Son dönemlerde sıklıkla Akhisar’a gidip geliyorum.
Eşimin adına, oğullarımla birlikte Kapaklı Köyü’nde yaptırdığımız “Nergiz Erboy Çocuk Kütüphanesi”ni öncelikle köy çocuklarımızın eğitimlerine katkı olması amacıyla açtık. Resmi açılış için de çok değer verdiğim spor adamı, kardeşim gibi sevdiğim Özgür Morbel’in “Görkemli bir açılış yapacağız” baskısı fikrimi değiştirir mi, bilemiyorum. Yine Akhisar’da çocukluğumuzdan bu yana iyi ve kötü günlerde  “kardeş gibi” olduğumuz, kadim ve can dostum Ufuk Merde de bu konuda ısrarcı…
Bakalım gelecek günler ne getirecek?
Akhisar’da büyüklerin vefatlarından sonra fazla kalmıyor ve günlük ziyaret ediyordum. Ama bu kez kütüphane benim kalış saatlerimi çoğalttı. Gündüzden geceye de taşıdı. Bu süre içinde pek çok eski dostla karşılaştık, sohbet ettik. Hasret giderdik…
Geldiğimi duyan aradı, buluştuk. Konuştuk. Akgünspor’dan, Akhisarspor’a… Şehir Gazinosundan, Tan Kıraathanesine kadar sohbeti derinleştirdik. O günlere kadar da taşıdık… Nasıl da hasret kalmışız, sevgi seline… Sohbetin güzelliğine… Muhabbetin berraklığına…
Yeniler nereden bilecek, belediyenin yerinde garajın, karşısındaki kahvenin üstündeki garaj otelin olduğunu?..
Akhisar’da son dönemde sporun siyasetin önüne geçtiğini mutlulukla hissettim. Bizim ortaokul ve lise dönemlerindeki gayri federe-federe futbol takımlarının rekabeti şimdi kulüplerde olduğunu gördüm…
Gerçekten böylesine anlamlı bir tabloya şaşırdığımı söyleyemem ama çok mutlu olduğumu itiraf etmeliyim. Sporun güzellikleri, çocuklarımızı karanlık dünyaya yönelmeden çekmeye, uzaklaştırmaya bire bir…
Onun için ailece ve yediden yetmiş yediye hepimiz sporu sevmeliyiz. Doğru işler yapan kulüplerimizi desteklemeliyiz.
En büyük destek de belediyelerden olmalı…
Onlar öncü olsun ki, desteklesin. Kulüpler bir adım daha cesur adım atabilsin…
Futbolda belediyenin artık “pes” ederek gücünü amatör kulüplere vermeli… Yoksa taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini cümle âlem biliyor!
Kulüplere başka bir yazıda söz edeceğim. Ama burada bir Akhisar sevdalısından, spora olan katkısını yazmazsam haksızlık ederim.
Geçtiğimiz günlerde hazırlık aşamasını ve yarışını izlediğim labirent oryantiring de öylesine bir organizasyon yapmışlar ki, parmaklarınızı ısırmamanız için kendinizle kavga edebilirsiniz. Nazar değmesin diye neredeyse “nazar boncuğu” hediye edecektim.
Özgür Morbel’den söz ediyorum.
Öğretmen. Aynı zamanda Türkiye Oryantiring Federasyonu Merkez Hakem Kurulu Başkanı. Eski milli judocu. Futbol hakemi. İzci. Atlet. Hangi birisini yazacağımı şaşırıyorum. Özetle; spor neredeyse Özgür orada olmuş…
2003 yılında tanıştığı oryantiring branşını Akhisar’da 1. Sıraya yerleştirdi. Morbel, görev yaptığı okullarda ve kulüplerde sayısız Türkiye Şampiyonlukları ve dereceleri elde etti. Uzun süre zirveden inmedi… Halen de inmeye niyeti yok.
Eğitim ve spor alanında bir çok ödül kazandı. Oryantiring Antrenörü ve aynı zamanda Ulusal Oryantiring Hakemi. Türkiye Oryantiring Federasyonu’nda Organizasyon Kurulu Başkanlığı , Manisa Oryantiring İl Temsilciliği , MEB Kurul Üyeliği, Temsilciler Kurulu Üyeliği , Ulusal ve Uluslararası Şampiyonalarda ve  Milli Takımlarda bir çok idari ve teknik görevlerde de bulundu.
Labirent Oryantiring organizasyonunda 1500 öğrenciyi bu sporla aynı gün içinde tanıştırdı. Sahada 2 oyun alanında hiç kargaşa olmadı. Çocuklar geldi, oynadı, gitti. Mükemmel bir organizasyona imza atmalarının yanında her giden Özgür öğretmenine “Bir daha ne zaman yapacağız?” diye arkasına baka baka giderken, sordu durdu…
www.kimseduymasin.com da haberini okudum: “Akhisar'da oryantiring patlaması” diye! Gerçekten öyle… Buna izlediğim, “Dünya Oryantiring Haftası ve Akhisar Eğitimde Kadı Eli Projesi Labirent oryantiring Yarışmasında” şahit oldum.
Elbette İl temsilcisi Muammer İnan’ın da hakkını yiyemeyiz… İnanın “İsviçre Çakısı” gibi…
Onu da başka bir yazıya saklayalım… Fehmi Yaman’ı da unutmuş değilim… Himmet Hoca'yı da...
Lafı fazla uzatmayalım…
Özgür Morbel ve ekibinin başarılarına yazmayacağız da ne yapacağız?
Elbette devam edeceğiz!