TFF – Türkiye Futbol Federasyonu: 23 Nisan 1923 tarihinde kuruldu. Ülkemizde futbol faaliyetlerini yürütmek, futbolun gelişmesini, yurdumuzda yayılmasını sağlamak, yurt dışında temsil etmek ve bu konularla ilgili her türlü düzenlemeyi yapmak, kararlar almak ve uygulamakla yetkili kurumdur. Kurulduğu 1923 yılından günümüze kadar ülke futbolumuzu TFF – Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yürütülmektedir. Futbol bu süre içinde beş temel gelişim dönemi geçirmiştir. TFF’nin kuruluş tarihini, çalışmalarını, kurumsallaşmasını ve profesyonelliğini beş gelişme döneminde inceleyebiliriz. TFF’nin tarihi gelişim dönemleri ve uygulamalar:
1. Kuruluş ve Uluslararası Entegrasyon, Bütünleşme, Uyum Dönemi: 1923-1951 Cumhuriyet’in ilanından hemen önce başlayan ilk dönem, futbolun kurumsal temellerinin atılması ve uluslararası alanda tanınma dönemidir. Bu dönemde ilk kuruluş gerçekleşmiştir. 1923 yılı Nisan ayında İstanbul Şehzadebaşı’ndaki Letafet Apartmanı’nda Yusuf Ziya Öniş başkanlığında “Futbol Heyet-i Müttehidesi” adıyla kuruldu. Devamında 21 Mayıs 1923 tarihinde FIFA’nın 26. üyesi olarak kabul edildi. Daha sonra 26 Ekim 1923 tarihinde A Milli Futbol Takımımız Romanya ile Taksim Stadı’nda ilk Milli Futbol Karşılaşmasını yaptı, 2-2 berabere kaldı. FIFA, 1924 yılında yapılan Sovyetler Birliği-Türkiye karşılaşmasına futbol hakemimiz Hamdi Emin Çap’ını tayin etti. Bir milli karşılaşmada ilk defa bir Türk hakemi görev yaptı. Yine bu dönemde ilk defa hakem ve antrenör kursu açıldı. İlk deplasmanlı lig Milli Küme karşılaşmaları başladı. Devamında 1924 yılında Ankara’da bölgesel lig birincilerinin katılımıyla ilk ulusal ilk Türkiye Şampiyonluğu düzenlendi. 1938 yılında Türk Spor Kurumu’nun kaldırılması ve Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bağlanması ile futbol da devlet yönetimine, denetimine geçmiş oldu.
2. Profesyonelliğe Geçme ve Milli Lig Dönemi: 1951-1980 Futbolun amatör bir eğlence olmaktan çıkıp, yasal bir meslek ve geniş kitlelerin takip ettiği düzenli bir organizasyon haline geldiği dönemdir. Bu dönemde futbolda profesyonellik kabul edildi ve 1951 yılında ülkemizde futbolun resmi olarak profesyonel bir statü kazanması onaylandı. 1959 yılında bugünkü Süper Lig’in temeli olan “Milli Lig” kuruldu ve ilk şampiyon Fenerbahçe oldu. 1962 yılında TFF – Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA-Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’ne tam üye oldu. 1962-1963 sezonundan itibaren Avrupa Kupa Galipleri Kupası’na katılacak takımları belirlemek üzere Türkiye Kupası organize edilmeye başlandı. Ayrıca bu dönemde sporumuzu yöneten Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak şehir stadyumlarının inşasına başlandı.
3. Özerk Olma ve Kurumsallaşma Dönemi: 1980-1992 Devlete bağlı olarak çalışan futbol yönetiminin modern dünyaya uyum sağlayarak bağımsız bir yapıya bürünmeye başladığı ara dönemdir. Futbol kulüplerinin dernek statüsünden şirketleşmeye doğru ilk adımları atması bu dönemde teşvik edildi ve futbolda Yasal Reformlar yapılmaya başlandı. Aynı zamanda Altyapı ve Eğitime önem verildi. Gençlik geliştirme bölümleri kurularak antrenör ve hakem eğitimleri standart hale getirildi.
4. Tam Özerklik ve Altın Çağ Dönemi: 1992-2000’lerin ilk zamanı Futbolumuzun idari anlamda devrim yaşadığı ve sportif olarak en verimli döneme, zirveye ulaştığı dönemdir. 17 Haziran 1992 tarihinde çıkarılan 3813 sayılı kanunla TFF, tam özerk bir yapıya kavuştu ve kendi bütçesini yöneten, özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız bir kurum oldu. Bu dönemde Yayın Gelirlerinin çoğalması ile Lig maçlarının yayın hakları havuz sistemine geçirilerek kulüplere büyük bir gelir kapısı sağlandı.
Altyapı ve özerklik yatırımları sonucunda Galatasaray Teknik Direktör Fatih Terim ile Galatasaray 2000 yılında UEFA Kupası ve Süper Kupa’yı kazandı; A Milli Futbol Takımımız Teknik Direktör Şenol Güneş ile 2002 Dünya Kupası’nda dünya üçüncüsü oldu. Ülkemiz Uluslararası başarılar kazandı.
5. Endüstrileşme, Dijitalleşme ve Marka Değeri Dönemi: 2000’li yıllar 2000 yılından itibaren ülke futbolumuzun milyarlarca liralık bir sanayi dalına dönüştüğü, tesisleşme ve dijitalleşmenin büyük ölçüde geliştiği, zirve yaptığı modern dönemdir. Bu dönemde Kurumsal Kimlik ve Tesisleşmeye ağırlık verildi. İstanbul Riva’da bulunan TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri açılarak modern bir yönetim ve kamp merkezi kuruldu. Devamında 2014 yılında hem gelir hem de güvenlik açısından e-bilet-Passolig sistemine geçilerek stadyumlara girişler tamamen dijitalleştirildi.
2018-2019 sezonundan itibaren Video Yardımcı Hakem-VAR sistemine geçildi. Bu sistem Süper Lig, Birinci Lig ve bazı Liglerde de uygulanmaya başlandı. TFF – Türkiye Futbol Federasyonu, günümüzde Süper Lig başta olmak üzere tüm profesyonel ve amatör ligleri organize eden, sponsorluk gelirleri, dijital yayın hakları, UEFA organizasyonları, “EURO 2032 ev sahipliği” gibi küresel alanda Türk futbolunun marka değerini arttıran, yöneten büyük bir kurum yapısıyla faaliyetlerini sürdürmektedir. Bütün bu olumlu çalışmalara rağmen, ülkemiz futbolda olması gereken yerde değildir. Zira A Milli Futbol Takımımız, Temmuz 2026 itibarıyla açıklanan son FIFA dünya sıralamasında 1582.54 puanla 27. sırada yer almaktadır. Tarihinin en büyük derecesini geçmişte 5. sıraya yükselerek elde eden A Milli Takımımız, uluslararası organizasyonlarda önemli başarılarına sahiptir. Ancak futbolumuzda sağlanan modern, çağdaş her türlü imkana ve genç nüfusumuza rağmen 27. sırada olmamız başarı değildir. Benzer durum Süper Lig takımlarımızda da var. Bana göre aşırı sayıda yabancı futbolcu transferi futbolumuzu olumsuz etkilemekte, gençlerimizin öne çıkmalarını engellemektedir. Başarı için gençlerimize ve uzun vadeli projelere öncelik verilmelidir.

