Ona; “Altın Spiker”, “Mikrofona Hükmeden Adam”, “Konuşma Ustası”, “, Türkiye’ye Sesiyle Diliyle Sporu Sevdiren Usta”, “Muhteşem Medya ve Sahne Profesyoneli” derlerdi.
Yıllarca radyo mikrofonlarından dinledik, televizyonda izledik. Televizyon tarihinin ilk bilgi yarışması programı "Bildiklerimiz Gördüklerimiz Duyduklarımız"ı sunandı.
Hep zirvedeydi, bir Türkiye hafızasıydı, yaşarken efsane olmayı başarabilmişti.
Kendi ifadesiyle,
“Bizim televizyonun doğduğu, emeklediği, yürüdüğü, konuştuğu, yuvaya gittiği, okula başladığı günlerde, onun yanında, çok yakınında oldu.
Televizyonun geliştiğinde, iş sahibi çoluk çocuk sahibi olduğunda da ayrılmadı ondan. Daha sonra televizyonumuz alkışlandığı ya da eleştirildiği günleri, geceleri onunla yaşadı. Hep güzelliklerde buluşmayı, yüzümün gülmesini diler ve son sözünü de ‘Ti-Vi-Ci’ deyimiyle “Sakın bizden ayrılmayın” ile bitirirdi.”
Dört yıl önce aramızdan ayrılan Halit Kıvanç’ı en iyi anlatan ifadeler –bence- Spor Yazarı İslam Çupi’dendir; “Halit Abi yazarlık yaşamımın ilk durağında benim için bir 'Kıvanç' daktilosuydu
'Abi-Kardeş', daha doğrusu ile 'Usta-Çırak' olarak aynı gazete sütunlarını, aynı odayı paylaşmak hoşgörüsünü yakaladığım yıllar, o tuş dansından, o daktilo gürültülerinden çok şey öğrendim.
Halit Kıvanç daktilosu ile Babıali'de kalan, sesi ile 'Türkiye ' o, aramızdaki ilk ve son dev adamdır.
Türkiye Radyoları'nda, TV mikrofonlarında futbola Türkçe'nin en nefisini, espri ve dialekin en ince ve nezih kılıklarını giydirdi.
Türkiye 'de kimse onun kadar, tüm mikrofonla 'Kıvanç Marka' yapmadı, yapamadı."
"Radyo, TV ve Güzel Türkçe Efsanesi :
İşte H A L İ T K I V A N Ç
"Mesleğinde doruğa çıkmış en ünlüydü Halit Kıvanç.
Bir medya profesyoneliydi, bir tarih, yaşayan efsaneydi o!
Radyoyu, televizyonu ve futbolu, zarif diksiyonuyla kusursuz Türkçesi'yle güzelleştirendi o!
Maç anlatırdı, bayılırdık. Nice unutulmaz maçları onun sesiyle yaşadık.
Çocuktum; 1966'da Yavru Ayhan ve Buldozer Fevzi'nin golleriyle futbol tarihimize geçen Milli Takımımızın “Moskova Zafer'’ini radyoda onun sesinden dinlediğini çık iyi anımsarım.
Meksika’daki 1970 Dünya Kupası final maçı Brezilya-İtalya maçını da o nakletmişti bize, hem de telefonla. 4-1’le Siyah İnciler’in kupayı kaldırdığını o kadar güzel anlatmıştı ki; unutamam.
İzmir’deki 1971 Akdeniz Olimpiyatlarını kusursuz radyo ve TV’den anlatandı da.
Oyunların açılış sununumu o yapmıştı.
Göztepe’nin 1967’de Avrupa Fuar Şehirleri Kupası’nda İspanyol Devi Atletico Madrid’i 3-0’la elediği muhteşem zaferi Alsancak Stadı’nda saha kenarından yine o nakletmişti radyo dinleyicilerine.
MİLLİYET’İN YERİ AYRIYDI
Televizyonda bir bakarsınız eğlence, bir bakarsınız yarışma, bir bakarsınız defile sunmuş. Gelmiş gazetede yazısını yazmış.
Yıllarca Milliyet'te, Hürriyet'te yazılarını keyifle okuduk.
Milliyet’te unutulmaz gazeteci Abdi İpekçi’nin yazı işlerindeki üç yardımcısından biri olarak mutfaktaki adamları arasındaydı. Spor ve Magazin haberlerinden sorumluydu çok sevdiği Milliyet’te.
1955’ten 1968’e kadar kesintisiz Milliyet’teydi.
Her Pazar günü yayımlanan Altan Erbulak’ın karikatürlerinin de yer aldığı “Pazarlık” köşesi vardı. Elbette röportajları da yer alırdı gazetede.
Daha sonra aralıklı çalıştı gazetede.
TRT’TE BİR İLKE İMZA ATTI
Türk televizyon tarihinin ilk bilgi yarışması programı "Bildiklerimiz Gördüklerimiz Duyduklarımız"ı sunandı.
Bu yarışma, Türk TV Tarihinin ilk yarışmasıydı.
Yarışma, aynı zamanda TV'de de en uzun süren ilk yarışmasıydı.
50.kez yayınlan program olma rekorunu elde edecek, sonra da tam beş yıl sürme rekoruna ulaşacaktı. 1969’dan 1973’e kadar.
Yarışmanın ismi uzundu ama süresi normaldi.
Halk ismi kısaltıp “Bildiklerimiz Yarışması” derdi.
Bir kısmı da ''Bildik, Gördük Yarışması”.
Aslında ismi uzun olunca bir çok kişi de “Halit Kıvanç’ın Programı” demeyi tercih ederdi.
Yarışmaya başvuru da mektuplaydı.
Kazananların ödülü -genellikle- televizyon alıcısıydı.
Bir de gerçek bir kuşun yarışmacıları belirlediği
“Talih Kuşu” vardı.
“Mini-Gol” adlı penaltı yarışması da yapıyor, her hafta ekrana getiriyor, tahtadan yapılmış kaledeki delikten topu en çok geçiren kazanıyordu.
1974, aynı zamanda "Spor Stüdyosu'’nun başladığı yıldı. Güngör Sayarı, Tansu Polatkan, Tuna Huş’la beraber çok program sunmuştu.
BBC’DE DE ÇALIŞTI
BBC'de çalışan Halit Kıvanç'a 1963'te 5 yıllık sözleşme teklif edilmiştir.
Türk dostu yazar Andrew Mango yönetimindeki BBC Türkçe Servisi’'nde Can Yücel, Feyyaz Kayacan, Mübeccel Argun, Tektaş Ağaoğlu, Ömer Umar, Leyla Umar, Mehmet Refiğ gibi ustalarla çalışmıştır hem de.
Temelde radyo elemanı olsa da Mango’nun katkısıyla BBC’nin TV bölümünde de dünya çapındaki programcılarla beraber olmuştur.
Halit Kıvanç "Ben öğrendiklerimi memleketimde uygulamak için gitmek istiyorum" demiş ve Türkiye'ye dönmüştür.
Her fırsatta BBC’nin radyo TV yaşamına çok şey kattığını paylaşırdı Halit Kıvanç...
HOŞ SEDA BIRAKMAK İSTEYENDİ
Halit Kıvanç hep "Dünya’da bir 'hoş seda' bırakmak istiyorum. Ötekileri ise 'boş seda' kısmına koyuyorum.
Bak 'kötü bile' demiyorum, sadece 'boş seda' diyorum" derdi!
Bizi duygulandırdı, düşündürdü, gülümsetti, eğlendirdi, heyecanlandırdı, sevindirdi Halit Kıvanç...
Hemen bir anekdot; spor spikerliği, spor gazeteciliği ile ilgili...
1969'da Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ona gümüş madalya vermiştir.
Anlatıyor Halit Kıvanç;
"Bence bu futbol ve yayıncılık tarihimizde bir ilk ve sondur.
Orhan Şeref Apak TFF Başkanı'ydı. Milli takım forması giyen futbolcular için altın gümüş ve bronz madalyalar veriyorlardı.
50 kez giyen Altın, 25'e ise gümüş madalya veriliyor.
Bir yurt dışı seyahattan dönüyorum.
Apak, 'Senin kaçıncı milli maçın oldu?' diye sordu.
'25'i geçtim, 29 mu ne oldu' dedim.
O da 'Futbolcu Ay-Yıldız'ı temsil ediyor, sen de bunu Türkiye'ye duyuruyorsun, milli futbolcu kadar hizmet etmişsin.
Ben de madalya vereceğim sana.'
Medya da destekledi. Ankara'daki Polonya maçında gümüş madalya verildi."
Peki 1954'ten beri Dünya kupası finallerini TRT'de anlatan Halit Kıvanç'ın, 2002'de onu çağırılmayarak "vefasızlıkla" ödüllendirildiğini(!) bilir misiniz?
Oysa o TRT için bakın Aydın Engin'e verdiği "nehir söyleşide" neler demiş?;
"TRT benim okulumdu. Anaokulum, ilkokulum, ortaokulum, lisem, üniversitemdi.
Ben okulda hem öğrenciydim, hem profesördüm.
Biz hem birbirimize öğrettik, hem de kendi kendimize öğrendik birçok şeyi..."
USTALAR USTASI
Acı ve tatlı deneylerinden süzülmüş dersleri benliğine sindirmiş "ustalar ustası"ydı Halit Kıvanç.
Titiz, dikkatli ve tedbirli...
Yine Aydın Engin'in kitabından bir alıntı;
"O bir tv programında konuşacak olsa, bir spor programına katılacak da olsa, defile sunsa da bedeninin doğal bir uzantısına dönüşmüş çantasında minik bir ilaç kutusu taşır.
İlaçlar mı?
Baş ağrısına, ishale, baş dönmesine, soğuk algınlığına, ses kısılmalarına karşı 'ani etkili' haplar.
Bu ilaçları mutlaka taşır.
Çünkü bilmektedir;
Sunucu, gazeteci, spiker, showman, yorumcu, yazar hasta da olsa, soğuk algınlığından bedeninin her yanı kırılmakta da olsa, ateşi çıkmış olsa da, dişi ağrısa da, öksürse de sahnenin perdesi açılacak, gazete mutlaka basılacak, ekran mutlaka aydınlanacak, radyo hiç susmayacaktır.
Bunu her profesyonel bilir."
Onu dinledik, okuduk, izledik; TRT'de.TV'de. Radyoda...
Zaman zaman özel kanallarda...
Keyifle yıllarca...
Futbolu her şeyden önce "dostluk, kardeşlik, arkadaşlık ve gerçek bir aşk gibi" düşünmesine katıldık...
MİKROFON UZATMADIĞI YOKTU
Halit Kıvanç’ın mikrofon uzatmadığı kimse yoktur!
Brezilyalı "Siyah İnci" Pele ile daha ünlü değilken röportaj yapan ilk gazeteci olduğunu, Alman gol kralı Gerd Müller’den "İmparator" Franz Beckenbauer’e kadar birçok isimle yakın dostluğu bulunduğunu, terör saldırısı ile lekelenen 1972 Münih Olimpiyat Oyunları’nı Uğur Dündar ile birlikte anlattığını, 10 tane Dünya Kupası’nı yerinde gördüğünü ekleyelim.
TRT'deki 23 Nisan programlarındaki sesinin bizi çok mutlu ettiğini de unutmadan.
Münih Olimpiyatları’na dönelim. Teröristlerin İsrail kampını basıp sporcuları öldürmesini, oyunların durmasını ve Genel Yas ilânını unutamamıştır;
“Sporcular için bir anma töreni düzenlendi.
Münih’te görevli tüm dünya TV’leri töreni kesintisiz ilettiler ülkelerine.
TRT de bu görevi en iyisiyle yerine getirdi.
Törenin naklen sunuculuğu görevi, bana ve Uğur Dündar’a verilmişti.
Sabah erkenden bize ayrılan kabindeydik.
Kulaklık ve mikrofonları taktık.
Dinsel ağırlığı olan bir törendi.
Uğur’la ikimiz için güç görevdi.
Az konuşarak o ölçüde hatadan kaçma çabasındaydık.”
(Telesafir-Bizde TV Böyle Başladı, 2002)
EN BÜYÜK ÖDÜLÜ
Mikrofonda sözleri ve ekranda yüzüyle çok sevdiğimiz, yazar ve sunucu olarak yüzlerce ödül kazanan Halit Kıvanç, ''Bugüne kadar aldığım en büyük ödül herkesin bana 'Halit Ağbi' diye hitap etmesi'' derdi ve devam ederdi;
“Hayatım boyunca kimseyle kavga etmedim, kimseye bağırmadım, kimseye vurmadım. Kimseye gücenmedim.
Kimseyi de kırdığımı düşünmüyorum.
Belki incitmişimdir ama hemen de gönlünü almışımdır.
Hayata ve futbola böyle baktım.”
Ben de Halit Abi ile tanışma onurunu yaşayanlardanım.
Türkiye Spor Yazarları Derneği-TSYD genel kurullarında, Milli Maçları anlatmak için İzmir'e geldiğinde çevresini saranlardan biriydim.
Sohbeti gerçekten çok lezzetliydi.
Bir o kadar da içten ve mütevazıydı.
En son 8 yıl önce yakın dostu Müjdat Gezen'in “Şarkılar Seni Söyler” müzikalinin galasında bir araya gelmiş, fotoğraf çektirmiştik..
İYİ Kİ VARDINIZ HALİT ABİ
Son Söz Yerine;
Genellikle değerli ve önemli isimleri vefat yıllarında değil doğum gününde anmak daha doğru gibi geliyor bana.
Bu yazı da öyle.
Bir efsane, kendi destanını yazmış bir efsaneydi Halit Kıvanç.
Anılarımıza ve onu tanıyan seven kalplere gömüldü.
Harika Türkçenizle iyi ki vardınız Halit Kıvanç Usta ve iyi ki sizin gibi bir değer hep hayatımızda oldu.
Sizi çok sevmiştik.
Ruhunuz şad olsun...




























Yorum Yazın
Facebook Yorum