Hem alaylı, hem mektepli..
Yani; amatör/profesyonel futbolu oynamış, sporun eğitiminde de terlemiş. Dil de bilir.
Oyuncusu, yardımcıları, yöneticileri ve taraftarla -en iyi diyaloğu- kurandır…
Sürekli okur, kendini yeniler. Üç yıldır başarıdan başarıya koşan takımın başındadır.
Hep mütevazı… Hep başı -saygıyla- önündedir. Ailesine de çok düşkündür.
“Futbolun sadece futbol” olmadığına; “Hayatın futbola benzediğine; futbolun kişisel beceri gerektirdiğine ama aslında toplu oynanan, insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyun olduğuna” inanır. Yaşam gibi !..
“İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takıma sahip değilsen kaybedersin” yarışmacı mottosudur… Cesaretini de futbol alanına bir demet çiçek gibi sunar.
Futbolun; -sevgi, saygı, barış ortamında oynanması/izlenmesi/yönetilmesinden- yana olduğunu her fırsatta yineler.
xxx
Hüseyin Eroğlu…
Türk gençlerinin Avrupalı meslektaşlarıyla yarışabilecekleri ortamı hazırlamayı rotalamış, Özkaynak Proje ile kendi yıldızlarını yaratan sisteme inanmış. 10 yıl içinde ülkenin- en büyük yetiştiricisi- olmayı hedeflemiş kulübü “Türkiye’nin Altınordusu”nun son üç yılda iki kupa kaldırmış Teknik Direktörü… Bir basın emekçisi olarak -çok yakından izlediğim- gerçek bir futbol emekçisi.
Neredeyse, bütün futbolcuların/meslektaşlarının saygı duyduğu onurlu kimlik. Aklının, vicdanın, yüreğinin sesini dinleyen. Nekrasov şiirindeki gibi, “Bir Saatlik Şövalye” olmamış Hüseyin Eroğlu…
xxx
Fransızların özlü sözüdür; “Ilya fagot et fagot/Adam var, adamcık var.” Hüseyin Eroğlu adam olanlardandır. Şampiyonluklar; sahada da/saha dışında da -önce insan- olunduğunu unutmayanların hakkı olmalıdır. Zaferler; futbolu erdemlilik kuralları içinde en iyi biçimiyle oynamaya/oynatmaya çalışanların olmalıdır. Önce dostluklar gelsin, sonra şampiyonluklar… Spor kültürümüze/futbolun güzelliğine katkı koymaya devam “Namuslu Yürek” Hüseyin Eroğlu…
Devam!..
Umudun eksiksiz, kalbine değen kalpler çok olsun Hocam !..
Yol Arkadaşları’nın da…