İzmir, 30 Ekim 2020 günü yaşadığı büyük felaketin izlerini unutmuyor. Ege Denizi’nde meydana gelen deprem, kentte saniyeler içinde büyük bir yıkıma yol açtı. Çok sayıda bina hasar gördü, aileler sevdiklerini kaybetti, binlerce insanın yaşamı değişti.
Depremin ardından yürütülen arama kurtarma çalışmaları günlerce sürdü. Enkaz başlarında bekleyen aileler, bölgeye koşan ekipler ve umutla gelecek iyi haberleri bekleyen yurttaşlar, İzmir’in hafızasına kazınan görüntüler arasında yer aldı.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, deprem yalnızca yıkılan binalarla değil, kaybedilen hayatlarla ve geride kalanların dinmeyen özlemiyle hatırlanıyor.
Depremin en acı anları kadar, enkaz altından sağ çıkarılan insanların hikâyeleri de hafızalarda yerini koruyor. Elif Perinçek ve Ayda Gezgin’in kurtarılmaları, felaketin ortasında bütün kente umut veren anlar arasındaydı. Ancak bu sevinçlerin yanında, yakınlarını kaybeden ailelerin yaşadığı tarifsiz acı da yıllardır sürüyor.
Deprem, özellikle Bayraklı ve Bornova’da ağır hasara neden olurken Seferihisar’ın Sığacık bölgesinde deniz taşkını yaşandı. Kentin farklı noktalarında evler, iş yerleri ve yaşam alanları zarar gördü.
Altı yıl sonra bile 30 Ekim denildiğinde İzmir’de birçok kişi için aynı gün, aynı saat ve aynı acı hatırlanıyor.
Depremin yıl dönümünde kaybedilen yurttaşlar anılırken, afetin neden olduğu yıkıma ilişkin sorumlulukların açıklığa kavuşturulması talebi de gündemdeki yerini koruyor.
İzmir Barosu, depremin altıncı yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yıkıma ilişkin yargılamaların henüz tamamlanmadığına ve yaşamını yitirenlerin yakınlarının adalet arayışının sürdüğüne dikkat çekti. Baro, yapı güvenliğinin sağlanması ve gerekli önlemlerin gecikmeden alınması çağrısını yineledi.
Deprem sonrasında yürütülen soruşturma ve davalar, yıkılan binalardaki sorumlulukların belirlenmesi bakımından önem taşıyor. Hayatını kaybedenlerin aileleri için adalet arayışı, felaketin ardından geçen zamana rağmen devam ediyor.
30 Ekim depreminin bıraktığı en önemli derslerden biri, afetlere hazırlığın yalnızca deprem sonrasında yürütülen çalışmalarla sınırlı kalamayacağı oldu. Yapı güvenliği, mevcut binaların durumu, zemin özellikleri ve toplumun afet bilinci, kentlerin depreme karşı dayanıklılığında belirleyici rol oynuyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2026 yılında zemin araştırmaları, yapı envanteri, Deprem Master Planı ve afet eğitimleri gibi çalışmalar yürüttüğünü açıkladı. Belediyenin açıklamasına göre yaklaşık 120 bin yapının envanteri çıkarılırken, 2026 yılında afet eğitimleri ve tatbikatlarla 19 bin 664 kişiye ulaşıldı.
Bu çalışmaların yanı sıra, mevcut yapı stokunun güvenliğinin değerlendirilmesi, riskli yapıların belirlenmesi ve gerekli önlemlerin uygulanması, İzmir’in geleceği açısından önemini koruyor.
İzmir depremi, doğal bir afetin yıkıcı sonuçlarını azaltmak için hazırlığın, yapı güvenliğinin ve denetimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Deprem gerçeği değişmezken, alınacak önlemler ve yapılacak hazırlıklar kayıpların azaltılmasında belirleyici olabilir.
Altıncı yıl dönümünde kaybedilen 117 yurttaş saygıyla anılırken, geride kalanların beklentisi de aynı: Benzer acıların yeniden yaşanmaması ve herkesin güvenli yapılarda yaşayabilmesi.
İzmir depremi unutulmadı. Kaybedilen 117 canın hatırası, kentin hafızasında yaşamaya devam ediyor.