Kimse Duymasın

SON DAKİKA

EKONOMİ
Ege Bölgesi’nin ihracatının ithalatı karşılama oranı yüzde 104 olduEge Bölgesi’nin ihracatının ithalatı karşılama oranı yüzde 104 oldu

Türkiye’de ihracatın başlama noktası olan Ege Bölgesi, ihracatçı kimliğini koruyor. Ege Bölgesi’nden 2015 yılının ilk yarısında ihracat, ithalat rakamlarını geçti. Egeli ihracatçılar, 1 Ocak – 30 Haziran 2015 döneminde Türkiye’ye 8 milyar 102 milyon dolar döviz kazandırırken, Ege Bölgesi’nin ithalatı 7 milyar 755 milyon dolarda kaldı. Ege Bölgesi’nin ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 104.4 oldu. Ege Bölgesi’nin 2015 yılının ilk yarısında dış ticaret hacmi 15 milyar 857 milyon dolar olarak istatistiklere geçti. Ege Bölgesi’nin 2014 yılı ilk yarısındaki dış ticaret hacmi ise 18 milyar 310 milyon dolar olmuştu. Ege Bölgesi’nin dış ticaret hacmi yüzde 13.3 daraldı. 2015 yılının ilk yarısında Türkiye, 106 milyar 746 milyon dolarlık ithalat yaparken, 73 milyar 512 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi ve ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 66 olarak kayıtlara geçti. Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerinden yapılan derlemeye göre, Ege Bölgesi’nde İzmir ve Uşak dış ticaret açığı verirken, Manisa, Denizli, Aydın, Balıkesir, Muğla, Afyon ve Kütahya dış ticaret fazlası veren iller oldu. Ege Bölgesi’nin dış ticarette lokomotifi olan İzmir, 2015 yılının Ocak – Haziran döneminde 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 18’lik gerilemeyle 4 milyar 121 milyon dolar ihracat yaparken, ithalatı ise yüzde 11’lik düşüşle 4 milyar 523 milyon dolar oldu. İzmir’in ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 91.1 seviyesinde kaldı. İzmir’in dış ticaret hacmi 8 milyar 644 milyon dolar oldu ve Ege Bölgesi dış ticaret hacminin yüzde 55’ini tek başına gerçekleştirdi. Ege Bölgesi’nde dış ticaret rakamlarında İzmir’i Manisa izledi. Manisa 2015 yılının ilk yarısında 1 milyar 616 milyon dolar ithalat yaparken bu karşılık 1 milyar 697 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. Manisa’nın dış ticaret hacmi 3 milyar 313 milyon dolar olurken, ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 105 oldu. Türkiye’de en fazla ihracat yapan iller sıralamasında ilk 10’un gediklisi Denizli, 2015 yılının Ocak – Haziran döneminde 1 milyar 171 milyon dolar ihracat yaparken, aynı dönemde 969 milyon dolar ithalat yaptı. Denizli’nin dış ticaret hacmi 2 milyar 140 milyon dolar olurken, Denizlili ihracatçılar her 100 dolarlık ithalata karşılık 120 dolar ihracat yapma başarısı gösterdi. TÜİK verilerine göre, 2015 yılının ilk yarısında Aydın, 320 milyon dolar ihracata karşılık, 139 milyon dolar ithalat yaptı. Aydın’ın ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 230’a ulaştı. Balıkesir ise, 231 milyon dolar ithalata karşılık 271 milyon dolar ihracat yaptı ve ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 117 oldu. Ege Bölgesi’nde 2015 yılının ilk yarısında ihracatını arttıran tek il konumundaki Muğla, 180 milyon dolar dışsatıma imza atarken, ithalatı 64 milyon dolarda kaldı. Muğla’nın ihracatının ithalatını karşılama oranı ise yüzde 280’e ulaştı. Ege Bölgesi illeri içerisinde Afyon yüzde 644 ihracatın ithalatı karşılama oranı ile rekor kırdı. Doğaltaş ve yumurta ağırlıklı 157 milyon dolar ihracat yapan Afyon, 24 milyon dolar ithalat ile Ege Bölgesi illeri içinde ithalatı en az il olarak da kayıtlara geçti. İzmir ile birlikte dış ticaret açığı veren Uşak 102 milyon dolar ihracata karşılık, 108 milyon dolar ithalat yaptı. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 94’te kaldı. Kütahya ise 80 milyon dolar ihracat, 78 milyon dolar ithalat rakamı ile Ege Bölgesi illeri içinde dış ticaret sıralamasında son sırada yer aldı. Ege Bölgesi’nin yüzyıllara dayanan ihracat tecrübesiyle ihracatçı kimliğinin her zaman ağır bastığını ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Türkiye’nin ihracatının ithalatını karşılama oranının yüzde 66 seviyesinde olduğu süreçte, Ege Bölgesi’nin ihracatının ithalatını geçmesinden gurur ve mutluluk duyduklarını söyledi. Ege Bölgesi’nin geçtiğimiz yıllarda da dış ticaret fazlası verdiğini hatırlatan Ünlütürk, “Darısı Türkiye’nin başına diyoruz. İnovasyon, Ar-Ge, Tasarım ve Markalaşmaya yapılacak yatırımla Türkiye’nin de dış ticaret fazlası vermesi mümkün. İhracatımızda yüzde 4 seviyesinde olan ileri teknoloji ürünlerinin payını yüzde 25’e çıkarmayı, 1.6 dolar seviyesinde olan ortalama ihraç fiyatımızı 3 dolara yükseltmesi başarmayı hedefliyoruz. Bu hedefleri tutturduğumuzda dış ticaret açığımızı kapatabilir, dış ticaret fazlası veren ülke konumuna geçebiliriz” diye konuştu.

Su ürünleri sektöründe yetiştiricilik zirveye göz diktiSu ürünleri sektöründe yetiştiricilik zirveye göz dikti

Türkiye’de su ürünleri sektöründe kültür balıkçılığının payı her yıl artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de 537 bin 345 ton su ürünleri üretimi gerçekleştirildi. Kültür balıkçılığı ise 235 bin tonluk üretimle en büyük dilimi oluşturdu. Kültür balıkçılığını, 231 bin ton ile deniz balıkları, 35 bin ton ile diğer deniz balıkları, 36 bin ton ile iç su balıkları izledi. Su ürünleri sektöründe avcılık yoluyla elde edilen üretim yüzde 19 azalırken, yetiştiricilik yüzde 1 seviyesinde arttı. Avcılıkla yapılan üretim 302 bin 212 ton olurken, yetiştiricilik üretimi ise 235 bin 133 ton olarak gerçekleşti. Türkiye’de su ürünleri sektöründe kültür balıkçılığının payının yüzde 43.8 seviyesine ulaştığını belirten Su Ürünleri Tanıtım Grubu Başkanı Melih İşliel, 2023 yılında Türkiye’de su ürünleri üretiminde yetiştiriciliğin payının yüzde 50’yi geçmesini hedeflediklerini kaydetti. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğine büyük yatırımlar yaptığına değinen STG Başkanı İşliel, “Su ürünleri sektörünün geleceğini yetiştiricilikte görüyoruz. Türkiye’nin 1986 yılında 3 bin ton seviyesinde olan su ürünleri yetiştiriciliği sonraki yıllarda sürekli artarak 2000 yılında 79 bin tona ulaştı. Su ürünleri yetiştiriciliği 2000 yılı sonrasında Türkiye’de yapılan büyük yatırımlarla üretim artışını devam ettirdi ve 2014 yılı sonunda 235 bin tona ulaştı. Toplam su ürünleri üretimindeki payı yüzde 43.8 seviyesine ulaştı. Yetiştiricilik sayesinde doğadaki av baskısı azalıyor ve doğal stokların korunması da sağlanıyor” diye konuştu. Su ürünleri yetiştiriciliğinde iç sularda alabalık en fazla üretilen balık olurken, denizlerde ise levrek ilk sırada yer aldı. Levrek üretimini ise çipura izledi. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki büyük artışın Türkiye’nin su ürünleri ihracatına da yansıdığına dikkati çeken Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan ise, Türkiye’nin 2000 yılında 59 milyon 655 bin dolar olan su ürünleri ihracatının sürekli artarak 2014 yılı sonunda 692 milyon 847 bin dolara ulaştığını, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa ülkelerinde daha sağlıklı olduğu için kültür balığının tercih edildiğini, 2023 yılı için sektörün ihracat hedefinin ise 1.5 milyar dolar olarak belirlediğini vurguladı. İhracatta Türkiye’nin gururu sektörlerin başında gelen su ürünleri sektörü, 2015 yılında ihracatını arttırmasına rağmen, Avro/Dolar paritesinde Avro aleyhine gelişen tablodan olumsuz etkilendi. 2015 yılının ilk yarısında ihracatlarını miktar bazında yüzde 8 arttırarak 59 bin 616 ton’a çıkardıklarını anlatan Kızıltan, “Su ürünleri ihracatımız, Avro bazında ise 248 milyon 114 bin Avro’dan yüzde 22’lik artışla 303 milyon 64 bin dolara yükseldi. İhracatımız dolar bazında ise 339 milyon dolar ile geçen yılki seviyesinde kaldı. Yılın ikinci yarısında Avro/Dolar paritesinin etkisinin azalacağını ve ihracatımızın dolar bazında da artıya geçeceğini umuyoruz” diye konuştu. Türkiye’nin su ürünleri ihracatını arttırmak ve iç tüketimi yükseltmek amacıyla 2008 yılında kurulan Su Ürünleri Tanıtım Grubu, ihracatı arttırmak için her yıl 15-20 arasında fuara katılırken, iç tüketimi arttırmak içinde okullarda balık-ekmek şenlikleri düzenliyor. Büyümeyi ve gelişmeyi kolaylaştıran, kemiklerin gelişmesine yardımcı olan, Omega 3 deposu, kalsiyum, demir, fosfor, iyot ve vitamin yönünden zengin, merkezi sinir sisteminin gelişimine yardım eden, zihinsel sağlığa olumlu etki eden, öğrenim başarısını, beyin gelişimini destekleyen, kan ve dolaşım sistemi konusunda koruyucu etkisi olan, algılama ve dikkat yetisini güçlendiren, kilonun sağlıklı düzeyde tutulmasına yardımcı olan balığın iç tüketimini arttırmak ve bu çalışmalar sonucunda iç tüketimin kişi başı 15 kg.’a çıkması amaçlanıyor.

İZKA'nın yakın takibindeler...İZKA'nın yakın takibindeler...

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kalkınma Ajansı’na proje sunan 4 kooperatifi yakın takibe aldı. Kınık, Bademler, Kuşçular ve Hıdırlık tarımsal kalkınma kooperatiflerinin projeleri İZKA’dan onay alırsa, Büyükşehir de devreye girerek finans desteği sağlayacak. Türkiye’de “sözleşmeli üretim” modelini uygulayan ilk yerel yönetim olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, tarım kesimine verdiği destekleri çeşitlendirmeye devam ediyor. Üretici örgütleriyle alım garantili sözleşmeler imzalayan; ücretsiz meyve fidanı, sebze fidesi, arılı-arısız kovan, kıl keçisi-tekesi ve sakız koyunu-koçu dağıtan; bedelsiz toprak analizleri ve organik tarım destekleriyle kırsal kesime yol gösteren Büyükşehir Belediyesi, şimdilerde Türkiye'deki yeni bir modele öncülük etmeye hazırlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yeni uygulaması, İzmir Kalkınma Ajansı’nın Mali Destek programlarına proje başvurusunda bulunan tarımsal kalkınma kooperatiflerini kapsıyor. Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Kınık İlçesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Kuşçular Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin İZKA’ya yolladığı projelerle yakından ilgilenen Büyükşehir Belediyesi, mali destek almaya hak kazanması halinde bu projelere finans, tesis ve ekipman desteği vermeyi planlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yakından ilgilendiği projeler şunlar: Yarımada Çiçek Açıyor: S.S Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin yürüttüğü bu proje kapsamında, çiçek fidesi yetiştirmek için harç karma makinesi ve fide dikim makinesi satın alınacak. Süt Soğuk Zincirinin Mobilize Edilmesi: S.S Kınık İlçesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin bu projesi kapsamında, mobilize soğuk süt tankı ve slaj rulo makinesi satın alınacak. Çok Amaçlı Soğuk Hava Deposu: Projeyi Urla’daki S.S Kuşçular Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yürütüyor. Seferihisar Yerel Üzümünün, Pekmez Üretimi İle Katma Değerinin Artırılması, Satış Pazarlama Olanaklarının Geliştirilmesi: S.S Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin hazırladığı proje, pekmez üretim tesisinin kurulmasını öngörüyor.

Bayram öncesi üç müjde...Bayram öncesi üç müjde...

İşte müjdeler... 1 - Emeklilere zamlı maaşları bayramdan önce ödenecek 2 - Esnafın prim borcu dondurulacak 3 - Bayramda köprü ve otoyollar ücretsiz olacak Hükümetten Ramazan Bayramı öncesinde üç müjde birden geldi. Emeklilere zamlı maaşları bayramdan önce ödenecek. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, temmuz zamlı maaşlarının 14 Temmuz'da ödeneceğini belirterek, "SGK tarafından yapılan çalışmalar sonucu SSK- Bağkur emeklilerinden 5 milyon 125 bin kişinin 1 ile 100 TL arasında değişen tutarlarla bu artıştan yararlanacağı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Aylık TÜFE zammı yüzde 4.76 tutarında olacak. Seyyanen zam ile birlikte en düşük SSK emeklisi işçi kardeşimize gerek Ocak 2015'teki yüzde 2.33'lük TÜFE gerek Temmuz'daki 4.76'lık TÜFE seyyanen zam ile birlikte en düşük SSK maaşında en düşük yüzde 9,2, SSK tarım aylığında yüzde 18.2, Bağkur esnaf aylığında yüzde 19.4, Bağkur tarım aylığında ise yüzde 23.7 oranında maaşlarında aylıklarında bir artış olacağını belirtmiş oluyorum" diye konuştu. Çelik'in verdiği bilgiye göre, 2 milyon 530 bin Bağ-Kur esnaf ve Bağ-Kur tarım emeklisinin aylıkları 14 Temmuz'da, 6 milyon 699 bin SSK işçi ve SSK tarım emeklisinin aylıkları ise tahsis numaralarının son rakamı tek olanlar için 15, çift olanlar için ise 16 Temmuz'da ödenecek. Çelik, Emekli Sandığı mensubu emeklilerin TÜFE farklarının da 1-5 Ağustos tarihleri arasında ödeneceğini söyledi. Memurlar da yüzde 3 toplu sözleşme zammı ve yüzde 1.76'lık enflasyon farkıyla birlikte zamlı maaşlarını 15 Temmuz'da alacak. Maaşlara 15 günlük de fark eklenecek. 1.3 milyon esnaf yararlanacak Bakan Çelik ayrıca tüm Emekli Sandığı, işçi, Bağ-Kur emeklilerine temmuz ayında yapılacak ödeme toplamının 13 milyar lira olduğunu bildirdi. Çelik, bir yıldan daha fazla prim borcu bulunan esnaf sayısının 1 milyon 300 bin olduğunu belirterek, "Bunlar 2 ay prim borcu olunca sağlıktan yararlanamıyorlardı. Bu vatandaşlarımızın borçları 31 Temmuz'da resen dondurulacak. Kurumumuzla irtibatlı olurlarsa ödeme durumları varsa ödeyeceklerini beyan etmeleri gerekiyor" dedi. Bu arada Ramazan Bayramı'nda köprü ve otoyolların ücretsiz kullanılabilmesine imkan tanıyan Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Söz konusu karara göre, 16 Temmuz Perşembe saat 00.00'dan, 20 Temmuz Pazartesi saat 07.00'ye kadar otoyollar ve boğaz köprülerinden ücretsiz yararlanılabilecek. Belediyelerde de geçerli Karar kapsamında ayrıca, belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerce yürütülen toplu taşıma hizmetleri de 17 Temmuz Cuma saat 00.00'dan başlayarak, 19 Temmuz Pazar gece yarısına kadar ücretsiz veya indirimli olacak.

Kilosu 10 TL'nin altındaki tatlıya aman dikkat!..Kilosu 10 TL'nin altındaki tatlıya aman dikkat!..

İzmir Şekerciler ve Pastacılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Yapıcı, Ramazan Bayramı öncesi tatlı ve şeker alımının arttığını belirterek, merdiven altında üretilen, hijyensiz ortamlarda satılan ürünleri almamalarını söyledi. Özellikle baklavalarda hileye sıkça rastladıklarını belirten Yapıcı, "Yeşil fıstık yerine soya fasulyesini yeşile boyayla boyayarak, baklavanın içerisine yeşil fıstık görünümü vermek için öğütüp koyuyorlar. Bu mamullerle işportada ve merdiven altı üretim yapılan yerlerde karşılaştık. Şeker yerine glikoz kullanıyorlar bu da sağlığımızı bozuyor. Bu gibi yerlerden tahlil alma şansları da yok. Şikayet etsen gidiyorsun Tarım İl Müdürlüğü'ne tahlil almaya, adam yerinde yok zaten. Vatandaşlardan merdiven altında imalat yapılıp sarılan yerlerden, işportadan tatlı ve şeker almamalarını rica ediyorum. Buna çok iyi dikkat etmeleri gerekiyor dedi. Şekeri şekerciden tatlıyı tatlıcıdan almak gerektiğini vurgulayan Yapıcı, sokaktan geçen işportadan, sokakta açılan tezgahlardan tatlı ve şeker alınmaması gerektiğini söyledi. Kaliteli şeker ile kalitesiz şekeri ayıran en belirgin özelliğin fiyat olduğunu anlatan Yapıcı şunları söyledi: "7-8 TL'ye tatlı satılıyorsa bunlara çok iyi dikkat etmeleri lazım. Çünkü bir tatlının içine konan malzeme ile birlikte fiyatı otomatik olarak yükseliyor. 10 TL'nin altında satılan tatlıları kesinlikle almasınlar. Evine bir kilo alıyorsa yarım kilo alsın ama hijyenik olarak alsın, sağlığını dikkate alarak alsın. " Bayram öncesi alışverişe çıkan vatandaşlar da alacakları tatlı ve şekerlerin tatlarına bakıp güvenilirliğini kontrol ediyorlar. Ramazan tatlısı ile şekerini almaya gelen vatandaşlar ise şunları söyledi: "Bayram şekerlerinin tadına bakıyorum, içinin kalitesine bakıyorum. Bakmak zorundayım, sahte de olabiliyor biliyorsunuz. Kesemize uygun bakıyorum. Fiyatları gayet güzel zaten biliyorsunuz kaliteli mal her zaman için standardın üstünde oluyor ama ağız tadıyla bir şeyi yemek daha güzel."

6 Milyon Üniversitesi öğrencisine müjde...6 Milyon Üniversitesi öğrencisine müjde...

Hükümet, yeni projelerle işsizlere yeni iş fırsatları yaratmayı sürdürürken, 6 milyon üniversite öğrencisine de gün doğdu. Türkiye İş Kurumu, üniversite öğrencilerine deneyim kazandırmak ve gelir elde etmelerini sağlayan yeni bir projeyi yaşama geçirdi. Gençler, Türkiye'nin dört bir yanında bütün illerde çalışabilecekleri iş bulacak ve yaklaşık bin lira gelir elde edecek. İŞ-KUR Genel Müdürü Nusret Yazıcı, gençlerin deneyim kazanacakları bu program sayesinde daha kolay iş bulabileceklerini belirterek, "Mezun olduklarında iş tecrübeleri olacak. Genç işsizliğin azaltılması için önemsiyoruz" dedi. Bu yılın sonuna kadar yaklaşık 3 milyar lira bir maliyet öngörülen "üretim ve istihdama destek paketi" ile gençler için nitelikli istihdam imkanları yaratılıyor. İŞ-KUR, istihdam yelpazesini çeşitlendirirken, açık işler etkinleştirildi, temel ve mesleki becerileri geliştirme programları artırıldı. İki yıllık dönemde yaklaşık 2 milyon istihdam artışı hedeflenirken, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi gençlere yönelik kısa süreli işler de yaygınlaştırılıyor. Kurum'un başlattığı eğitim programı ile üniversite öğrencileri bulundukları illerde iş deneyimi kazanacak bunun kaşlığında da bin liraya yakın gelir elde edebilecek. Maaşını devlet güvencesiyle alan gençler 160 gün boyunca programdan faydalanabilecek. Kendilerine en yakın İŞ-KUR birimine giderek başvuruda bulunan gençlerin çalışma süresini de kendisini ve işveren belirleyecek. İster bir ay isterse 3 ay çalışabilecek. Program sonrası aldıkları sertifika ile de yeni iş fırsatları yakalayabilecekler. Program gençlere eğitim aldıkları meslekte ya da başka bir alanda mesleki deneyim ve beceri kazanma şansı sunuyor. Öğrenciler zorunlu stajlarını bu program aracılığı ile yaparak iş arama sürecinde CV'lerine yer vermek suretiyle deneyim eksikliği engelini de aşabiliyor. Programa katılan öğrencilerin burs ya da öğrenim kredileri kesilmeyecek. İşbaşı eğitim programları ile işveren de aradığı elemanı maliyetsiz bir şekilde bulabiliyor. Programın işverene de herhangi bir maliyeti bulunmuyor. Bu programdan yararlanabilmek için bir işyerinde en az 2 sigortalı çalışanın olması gerekiyor. Eğer 10'dan fazla çalışan varsa her 10 kişiye karşılık bir kişi için destekten yararlanılabiliyor. Bu programdan yararlanacak gençlerin de Kurum'a kayıtlı işsiz olması gerekiyor. İşverenin birinci dereceden akrabası ve öğrenci olmaması gerekiyor.

Kent AŞ işçisine yüzde 19 zamKent AŞ işçisine yüzde 19 zam

Karşıyaka Belediyesi, belediye şirketi Kent AŞ'de görev yapan 277 çalışanı için DİSK ile toplu sözleşme imzaladı. Personelin maaşlarına ortalama yüzde 19 oranında zam yapılırken; gıda yardımı ve sosyal haklarda da önemli oranda artış sağlandı. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar “Emekten ve emekçiden yana olmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi. Belediye'nin Örnekköy Şantiye Tesisleri'nde gerçekleştirilen Toplu İş Sözleşmesi imza törenine Başkan Akpınar'ın yanı sıra, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Ege Temsilcisi Memiş Sarı, Genel- İş Temsilcisi Ali Haydar Kaya, muhtarlar, belediye bürokratları, meclis üyeleri ve KENT AŞ çalışanları katıldı. Imzalanan protokol doğrultusunda, belediye şirketi KENT AŞ'nin 277 çalışanına, bugüne kadar verilen en yüksek zam ile ortalama yüzde 19 oranında zam yapıldı. Böylece en düşük maaş 2 bin 50 liraya çıkartıldı. Yemek çekindeki artış da yüzde 24 oranında arttı. Günlük yemek fişi 7 lira oldu. Diğer sosyal haklarda da TEFE- TÜFE oranına göre 2 puan artış yapıldı. Verilen zam ve artış sağlanan sosyal haklar, Kent AŞ çalışanlarına 'erken bayram' sevinci yaşattı. Hem çalışanlar hem de sendika yönetimi Başkan Akpınar'a teşekkür etti. Karşıyaka Belediyesi, geçen yıl, taşeronda çalışan işçilere de yüzde 30 oranında zam yapmıştı. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar “Biz, emek mücadelesi veren insanların zorluk yaşamasından yana değiliz. Bugün 277 arkadaşımızı ilgilendiren sözleşmeye imza attık. Yeni dönemde kalkınan ve büyüyen Kent AŞ’yi yaratmanın peşindeyiz. Bu artışlar, ananızın ak sütü gibi helal olsun size. Keşke daha fazla imkanımız olsa keşke daha fazla verebilsek. Örgütlenmenin hiçbir zaman karşısında olmadım, eğer bir hak varsa, işçi o hakkı en sonuna kadar kullanmalı. Biz tercihimizi emekten emekçiden yana kullanıyoruz, halktan yana kullanıyoruz. Yandaştan yana kullanmıyoruz” dedi. AKPINAR'A TEŞEKKÜR DİSK Genel Başkanı Kani Beko ise “Kent AŞ’de çalışan işçi arkadaşlarım adına güzel bir toplu iş sözleşmesi görüşmesi süreci yaşadık. Emeğe saygı gösteren Karşıyaka Belediye Başkanımız Hüseyin Mutlu Akpınar'a teşekkür ediyorum. Bugün Kent AŞ’de çalışan arkadaşlarımın mutlu günü. Kent AŞ’deki arkadaşlarımızın bu mübarek ramazan gününde çocuklarıyla, aileleriyle toplu sözleşme sonrasında alacakları maaşları ve ikramiyeleri mutlu bir şekilde harcamalarını diliyorum. Karşıyaka’da çalışan işçi arkadaşlarım önce Karşıyaka Belediyesi’ni ve Karşıyaka’yı tabi ki kendi evi gibi temiz tutacaklar ve bu toplu iş sözleşmesinde hak ettikleri maaşı da, ikramiyeyi de sosyal haklarını da alacak ve Karşıyaka’ya yakışan iş barışını sağlayacaklar. Bize ve Karşıyaka’ya yakışan budur” diye konuştu.

Karşıyaka’da öğrenci evinde işe başladı, İngiltere’de zirveye çıktı…Karşıyaka’da öğrenci evinde işe başladı, İngiltere’de zirveye çıktı…

Kariyerine Karşıyaka’daki öğrenci evinde başlayan mimar Burak Büyükdoğanay, gösterdiği cesaret ve doğru girişimlerle Londra’da ‘Davulcu’ ismini verdiği inşaat firmasının sahibi oldu. İngiltere’de sıfırdan başlayan, hatta ilk iş kontratını imzalamaya giderken metroya binecek parası dahi olmayan genç girişimci, artık yıllık 2 milyon pound iş hacmine sahip firması ile Londra ve çevresinde birçok inşaat ve projeye imza atıyor. Burak Büyükdoğanay, 2011 yılında Yaşar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olur olmaz Karşıyaka’daki öğrenci evinin bir odasını ofise çevirerek ilk mimarlık ofisini açtı. 3 ay içinde ‘Davulcu’ ismini verdiği şirketini bölgede artan inşaat talebinden faydalanabilmek için Çandarlı’ya taşıyan genç girişimci, burada 1 yıl kadar mimarlık hizmeti verdi. Ardından kariyerine katkı sağlaması amacıyla yüksek lisans eğitimi almaya karar veren Büyükdoğanay, Belçika’ya giderek dünyanın seçkin üniversitelerinden biri olan KU Leuven’de şehir planlama alanında eğitim aldı. Belçika’da 1,5 yıl süren eğitiminin sonrasında Londra’da bir inşaat firmasından iş teklifi alan genç mimar böylece İngiltere’ye yerleşme kararı aldı. Londra’daki ilk işinde 6 ay kadar çalışan ve edindiği tecrübelerden aldığı motivasyon ile kendi işini kurma kararı veren Burak Büyükdoğanay, yaptığı ilk üç iş kontratında zarar etse de dördüncü kontratında şeytanın bacağını kırmayı başardı. Çalıştığı firmada tanıştığı bir Türk arkadaşının ortaklığıyla Davulcu Ltd Designalign Construction şirketini kuran Büyükdoğanay, nasıl başardığını şöyle anlattı: “Londra’daki çalıştığım firmada uzun vadeli bir gelecek göremedim ve kendi mimarlık şirketimi kurmaya karar verip işten ayrıldım. İngiltere piyasasında orta ölçekli inşaatlar yapan firmaların hem kalite hem de sayı olarak yetersizliğini fark ettim ve daha iyisini yapabileceğime inandım. Bu nedenle de çalıştığım firmada tanıştığım Türk arkadaşım Tayfun Mazı ile birlikte Davulcu Ltd Designalign Construction isimli inşaat şirketini kurduk. Başlarda ilk işimizi alana kadar ciddi problemler yaşadık. Kimseden mali destek almadık. Üç ay kadar ev kiramızı ödeyemedik. Hatta ilk kontratımızda anlaştığımız müşterinin yanına gitmek için metroya verecek paramız dahi yoktu. Arkadaşımızdan aldığımız ödünç para ile metroya binip kontratımızı imzaladık ve ilk peşinatımızı aldık. Daha sonrasında da ikinci ve üçüncü kontratlarımızı yaptık ve hep zarar ettik. Bu süre zarfında ayakta kalabilmek için mimarlık ofislerine dışarıdan proje ve görselleştirme hizmetleri sunduk. İngiltere’de sıfırdan başladığımız ticaret hayatımıza yüklü bir borç ile devam ederken dördüncü ve en büyük kontratımızı yaptık, hem piyasaya borçlarımızı ödedik hem de şirketimizi genişlettik.” Londra ve çevre illerde çeşitli ölçeklerde birçok biten ve devam eden projelerinin olduğunu anlatan genç girişimci şöyle devam etti: "Başta ortağım ve ben olmak üzere toplam 2 olan çalışan sayımız şu an 30’un üzerinde ve kadromuz sürekli genişlemekte. Artık yıllık 2 milyon pound iş hacmine sahip bir firmayız. İş yaşamında karşınıza çıkan fırsatları değerlendirebilmeniz için hazırlıklı olmanız gerekiyor. Hedefli olmanın dünya üzerinde çok işe yaradığına inanmıyorum çünkü işler planladığınız gibi olmayabiliyor. Dünya çok hızlı dönüyor ve insanoğlu her gün biraz daha öğreniyor ve gelişiyor. Bugün bildiklerimle kurduğum hedef yarın öğreneceklerimle zayıflıyor. Tek bir hedefe yoğunlaşarak etrafınızda olan biteni ıskalamaktansa anlık karşılaştığınız durumları lehinize çevirebilmeyi öğrenmek daha etkili olacaktır. Kişilerin illa ki bir hedefi olacaksa bu hedef kendilerini en iyi şekilde geliştirmeleri olmalıdır. Fırsatlarla karşılaştığınızda değerlendirmeye hazır olmalısınız ve iyi değerlendirebilmelisiniz.” Mimarlık Bölümü’nü bilinçli tercih etmesine rağmen üniversiteye başlamadan önce inşaat ile ilgili hiçbir bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını belirten başarılı genç, üniversiteden elde edilen bilginin mesleki kariyer için çok önemli olduğunu söyledi. Mimar Büyükdoğanay, “Mesleğimi yapmaya başladığımda, üniversitede öğrendiklerimin tahmin ettiğimden çok daha fazla olduğunu anladım. Öğrencilik sırasında okulda alınan bilgilerin birçoğunun gereksiz olduğuna, akademinin ve piyasanın çok farklı olduğuna hatta okulda aldığımız eğitimin gerçek hayatta çok işe yaramayacağına inanırız. Ama bu kesinlikle doğru değil. Mezun olacak öğrenciler okulda öğretilen her bilgiyi en ufak detayına kadar dikkatlice dinlemeli ve anlamalı.” tavsiyesinde bulundu.

Örnekköy Sanayi Sitesi’nde ruhsat sevinci…Örnekköy Sanayi Sitesi’nde ruhsat sevinci…

Karşıyaka Belediyesi, Örnekköy Sanayi Sitesi’nde ruhsat sorunu yaşayan ve parselasyon problemi ve çeşitli gerekçelerle 20 yıldır ruhsat alamayan dükkan sahipleri; Karşıyaka Belediyesi’nin çalışmaları sonucunda, yasal prosedürlerin ve teknik eksiklerin de tamamlanmasının ardından tek tek ruhsatlarına kavuşmaya başladı. İki aylık çalışma neticesinde 50’ye yakın dükkan sahibi inşaat ruhsatlarını aldı. Kısa süre içinde çalışma ruhsatlarının da verileceği belirtildi. Uygulama sayesinde; ruhsat alamadıkları için altyapı hizmetlerinden de faydalanamayan yaklaşık 200 dükkânın ruhsat kâbusu sona ermiş odu. Dükkân ve parsel sahipleri ruhsatlarını, düzenlenen törenle, Başkan Hüseyin Mutlu Akpınar’ın elinden aldı. Sanayi esnafı, hem ruhsat sorununun giderilmesi hem de alt yapı hizmetleri için Başkan Akpınar’a teşekkür etti. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar “İşsizliğin alıp başını gittiği bir süreçte, sanayicimize, küçük esnafımıza destek olmak bizler için sorumluluktur. Yüzlerce kişiye istihdam sağlayan Örnekköy Sanayi Sitemizin ruhsat sorunu için de zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı bir yol izledik. Burası yıllardır ihmal edilmiş bir bölge. İlk önce yol yapımı ile başladık. Daha sonra 20 yıldır çözüm bekleyen ruhsat problemini birlikte çözdük. Bizim önceliğimiz temel sorunları çözmek. Temel sorunları çözdükten sonra diğerleri de peşi sıra gelir. Bugün bu sorunu çözmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sanayi bölgemizde üretim yapanların rahat bir hizmet alması için çalışmaya devam edeceğiz. Sorunlu olan küçük bir bölüm daha kaldı. Önümüzdeki süreçte onu da çözeceğiz” dedi.

Midye İzmir’de 50 milyon TL’lik Pazar yarattı…Midye İzmir’de 50 milyon TL’lik Pazar yarattı…

Merdiven altı üretilen midye, İzmir’de 50 milyon TL’lik pazar yarattı. Kayıt dışı sektörün yasallaşması için midye çiftliklerine teşvik talep ediliyor Denizden günde 500 bin midyenin çıkarıldığı İzmir'de 50 milyon liralık kayıt dışı pazar oluştu. İzmir'in ilk midye fabrikasını açan ancak midyelerin menşei belli olmadığı için fabrikası kapatılan İbrahim Ak, "İzmir'de 50 milyon liralık midye pazarı oluştu. Bu midyelerin hepsi kayıtsız şekilde üretiliyor. Midyeyi artık merdiven altından kurtaralım. İzmir'de midye çiftliği yok. Teşvik edilsin, kuralım" dedi. 30 yıldır midyecilikle geçimini sağlayan son olarak da 2005 yılında zabıtalarla kovalamaca oynamaktan bıktığı için Sasalı'da açtığı fabrikasıyla adından söz ettiren Ak, "Fabrikamız steril koşullarda hizmetine devam ediyordu. Günde 50 bin midye üretimi yapıyorduk. Ancak yeni kanunlara göre ürünlerimizin menşeini açıklayamadığımız için fabrikamız Tarım İl Müdürlüğü tarafından kapatıldı" diye konuştu. İzmir'de aileleriyle birlikte 10 bin kişinin geçimini midyecilikle sağladığını söyleyen İbrahim Ak, "İstanbul'da bu sayı 50 binlere ulaşıyor. Bugün Avrupa'da birçok ülke midye çiftlikleri kurarak milyon dolarlar kazanıyor. Türkiye'nin 3 tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen bir kaç çiftlik dışında üretim yok. İzmir'de ise hiç yok. Onun dışında yasal olmayan tarama yöntemiyle midyeler toplanıp evlerde işleniyor. Bu nedenle sağlıklı olmuyor. İzmir'de günde 500 bin midye çıkarılıyor ve işleniyor. Bunun 200 bini Anadolu'ya gönderiliyor. Bu da günde 200 bin liralık bir ekonomi demektir. Anadolu'da midyeye önemli bir talep var. Artık bu gerçeği yetkililerde görmeli, midyeyi merdiven altından kurtarmalı ve kayıt altına alarak katmadeğer sağlamalı. Geri kalan 300 bin midye ise İzmir'de tüketiliyor. Midye yetiştirmek için ek bir yatırım yapmadan sadece sistemin kurulumu ve bakım maliyetleri ile çiftlikleri 8-10 yıl kullanarak büyük karlar elde edilebilir" dedi. Midyenin planktonlarla, görülmeyecek kadar küçük mikroorganizmalarla beslenen bir deniz canlısı olduğunu belirten İbrahim Ak, "Kent merkezinde toplanan midyelerde ağır metal olduğu doğrudur. Ancak açık denizlerde kurulan çiftliklerde yetişen midyelerde bu sorun ortadan kalkıyor. Bu nedenle de, midyenin deniz ve çevre kirliliği yaratması söz konusu değil. Bu çiftliklerde yetişecek midyeler, canlı ve kabuklu olarak paketlenip satılacak" dedi. KADİR KEMALOĞLU (wwwyeniasircomtr)

Kahvenin acısını süttozuna çevirdiler...Kahvenin acısını süttozuna çevirdiler...

İzmir Kuru Kahve, Kuruyemiş, Baharatçılar Odası Başkanı İlyas Gönen, yüzyıllardır Anadolu kültürünün vazgeçilmez parçası olan kahve kültürünün bozulduğunu belirterek, süt tozundan elde edilen karışımların paketlenerek marketlerde orijinal Türk kahvesi gibi satıldığını öne sürdü. Türk kahvesinin aynı zamanda bir gelenek olduğunu ve kültürünün korunması için sahteciliğine de önlem alınması gerektiğini vurgulayan İlyas Gönen, “Şu anda çok değişik karışımlar yapılarak raflarda Türk kahvesi gibi satılıyor” diyerek, orijinal kahvenin pahalılığından kaynaklı çeşitli markalar altında satılan bu ürünlerin kahve niteliği taşımadığına işaret etti. “OSMANLI” IBARESIYLE Söz konusu ürünlerde inandırıcılığı artırmak için eski bir tarih ibaresi, “Osmanlı” ve “geleneksel” gibi ifadelerin kullanıldığını da aktaran Gönen, “Fakat bunların içinde kahveden eser yok. Bizim ürettiğimiz 25 çeşit aromalı kahvenin içeriğinin yüzde 99,9’u kahve, geri kalanı aroma. Bu raflardaki ürünlerin içinde yüzde 1 bile kahve yok. Üstelik pahalı da satılıyor” dedi. Bu şekilde Türk kahve kültürünün bozulduğunu aynı zamanda halk sağlığı ile de oynandığını savunan Gönen, “Ben buradan bu tür üretici firmaları uyarıyorum; lütfen içine kahve katın. Kahve ambalajdan ibaret değildir. 40 yıllık hatırı olan, keyif veren kültürümüzü yansıtın. Kahve tiryakileri de alışveriş için eski ve köklü kuru kahvecileri tercih etmeli. Marketten alanlar da içeriğinde ne olduğunu mutlaka sorgulasın ki damak zevki kaçmasın” diye konuştu. ORTAK ARIYOR Aynı zamanda Gönen Kuru Kahveleri’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten İlyas Gönen, 1939’dan bu yana dededen toruna geçen kahvelerini, franchising yöntemi ile tüketiciye ulaştırmak istediklerini belirtti. Şu anda 25 çeşit aromalı kahve ürettiklerini ve Kaffa Kaldi adıyla marka tescili aldıklarını söyleyen Gönen, kuracakları kafe zinciri ile İzmir’den ortaya çıkardıkları değeri Türkiye geneline yaymak istediklerini de sözlerine ekledi.

Kurutulmuş ürünlerde Türkiye lider...Kurutulmuş ürünlerde Türkiye lider...

Kurutulmuş ürünlerin uluslararası ticaretinde esas alınan kalite standartlarının belirlenmesinde otorite kuruluş konumundaki Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonunun (BM/AEK), Kuru ve Kurutulmuş Ürünler Uzmanlar Çalışma Grubu Toplantısı, İzmir'de başladı. Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım, 5 gün sürecek toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde, farklı iklime sahip bölgelerinde çok çeşitli kuru ve kurutulmuş ürün yetiştirme imkanına sahip olduğunu kaydetti. Özellikle kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, ve fındık söz konusu olduğunda, 'Türkiye Markası'nın daha da belirgin şekilde ortaya çıktığını dile getiren Yıldırım, dünya fındık üretiminin yüzde 70'inin, kuru incir üretiminin ise yüzde 56'sının buradan karşılandığını anlattı. Yıldırım, kuru üzümde dünya üretiminin yaklaşık dörtte birinin Türkiye'de yapıldığını, bütün dünyada ithal edilen kuru kayısıların ise yüzde 81'inin Türkiye menşeli olduğunu ifade etti. Yıldırım, "Ekonomi Bakanlığı olarak, Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki haklı itibarının korunması ve bunun sürdürülebilir kılınması adına BM/AEK'nın çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Nitekim Bakanlığımız Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü, ihracatta ve ithalatta kalite standartlarının uygulanması ve tarım ürünlerinin kalite kontrollerini düzenlemekle görevli olan birimimizdir ve bu toplantıya da Bakanlığımız adına katkı sağlayacaklardır" diye konuştu. Ekonomi Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürü Mehmet Karabay ise ürünlerin uluslararası kalite standartlarının belirlendiği bu toplantının normalde her yıl İsviçre'nin Cenevre şehrinde yapıldığını anlatarak, "Uzmanlar Çalışma Grubu Toplantısı, bu yıl ilk kez Ekonomi Bakanlığının girişimiyle Türkiye'de düzenleniyor. Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (BM/AEK) Kuru ve Kurutulmuş Ürünler Uzmanlar Çalışma Grubu kararlarının küresel piyasalarda çok etkili oluyor" ifadelerini kullandı. KURU MEYVE İHRACATININ YÜZDE 62'Sİ EGE'DEN Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Başkanı Sabri Ünlütürk de Ege Bölgesi'nin yıllık gerçekleştirdiği 18 milyar dolar ihracatın yüzde 25'ini tarım ürünlerinin oluşturduğuna dikkati çekerek, fındık dışında 1,5 milyar dolara ulaşan Türkiye kuru ve kabuklu meyve ihracatının yüzde 62'sinin Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini dile getirdi. Ünlütürk, son yıllarda dünyada sağlıklı tüketim talebinin arttığına işaret ederek, "Kuru meyve ürünlerimizin çeşitlendirilmesi ve üretim hacminin artırılmasının yanında, üreticilerin zirai ilaç kalıntısı içermeyen daha sağlıklı ve kaliteli ürün üretmelerini sağlamak amacıyla çalışmalar yapıyoruz. Ülkemiz kuru meyve sektöründe dünyanın en gelişmiş teknolojik ve hijyenik altyapı ve şartlarını taşıyan işletmelere sahip. Ayrıca, ürünlerimizle ilgili Ar-Ge çalışmaları yürütmekte olan araştırma istasyonlarımız da uzun yıllardır faaliyet gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. ABD, Şili, Güney Afrika, ve Almanya gibi yaklaşık 20 ülkeden 60'tan fazla delegenin katıldığı toplantı, 3 Temmuz'a kadar sürecek. Toplantıda, kuru ve kurutulmuş ürünlerin üretiminde, ihracatında ve ithalatında önemli paya sahip ülkelerden gelen delegelerin yanı sıra Uluslararası Kabuklu ve Kuru Meyve Konseyi (INC) ile Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) temsilcileri de bulunuyor.

İzmir'in SGK Borçlularının listesi açıklandı...İzmir'in SGK Borçlularının listesi açıklandı...

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı SGK Genel Müdürlüğü'nün sigorta pirim borçluları listesinde Menemen Belediyesi, 5 milyon 430 bin lira borçla 49. sırada yer aldı. İzmir'in en borçlu belediyesi olan Menemen'i Karabağlar ve Selçuk belediyeleri takip etti. İzmir'deki belediye ve iştiraklerinin toplam borcunun 22 milyon lirayı bulduğu öğrenildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürlüğü'ne 150 bin lira ve üzerinde prim borcu bulunan şirketlerin isimlerini açıkladı. 10 bin 358 şirketin bulunduğu listeye İzmir'den 14 belediye girdi. Menemen Belediyesi 5 milyon 430 bin 107 lira prim borcuyla İzmir'in en borçlu belediyesi oldu ve listede 49. sırada yer aldı. Menemen'in ardından 3 milyon 598 bin 537 lira borçla Karabağlar Belediyesi geldi. Selçuk Belediyesi ise 2 milyon 549 bin lira borçla 3. sırada yer aldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin herhangi bir prim borcu bulunmazken İZSU Genel Müdürlüğü'nün 186 bin lira sigorta borcu çıktı. Göztepe de var Yine özel şirketlerden İzmir Senkromeç'in 2 milyon 760 bin lira prim borcunun olduğu ortaya çıktı. Borçlular arasında listede Egelim Taşımacılık, Göztepe Gençlik ve Spor Kulübü, Özel İzmir Başarı Okulları, İzmir Metro Seyahat ve Taşımacılık A.Ş, Dugles Motor ve Tariş Pamuk gibi kuruluşların da yer aldığı gözlendi. İşte İzmir'in borcu olan belediyeleri Kuruluş / Prim borcu 1) Menemen Belediyesi 5 milyon 430 bin TL 2) Karabağlar Belediyesi 3 milyon 598 bin TL 3) Selçuk Belediyesi 2 milyon 549 bin TL 4) Balçova Belediyesi 1 milyon 604 bin TL 5) Seferihisar Belediyesi 1 milyon 358 bin TL 6) Urla Belediyesi 1 milyon 312 bin TL 7) Bayındır Belediyesi 1 milyon 266 bin TL 8) Güzelbahçe Belediyesi 1 milyon 189 bin TL 9) Çiğli Belediyesi 970 bin TL 10) Bergama Belediyesi 919 bin TL 11) Tire Belediyesi 761 bin TL 12) Narlıdere Belediyesi 648 bin TL 13) Kafesan şirketi 600 bin TL 14) Foça Belediyesi 599 bin TL 15) İZSU 186 bin TL

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top