Sporun geliştiği, toplumun bir parçası olarak kabul edilen ülkelerde her konuda olduğugibi ülkenin ve ülkelerin sporu konusunda da bir kütüphane çalışması ve bir arşiv çalışması vardır. Ülkemizde 1800’ün sonlarında başlayan batılı spor hareketleri ile ilgili fazla bir arşiv ve tarihsel çalışmayı göremiyoruz. Özellikle1950’ler sonrası Eşref Şefik sonra onu izleyenler Haluk San,Halit Kıvanç,Tevfik Ünsi, Cem Atabeyoğlu, yakın tarihte ise Ali Gümüş (Özellikle güreş), Doğan Yıldız, Mehmet Durupınar “SPOR TARİHİ” ve arşiv çalışması yaptılar.
Bence, artık görev Gençlik ve Spor Bakanlığına düşüyor. Bakanlık ilk olarak spor tarihi departmanı kurmalı ve burada eğitimli, yabancı dil bilen bir ekibi görevlendirmelidir. Ekibin ilk işi başta milli kütüphane olmak üzere; Türkiye’deki tüm spor kurumları, kulüpleri ile birebir temas ederek onlardada bir arşiv bölümü kurdurmalı ve ellerindeki malzemeleri kopyalamalıdır. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin bir “SPOR ARŞİVİ” tesis edilmeli, yapılacak yayınlar bu arşiv esas alınarak yapılmalıdır. Göreve geldiğinden bu yana pozitif çalışmalara imza atan Bakan Akif Çağatay Kılıç böyle bir çalışmaya başlatırsa “Türk Spor Tarihi”nde onurlu bir yerin sahibi olacaktır. Aksi takdirde Türk sporunda başarılar da, hatalar da tozlu raflarda kalacak, gelecek nesillere ciddi belgeler ulaşamayacaktır.
Bir ülkenin en önemli varlığı tarihidir. Bununda gerçeklere dayanan belgelerden oluşması şarttır.