedi. Foça Belediye Başkan Vekili Bahar Öztürk, bu organizasyonun Foça’da düzenlenmesinden çok mutlu olduğunu belirterek, “Sizleri ilçemizde ağırlamaktan ve şampiyonaya ev sahipliği yapmaktan memnunuz. Yeni müsabakalara da ev sahipliği yapmaktan gurur duyacağız” dedi. ‘ŞAMPİYONA ULUSLARARASI OLSUN' Hem dereceye giren genç sporculara madalyalarını veren hem de yarıştığı kategoride madalya alan Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım ise, 4 kez yapılan Açık Su Yüzme Şampiyonası'nı hiç kaçırmadığını belirterek, "Ben 45 yaşından sonra yüzmeyi tercih ettim. Koşmayı bıraktım, yüzmeye başladım. İlk defa 2011'de Urla'daki yarışlara katıldım. Bu yarışmada her seferinde büyük keyif alıyorum. Bu nedenle Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi'ne teşekkür ediyorum. Bu tür yarışmalar sadece yazın değil kışın da olmalı. Ekonomi Bakanlığı olarak önemli organizasyonların İzmir'de yapılmasını teşvik ediyoruz. Yüzme şampiyonasını da uluslararası boyuta taşıyalım. Gelecek yıl 2-3 kat daha büyük organizasyonda buluşmayı diliyorum" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından 4. TYF-DTO İzmir Açık Su Yüzme Türkiye Şampiyonası'na destek veren kuruluşlara ve hakemlere teşekkür belgeleri, şampiyonada dereceye giren sporculara madalyaları, sertifikaları ve hediyeleri verildi. Bayanlar 2500 metre 61-65 yaş kategorisinde altın madalya alan Nazan Göğen'in, şampiyonluk kürsüsüne Atatürk'ün resmi olan Türk bayrağıyla çıkması, izleyicilerden büyük alkış aldı. İŞTE ŞAMPİYONLAR Bayanlar 5000 metre (15-25 yaş arası) 15-16 Yaş-Nilay Erkal (Fenerbahce) 17-18 Yaş-Beyza Kordan (Avrupa Yüzme İhtisas) 19-20 Yaş-Bengisu Avcı (Ferdi) Erkekler 5000 metre (15-25 yaş arası) 15-16 Yaş-Fikrettin Bulut (Avrupa Yüzme İhtisas) 17-18 Yaş-Kubilay Alp (Fenerbahçe) Bayanlar 2500 metre (13-70 yaş arası) 13-14 Yaş-Tuana Akgül (Çanakkale Belediyespor) 26-30 Yaş-Şengül Nalcı Tümer (Dokuz Eylül Üniversitesi S.K.) 31-35 Yaş-Gülşah Özkan (KSK) 36-40 Yaş-Ayşe Aydoğan (Üsküdar Su Sporları Kulübü) 41-45 Yaş-Özen Sanem Dilek (Modafen Yüzme Kulübü) 46-50 Yaş-Pınar İdel (Ferdi) 51-55 Yaş-Ayşe Dovan (KSK) 56-60 Yaş-Cahide Şeyma Kolaylı (Galatasaray) 61-65 Yaş-Nazan Göğen (Ferdi) Erkekler 2500 metre (13-70 yaş) 13-14 Yaş-Ahmet Ayık Tufan (Galatasaray) 26-30 Yaş-Emre Erdoğan (KSK) 31-35 Yaş-Emrah Karaboğa (Göztepe 36-40 Yaş-Kutluhan Özkunt (Ferdi) 41-45 Yaş-Timuçin Gülaç (Konak Belediyesi) 46-50 Yaş-Murat Sapsağlam (Ferdi) 51-55 Yaş-Turgut Esen (KSK) 56-60 Yaş-Ömer Şamlı (KSK) 61-65 Yaş-Rauf Nezih Eşal (Han Batur SK) 66-70-Necati Sağır (KSK)

CEV , Türkiye'ye wild card verdi, takım sayımız 6'ya yükseldi...CEV , Türkiye'ye wild card verdi, takım sayımız 6'ya yükseldi...

Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV), gelecek sezon “wild card” ile Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek takımlar arasında Ziraat Bankası’na da yer verdi. CEV’in internet sitesinden yapılan açıklamada, erkekler ve kadınlarda gelecek sezon wild card ile Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya hak kazanan takımlar duyuruldu. Wild card başvurusu kabul edilen, Türkiye liginde geride kalan sezonu üçüncü sırada tamamlayan Ziraat Bankası; Halkbank ve Arkas Spor’un ardından Türkiye adına DenizBank Erkekler CEV Şampiyonlar Ligi’nde yer alma hakkı elde etti. Erkeklerde diğer wild card alan takımlar, Belçika’dan Noliko Maaseik, Polonya’dan PGE Skra ve Sırbistan’dan Vojvodina NS Seme oldu. DenizBank Kadınlar CEV Şampiyonlar Ligi wild card’ları ise Azerbaycan’dan Azerrail Bakü, İtalya’dan Nordmeccanica Piacenza ve Polonya’dan Impel Wroclaw’a verildi. Erkekler CEV Şampiyonlar Ligi Wild card dağılımının ardından gelecek sezon Erkekler CEV Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek 28 takım şöyle oluştu: Hypo Tirol Innsbruck (Avusturya), Knack Roeselare, Volley behappy2 Asse-Lennik, Noliko Maaseik (Belçika), Marek Union-Ivkoni (Bulgaristan), Dukla Liberec (Çek Cumhuriyeti), Tours VB, Paris Volley (Fransa), VfB Friedrichshafen, Berlin Recycling Volleys (Almanya), PAOK (Yunanistan), Trentino Diatec, Modena Volley, Cucine Lube Civitanova (İtalya), Budvanska Rivijera (Karadağ), Asseco Resovia, Lotos Trefl Gdansk, PGE Skra (Polonya), Tomis (Romanya), Zenit, Belogorie Belgorod, Dinamo Moskova (Rusya), Vojvodina NS Seme (Sırbistan), ACH Volley (Slovenya), Lugano (İsviçre), Arkas Spor, Halkbank, Ziraat Bankası (Türkiye) Kadınlar CEV Şampiyonlar Ligi Gelecek sezon Kadınlar CEV Şampiyonlar Ligi’nde yer alacak 24 takım ise şu şekilde: Telekom Bakü, Lokomotiv Bakü, Azerrail Bakü (Azerbaycan), Agel Prostejov (Çek Cumhuriyeti), Cannes, Rocheville Le Cannet (Fransa), Dresdner, Allianz MTV Stuttgart (Almanya), Pomi Casalmaggiore, Igor Gorgonzola, Nordmeccanica Piacenza (İtalya), Chemik Police, PGE Atom Trefl, Impel Wroclaw (Polonya), Volei Alba-Blaj (Romanya), Dinamo Kazan, Dinamo Moskova, Uralochka-NTMK Ekaterinburg (Rusya), Calcit Kamnik (Slovenya), Vizura (Sırbistan), Volero Zürih (İsviçre), Fenerbahçe Grundig, VakıfBank, Eczacıbaşı VitrA (Türkiye)

Türkiye Açık Su Yüzme Şampiyonası, Foça’da start aldı...Türkiye Açık Su Yüzme Şampiyonası, Foça’da start aldı...

8 Mavi Bayraklı Plaja sahip Foça, Türkiye Yüzme Federasyonu’nun 30-31 Mayıs tarihlerinde düzenlediği "Açık Su Yüzme Şampiyonası"na ev sahipliği yapıyor. Şampiyonaya, Foça Kaymakamlığı, Foça Belediyesi ve Foça Leon Otel destek veriyor. İki gün sürecek olan yarışlar, Leon Otel açıklarında oluşturulan yüzme parkurunda yapılıyor. Yüzme yarışlarına, 22 kulüpten, 77’si erkek, 50’si bayan sporcu olmak üzere toplam 127 sporcu katılıyor. 7,5 Km. ve 5 Km. Erkek ve Bayanlar Yarışı ile başlayan ilk gün müsabakalarının startını, Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ verdi. Bayan ve erkek sporcular; 12, 13 ve 14 yaşta 2,5 kilometre, 15 ve 16 yaşta 5 kilometre ve 17 ve 18 yaşta 7,5 kilometre, ayrıca 15 ile 30 yaş arası 10 kilometrelik mesafede yarışacak . Yarışlar öncesinde bir açılış töreni gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törene; Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, Türkiye Yüzme Federasyonu Açık Su Branş Sorumlusu Nevzat Mutlutürk ve Türkiye Yüzme Federasyonu Açık Su Teknik Sorumlusu Bahtiyar Özçaldıran, sporcular, hakemler ve sporcu aileleri katıldı. Açık Su Yüzme Şampiyonası’nın Foça için önemli bir deneyim olduğunu söyleyen ve bu şampiyona için Foça’yı tercih eden Türkiye Yüzme Federasyonu’na teşekkür ederek sözlerine başlayan Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ; “Umarım bundan sonraki organizasyonları daha üst seviyeye yükseltiriz ve uluslararası yarışlara da ev sahipliği yaparız. Başta Foça Kaymakamımız Sayın Niyazi Ulugölge’ye, Türkiye Yüzme Federasyonu Başkanımız Ahmet Bozdoğan’a, federasyon yöneticilerimize, hakemlerimize, sporcularımıza, velilerimize ve Leon Otel’in değerli yöneticilerine çok teşekkür ediyorum. İyi bir müsabaka geçmesi temennisiyle, tüm sporcularımıza başarılar diliyorum”dedi.

Behçet Uz'dan Tanju Okan'a...Behçet Uz'dan Tanju Okan'a...

Müthiş bir hafta yaşadık. Sanki dört mevsimi birarada gördük. Ceviz büyüklüğündeki dolu yağışı ekili topraklarımıza ve çiçek açmış meyve agaclarimiza ciddi zararlar verdi. Sadece Izmir`de değil. Tum Turkiyemizde oldukça karışık meteorolojik değerler kaydediliyor. En çok tarımla uğraşan ciftcilerimizin ve fakir fukara halkımızın uğradıkları zararlara üzülüyorum. Geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. 19 Mayıs günü, Izmirimizin çok önemli değerlerinden olan, Kimya Yuksek Muhendisi, Tariş eski genel müdürü, 40 yıllık dostum, iyi yürekli, tertemiz bir kişilik olan, Ahmet Cetinbudaklar Kardeşimin toprağa verilmesinin acısını yaşadım. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum... Sevgili Okuyucularım. 3 haftadır yazılarımı tedavimin başarıyla sürdürüldüğü Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi`nden yaziyorum. Bugün itibarıyla tam 27 gündür hastanedeyim. Kalp-damar cerrahisinden Prof. Dr. Erdem Silistreli hocamızın koordinasyonunda Plastik Cerrahi Yara Tedavisi Merkezi Baskani Prof. Dr. Ali Barutçu`nun, Enfeksiyon Hastalıkları bölümünden Dr. Sema Alp hocamızın ve ekibinin, ayrıca bulgularımı ciddiyetle izleyen merkez laboratuarının ilgi ve destekleriyle tedavimde olumlu gelişmeler kaydediliyor... Hepsine şükran borçluyum. Ali Barutçu`nun bilimsel sorumluluğundaki Plastik Cerrahi Yara Tedavi Merkezinde, venoz yetmezliğim nedeniyle yaraların bulunduğu sol ayağıma yepyeni bir yara tedavi sistemi uygulanıyor. Türkiye`nin en modern ve en modern hastanesi olan D.E.U. Hastanesi, oldukça büyük ve güncel sorumlulukları çok olan bir hizmet alanı. Hastanenin teknik, bilimsel ve idari yonetimi, her gün, her sabah yeniden başlayan çok büyük bir organizasyonu yürütüyorlar. Her ikiside Karsiyaka`dan tanıdığım Başhekim Prof.Dr.Mehmet Refik Mas Hocamla, Başmüdür Tevfik Eser kardesim çok iyi bir yardımcı yönetici kadrosuyla 24 saat ayaktalar. Durmadan çalışıyorlar. Her yerde olduğu gibi, Dokuz Eylül Üniversitesi`nin de hasta bakımı hizmetlerinin yükünü genç doktorlar, genç hemsirelerimiz ve genç yardımcı hizmetliler grubu çekiyor... Bu amaçla Ben, tedavimle yakından ilgilenen Yard.Doç. Dr. Tuğra Gencpinar`a, Azeri Dr. Agil Allahverdiyev`e, Dr. Baris Kemahli`ya, Dr. Gulsah Bayer Çetin`e, Dr.Necat Suleymanof`a, Dr. Deniz Şerefli`ye, Dr. Gökmen Akkaya`ya, Dr. Çağatay Bilen`e ve Kalp-Damar Cerrahisi`nin fedakâr ve çalışkan hemsirelerinin şahsında, sorumlu hemşire Serap Kaya`ya teşekkürler ediyorum. Ziyaret yasağına rağmen,engelleri aşıp gelen dostlarıma, Beni telefonla ve Facebook mesajlarıyla arayıp, şifa dileyen , DUALARIYLA iyi niyetlerini gösteren, tüm Dostlarıma, herkese teşekkürler ediyorum. Hafta içinde, 19 Mayıs`da 29’ncü ölüm yıldönümünde rahmet ve sevgiyle andığımız İzmir’i yeniden yaratmak için hasta öz kızını bile ihmal edip, yitiren adam Dr. Behçet Uz’la, dün 23 Mayıs Cumartesi Urla’da 19`ncu ölüm yıldönümünde andığımız, Türk Hafif Müziği’nin emsalsiz sesi Tanju Okan, anılması ve unutturulmaması gereken değerlerdir. Dr. Behçet Uz’la ilgili Facebookta yayinladigim yazılarıma yanıt veren Izmirliler, kenti yönetenleri Dr. Behçet Uz’a şikayet ederek,yarattığı eserlerini koruyamadıklarını söylemişlerdir. Şu anda İzmir’de yol, bulvar ve cadde anlamında ayakta kalabilmiş ve İzmir’lilerce kullanılmakta olan ne varsa Dr. Behçet Uz döneminden kalmadır. Dr. Behçet Uz’dan sonra gelen kent yöneticileri onun yaptıklarını sadece makyaja tabi tutmakla yetinmişlerdir. Kalıcı olması gereken bazı eserleri ise yok edilmiştir. Şayet; Dr. Behçet Uz hayatta olsaydı. Şimdiki İzmir’de özellikle bazı ilçelerdeki plansız yapılaşmayı görüp kahrolurdu. Dr.Behçet Uz, Kültürpark’ın bir halk parkı alanı olarak geliştirilmesini Fuarın ise başka bir yere taşındırılmasını istiyordu. Çok şükür bu rüya gerçekleşti. Gaziemir`de kuruldu. Ancak; günümüzde Kültürpark`ta kalan sergi yeri adı altında yapılan dev binalardan, en çok şikayet eden o olurdu. İyi ki yapılanları görmedi. O her zaman planlı ve programlı bir kentsel kalkınmadan yanaydı. Yeşil ve ağaçlandırılmış bir İzmir Şehri istiyordu. Maalesef günümüzde Dr. Behçet Uz’un istemediği ne varsa yapılmıştır. “İzmir’in Dr. Behçet Uz’cu ve Habitatçı Kent Kimliği”, yok edilmiştir. Maalesef Dr. Behçet Uz’un İzmir’e kazandırdığı pek çok eserin, şu anda yerinde yeller esmektedir. Gelinen bu durumun şimdiki yöneticilerle ilgisi yoktur. En az 40 yıldan beri bu erozyon devam etmektedir. 29’ncu ölüm yıldönümünde İzmir’de Dr. Behçet Uz’un kemiklerini sızlatan bir İzmir tablosu görülmektedir. Tek tesellimiz ise; Dr. Behçet Uz’un sürekli hizmet veren eserlerinden, İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği’nin, Veremle Mücadele Cemiyeti’nin, Kanser Araştırma ve Koruma Vakfı’nın, Huzurevlerinin , Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin, Yamanlar Tesislerinin, Kızılay`ın, Yesilay`ın, Çocuk Esirgeme Kurumu çocuk bakimevlerinin, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nin ve Ataorman olarak anılan, İzmir Atatürk Ormanı’nın ayrica Inciralti`nın yaşatılmakta ve kollanmakta olmasıdır. Dün Çok sevdiği ve yaşama veda ederek, gömüldüğü Urla`da, 19`ncu ölüm yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anılan, emsalsiz ses ve müzik sanatçımız Tanju Okan, şayet hayatta olsaydı; bugünkü müzik anlayışının çarpıklaşmasından fevkalade rahatsız olurdu... Popüler müziğin hızla yaygınlaştığı, kaliteden ziyade anlamsız nağmeler ile tutarsız bestelerin liste başlarına oturduğu günümüz Türkiye’sinin bu günlerini Allah’tan Tanju Okan teneffüs etmiyor. Yaşamıyla, kavgalarıyla, doğa sevgisiyle, müziğiyle “Urla’lı Tanju Okan”, müzik tarihinin “ilkleri”ne girmiştir. Uzun süren bir rahatsızlık döneminden sonra, 19 yıl önce 23 Mayıs 1996 tarihinde geride bıraktığı şarkılarıyla aramızdan ayrılmıştır. Dario Moreno’nun “Deniz ve Mehtap”, kendisinin “Urlam, Kalbi Kırık Serseri, Kadınım, Nerdesin” gibi eserleri Tanju Okan’sız kalmıştır. Atmışlardan Doksanlı yılların sonlarına kadar şarkılarıyla ve yaşam tarzıyla olağanüstü bir sanatçı olan Tanju Okan’ı, çok sevdiği Urla’sından ancak ölüm ayırabilmiştir. Müzik dünyasında sönmeyen bir meşale olan Tanju Okan’ın asla unutulmayacağını ve daha uzun yıllar kişiliğiyle ve şarkılarıyla hep anılacağına inanıyorum. Tanju Okan`ın doğum yıl günü olan 27 Ağustos`da çok özel bir Tanju Okan etkinliği düzenleyeceğiz. İnşallah Tanju Okan’ın satılan evini yeni sahibinden satın alıp Urla Belediyesi’nin öncülüğünde birde; “Tanju Okan Kültür Evi”ni de Urla’ya kazandırabiliriz. Ölümler üzerine konuşmak zordur. Hele gerisinde kalıcı izler bırakmış; insanlar için daha da zordur... Yaşamını İzmir’e ve Türkiye’ye adamış, yarattığı eserleriyle kalıcılaşmış bir Dr. Behçet Uz ile; Yaşamını; “Çocukluğum, Benim Halkım, Öyle Sarhoş Olsam ki, Çal Çingene” gibi halka mal olmuş şarkılarıyla kalıcılaştırmış Tanju Okan’da kirlenmemiş bir aşkın tadını, saflığını, velhasıl insana özgü her şeyi hissedebilmek mümkündür. Yükselen değerlerin girdabında sürüklenen bugünün insanları için; Dr. Behçet Uz’dan da, Tanju Okan’dan da çok şeyler öğrenilmesi mümkündür. Yeter ki bu değerleri hiç unutmayalım... Her zaman yaşatalım... Dr. Behçet Uz’un da, Tanju Okan’ın da Ruhları şad olsun...

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top