Siyasetimizin en esprili, sevimli lideri Erdal İnönü’nün yeĞeni.
Almanya’da lisans, ABD Harvard’da üst lisans okudu.
ÇalıŞtıĞı her yerde takdirnameler aldı.
Üç erkek çocuk babası.
61 yaŞında.
Yazıyorum ki, kiŞiliĞi bilinsin.
Sonra siyasete adım attı.
ŞiŞli’den belediye meclis üyeliĞine seçildi.
Bir dönem sonra oy patlamasıyla belediye baŞkanı.
Huzur bulamadı.
Müdürleri deĞiŞtirmek istedi, ekibini kuramadı.
Hep engellendi, sisteme geçemedi.
Tehditlerle karŞılaŞtı.
OĞullarına kadar uzandı. Önüne görevinden istifa dilekçeleri konuldu.
Makamını terk edip gitmesi istendi.
Falan, filan.
Bunların hepsi iddiaydı…
Belki de ucuz senaryo!
Milletvekili, parti yöneticisi, genel baŞkana kadar taŞındı.
Nedense…
Bir türlü sesini duyuramadı.
Veya beceriksiz kaldı.
Sonunda…
HaykıramadıĞını…
EŞi, İstanbul Üniversitesi Mantık Anabilim Dalı BaŞkanı Doç.Dr Nazlı İnönü tek tek sıraladı.
Sebebi, mantıĞıyla…
Kendilerinden istenen sonucuyla.
Savcılık soruŞturma açtı.
Bilgi, belge, tanık hızla toplandı.
“ Takipsizlik” kararı verildi.
Kararda, telefondaki mesajlar ‘sitem’ olarak nitelendirildi.
YaŞananlar, “tehdit olarak algılanmıŞtır” denildi.
Dolayısıyla…
Suç Şüphesi olmadıĞı gerekçesiyle iddianame yazılmadı, dava kapandı.
CHP İstanbul İl BaŞkanı Murat Karayalçın da, “ Yapacak bir Şey yok” diye kapattı.
Parti disiplin yönetmeliĞinin 11. Maddesi diyor ki:
“Partili üyeler hakkında, bilerek ve isteyerek aslı olmayan söylentiler çıkaran, yayan…”
Yani…
Disiplini boylar, ihraçla yollanır.
Tazminat davası da KDV’si!
Akıbet, yakında muhtemeldir.
Hayri BaŞkan…
Sizin neyinize kahramanlık!
Düz, düzgün olup her Şeyi söylemek, direnmek.
Hala anlamadınız mı?
Memleketimizin ruh halini.
Gelirken bandoyla karŞılar…
Gönderirken ardından su dökmeyiz.
Siz ne ilksiniz…
Ne son örnek olacaksınız!