Kimse Duymasın

SON DAKİKA

SAĞLIK
Sağlık ordusuna 184  taze kan…Sağlık ordusuna 184 taze kan…

Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 2014-2015 eğitim öğretim yılı mezuniyet töreni Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Törene Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayfer Karadakovan, öğretim elemanları, öğrenciler ve aileleri katıldı. Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nin 54. dönem mezunlarını uğurladıklarını belirten Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayfer Karadakovan, “Fakültemiz Ege Üniversitesi’nin kuruluşuyla birlikte 1955 yılında Türkiye’de lisans düzeyinde hemşirelik eğitimin başlatan ilk yüksekokulu olarak kurulmuştur. Bu yılın üniversitemizin ve fakültemizin 60.kuruluş yılını kutlamanın onurunu ve mutluluğunu yaşamaktayız. Fakültemiz kuruluşlundan 2011 yılına kadar hemşirelik yüksekokulu olarak eğitimini sürdürdü. 2011yılından itibaren hemşirelik fakültesi olarak eğitimine devam ediyor. Fakültemiz Türkiye’de kurulan üçüncü hemşirelik fakültesidir. Fakültemiz bugüne kadar toplam 4480 hemşire mezun etmiştir. Bu yılda mezuniyetlerini kutlayacağımız burada olmayan arkadaşlarımız dahil 184 genç meslektaşlarımızla bu sayı 4664’e ulaşacaktır. Hemşirelikte lisans eğitimi veren öncü bir fakülte olan birey aile ve toplumun sağlığından sorumlu, topluma eğitim danışmanlık ve sağlık bakım hizmetleri sunan, hemşirelik bilim dallarında araştırma eğitim yönetim bilgi ve becerilerine sahip çağdaş hemşireler yetiştirmeyi hedefleyen fakültemiz 1650 öğrenci ile eğitim ve öğretimini sürdürmektedir” dedi. Hemşirelik mesleğinin özveriyle çalışmayı gerektiren güç bir meslek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karadakovan, “Geleceğin bugünden farklı olacağını ve bu nedenle değişime açık olmanız gerektiğinizi hatırlatmak isterim. Sizinle iletişimimizin her zaman süreceğini ve gereksinim duyduğunuz her konuda size destek olacağımızın sözünü veriyor ve sizi sevgiyle kucaklıyorum. Öğrencilerimizin çalıştırılmasında emeği geçen öğretim üye ve elemanlarımızı kutluyorum” diye konuştu. Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi dönem birincisi SultanÇevikkan ise “Ege Üniversitesi olarak iyi yetişmiş, donanımlı, alanlarında uzman olmanın yanı sıra çağdaş, sosyal ve paylaşımcı, Atatürk ilke ve inkılaplarına sıkı sıkıya bağlı gençler olarak Türkiye’de hemşireliğin yüksek öğrenim yolunda öncüsü olan ve 60 yıldır hemşirelik mesleğinin gelişimsel sürecini en iyi şekilde sürdüren Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nden mezun olduğumu ve bunu sizlerle paylaşmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Eğitimimiz boyunca öğretilen ve vurgulanan bilimsel düşünce, araştırmacı olma, bütüncül yaklaşım, hasta haklarına saygı, eşitlik ve etik kurallara uyma, ekip çalışmasının önemi, etkili iletişim, empati ve mesleğimizin gelişmesi için yoğun bir eğitim programını tamamlamış bulunuyoruz. Bizler, almış olduğumuz bu çok yönlü eğitim süresince yorulmuş olsak da kazanmış olduğumuz bilgi ve becerilerle uygulama alanlarında insanlara yararlı olabilmek için profesyonel hemşirelik sorumluluğunu taşıyabilecek olgunlukta yetiştik. Farklı yerlerden gelsek de amacımız aynıydı. İyi ve donanımlı birer hemşire olmak ve mesleğimizi geliştirmek içi üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yerine getirebilmek” diye konuştu.

Geleceğimiz için geri dönüşümGeleceğimiz için geri dönüşüm

Buca Belediyesi, yiyecek imalatı yapan iş yerlerinde atık yağ denetimi yaparak, sorumlulukları hakkında bilgilendirmede bulundu. İşyerlerinin atık yağ toplamaya yetkili lisanslı bir firmayla sözleşmesi olup olmadığını kontrol eden Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekipleri, işletmeleri merdiven altı çalışan toplayıcılara karşı uyardı. Bitkisel Atık Yağlarda insan sağlığını tehdit eden, kimyasal, tıbbi ve endüstriyel atıklar sınıfına alınmasıyla nasıl ve kimler tarafından toplanacağı karmaşa yaratmıştı. Düzenlenen yönetmelikle atık yağların lisanslı geri dönüşüm firmaları tarafından toplanması, denetimlerinin de belediyeler tarafından yapılması yönünde uygulama hayata geçirildi. Buca Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekipleri yiyecek imalatı yapan işyerlerini tek tek gezerek atık yağlarını lisanslı geri dönüşüm firmalarına verip vermediklerini kontrol etti. Lisanslı firmalarla sözleşmesi olmayan işyerlerini 10 gün içinde düzenleme yapmaları konusunda uyarıp, tebligat verdi. Dileyen işyeri lisanslı geri dönüşüm firması ile sözleşme imzaladı. Yönetmelik gereği iş yerlerinin çevre lisansı olan geri dönüşüm firmalar ile sözleşme imzalama ve atık yağlarını onlara teslim etme yükümlülüğü olduğu ve yönetmeliğe uymayan iş yerlerine cezai işlem uygulanacağı belirtildi. Yıllardır böyle bir uygulama olmadığını ve biriktirdikleri atık yağların kimler tarafından ne amaçlı toplandığını bilmemekten dolayı endişeli olduklarını söyleyen iş yeri sahipleri de uygulamadan memnun olduklarını dile getirdi. Türkiye’deki iş yeri sahiplerinin bu konu hakkında bilinçli olmadığını söyleyen iş yeri sahibi Ali Hakan Yemişal, “Bu güne kadar bu tür uygulamalar Türkiye’de hep duyuluyor ama yerel anlamda belediyelerin bu işe sahip çıkması, işletmecileri bir şekilde yönlendirmesi gerekiyor. Lisanslı geri dönüşümcülerin bu mamulü toplaması işletmeciler için daha uygun. Ben Buca Belediyesi’ni bu konu için kutluyorum. İşletmecileri bu şekilde yönlendirmesi, resmi hale getirilmesi bizim için de avantaj. Ben faydalı buluyorum” dedi.

“Doğuma Hazırlık Eğitimi” uzmanından alınmalı“Doğuma Hazırlık Eğitimi” uzmanından alınmalı

Yrd. Doç. Dr. Banu Karaöz, gebelikte sigara içme ve alkol kullanma oranlarını düşüren, egzersiz yapma, dengeli beslenme ve sağlığa olan ilgiyi artıran Doğuma Hazırlık Eğitimi’nin anne adaylarınamutlaka uzman eğitmenler tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. İzmir Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Banu Karaöz, özellikle ilk defa anne ve baba olacak çiftlerin gebelik, doğum ve doğum sonrası döneme ilişkin endişelerinin aşılması için Doğuma Hazırlık Eğitimialmalarının büyük yararı olduğunu söyledi. Kadının kendine ve bedenine güvenmesi konusunda farkındalığını arttıran Doğuma Hazırlık Eğitiminindoğum eylemi, doğum ağrılarıyla baş etme ve doğum pozisyonları, doğumda destek, olası girişimler, solunum, ıkınma ve gevşeme egzersizleri, rahatlama teknikleri gibi erken ve geç dönemden başlayarak anne-babalığın ilk aylarına ilişkin bir dizi eğitimi kapsadığını hatırlatan Karaöz, eğitimin mutlaka uzmanından alınması gerektiği konusunda adayları uyardı. Eğitimin gebeliğe etkilerine yönelik yapılan çalışmalarda eğitime katılan kadınlarda katılmayanlara göre sigara içme, alkol alma davranışlarının daha az olduğu, egzersiz yapma, dengeli beslenme ve sağlığa olan ilginin daha fazla olduğunun saptandığını belirten Karaöz, “Çalışmalarda eğitimin doğuma yönelik bilgiyi arttırdığı, doğum deneyiminden memnuniyeti pozitif etkilediği, doğum sırasında yaşanan anksiyeteyi azalttığı, emzirme oranını yükselttiği saptanmıştır” dedi. Doğuma Hazırlık Eğitimiverebilmek için; Doğuma Hazırlık Sınıfları Eğitici Eğitimi almış olmak gerektiğini hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Banu Karaöz, eğitimlerine ebe, hemşire, kadın doğum uzmanları ve asistanları, aile hekimleri, sağlık bilimleri hemşirelik ve ebelik bölümü araştırma görevlileri, öğretim görevlileri, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile özellikle doğum rehberliği yapmak, çalıştığı kurumda Doğuma Hazırlık Eğitimi kursları düzenlemek isteyenlerin İzmir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi tarafından verilen eğitime katılabileceklerini belirtti. Daha önce İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde “Gebe Eğitim Sınıfları” oluşturduklarını belirten Karaöz, alanında uzman ebe Özgen Özveren Erdenilgen ve uzman eğitmenler eşliğinde Doğuma Hazırlık Eğiticisi yetiştireceklerini belirtti. İzmir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nde Doğuma Hazırlık Eğitici Eğitimiverildiğini hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Banu Karaöz, 9 Eylül’de başlayacak ve 3 gün sürecek eğitimde yer verilecek başlıkları şöyle sıraladı: Doğuma Hazırlık Sınıflarının (DHS) önemi, tarihçesi, amaçları ve çeşitleri nelerdir? DHS programında yer alması gereken konular nelerdir? Doğum ve Doğuma Hazırlık Felsefesi-Doğumun Bedende İşleyişi Yaratıcı Drama Nedir? Doğum Korkusu Görüşme Becerileri ve Doğum algısında İletişim Örnekleri Gebe/Loğusa Eğitiminde İletişim ve Danışmanlık Becerisi Gebe/Loğusa Eğitimine Yaklaşım: Yetişkin Eğitimi, Gebe/Loğusa Eğitiminde Sunum Becerileri-Görsel İşitsel Araçları ve İnteraktif Eğitim Tekniklerini Kullanma Anne Sütü Mucizesi ve Emzirme Öz-Yeterliliğini Etkileyen Faktörler Anne Bebek Etkileşimi ve Bağlanması Doğumda Ağrısıyla Baş Etmede Diğer İlaçsız Yöntemler Nefes Teknikleri-Gevşeme Teknikleri-Gebelik ve Doğum Egzersizleri Grupların Beceri Performansları Doğum Öncesi ve Doğum Sürecinde EFT ve Nefes Teknikleri (Akupress noktaları ile gevşeme)

Yağın rengine bakıp aldanmayın…Yağın rengine bakıp aldanmayın…

Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Tadım Uzmanı DR. Dilşen Oktay, Çeşme’de Küçük Ev Butik Otel’de gerçekleştirilen zeytinyağı tadım eğitiminde zeytinyağı satın alırken aranması gereken kriterleri sıraladı. Son dönemden zeytinyağı fiyatlarının yükselmesiyle birlikte artışa geçen sahtecilik olaylarının tüketicilerin tereddüde düşürdüğünü kaydeden Oktay’a göre, zeytinyağında en yaygın olan yanlış inanış “Zeytinyağının rengi yeşilse kalitelidir” kanısı… “Yağın rengine bakıp aldanmayın” diyen Oktay tüketicilere şu uyarılarda bulundu: “Zeytinyağının rengi duyusal analizde kalite kriteri değildir. Zeytinyağının rengine bakarak kalitesi hakkında karar vermeniz sağlıklı olmaz. Gelişmiş teknoloji sayesinde zeytinyağının rengi değiştirilebilir bir özelliktir. Çoğu tüketici zeytinyağının renginin yeşil olduğunu görünce doğrudan “erken hasat” zeytinyağı alıyorum hissine kapılır. Ancak size kötü bir haberim var. Her yeşil zeytinyağı “erken hasat” olmayabilir.” Üretici ile iletişim kurmaktan çekinilmemesi gerektiğini de kaydeden Oktay, çok kaliteli üretim yapan butik üreticiler olduğuna da değinerek, “Bu üreticiler tasarımlarına, etiketlerine, web sitelerine çok özeniyorlar. Etiketini iyice okuyun. Eğer böyle bir ürün alıyorsanız üretici ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. Emin olun onlar da sizinle görüşmekten büyük mutluluk duyacaklar” diye konuştu. Dr. Dilşen Oktay ayrıca duyusal olarak zeytinyağının kalitesiyle ilgili en önemli kriterin yağın meyvemsiliği olduğunu kaydetti. Hemen her tüketicinin bu küçük testi uygulayabileceğini kaydeden Oktay, yapılması gereken yöntemi ise şöyle tarif etti; “Natürel sızma zeytinyağı satın almadan önce tatma şansınız varsa tadına mutlaka bakın. Eğer kokusunda “meyvemsilik” olarak adlandırdığımız zeytin meyvesi kokusu var ise doğru yoldasınız demektir. Zeytin meyvesinin kokusunu bilmeyenlere önerim; bir zeytin ağacının yakınına gidip daldaki zeytini koklamanızdır. Gerçekten burcu burcu kokan bir meyvedir zeytin. Bu kokunun dışında sizi rahatsız eden herhangi bir koku almıyorsanız zeytinyağının kusursuz olması ihtimali vardır. Ayrıca yağı ağzınıza bir miktar alıp dilinizin üzerinde gezdirip ardından yuttuğunuzda dilin üzerinde acı badem, kahve veya kakao çekirdeği acısı varsa ve buna eşlik edecek şekilde bademciklerin üzerinde veya gırtlağınızda biber gibi yakıcılık hissi uyandırıyorsa antioksidan varlığı olan bir zeytinyağı ile karşı karşıya olabilirsiniz. Zeytindostu Derneği’nin Çeşme’de gerçekleştirdiği tadım eğitimde ayrıca katılımcılara Zeytindostu Derneği Kalite Yarışması’nda dereceye giren zeytinyağları da tattırıldı. Küçük Ev Butik Otel İşletme Sahibi İrem Parlak da tadım eğitimlerinin nitelikli müşteriler anlamına geldiğini kaydetti. Eğitimde ayrıca dört hamile kadının da yer alması dikkat çekti.

 Ramazan Bayramı’nda Sağlıklı Beslenme kilo artışı tetikleniyor... Ramazan Bayramı’nda Sağlıklı Beslenme kilo artışı tetikleniyor...

Beslenme alışkanlıklarının değiştiği, öğün sayısının azalırken, yiyecek çeşitliliğinin ve besin tüketiminin arttığı Ramazan ayının ardından, herkes bayram ziyaretlerinde sohbetleri tatlandıracak ikramlarla karşılanır. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr.Dilek Ongan, Ramazan ayı sonrası için önemli beslenme önerilerinde bulundu. Geleneksel Bayram ikramlarının enerji ve yağ içeriği yüksek, kan şekerini hızla arttıran tatlılar ve hamur işlerinden oluştuğunu ifade eden Yrd.Doç.Dr.Dilek Ongan, “Bu ikramlardan az miktarda yemek, sütlü ve meyve tatlıları tüketmek, çikolata-şeker yerine kuru kayısı, kuru incir vb kuru meyve tercih etmek en doğru seçimdir.” diye konuştu. Ramazan Bayramı ile birlikte Ramazan öncesi yeme düzenine geri dönmek, kahvaltı öğününü atlamamak, Ramazan boyunca yapılan sahuru gece yemek şekline dönüştürmemek gerektiğini belirten Yrd. Doç.Dr. Ongan, “Güne kahvaltı ile başlanmalı ve öğün atlanmamalıdır. Kahvaltıda peynir veya yumurta, domates, salatalık, yeşilbiber, maydanoz, taze meyve ile tam tahıllı ekmek tüketerek güne sağlıklı başlanabilir. Gün içerisinde ikram edilen tatlılardan tüketileceği için kahvaltıda bal/reçel/pekmez vb. şekerli yiyecekler ile günlük şeker ve enerji alımını arttırmamak gerekir” dedi. Hareketsiz geçen Ramazan ayı ile fazla enerji alımı sonucu kilo artışının tetiklendiğine dikkat çeken Yrd.Doç.Dr.Ongan, “Bayram ziyaretlerine yürüyerek gitmek ve fiziksel aktiviteleri arttırmak fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasını sağlamaktadır.” şeklinde konuştu. Diyabet, kalp ve hipertansiyon hastalarının, uyguladıkları beslenme tedavisine bayram süresince de özen göstermesi gerektiğini hatırlatan Yrd.Doç.Dr. Ongan, bebek ve çocukların, büyüme ve gelişmeye katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şekerli besinlerden ve gazlı-şekerli içeceklerden uzak durması uyarısında bulundu. Sağlıklı olmak için yeterli ve dengeli beslenmenin, yaşamın her döneminde önemli olduğunu kaydeden Yrd.Doç.Dr.Ongan, “Ramazan ayının ardından Bayramı da sağlıkla karşılayabilmek için yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uymak gerekmektedir. Bu konuda diyetisyenlere danışarak doğru bilgi, uzmanından edinilmelidir” dedi

Kimse Duymasın
Tüm Hakları Saklıdır.

Top