Kimse Duymasın

SON DAKİKA

EKONOMİ
İduğ: Kuru sabitlenmezse satış hedefleri tutmaz İduğ: Kuru sabitlenmezse satış hedefleri tutmaz

Otomobil ve hafif ticari araç satışlarının Ağustos ayında bir önceki yılan aynı ayına göre yüzde 37’lik artış göstermesi sektörü sevindirirken, kurların sürekli artış göstermesi ile fiyatların artış trendinde olması gelecek satış hedeflerinde endişeye neden oldu. Geçen ay kur artışlarının satış rakamlarına yansımaması ve fiyat artışı öngörüsü ile taleplerin öne çekilmesi satışları artırırken, Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa İduğ, satış trendinin yılın son 4 ayında da sürmesi için döviz kurunun sabitlenmesi önerisi getirdi. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik açıdan zor bir dönemden geçtiğini, buna bağlı olarak özellikle döviz kurunun sürekli yükselme eğilimi gösterdiğine işaret eden İduğ, “Sürekli yükselen kur ile satış fiyatlarının artırılması alım taleplerini erteleyecektir. Bu ortamda alıcılara cazip gelecek fırsatlar sunulmalı. Bunlardan biri de sabit kur olmalı. Firmalar yıl sonuna kadar dolar ve Euro belirli bir rakamda sabitlenmeli. Ya da kur farkı belirli oranlarda fiyatlara yansıtılmamalı. Bu tüketicilerde alım iştahını artıracaktır. Her ay değişen fiyatlarla kimse bayilere uğramaz. Bu konuda markalar özel çalışma yapmalı” dedi. Bu yılın ilk 8 ayında, Türkiye otomotiv pazarındaki artışın yüzde 47’yi bulduğunu ifade eden İduğ, otomobil ve hafif ticari araç satışlarının da 600 bine yaklaştığını vurguladı. Ağustos ayında kurdaki artışlara rağmen yüzde 37’lik artış gösterdiğini dile getiren İduğ, şöyle konuştu: “Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre ağustos ayında otomobil ve hafif ticari araç satışları, 82 bin 577 adede yükseldi. Bu rakamlar bizim sektör açısından sevindirici. Ancak artışın sürdürülebilir olması sektör açısından çok önemli. Satış rakamlarının artması için sektörde birçok kampanya yapılıyor. Bu zorlu dönemde de kur sabitleme kampanyası uygulanırsa, yılın son 4 ayında da satışlarda yüzlerimiz güler. Aksi halde sektörde birçok sıkıntı ile boğuşuruz.”

Asya pazarına kiraz ve siyah incir satacağızAsya pazarına kiraz ve siyah incir satacağız

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2-4 Eylül 2015 tarihleri arasında Hong Kong'da düzenlenen ve Asya kıtasının en büyük meyve sebze fuarı olan Asia Fruit Logistica Fuarı'na katılım sağlayarak önemli ihraç ürünlerinin tanıtımını gerçekleştirdi. 64 ülkeden 8 binin üzerinde ziyaretçinin katıldığı fuarda bu yıl Türkiye'den de 14 firma katılımcı olarak yer aldığını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Seyyar, Ege Bölgesi'nden sadece Ege İhracatçı Birlikleri'nin katılım sağladığı fuarda; kiraz, üzüm, incir, narenciye gibi Ege Bölgesi'nden ihracat potansiyeli olan ürünler ziyaretçilere tanıtıldığını ve mal alım taleplerinin toplandığını belirtti. Başkan Seyyar, sektörümüze katkı sağlayacağını düşündüğümüz fuarlarda bölgemizin ve sektörümüzün ihraç ürünlerini tanıtarak Asya'ya giriş kapısı olduğunu düşündüğümüz Hong Kong aracılığıyla hedeflerimize doğru ilerliyoruz" şeklinde konuştu. Fuara ilişkin izlenimlerini aktaran Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Yılmaz, geçen yıla göre bu yıl standa gösterilen ilginin çok daha fazla olduğunu belirtti. Özellikle kiraz ve taze siyah incir için çok talebin olduğunu belirten Hasan Yılmaz, "Hong Kong limanı Asya kıtası için çok önemli bir geçiş merkezi. Hong Kong pazarının aynı zamanda Çin pazarına giriş için de oldukça önemli olduğunu belirtmek isterim. Sektörümüze fuarda gösteridlen ilgi çok yoğundu ve bu da bizleri çok mutlu etti " dedi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve Narenciye Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Erdinç İnan Yılmaz ise özellikle kirazın Çin pazarı için çok önemli bir ürün olduğunu kaydetti. Fuar öncesi Çin resmi yetkilileri ile görüşmeler gerçekleştirildiğini vurgulayan Erdinç İnan Yılmaz, Hong Kong'un yanı sıra Çin Halk Cumhuriyeti'ne doğrudan ihracatın başlaması için iki ülkenin resmi kurumları arasında ön protokol imzalandığının ve çok yakında Çin'e doğrudan kiraz ihracatının başlayacağının müjdesini verdi.

Hazır giyim sektörü tasarımlarını Premiere Vision’da görücüye çıkaracakHazır giyim sektörü tasarımlarını Premiere Vision’da görücüye çıkaracak

Dünyanın en prestijli moda fuarı olarak kabul edilen Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı Türkiye Milli Katılım Organizasyonu’nu Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği gerçekleştiriyor. Milli Katılım Organizasyonu ile 10 Türk firması fuara katılırken firmalar özellikle Avrupa olmak üzere tüm dünyaya ihracatlarını arttırma çabası içinde olacak. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kızılgüneşler, "İngiltere, İtalya, Almanya, İspanya, Japonya, Kuzey Kore, ABD ve Çin başta olmak üzere 30 farklı ülkeden profesyonel alıcıların ziyaret ettiği fuarda, hedef pazarlarımız olan bu ülkelerde yerleşik firmalara bölgemizin potansiyelini anlatabilmemiz mümkün olacak. Geçtiğimiz yıl ziyaretçi sayısı 63 bin olan fuarın yaklaşık 2 bin katılımcısı vardı. Fuarın, Fransız alıcıların yanısıra %72 gibi yüksek bir oranda uluslararası alıcılar ile buluşmamıza imkan sağlayacak bir ortam yaratmasını bekliyoruz. Bu açıdan yaklaşık 23 milyar dolar ithalat potansiyeli olan bir pazarda sektörel ihracatımızı ivmelendirecek bir organizasyona imza atacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Premiere Vision Manufacturing (PV) Paris fuarına ilk kez milli katılım organizasyonu yapacaklarını belirten Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Sertbaş, "Firmaların, milli katılım organizasyonumuzdan memnun kalması durumunda her sene tekrarlanacağını umduğumuz bir fuara gidiyoruz. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği olarak iplik,kumaş, hazır giyim, deri, aksesuar ve tasarımlar 6 ana alt bölümden oluşan fuarın hazır giyim bölümünde yer alacağız" dedi.

Çekirdeksiz Kuru Üzüm Zeytinyağına Bandırılarak Kurutuluyor !Çekirdeksiz Kuru Üzüm Zeytinyağına Bandırılarak Kurutuluyor !

Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden olan ve ihracatında dünya lideri olduğumuz çekirdeksiz kuru üzümünde “Kurutulmadan önce mazota bulanarak haşerelere karşı önlem alınıyor” iddialarına çekirdeksiz kuru üzüm ihracatçılarından tepki geldi. Manisa, İzmir ve Denizli üçgeninde Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzüm üretiminin tamamına yakınının üretildiğini belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, çekirdeksiz kuru üzüm üreticilerinin hiçbirinin mazot ve benzeri izinsiz girdi kullanmadığını, yaklaşık yüzde 90’nın kurutma öncesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı onaylı bandırma solüsyonuna ilave olarak zeytinyağı kullandıklarını, az miktarda üreticinin ise bitkisel yağ içerikli hazır bandırma yağları kullandıklarını kaydetti. Son günlerde bazı basın kuruluşlarında, Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin tarafından yapılan açıklamalara dayalı olarak yer alan “Kuru üzüm, kurutulmadan önce mazota bulanarak haşerelere karşı önlem alınıyor” iddialarının hiçbir kanıta dayanmadığını savunan Celep, “Bu açıklamayı yapan kişi böylesine mesnetsiz iddialar ile bölgedeki 80 bin üreticiyi itham ettiği gibi, bölgede kuru üzüm işletmelerinde çalışan binlerce işçinin ve ülkemize her yıl ihracat yoluyla kazandırılan 500 milyon dolar civarındaki dövizin geleceğini tehdit etmektedir. Ayrıca, iç piyasadaki çekirdeksiz kuru üzüm tüketimini de tehlikeye atmaktadır. Yıllık ortalama 270 bin tonluk çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini lekelemeye çalışan bu kişinin dayanaktan yoksun iddiaları konusunda ziraat odalarının ve üretici birliklerinin üreticilerimizin haklarını koruma amacıyla yasal yollara başvuracaklarına inanıyorum” dedi. Çekirdeksiz kuru üzümün üretildiği tüm bölgelerde, üreticilerin önemli bölümünün aynı zamanda zeytinyağı üreticisi olduklarına işaret eden Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz de, konuya ilişkin şöyle konuştu; “Üreticilerimizin, üzüm kuruturken kendi ürettikleri veya satın aldıkları zeytinyağlarını, kısmen de bitkisel kaynaklı hazır yağları kullanmaktadırlar. Yüzde 90’nına yakını ihraç edilen bu önemli ürünümüzde bu tür asılsız iddialar ülkemizi ve sektörümüzü olduğu kadar, 80 bine yakın üreticimizi ve işletmelerimizde çalışan binlerce işçimizi yakından ilgilendirmektedir. Bu tür asılsız iddiaları ortaya atanlar, önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek olumsuz ekonomik sonuçlar çerçevesinde açılması muhtemel davalarda iddialarını ispat ve ortaya çıkması muhtemel ekonomik kayıpları tazmin yükümlülüğü ile karşı karşıya kalabileceklerdir." Türkiye’nin uzun yıllardan beri ihracatta dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız, 2013/14 sezonunda 184 bin 946 ton karşılığı 459 milyon 638 bin dolar, 2014/15 sezonundaki çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız 259 bin 471 ton karşılığı 466 milyon 913 bin dolar oldu. Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke 129 milyon 225 bin dolar ile İngiltere olurken, Almanya 73 milyon 852 bin dolarlık dış satım ile ikinci, 56 milyon 038 bin dolarlık ihracat ile Hollanda üçüncü ülke oldu. Türkiye, 95 ülkeye çekirdeksiz kuru üzüm ihraç etti.

Shoexpo, Fuar İzmir’de başlıyor…Shoexpo, Fuar İzmir’de başlıyor…

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından organize edilen Shoexpo – İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı’nın 38.si fuarizmir’de gerçekleştiriliyor. 84. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ardından haftaya açılacak olan Shoexpo Fuarı ile İzmir’de fuar bitmiyor. Türkiye ayakkabı üretiminin önde gelen firmaları ile yerli ve yabancı ziyaretçiyi İzmir’de buluşturacak Fuar, 14 – 17 Eylül 2015 tarihlerinde organize ediliyor. Yeni ismi ve yeni logosuyla, fuarizmir’de gerçekleştirilecek olan Shoexpo ile yepyeni bir ayakkabı fuarı dönemi başlıyor. Bu yıl uluslararası boyutuna çok daha fazla önem verilen Shoexpo – 38. İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı’na, 31 ülkeden alım heyeti getiriliyor. Bu yıl ilk kez ikili iş görüşmeleri (B2B) için yurt dışı alım heyeti (Hosted Buyer) görüşme alanı kurulan Shoexpo Fuarı’na, İZFAŞ tarafından 31 ülkeden profesyonel alıcı getiriliyor. Çalışma ofisinin (Business Center) yer alacağı bu özel alanda, profesyonel alım heyetleri ile katılımcı firmalar arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleşecek. Fuar ve ikili iş görüşmelerinin aynı anda sunulacağı Shoexpo Fuarı’na alım heyeti gelecek ülkeler şöyle; Almanya, Arnavutluk, Avusturalya, Azerbaycan, Dubai, Ermenistan, Filistin, Güney Afrika, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İran, İsrail, İsviçre, İtalya, Kırgızistan, Kosova, Lübnan, Meksika, Mısır, Moldova, Portekiz, Romanya, Rusya, Singapur Cumhuriyeti, Sırbistan, Suudi Arabistan, Ukrayna, Ürdün, Yunanistan. Alım heyetleri için iş görüşmelerinin yanı sıra İzmir’in tanıtımına yönelik sosyal programda oluşturuldu. Heyetler için Agora, Efes, Meryem Ana gezisi ve körfez vapur turu organize ediliyor. 4 gün sürecek Shoexpo Fuarı’nın daha çok katılımcıyı ve ziyaretçiyi bir araya getirmesi amacıyla İZFAŞ, ayakkabı ve çanta sektörünün hedeflerine uygun olarak yurtiçi ve yurtdışı hedef pazarlarda tanıtım ve ziyaretçi çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yıl içinde sektörün en önemli fuarlarından İtalya Garda, İtalya Micam ve Almanya Düsseldorf GDS fuarlarını ziyaret eden İZFAŞ, Shoexpo için tanıtım çalışmalarında hız kesmiyor. Yabancı ziyaretçi çalışmalarının önemle üzerinde durulduğu fuar için sektörün en önemli yurt dışı yayın organlarında tanıtım çalışmaları yapıldı. Bugüne kadar 50’den fazla ülkede, tanıtım çalışmaları aralıksız devam etti. Shoexpo Fuarı tanıtım ve ziyaretçi çalışmaları kapsamında Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Gürcistan, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Kosova ve Sırbistan’a giden İZFAŞ, sektör temsilcileriyle görüşmelerinin yanı sıra ülkelerin ticaret odalarına da ziyaretler gerçekleştirdi. Profesyonel ziyaretçiler için fuar süresince Hilton Oteli, Kaya Termal Oteli ve Ramada Oteli’nin önünden her 15 dakikada bir otobüs seferleri düzenlenecek Shoexpo Fuarı; 2016 ayakkabı kış modasını vitrinlerden önce İzmir’de görücüye çıkaracak. Shoexpo Fuarı, T.C. Ekonomi Bakanlığı, T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), İzmir Ticaret Odası (İZTO), İzmir Ayakkabıcılar Odası, Ege Ayakkabı Sanayicileri Derneği (EGEAYSAD) ve İzmir Ayakkabıcılar Derneği destekleriyle düzenleniyor.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği'ne PlaketEge Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği'ne Plaket

40 yıla yakın bir süredir, her iki yılda bir düzenlenen Ulusal Su Ürünleri Sempozyumu'nun 18.si Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi organizasyonunda düzenleniyor. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği'nin altın sponsor olarak yer aldığı sempozyuma yerli ve yabancı yaklaşık 500 akademisyen, sektör ve kamu kurum ve kuruluş temsilcisi katıldı. Açılış konuşmalarıyla başlayan sempozyumda Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği'ne Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ufuk Çelik tarafından plaket verildi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı artırmanın bilinçli birer üretici ve ihracatçı olmaktan geçtiğini belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, balık hastalıkları, balıkların biyolojisi ve ekolojisi, deniz biyolojisi ve ekolojisi, su ürünleri işleme teknolojisi, su ürünleri yetiştiriciliği gibi başlıklarla düzenlenen sempozyum konularının tüm sektörü yakından ilgilendirdiğini ve sektörel bilincin artıracağını düşündüğünü belirtti. "Geçmişten Geleceğe Su Ürünleri" temasının benimsendiği sempozyumda, tüm su ürünleri konularında bilgi paylaşımının yanı sıra deniz ve iç su ortamlarında meydana gelen ekolojik sorunlar, biyo-çeşitlilik, iç su ve denizlerimizde balık stoklarının azalması, balıkçılık kaynaklarının korunması ve verimli işletilmesi, su ürünleri üretimi, üretimin arttırılması, ürünlerin uygun metotlarla taşınması, depolanması ve işlenmesi konularında karşılaşılan çeşitli sorunlar, neden-sonuç ilişkileri ve çözümlere ilave olarak su ürünleri eğitiminin ve su ürünleri sektörünün gelişimi ve gelecekten beklentiler ile atılması gereken adımlar da 4 gün boyunca tartışılacak.

4 ton domatese karşı 1 kilogram tohum alıyoruz4 ton domatese karşı 1 kilogram tohum alıyoruz

Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ahmet Özken, Türkiye'nin dış ticarette mutlaka yüksek teknoloji ürünlerine yönelmesi gerektiğini söyledi. Özken, "Bugün 4 ton domates gönderdiğimizde bunun karşılığında sadece 1 kilogram domates tohumu getirtebiliyoruz. Böyle gitmez. Mutlaka yüksek teknoloji ihracatını hayata geçirmeliyiz. Yoksa cari açıktaki makas daha da büyüyecek" dedi. Gümrük Müşaviri de olan Ahmet Özken, Türkiye'nin ihracatının 157 milyar dolara, ithalatının ise 252 milyar dolara ulaştığını belirterek "Dış ticaret hacmimiz 400 milyar dolar civarında. Çin'in ise 2.5 trilyon dolar ihracatı, 1.6 trilyon dolar ithalatı var. Burada en önemli etken yüksek teknoloji ürünleri. Eğer bu tür ürünleri üretip satamazsak cari açıktaki makas her geçen gün daha da büyüyecek" dedi. 2014 yılında Çin'in yüksek teknoloji ihracatının 457 milyar dolara, Kore'nin 152 milyar dolara ulaştığını bu rakamlara karşın Türkiye'nin yalnızca 4.5 milyar dolar yüksek teknoloji ihracatı yaptığını söyleyen Özken, şeyle devam etti: "Bu bizim için önemli bir veri. Çünkü bugün Türkiye olarak 500 TIR demir gönderdiğimizde bunun karşılığında yaklaşık 1 ton ilaç alabiliyoruz. 4 ton domates gönderdiğimizde bunun karşılığında sadece 1 kilogram domates tohumu getirtebiliyoruz. 2 bin ton çimento ya da inşaat malzemesi gönderdiğimizde karşılığında sadece 1 konteyner bilgisayar alabiliyoruz. Yüksek teknoloji ürünleri bizim ihracatımızda önem vermemiz gereken, yatırım yapmamız gereken en önemli konu" PEŞİN ÖDEME ŞART Türkiye'de 60 binden fazla dış ticaret firması olduğunu, ihracat rakamlarını daha da yükseğe çekmek için eğitimli personele ihtiyaç olduğunu ifade eden Ahmet Özken, "İhracatta ödeme sistemi de değişmeli. Yurtdışına gönderdiğimiz ürüne karşılık ödemeyi mal mukabele sistemiyle alıyoruz. Yani üretiyor, malı gönderiyor parasını 2, 3 ay sonra alıyoruz. Bu çok riskli bir sistem. Ödenmeyen paraya yönelik bir veri de yok. 152 milyar dolarlık ihracatın 102 milyar dolarını bu ödeme sistemiyle yaptık. Böyle olmaz, en risksiz olanı tercih etmeliyiz. Yani peşin ödeme sistemini. Yüksek teknoloji ürün ihracatıyla birlikte ödeme sistemini değiştirirsek cari açığı azaltmada önemli bir adım atmış oluruz" dedi.

Pakistan’dan İzmir’e özel ilgiPakistan’dan İzmir’e özel ilgi

Pakistan Sanayi ve Üretim Bakanı Ghulam Murtaza Khan Jatoi, ülkesinin İzmir’deki potansiyeli değerlendirmek için çalışmalarını yoğunlaştırmaya başladığını söyledi. Pakistan Sanayi ve Üretim Bakanı Jatoi, beraberindeki heyetle Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ı ziyaret etti. Konuk bakana İzmir ile ilgili ayrıntılı bir sunum yapan Yorgancılar, İzmirli sanayicilerin gıdadan tekstile, otomotiv ve yan sanayinden inşaata, makineden kimya ve petrokimyaya kadar 64 değişik sektörde dünya pazarlarında kalitesiyle dikkat çeken üretim gerçekleştirdiklerini söyledi. Ender Yorgancılar, İzmir’in uluslararası bağlantıları, altyapısı tamamlanmış, yatırıma hazır organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeleri, lojistik avantajları, 9 üniversitesi ve nitelikli iş gücünün yanısıra sosyal yaşamı ve iklimiyle de yatırım yapılabilecek kent olduğunu vurgularken, “Türkiye’de 145 Pakistan sermayeli şirket faaliyet gösterirken, İzmir’de bu sayı 5. Dış ticaretimizde karşılıklı olarak gıda, tekstil, plastik, makine sektörlerinde ticaret yapıyoruz. Pakistanlı şirketlerin İzmir’de yatırımlarını artırmaları, ülkelerimiz arasındaki toplam 700 milyon dolarlık haciminin içinde İzmir ile Pakistan arasındaki 45 milyon dolarlık rakamın aramızdaki kardeşlik bağlarının potansiyelini yansıtacak şekilde artması gerekiyor” diye konuştu. Pakistan Sanayi ve Üretim Bakanı Ghulam Murtaza Khan Jatoi de, İzmir’deki potansiyeli gördükten sonra bu kentten ülkesine yapılan ihracatın potansiyeli yansıtmadığını belirtti. Jatoi, “Pakistan İzmir’i tanıdıktan sonra çalışmalarını buraya yoğunlaştırdı. Pakistan’ın İzmir’den alabileceği pekçok şey var. İzmir’den bir heyeti mutlaka Pakistan’a bekliyoruz. 8-10 Eylül’de Karaçi’de 11’nci kez gerçekleştirilecek Asya Sağlık 2015 Fuarı dolayısıyla yapacağınız ziyaret verimli olacaktır” dedi. Pakistan heyetinin EBSO ziyaretinde Yönetim Kurulu Üyeleri Kamil Porsuk, Eyüp Sevimli ve Ateş İlyas Demirkalkan ile Pakistan İzmir Fahri Konsolosu Yaşar Eren de hazır bulundu.

İhracatçıların İEF mesaisi yoğunduİhracatçıların İEF mesaisi yoğundu

84. İzmir Enternasyonal Fuarı nedeniyle İzmir’e gelen yabancı ülke bakanlarını ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri, Türkiye’nin ihracatını arttırmak için Ege Bölgesi’nin avantajlarını tanıttı. İlk olarak, Namibya Sanayileşme, Ticaret ve KOBİ Gelişimi Bakan Yardımcısı Pieter Van Der Walt ile bir araya gelen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, daha sonra Sudan Ticaret Bakanı Elsadig Mohammed Ali ve Bosna Hersek Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı Mirko Şaroviç ile bir araya geldi. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde 12 ihracatçı birliğinde, 8 bin ihracatçının faaliyet gösterdiğini, Ege Bölgesi’nin yıllık 20 milyar dolar ihracat potansiyeline sahip olduğunu belirten EİB Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, hazırgiyim, demir çelik, tütün, maden ve doğaltaş, gıda, kimya sektörleri başta olmak üzere Ege Bölgesi’nin tarih boyunca ihracatçı yönünün ağır bastığını ifade etti ve Namibya, Sudan ve Bosna Hersek ile ticari ilişkilerini geliştirmeyi arzu ettiklerini söyledi. Namibya’nın coğrafi ve iklim yapısının Türkiye’ye benzediğini kaydeden Namibya Sanayileşme, Ticaret ve KOBİ Gelişimi Bakan Yardımcısı Pieter Van Der Walt, bağımsızlığını 25 yıl önce kazanan Namibya’nın ekonomisinde özellikle enerji ve tarım sektörlerinin geliştirilecek çok noktaları olduğunu, bu sektörler için Türk yatırımcıları ülkelerine davet ettiklerini ifade etti. Namibya’ya büyük bir liman inşa ederek ülkelerini Afrika’nın ekonomik bir merkezi haline getirmek istediklerini anlatan Walt, “Namibya’da şu an demokratik bir yönetim var, barışçıl bir ortam mevcut. Bu ortam yabancı iş adamları için son derece cazip. Çin'le serbest ticaret anlaşması yaptık. Türk yatırımcıları da ülkemize bekliyoruz” diye konuştu. Sudan ile Türkiye’nin gelişen ticari ilişkilerinden memnuniyet duyduklarını dile getiren Sudan Ticaret Bakanı Elsadig Mohammed Ali, Türkiye ve Sudan arasında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleri ve ticaret heyetlerinin ticaret ilişkilerimizi geliştireceğine inandığı anlattı. Türk İşadamlarının Sudan’a gerçekleştirecekleri seyahetlerde İstanbul Ticaret Ataşeliklerinin her türlü yardımda bulunacağını vurgulayan Ali, “Özellikle Tekstil ve deri işleme, tabakhane konusunda büyük bir iş gücü potansiyelimiz var. Yatırım yapacak işadamları için uygun bir iş ortamı sunuyoruz. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Sudan’a ziyaretlerinde Türkiye ile Sudan arasında Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması konusunda belli bir noktaya geldik. Anlaşma çok yakın bir tarihte imzalanak” şeklinde konuştu. Bosna Hersek – Türkiye arasındaki dış ticaret hacminin 500 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Bosna Hersek Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı Mirko Şaroviç, bu rakamı arttırmak istediklerini, iki ülke arasında dış ticaret hacmini arttıracak potansiyel ve isteği iki tarafta da gördüklerini ifade etti. Bosna Hersek’in yaş meyve sebze ithalatını Yunanistan’dan yaptığını dillendiren Şaroviç, yaş meyve sebze ithalatlarını Türkiye’den yapmak istediklerini, buna karşılık Türkiye’ye et ve et ürünleri ihraç etmek istediklerini kaydetti. 2015 yılının son çeyreğinde Bosna Hersek’in ev sahipliği yapacağı Sırbistan-Bosna Hersek-Türkiye ekonomi bakanlarının katılımıyla bir zirve ve zirveyle eş zamanlı iş adamlarının katılacağı ikili görüşmeler organize edileceğini de dile getiren Şaroviç, bu organizasyona Ege İhracatçı Birlikleri üyelerini de davet edeceklerini sözlerine ekledi.

Ekonomi de, demokrasi de sınıfta kaldıEkonomi de, demokrasi de sınıfta kaldı

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, ekonomi, siyaset ve terör boyutlarında yaşanan olumsuz gelişmeleri değerlendirdi. Siyasetin varlık nedeninin aksine çözüm değil, sorun üretir hale geldiğini ifade eden Yorgancılar, ekonomik boyuttan bakıldığında; en büyük bedeli yine reel sektörün ödeyeceği, işsizliğin artacağı, hem vatandaşlar hem de şirketler aşırı borçlu olduğu için ekonomik olduğu kadar sosyal maliyetlerle birlikte hem kur, hem de faizlerdeki artışın getireceği ilave yükün çok büyük olacağı bir dönemin bizleri beklediğine dikkat çekti. Yorgancılar, “Bu nedenle siyaset kurumu tarihi bir sorumluluk ile karşı karşıyadır. İdeolojik farklılıkların değil, ortak paydaların yani insanın, yani huzur ve kardeşliğin yani bu güzel ve yalnız ülkemizin yarınlarının ön plana çıkarılması gerekmektedir. Bu nedenle yeni bir seçimle 1 Kasım olarak belirlenen sürecin ve sonrasındaki sürecin ülke menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi en büyük beklentimizdir” dedi. Türkiye’nin düşük tasarruf oranı, bilim ve teknoloji alanında oldukça geride kalması, yetersiz ve niteliksiz eğitim, dış girdi ve kaynak bağımlılığı gibi yapısal ekonomik sorunları derinleşmiş bir ülke olduğunu belirten Ender Yorgancılar, “Küresel likidite bolluğunun sağladığı imkanlarla ülkeye gelen sıcak paranın yarattığı düşük reel kur ile gelişmişlik ve gelir düzeyimizin ötesinde tüketim yapabildik. Bu süreçte devlet özelleştirmeler ve borçlanma yoluyla elde ettiği kaynakları yeterince etkin kullanamadı. Özel sektörümüz yüksek faiz ile içeriden borçlanmak yerine daha çok düşük faizle döviz cinsinden dışarıdan borçlandı. Yanlış faiz ve kur politikaları nedeniyle yerli yerine ithal girdi kullanmak zorunda kalması özel kesimin dış borçlanmasını körükledi. Aldığımız borçları da üretken sanayi yatırımlarına değil daha çok konut, rezidans, AVM inşaatında kullandık. Reel sektörü cezalandıran, arazi ve finansal rantları ön plana çıkarak sürdürülmesi mümkün olmayan büyüme yolu izledik” diye konuştu. Tüm bunların sonunda bugün vatandaşların bankalara 377 milyar TL tüketici kredisi borcu bulunduğunu, firmaların ise ülke bankalarına 1 trilyon 36 milyar TL ticari kredi, yaklaşık 280 milyar dolar da dış borcu bulunduğunu vurgulayan Yorgancılar, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Devletin ise 430 milyar TL iç, yaklaşık 114 milyar dolar dış borcu var. Döviz borcu olanların kur artışları, TL borçlarını çevirecek olanların da artacak faizler nedeniyle çok ciddi ilave maliyetlerle karşılaşması kaçınılmazdır. Kısacası tüm ekonomik birimler borçludur. Ekonomimiz içsel dinamikleri itibariyle böylesi bıçak sırtı bir durumda bulunurken dışsal-küresel dinamikler de tersine dönmeye başlamıştır. Nitekim küresel likidite bolluğunda da sonbahara gelinmiş, ucuz ve yeterli dış kaynağa ulaşmanın mümkün görünmediği bir konjonktüre girilmiş, ayrıca adeta küresel kur savaşları dönemi gelmiştir.” Suriye ve Irak'ta devam eden çatışmaların Türkiye'ye de yansıdığını, bu bölgeden Türkiye'ye terör ve belirsizlik aktığını kaydeden Yorgancılar, bu bölgeden daha uzun yıllar kaos ithal edeceğimizin belirginleşmesinin ise yarınlara ümitle bakmamızı zorlaştırdığını söyledi. EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Yorgancılar şu görüşleri dile getirdi: “Dünya ve Türkiye'deki olumsuz ekonomik iklim eşanlı olarak kötüye giderken, ülke olarak adeta ateş çemberinin ortasında kalmışken, siyasetçilerimiz bir eksikliği daha tamamladı ve bu kaotik sürece siyasi belirsizliği ekledi. Zira görüntü olarak demokrasi pratiğinde sınıfta kaldığımız, demokrasinin uzlaşma rejimi olduğunu öğrenemediğimiz ortaya çıkmıştır. Böylece varlık nedeninin aksine siyaset; çözüm değil sorun üretir hale geldi. Bu ortamda birden yoğunlaşan terör eylemleri ve her gün evlere ve gönüllere düşen şehit ateşleri de acımızı ve ümitsizliğimizi derinleştirdi. Bu koşullarda bizler; hangi partiden olursa olsun siyasetçilerin daha sorumlu ve bilge olarak davranmalarını bekliyor, yangın yerine dönen memleketin bir de seçim tartışmaları ve bunun getireceği kamplaşma ortamına atılmamasını diliyoruz.”

Fitch'ten İzmir'e geçer not...Fitch'ten İzmir'e geçer not...

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, döviz kurlarının aşırı hareketlendiği şu günlerde yeni kredi analiz raporu daha yayınladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin finans durumunu değerlendiren Fitch, "Belediye'nin 2015-17 döneminde cari dengesinin sağlam kalmaya devam edeceği ve yatırım harcamalarının tamamını karşılayacağı" tahmininde bulundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 'AA+' olan ulusal uzun vadeli kredi notu ile 'Yatırım yapılabilir' düzeyindeki yerel ve yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notu (BBB) teyit edildi. Dünyaca ünlü kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, İzmir Büyükşehir Belediyesi kredi notuyla ilgili Haziran ayında yaptığı açıklama ardından, piyasaların aşırı hareketli olduğu şu günlerde, 21 Ağustos Cuma akşamı yeni kredi analiz raporu daha yayınladı. Fitch'in bu son raporunda, olumsuz iç ve dış ekonomik koşullara rağmen İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin güçlü mali yapısını bir kez daha onaylandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin faaliyet marjları ve varlıklı ekonomisi ile güçlü olmayı sürdürdüğü belirtilen Fitch'in açıklamasında, faaliyet dengesinin 2015-2017 yıllarındaki faaliyet gelirlerinin yüzde 60'ı civarında 'Güçlü seviyelerde' kalması beklendiği ifade edilerek, yine güçlü faaliyet performansı sayesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin borç servislerini 'Rahatlıkla karşılayabilecek kapasitede' olduğu kaydedildi. Derecelendirme kuruluşu, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2015-17 döneminde cari dengesinin sağlam kalmaya devam edeceği ve söz konusu dönemde Belediye'nin yatırım harcamalarının tamamını karşılayacağı tahmininde de bulundu. Açıklamada, İzmir'in büyük yatırımlar için yeni borçlanmalar yaptığı, borç portföy hareketinin çok uluslu ve uzun vadeli olmasının ise borç profili için hafifletici etkisi olduğunun altı çizildi. Fitch, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2014 yılındaki cari dengesinin 'Sermaye harcamalarının yüzde 97'sini karşıladığını' da kaydetti. Bu raporu değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, şöyle dedi: "Olumsuz iç ve dış ekonomik koşullara ve buna bağlı olarak finansal piyasalardaki dalgalanmalara rağmen; şeffaf, istikrarlı ve tedbirli mali yapımızı yatırımlarla birlikte güçlenerek sürdürüyoruz. Bizim çok iyi bildiğimiz bu durum, Fitch'ten gelen 'Yatırım yapılabilir' notuyla bir kez teyit edildi. Ulusal ve küresel finans sistemi ve ekonomiyle ilgili gelişmeler, mutlaka kentimizi de az ya da çok etkileyecek. Belediyemizi bu gelişmelerden azami şekilde korumaya çalışmak, varsa fırsatlardan istifade etmek, iç veya dış piyasadan gelebilecek her türlü olumsuz şok karşısında ekonomimizin hasara uğramamasını sağlamak, bizim hassasiyetlerimizin başında geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, ulusal ve küresel gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz."

Japonlara orkinos, levrek ve çipura ziyareti Japonlara orkinos, levrek ve çipura ziyareti

Dünya’da en çok su ürünleri tüketen Japonların balık sevgisi Su Ürünleri Tanıtım Grubu’nun iştahını kabartıyor. Yıllık 14 milyar dolar su ürünleri ithalatı yapan Japonya’ya Türkiye’nin su ürünleri ihracatını arttırmak isteyen STG, 19-21 Ağustos 2015 tarihlerinde düzenlenen 17. Japonya Uluslararası Su Ürünleri ve Teknolojisi Fuarı’na ikinci kez katılarak Türk su ürünlerinin tanıtımını yaptı. FAO verilerine göre, Japonya’nın yıllık kişi başı 54 kg’lık su ürünleri tüketimiyle dünyada en yüksek su ürünleri tüketen ülke olduğuna dikkati çeken Su Ürünleri Tanıtım Grubu Başkanı Melih İşliel, Japonya’nın yıllık 4.265.654 ton üretimine rağmen 14 milyar dolar karşılığı 4 milyon ton civarında su ürünleri ithal ettiğini, bu ithalatta Türkiye’nin payını arttırmak için çaba gösterdiklerini söyledi. Dünya’nın üçüncü büyük su ürünleri üreticisi olan Japonya’nın kendi üretimin tüketimini karşılamadığını anlatan İşliel, “Japonya dünya su ürünleri ithalatında yüzde 15’lik paya sahip. Deniz ürünleri, Japon tüketicilerin en önemli besin kaynağı, Japonya’da su ürünlerine olan talep, geleneksel beslenme alışkanlıkları sebebiyle oldukça yüksek seviyede, tipik geleneksel bir Japon sofrası, taze balık, sebze ve meyvelerden oluşuyor. Japonya, ülkemizden genelde taze/soğutulmuş fileto olarak mavi yüzgeçli orkinos ithal ediyor” diye konuştu. Japon tüketicilerin yüksek kaliteli ürün talebi ve pazarda iş yapabilme güçlükleri açısından Japonya’nın, zor bir pazar özelliği taşıdığına dikkati çeken İşliel şöyle devam etti: “Japonya, gıda ürünleri ihtiyacının büyük çoğunluğunu ithalat yoluyla karşılıyor. En yüksek ithalat değerine sahip orkinosun tüketim şekli pişmişten ziyade, sashimi (dilimlenmiş çiğ balık) veya sushi şeklindedir. Balıklar, genelde toptancı pazarları aracılığıyla temin edilmektedir. Japonya’da yaklaşık bin adet balık pazarı faaliyet gösteriyor. Orkinos dışındaki çeşitlerde de Japonya’ya yönelik ihracat stratejisinin geliştirilmesi, ihracatımızda ürün çeşitlendirmesi bakımından önem arz ediyor. Japonlar geleneksel olarak daha çok taze balık tüketiyorlar ve kırmızı renkli balıkları tercih ediyorlar.” Biz de STG standında üç yerel aşçıyla hem orkinostan, hem levrekten yapılan suşi/sashimi yanında değişik soslarla pişirilen levrek, çipura gibi balıklarımızdan 3 bin kişiye ikram ettik.” Daha sonra söz alan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve STG Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Kızıltan, Türkiye'de orkinosa yönelik büyük yatırımlar yapıldığını, ülkemizden Japonya’ya 2014 yılında 3 bin 446 ton su ürünleri ihracatı karşılığı 54 milyon 307 bin dolar döviz elde ettiğini, bu ihracatın yüzde 93’lük dilimini mavi yüzgeçli orkinos ihracatı oluşturduğunu ifade etti. 2015 yılı Ocak-Temmuz döneminde Japonya’ya Türkiye’den su ürünleri ihracatının 20 milyon dolara ulaştığını anlatan Kızıltan, “Bu ihracatında yüzde 99'luk kısmını orkinos ihracatı oluşturdu. Japonya Uluslararası Su Ürünleri ve Teknolojisi Fuarı’nda Ülkemiz denizlerinde yetişen orkinos başta olmak üzere levrek ve çipurayı 3 Japon şefin çeşit çeşit soslarıyla yaptıkları lezzetleri Japonlara sunduk. STG standı fuarda en çok ilgi gören stantlardan biri oldu” diye konuştu. 13 ülkeden 1.200’ün üzerinde firmanın katıldığı 15. Japonya Uluslararası Su Ürünleri ve Teknolojisi Fuarı’na Türkiye’den Su Ürünleri Tanıtım Grubu dışında, KLC Gıda Ürünleri İth. İhr. ve Tic. A.Ş. ve AGROMEY Gıda Yem San. Tic. A.Ş. stant ile katılırken, Özer Fish-İlker Özer firması ise ziyaretçi olarak fuarda yerlerini aldı. Fuarda, STG’yi STG Yönetim Kurulu Başkanı Melih İşliel, STG Yönetim Kurulu Üyeleri Sinan Kızıltan, M. Taner Ciğer, İsmail Aksoy, Abdülkadir Yeniçıkan ve Ege İhracatçı Birlikleri Şefi Serap Ünal’dan oluşan heyet temsil etti. STG standını, Türkiye’nin Tokyo Ticaret Müşaviri S. Mete Özbalaban’da ziyaret etti.

Balıkçı da tüketici de av yasağının sonunu bekliyor…Balıkçı da tüketici de av yasağının sonunu bekliyor…

Balıkçılar, 1 Eylül’de av yasağının kalkmasıyla başlayacak yeni sezon için son hazırlıklarını yapıyor. Son 51 yılın en sert kışının yaşandığı geçen yılzor bir av sezonu geçiren balıkçılar, bu yıl verimli bir sezon geçirmeyi ümit ediyor. Balıkçılar, denizdeki ilk işaretlere göre sezonun bereketli geçeceğini ifade ediyor. Artan kırmızı et ve tavuk eti fiyatından eli yanan tüketiciler de balığın tezgahta yerini almasını bekliyor. İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, denize açılmak üzere son hazırlıklarını yapan balıkçılara bereketli ve bol kazançlı bir sezon diledi. Balıkçıların bu sezon denize ‘Vira Bismillah’ diyerek umutlu bir başlangıç yapmak istediğini belirten Öztürk, “Aldığımız ilk bilgilere göre geçen sezona göre palamut çok. İstavrit vesardalya biraz az görünüyor ancakhava şartları iyi gidiyor. Umarız balığın bol olduğu bir sezon yaşarız. Balığın tezgaha inmesi ile beraber halkımız da uygun fiyata balık tüketebilecek. Sağlıklı bir nesil yetişmesi için daha fazla balık yememiz gerekiyor. İnşallah bu sene hem balıkçının hem vatandaşın yüzü güler” dedi. Balıkçılığın en büyük sıkıntılarından birinin kaçak avcılık olduğunu dile getiren Öztürk, ekmeğini denizden çıkaran balıkçıların denizlere sahip çıkmasını istedi. Geçen sezon son 51 yılın en soğuk kışının yaşandığını hatırlatan Öztürk, denize çıkamayan balıkçının banka kredilerini ödemekte zorlandığını söyledi. Karadeniz, Marmara ve Ege’de doğrudan ve dolaylı olarak yüzbinlerce kişinin geçimini denizden sağladığını vurgulayan Öztürk, devletin su ürünleri avcılığı kooperatifleri başta olmak üzere balıkçılık sektörünü desteklemesi gerektiğini ifade etti. Yeni sezona umutlu hazırlanan balıkçılar da en büyük endişenin yunus ve orkinos popülasyonundaki artış olduğunu vurguluyor. Kuşadası Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ahmet Susam, bereketli bir sezon umut ettiklerini belirterek, “Hazırlıkları tamamlayıp denize açılacağız. Yakaladığımız balığı bir an önce değerlendirmek istiyoruz. Ancak yunuslar ve orkinoslar sıkıntı veriyor. Yunuslar sürüyü bozuyor, balıkları yemese dahi lambalara zarar veriyor. Bu konuda önlem alınmasını bekliyoruz” diye konuştu.İzmir Balık Avcıları Su Ürünleri Kooperatifi Başkanları’ndan Reşat Yıldırım ise, bereketli bir sezon için av yasaklarına uyulmasını istedi. Kaçak avcılık yapanların sektöre zarar verdiğini belirten Yıldırım, geçtiğimiz yıllarda Ziraat Bankası’ndan kredi kullanan büyük teknelerin zor durumda olduğunu, bu konuda destek istediklerini söyledi.

ZZTK, EXPO Milano’ya damgasını vurduZZTK, EXPO Milano’ya damgasını vurdu

Türk zeytin ve zeytinyağının dünya genelinde tanıtımını yapan ve Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatını arttırmayı hedefleyen Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi (ZZTK) tanıtım halkasına EXPO 2015 Milano’yu da ekledi. 15 Ağustos'ta EXPO 2015 Milano’da Türkiye pavyonunda tanıtım etkinliklerine başlayan ZZTK, 31 Ağustos'a kadar 15 gün boyunca Türk zeytin ve zeytinyağını ziyaretçilere tattırarak tanıtmaya devam edecek. Günde yaklaşık 200 bin kişinin ziyaret ettiği EXPO Milano fuarındaki ZZTK standında, İtalyanların yanı sıra Dünyanın dört bir yanından ziyaretçilere Türk zeytin ve zeytinyağı tadımı yaptırılıyor. İtalya’nın dünya zeytin ve zeytinyağı piyasasında İspanya ile birlikte zirvede yer aldığını belirten ZZTK Başkanı M. Kadri Gündeş, EXPO Milano’da İtalyan, İspanyol zeytin ve zeytinyağlarının yanında Türk zeytinyağının tanıtımını gerçekleştirdiklerini, zeytin ağacının anayurdunun Anadolu olduğunu tüm dünyaya anlattıklarını kaydetti. Yeryüzünde bilinen en eski (M.Ö. 6. yüzyıl) zeytinyağı üretim işliği Klazomenai’nin İzmir – Urla’da bulunduğuna işaret eden Gündeş şöyle devam etti: “Klazomenai işliği zeytinyağının Anayurdunun Anadolu olduğunu gösteriyor. Bunu destekler nitelikteki Türkiye'de türünün ilk örneği olan ve Çanakkale'de 2001'den beri yerli yabancı onbinlerce ziyaretçiyi ağırlayan Adatepe Zeytinyağı Müzesini ve Kuşadası'nda 2011 yılında ziyarete açılan, Avrupa'nın en büyük zeytinyağı müzelerinden Oleatrium Zeytinyağı Müzesini tanıtıcı videolar ZZTK standında gösterildi. Ayrıca, ZZTK standına uğrayan ziyaretçilere promosyon anahtarlıklar ve Türk zeytin ve zeytinyağını tanıtıcı bilgiler içeren broşürler dağıtıldı.” Türkiye’nin 2023 yılında 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin rekoltesiyle dünya liderliğini, 650 bin ton zeytinyağı üretimiyle ise dünya ikinciliğini hedeflediğini dile getiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Uygun ise; “Türkiye’de yakın geçmişte dikilen zeytin ağaçlarının veriminin artması ile birlikte artacak olan zeytin ve zeytinyağının katma değere dönüşmesi ve dünya pazarlarında yer bulabilmesi için tanıtım çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. EXPO Milano bu anlamda çok doğru bir kulvar. EXPO Milano’nun ana teması “Dünyayı Beslemek ve Yaşam için Enerji” olduğu için adeta zeytinyağını tarif ediyor. EXPO Milano’da Türk zeytin ve zeytinyağının tanıtımı için özel stant hazırlattık, özel tanıtım ve aktivitelerle en çok ziyaretçi alan stantlardan biri olduk. Bizim açımızdan çok başarılı bir tanıtım etkinliği oldu” diye konuştu.

Domateste fiyat dibe vurdu!..Domateste fiyat dibe vurdu!..

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, salçalık domateste fiyatın dibe vurduğunu ve üreticinin mağdur olduğunu belirtti. Bayraktar yaptığı açıklamada, Türkiye'de 2014 yılı itibarıyla toplam domatesüretiminin 11 milyon 850 bin ton olduğunu, rakamın bu yıl yüzde 5,5 artışla 12 milyon 500 bin tona ulaşmasının beklendiğini ifade etti. Toplam domates üretiminin yüzde 67'sini sofralık, yüzde 33'ünü ise salçalık domatesin oluşturduğuna işaret eden Bayraktar, ülke ekonomisinde yaş sebze ve meyve içinde domatesin hem ihracatta hem de üretimde öne çıktığını kaydetti. Domatesin de içinde yer aldığı sebze işleme sanayisinde sektörde kurulu işletmelerin büyük bir kısmının özel sektöre ait anonim şirketler olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti: "Salçalık domates üretimi de bu firmalar tarafından yapılan sözleşmeli üretim kapsamında üreticilerimizce gerçekleştirilmektedir. Ancak bugün gelinen noktada salçalık domates üretimi yapan üreticilerimiz firmaların uyguladıkları alım politikaları yüzünden düşük fiyat nedeniyle mağdur olmaktadır. Yapılan sözleşmede 1 kilogram salçalık domatesin alım fiyatı 25 kuruş olarak belirlenmesine rağmen, firmalar fiyatı 12-13 kuruşa kadar indirdi. Bu, üreticinin emeğine saygısızlıktır, fırsatçılıktır. Firmalar tarafından 'Sözleşmeli Üretim İle İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik' hükümlerine de aykırı hareket edilmektedir. Ziraat Odalarımız bu haksızlığı yargıya taşıyacaktır. Sanayici fiyatı düşürmek için, fire oranlarını yüksek göstererek üreticimizin mukaddes emeğini gasbetmektedir." Firmaların üreticilere verdikleri avans miktarına denk gelecek tutardaki ürünü aldığını belirten Bayraktar "Ürünün alınması için gerekli nakliye aracının sözleşme gereğince üreticiye göndermesi gerekirken 'araç yok' gibi gerekçelerle ürün almamakta, üreticilerimizi ürünü ile baş başa bırakmaktadır" ifadelerini kullandı. Firmaların, sözleşme yaptığı üreticinin ürün almayıp, sözleşmesi olmayan üreticiden daha düşük fiyatla ürün aldığını ifade eden Bayraktar, sözleşmelerin tek taraflı hazırlanmasının önlenmesi, üreticilerimizin hak ve menfaatlerinin korunması bakımından sözleşmelerin Ziraat Odaları marifetiyle yapılması gerektiğini vurguladı. Üreticilerin kendi ürettiği üründe söz sahibi olabilmesi, sahip oldukları hakları etkin bir şekilde kullanabilmesinin ancak örgütlenmeyle mümkün olduğuna işaret eden Bayraktar, Tarımsal Üretici Birliklerine gerekli kaynak aktarılarak finansman bakımından güçlendirilmesi, birliklerin bu şekilde fonksiyonel hale getirilerek bir müdahale kurumu gibi çalışmalarının sağlanması gerektiğini kaydetti.

Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'na güneş enerjili aydınlatma...Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'na güneş enerjili aydınlatma...

Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'na güneş enerjisiyle çalışan aydınlatma direklerinin montajına başlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu uygulamayı kent merkezindeki park ve yeşil alanlarda da yaygınlaştıracak. Daha yaşanabilir ve sürdürülebilir kent hedefi doğrultusunda önemli adımlar atan İzmir Büyükşehir Belediyesi, yeni bir çevreci uygulamaya daha başladı. Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'nın aydınlatma olmayan kara tarafındaki bölümlerinde kalan kaldırım, park, yeşil alanlar, orta refüjler ve otoparklara güneş enerjisi ile çalışan fotovoltaik panelli aydınlatma armatürleri ve direkleri monte ediliyor. Hem çevreci hem de tasarruflu olan bu uygulamayı kent genelindeki yeşil alanlara yaymak için de çalışmalar gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'nda şimdiye kadar 70 adet direk montajı gerçekleştirdi. Söz konusu güzergah üzerinde toplam 600 adet temiz enerji ile çalışan armatür ve direk montajı yapılacak. Böylece hızlı, pratik, ekonomik bir şekilde; altyapı, kablo kazıları, döşeme çalışması yapılmadan ve çevreye rahatsızlık vermeden bulvar aydınlatılmış olacak. Çevreci ve ekonomik bir uygulama olan "yenilenibilir enerji" ile aydınlatma, İzmir genelindeki park ve yeşil alanlarda da yaygınlaştırılacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, aynı uygulamayı daha önce Karşıyaka Naldöken kavşak refüjünde gerçekleştirmişti.

Kayısının üretim merkezi Malatya, ihracat merkezi İzmirKayısının üretim merkezi Malatya, ihracat merkezi İzmir

Kuru kayısı ihracatını stoktaki ürünler kurtardı. Türkiye, 01 Ağustos 2014 – 31 Temmuz 2015 tarihleri arasındaki 2014/15 sezonunda 8 bin 120 ton’luk kuru kayısı rekoltesine rağmen, 50 bin 782 ton kuru kayısı ihraç etti. İhracatçılar, 2014/15 sezonunda Türkiye’nin bir önceki sezondan kalan kuru kayısı stoklarını eritti ve 298 milyon 7 bin dolar dövizi ülkemize kazandırdı. İhracatta, ilk üç ülke Fransa, İngiltere ve Almanya oldu. Türkiye, tarihinin en düşük kuru kayısı rekoltesiyle girdiği 2014/15 sezonunda, 41 bin 731 ton bütün kuru kayısı, 3 bin 695 ton endüstriyel kuru kayısı ve 5 bin 356 ton kesilmiş kuru kayısı olmak üzere 50 bin 782 ton kuru kayısı ihraç etti. Türkiye’nin kuru kayısıda iç tüketimi ise 10 bin ton civarında tahmin ediliyor. Türkiye, 2013/14 sezonunda 111 bin 537 ton kuru kayısı ihraç etmiş, buna karşılık 339 milyon 972 bin dolar döviz geliri elde etmişti. İngiltere, 55 milyon 564 bin dolarlık tutarla birinci ülke olurken, Almanya 33 milyon 72 bin dolarlık kuru kayısı ihracatı ile ikinci sırada yer almıştı. Fransa ise 27 milyon 422 bin dolarlık ihracatla üçüncü ülke olmuştu. 8 bin 120 ton olarak açıklanan 2014/15 sezonu kuru kayısı rekoltesinin Türkiye’nin tarihindeki en düşük rekolte olduğunu belirten Türkiye Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz, rekoltenin açıklanan rakamdan daha iyi gerçekleşmiş olmakla birlikte, geçen sezondan kalan 50-60 bin ton arası kuru kayısının sektörün can simidi olduğunu, bu sayede Türkiye’nin kuru kayısı ihracatını sürdürebildiğini ifade etti. 2015/16 sezonu kuru kayısı rekoltesinin 84 bin 500 ton olarak öngörüldüğüne işaret eden Öz, “Türkiye’nin elinde geçen sezondan kalan 5-6 bin ton civarında kuru kayısı stoku var. Geçen sezondan daha iyi ama yine de zor bir sezon olacak. Yeni rekolte ile birlikte 80 bin ton civarında bir ihracat hedefliyoruz” diye konuştu. Kuru kayısı üretiminde Malatya merkez konumunda. 2015/16 sezonunda 84 bin 500 ton olarak öngörülen kuru kayısı rekoltesinin 69 bin ton’u Malatya’da üretilecek. Kuru kayısı ihracatında ise İzmir öne çıkıyor. 2014/15 sezonunda Türkiye’nin gerçekleştirdiği 298 milyon 7 bin 494 dolarlık kuru kayısı ihracatının yüzde 47’lik dilimini oluşturan 140 milyon 120 bin 243 dolarlık kuru kayısı ihracatını Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçılar yaptı. Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 77 milyon 968 bin 447 dolarlık kuru kayısı ihracatı kayda alırken, Akdeniz İhracatçı Birlikleri 60 milyon 483 bin dolar ile GAİB’i izledi. İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise 41 milyon 732 bin dolarlık kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdi.

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top